MESAİ SAATLERİMİZ

Telefon Numaralarımız;
+90 252 317 05 28
Mesai Saatlerimiz;
Hafta İçi: 09:00-17:00
Cumartesi: 09:00-13:00
Acil Durumlarda 24 Saat GSM' numaralarımızdan Ulaşabilirsiniz...

Haberler

Lösemi Nedir?  Lösemi, bağışıklık sistemimizin önemli bir parçası olan beyaz kan hücrelerinin ( alyuvarlar ) kontrolsüz çoğalması sonucunda oluşan bir çeşit kanserdir. Çocukluk çağında en sık görülen kanser türüdür. En çok görüldüğü yaşlar 2-8 yaşları arasıdır. Lösemide, kemik iliğinde çok sayıda anormal hücre kontrolsüzce çoğalır ve normal kan hücrelerinin yerini alır. Bu nedenle hasta, enfeksiyon ve kanamaya açık hale gelir. Kemik iliğinden başlayan lösemi, vücudun farklı yerlerine de yayılabilir. Çocukluk çağında en sık ALL ( Akut Lenfoblastik Lösemi ) denilen türü görülmektedir. Löseminin Nedeni Nedir? Löseminin nedeni kesin olarak bilinmiyor. Ancak, bazı risk faktörlerinden bahsedilebilir. Down sendromu gibi bazı kromozomal hastalıklar, genetik yatkınlıklar, bazı viral enfeksiyonlar, yüksek doz radyasyona maruz kalmak, benzen türü kimyasal maddelere maruz kalmak bu risk faktörleri arasındadır. Bu risklere sahip kişilerin tümünde lösemi görülmemektedir. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda, gebelik sırasında sigara içen annelerin çocuklarında artmış lösemi sıklığı saptanmıştır. Anne sütü almanın ise, çocuklarda lösemiden koruyucu etkisi olduğu düşünülmektedir. Löseminin Belirtileri Nelerdir? Soluk görünüm ( düşük kan değerlerine bağlı) Ateş İştahsızlık, halsizlik Kilo kaybı Kolay morarma ve kanama ( Burun kanaması, dişeti kanaması ) Gece terlemesi Kemik ve eklem ağrıları Düzelmeyen enfeksiyonlar Karında şişlik ( Karaciğer ve dalak büyümesine bağlı ) Lenf bezelerinde büyüme ( boyun, koltukaltı, kasıkta olabilir ) Lösemi Nasıl Tedavi Edilir? Çocukluk çağı lösemisi tedavi edilebilen bir hastalıktır. Hastalığın türüne göre bazı tedavi protokolleri uygulanmakta, uygun tedavi ve destekle iyi sonuçlar alınmaktadır. Kemoterapi ( ilaç tedavisi ): İlaçlar hap şeklinde, iğne şeklinde olabilir veya damardan serum içinde verilebilir. Bu ilaçların etkisiyle kötü huylu hücreler yok edilmektedir. Radyoterapi ( ışın tedavisi ) Kemik iliği nakli: Nadiren bazı hastalarda gerekebilmektedir.  ? Details...

Karın Ağrısı Karın ağrısı çocuklarda en sık görülen, anne babayı endişelendiren yakınmalardan biridir. Ani başlangıçlı ( akut ) veya uzun süreli ( kronik ) olabilir. Genellikle masum nedenlere bağlıysa da, bazen de zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gereken ciddi hastalıklarla ortaya çıkabilir. Karın Ağrısına Neden Olan Hastalıklar Nelerdir? Akut Gastroenterit : Çocukta en sık karın ağrısı nedenlerinden biri rotavirüs gibi virüslerin veya bazı bakterilerin yol açtığı mide barsak enfeksiyonlarıdır. Karın ağrısıyla birlikte ishal, kusma, ateş görülür. Apandisit : Çocukta önce göbek çevresinde başlayan karın ağrısı, saatler geçtikçe karnın sağ alt tarafına yerleşir. Çocuk bir şey yiyemez, kusmaya başlar. Yürüyemez, iki büklüm yatıp kalır. Kabızlık: Çocuklarda sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Gaz sancısı : Çocuk karında yer değiştiren keskin bir ağrı tarifler. Beraberinde kusma, ishal yoktur. Gıda zehirlenmesi : Balık, tavuk, mayonez gibi şüpheli bir gıdanın alımından birkaç saat sonra karında kramp tarzı ağrılar, kusma, ardından da ishal başlar. Barsak tıkanıklığı : Karın ağrısına yol açan acil durumlardan biridir. Şiddetli karın ağrısı, sarı- yeşil, safralı kusmalar olur. Çocuk gaz, gaita çıkaramaz. Fonksiyonel karın ağrısı : Beraberinde ishal, kusma, kabızlık, kilo kaybı yoktur. Göbek çevresinde hafif bir ağrı tarifler. Tam nedeni bilinmemektedir. Çocuğa endişe veren, ilgi görmek istediği durumlarda ortaya çıkabilir. İdrar Yolu Enfeksiyonu : Karnın alt tarafında ağrı, idrar yaparken acıma, sık idrara çıkma, ateş gibi bulgular görülür. Ülser : Mide bölgesinde yanıcı bir ağrı olur. Yemek öncesi, sabah ve gece ağrı daha şiddetlidir. Kanlı gaita görülebilir. Ailede ülser öyküsünün oluşu tanıya yardımcıdır. Hepatit : Karaciğer iltihabına genellikle virüsler neden olur. Çocukta halsizlik, bulantı, kusma, karnın sağ üst bölgesinde ağrı, sarılık görülür. Jinekolojik nedenler : Genç kızlarda adet sancısı da sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Karın Ağrısı Olan Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalı? Kendini iyi hissettiği pozisyonda yatıp dinlenmesine izin verin. Yedirmeye çalışmayın. Eğer alabiliyorsa, az az sıvı almasını sağlayın. Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vermeyin. Doktora gitmeden karın ağrısıyla birlikte olan bulguları ( ishal, kabızlık, ateş …gibi), ağrının yerini, azaltan veya arttıran faktörleri not ederseniz tanı konmasına yardımcı olacağınızı unutmayın. Fonksiyonel karın ağrısında da çocuğun rol yapmadığını, gerçekten ağrı hissettiğini bilin ve onu suçlamayın. Karın Ağrısında Ne Zaman Doktora Başvurmak Gerekir? Eğer karın ağrısı 12-24 saatte geçmiyorsa veya sık sık tekrarlıyorsa Karın ağrısı, göbek çevresi dışında başka bir bölgedeyse ( Özellikle karnın sağ alt tarafında olan karın ağrılarında apandisit olasılığını göz ardı etmemek gerekir !) Çocuğun genel durumu kötü görünüyorsa ( Anne baba kendi hislerine güvenip hareket etmeliler, kimse çocuğunuzu sizin kadar iyi tanıyamaz ) Uzamış kusma varsa ( 12-24 saati geçen kusmalar ) Sarı- yeşil, safralı kusmalar varsa Kanlı kusma varsa Kanlı ishal varsa İdrar yapmada ağrı, sık idrara çıkma varsa çocuk doktoruna başvurmalısınız. Doktor Ne Yapar? Doktor çocuğu ayrıntılı bir muayeneden geçirir. Bazen muayene bulguları ve sizin verdiğiniz bilgiler tanıya ulaşmada yeterli olur. Bazen de karın filmi, ultrason, gaita incelemesi, idrar testi, bazı kan testlerinin görülmesi gerekebilir. Eğer, ilk muayenede karın bulguları belirgin değilse, doktor çocuğu takibe alıp birkaç saat içinde muayenesini tekrarlamak isteyebilir. Bazen de cerrahi bir nedenden şüphelenirse, çocuğu bir cerrahın da görmesi gerekebilir.  ? Details...

Çocuklarda Omurga Eğriliği (Skolyoz) Vücudumuzu dik tutan bel kemiği (omurga) bazan eğrilikler gösterir. Çok genç yaşlarda başlayabilen eğrilikleri ancak dikkatli anneler yakalayabilir. Çocuklar elbiseli iken yeni başlayan ve hafif eğrilikleri fark etmek mümkün değildir. Ama anneler çocukları elbisesiz de görebilirler. Daha çok kız çocuklarda gözlenen omurga eğiriliklerini erken fark etmek ana-baba, öğretmen gibi büyüklere düşmektedir. Omurga silindir yapıda birçok kemiğin, disk denilen kıkırdak yapılarla birleşmesinden oluşur. 7 tane boyun,12 tane sırt, 5 tane bel omur kemiği koksiks adı verilen piramide benzer parça ile birleşip iskeletin esas parçası olan bel kemiğini (omurgayı) oluşturur. Omurga vücudu dik tutan bir destek, omuriliği koruyan bir yapıdır. Omurganın boyun ve bel bölgesi oldukça hareketlidir. Omur kemiklerinin mükemmel bir şekilde birbirine eklem ve bağlarla birleşmesinden oluşan omurga yandan belirli normal eğrilikler gösterir, yandan bakılınca boyun ve bel bölgesinde içeri doğru girintili sırtta ise dışa doğru çıkıntılıdır. Ama omurgaya önden bakılınca dümdüzdür. Önden bakıldığında omurganın bir bölümünün sağa veya sola doğru kavis yapması ve rotasyon (dönme) göstermesi bir bozukluktur. Bu bozukluğa Skolyoz denir. Ancak annelerin bu konuya daha duyarlı olması ile bu rahatsızlık daha erken yakalanabilir. Vakaların çoğunda neden bilinemez. Nedeni bulunmayan eğriliklere idyopatik skolyoz denir. Genetik geçiş özellikleri vardır. Kız çocuklarda daha fazla görülür. Ağır vakalarda eğrilmeler ergenlikte çok hızla ilerler. Araştırmalar çocukların %5'inde skolyoz görüldüğünü bildirmektedir. Eğrilikler çeşitli tiplerde olabilir. Sırtta sağa veya sola belde sağa veya sola veya hem sırt hem belde karşılıklı eğrilikler olabilir. Omurga eğrilikleri çocukluktan sonra da oluşabilir. Erişkinlerde sırt kaslarının dengesizliği, aşırı şişmanlık, osteoporoz (kemik erimesi) gibi durumlarda sonradan skolyoz gelişebilir. Çoğu zaman eşit çalışmayan kaslar sırt kaslarında dengesizliğe neden olur ve omurgada eğrilik gelişir. Bu durum omurgada kalıcı bozukluk yapmadan fark edilebilirse düzeltilebilir. Belirti ve Bulgular Hafif bir eğrilik hiç bir fiziksel aktiviteyi engellemez. Çoğu zaman dikkat edilmeden fark bile edilemez. Bazan tesadüfen röntgen filminde omurgada eğrilik görülür. Ağır eğrilikler ise elbiseli iken bile fark edilebilir. Kötü gidişli skolyozda omurganın giderek eğrilmesi ileri yaşlarda göğüs boşluğunu daraltır. Bu daralma ileride kalp ve akciğer sorunlarına yol açar. Teşhis Basit bir çekül doğrultusu ile omurganın doğruluğuna bakılabilir. Ensenin tam ortasına konulan çekül ipinin omurgadan düz olarak geçip yere tam iki ayak ortasına inmesi gerekir. Ayrıca her iki omuzun aynı seviyede olması, öne doğru eğilince sırtta asimetri veye bir tarafta farklılık olmaması gerekir. En ufak bir şüpheniz varsa doğru teşhis için uzman doktor muayenesi ve radyolojik tetkikleri yaptırın. Gerekli omurga filmlerinde omurgalardaki dönmeler tesbit edilir ve skolyozun açısal ölçümleri yapılır. Skolyozlu hasta belirli aralıklarla mutlaka kontrol edilmelidir çünkü eğrilikler hızla ilerleyebilir. Tedavi Hafif vakalar sadece gözlem altında tutulur, erişkin veya çocuk zaman içinde takip edilir. Bu arada kaslardaki dengesizliğin, sertleşme ve kısalmaların önlenmesi için düzenli egzersizler yapılmalıdır. Kötü gidişli vakalarda eğrilik ve omurgada dönmenin artması ile göğüs boşluğunu zamanla çok daralır. Akciğere giren çıkan hava azalır. Yaş ilerledikçe ve çocuk büyüdükçe akciğerde sık sık problemler çıkabileceği için bu tip vakalarda korse uygulaması ve ameliyat yapılmasını gerektirebilir.  ? Details...

Kabakulak Kabakulak, tükürük bezlerinde şişliğe yol açıp yanaklarda dolgun görünüme neden olan bir viral enfeksiyondur. Basit bir çocukluk çağı hastalığı olarak görülse de, nadiren menenjit, ensefalit, işitme kaybı, orşit ( testiste iltihabi şişlik ) gibi ciddi komplikasyonlara da yol açabilir. Özellikle 2-12 yaş arası aşısız çocuklar risk altındadırlar. Bebeğinize ilk olarak 15 ayda yaptıracağınız kızamık ızamıkçık Kabakulak aşısı ile, bu hastalığa karşı koruma sağlayabilirsiniz. Ancak tek doz aşı, ömür boyu koruyucu olmadığından önerilen zamanda tekrarını yaptırmayı da unutmamalısınız!  Hastalık, genellikle ateş, iştahsızlık, halsizlik ile başlar. Ardından tükürük bezinin şişmesiyle yanakta tek veya iki taraflı dolgun bir görünüm ortaya çıkar. Çocuk çene hareketlerinde ağrıdan, yutma güçlüğünden, ağız kuruluğundan yakınır. Bazen başağrısı, karın ağrısı , kusma da olabilir. Mikrobu almış kişilerin 1/3' ü de belirti göstermeden hastalığı geçirirler. Hasta ile yakın temasla, özellikle solunum yoluyla, öpmeyle, aynı bardak, çatal kaşığı kullanmakla çevredekilere de bulaşır. Bulaşıcı dönem, şişliğin başlamasından 1 gün öncesinden 9 gün sonrasına dek sürer. Bu süreçte okul çocuğunun evde izole edilmesi, sık el yıkamaya önem verilmesi gereklidir. Hasta ile temastan 2-3 hafta sonra, mikrobu alan diğer kişide de belirtiler başlar. Hastalık sırasında lüzuma göre doktorun önereceği ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir. Yumuşak, kolay çiğnenen, asitli olmayan gıdalar tercih edilmelidir. Eğer; şiddetli başağrısı, yüksek ateş, ısrarlı kusmalar, uyku hali, testislerde ağrı varsa hemen doktorunuza başvurmalısınız.  ? Details...

Zatürre Zatürre ( tıbbi adıyla pnömoni ) virüs, bakteri gibi etkenlerin yol açtığı, akciğer dokusunun tek veya iki taraflı enfeksiyonudur. Enfeksiyon, genellikle basit bir soğuk algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar ve ilerler.  Zatürrenin lafı bile anne babaları korkutsa da, riskli bazı gruplar dışında ayaktan tedaviyle yüz güldürücü sonuçlar alınan bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi zayıf, iyi beslenememiş, kronik hastalıkları olan çocuklar, prematür bebekler, sigara dumanına maruz kalan çocuklar daha riskli gruplardır, zatürreyi ağır geçirebilir, tedavi için hastaneye yatmaları gerekebilir.     Belirtiler Nelerdir? Ateş, titreme, üşüme, terleme Öksürük, balgam Göğüs / sırt ağrısı Hızlı nefes alıp verme Göğüste hırıltı Nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler Kusma Başağrısı Kas ağrısı Halsizlik, iştahsızlık Bebekte emmeyi reddetme görülebilir Nasıl Bulaşır? Hasta kişiyle yakın temasla, onun aksırık, öksürüğünden, aynı tabak, çatal, kaşığı kullanmakla bulaşır. Ancak, mikrobu alan herkeste zatürre görülmeyecek, bazıları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirecektir. Nasıl Tanı Konur? Şikayetleri dinleyen doktor, muayeneden sonra akciğer filmi, kan testleri, balgam kültürü gibi testler isteyebilir. Nasıl Tedavi Edilir? Bakterilerin yol açtığı zatürreler antibiyotikle tedavi edilir. Çoğu hasta, antibiyotik tedavisini evde alabilir. Tedaviyi doktorun önerdiği süre boyunca almak, iyileşme görülünce kesmemek çok önemlidir. Viral kaynaklı zatürrelerde antibiyotikler işe yaramaz, hastanın genel durumunu destekleyici tedaviler yapılır. Solunum sıkıntısı, morarmaları olan hastalar hastaneye yatırılarak tedavi edilirler. Bol sıvı alımını sağlamak iyileşmeye, balgamın atılmasına yardımcı olacaktır.  Doktor önerisi olmadan, rasgele öksürük şurubu kullanmak yarardan çok zarar verebilir. Öksürük, vücudun balgamı atmak için ihtiyaç duyduğu normal bir savunma mekanizmasıdır. Ağrı kesici, ateş düşürücüler bazen gerekli olabilir. Korunma İçin Neler Yapabiliriz? Çocukluk çağı aşıları; H.influenza, kızamık gibi bazı zatürre etkenlerine karşı koruyucudur. Çocuklarda en sık zatürre etkeni olan pnömokoklara karşı 2 yaş altında kullanılabilecek pnömokok aşısı artık ülkemizde de mevcuttur. Grip aşısı da riskli çocuklar için yararlıdır. Çocuklarımızın aşılarının tam olmasını sağlamalıyız. Çocukları, bebekleri sigara dumanına maruz bırakmamalıyız. Anne sütü alan bebeklerin her tür enfeksiyona karşı daha korunaklı olduğunu unutmamalı, bebeklerimizi mümkün olduğunca anne sütüyle beslemeliyiz. Çocuklarımızı hasta kişilerle temastan korumalı, enfeksiyonların sık görüldüğü mevsimlerde onları kalabalık ortamlarda bulundurmamaya gayret etmeliyiz.  Anlayacağı yaşa gelince çocuklarımıza el yıkamanın önemini anlatmalı, el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız. Dengeli beslenmelerini sağlamalıyız.  ? Details...

Hepatit B Hepatite yol açan virüslerden biri de Hepatit B virüsüdür. Ancak; Hepatit A'dan farklı olarak ciddi bir enfeksiyona yol açar, kronik karaciğer hasarına, ölümcül komplikasyonlara neden olabilir. Ne yazık ki, ülkemiz Hepatit B 'nin sık görüldüğü ülkeler arasında yer almakta, bazen taşıyıcılar rutin kontrollerde tesadüfen saptanmaktadır. Mikrobu taşıyan anne, doğum sırasında bebeğe bulaştırabilir. Ayrıca, kan ve vücut sıvılarıyla temasla, cinsel yolla da bulaşır. Hepatit B virüsü, anne sütüyle bulaşmamaktadır. Mikrop alındıktan yaklaşık 6 hafta sonra belirtiler görülebilir. 1-2 ay sürebilir, bazen hiç belirti olmayabilir. İştahsızlık, halsizlik, döküntü, eklem ağrısı, sarılık görülebilir. Kronik karaciğer hasarına yol açabilir, kronik taşıyıcılık gelişebilir, yıllar içinde karaciğer kanseri, siroz gibi komplikasyonlarla ölümcül olabilir.  Kesin tanı, kan testiyle konur. Gebelikte annenin hepatit B kan testlerinin yapılması ihmal edilmemelidir. Çünkü anne taşıyıcı bile olsa, yenidoğan bebeği hemen yapılacak aşı ve immunglobülin ile korumak mümkündür. Kesin bir tedavisi yoktur. Enfekte kişi, uzun dönemde takibe alınır. Bebeklere doğar doğmaz başlanan aşı ile ( toplam üç doz ) korunma mümkündür.    ? Details...

Kusma ve İshalli Çocuğa Yaklaşım Kusma ve ishal her yaşta çocukta sık görülen yakınmalardır. Aynı anda başlayabilir veya kusmanın ardından ishal gelebilir. Kusma ve ishalin pek çok nedeni olabilir, ancak en sık kusma nedeni sindirim sistemine alınan bir virüs veya yenilen gıdalardır. İshal de en sık yenilen gıdalardan, enfeksiyondan veya antibiyotik alımından ortaya çıkar.  Kusma anne babaları en çok endişelendiren belirtilerden biridir. Bu endişe ve panikle de bazen yanlışlar yapabilirler. Örneğin çocuğun susuz kalacağından korkup hızla birşeyler içirmeye çalışmak doğru değildir. Evet, sıvı alması gerekmektedir, ama bunun yavaş yavaş, yudum yudum olması emilebilmesine olanak sağlayacaktır. Yemek için teklifte bulunmamak en iyisidir. Altta ciddi bir neden yoksa, çoğu kusma yaklaşık 12 saatte geçecek, çocuk rahatlayacaktır. Yudum yudum vereceğiniz sıvı, su veya doktorunuzun önereceği tuz-şeker karışımı olabilir. Kusma azalınca sıvı verme hızını arttırabilirsiniz. Ancak, çocuğun susuz kaldığından endişe ediyorsanız, kaybını yerine koyamadığınızı düşünüyorsanız, hemen doktorunuza ulaşmalısınız. Sindirim sistemine aldığımız virüsler, önce kusma ardından ishale yol açarlar. İshalde de çocuğun sıvı kaybını karşılamak çok önemlidir. Eğer, ishalle kaybettiği sıvıyı verdiğiniz içeceklerle telafi edebiliyorsanız, ne kadar sık gaita yapsa da sorun olmayacaktır. Eğer, yemek istiyorsa, barsak hareketlerini hızlandırmayacak muz, şeftali, elma, patates, ekmek, pirinç, yoğurt ( özellikle probiyotik yoğurt ) gibi gıdalar verebilirsiniz. Eğer hasta anne sütü alan bir bebekse, emmeyi sürdürmekte fayda vardır, böylece ishali daha kolay atlatacaktır. Kusma ve ishal durdurucu ilaçları, doktorunuz genellikle önermeyecektir. Çünkü; kusma ve ishal vücudun kendini rahatsız eden maddeyi uzaklaştırması için faydalı mekanizmalar olarak kabul edilmektedir.  ? Details...

Suçiçeği Suçiçeği, varisella- zoster virüsünün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır. En sık ilkokul çağındaki çocuklarda görülür, kış sonu ve ilbaharda salgınlar yapar.  Suçiçeğinin kaşıntılı, su dolu kabarcıklardan oluşan döküntüsü önce gövde ve yüzde başlar, ardından ağız içi dahil olmak üzere tüm vücuda yayılır. Hasta çocukta ateş, iştahsızlık, halsizlik görülür. Çok bulaşıcı bir hastalıktır. Solunum yolu ve yakın temasla bulaşır . Ev içi temasta bulaşma riski % 80-90 'dır. Tüm döküntü kabuklanana kadar ( yaklaşık 1 hafta ) bulaşıcıdır. Hasta çocuk 1 hafta sonra okula gidebilir. Hastayla temastan 10-21 gün sonrasında da diğer çocuklarda döküntü başlar. Hasta çocuğun izole edilmesi önemlidir, ancak döküntü başlamadan 1-2 gün öncesinde de bulaşıcı olduğundan diğerlerini tam olarak korumak için yeterli olmayacaktır.  1 yaşı dolduran çocuklar aşıyla korunabilir. Suçiçeği geçirmemiş hamileler, yenidoğan bebekler, bağışıklık sistemini zayıflatan herhangi bir hastalığı olanlar suçiçeği ile temastan kaçınmalıdırlar. Hastalığın sık görülen ateş, kaşıntı gibi yakınmalarına karşı doktorunuz bazı ilaçlar önerecektir. Özellikle kaşıntının önlenip cilt döküntüsünün iltihaplı yaralara dönüşmesi engellenmelidir.  ? Details...

Rotavirüs İshali Rotavirüs, küçük çocuklarda görülen ağır ishallerden sorumlu bir grup virüstür.Yaklaşık 2 gün süren kuluçka döneminin ardından kusma, ateş, karın ağrısı ve sulu ishal başlar. Ateş ve kusma 2-3 günde geçer, ishal ise 1 hafta- 10 gün kadar sürebilir. Bulaşıcı mıdır? Rotavirüs çok bulaşıcıdır. Mikrop bulaşmış su veya gıdayla, mikrobu taşıyan eller yoluyla vücuda alınır. Yuva gibi kalabalık ortamlarda, özellikle çocuklar tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerini yıkamayı unuttuklarında kolayca yayılır. O kadar bulaşıcıdır ki, genel hijyen koşulları ne kadar iyi de olsa, hemen her çocuk 5 yaşını doldurmadan rotavirüs ishali geçirmiş olmaktadır. Ülkemiz gibi ılıman iklim kuşağındaki ülkelerde, kış aylarında görülür. Özellikle 2 yaş altı küçük çocuklar etkilenir. Erişkinde ise, daha hafif seyreder. Nasıl Tanı Konur? Kesin tanı, gaitada virüsün gösterilmesiyle konur. Nasıl Tedavi Edilir? Tedavinin amacı, çocuğun susuz kalmasını önlemektir. Ağızdan sık sık az miktarda sıvı alımı uygun olur. Doktor tuz- şeker karışımından önerebilir. Ağızdan yeterli sıvı alımı sağlanamazsa, özellikle küçük çocukta, hastaneye yatırılıp serum verilmesi gerekebilir. Anne sütü alan bebeğin emzirilmeye devam etmesi çok önemlidir. Antibiyotikler işe yaramaz. Kusma ve ishali durdurucu ilaçlar önerilmez. Önleme: Bu kadar çok görülen bir enfeksiyondan korunmak için ne yazık ki, kullanabileceğimiz bir aşı yoktur. (Not : 2007 öncesi Rotavirüsten korunmak için güvenilir bir aşı mevcut değildi, ancak yapılan çalışmalar sonucunda koruyucu ve güvenilir bir aşı elde edildi. En önemli koruyucu yöntem, el yıkama alışkanlığının kazandırılmasıdır. Hasta çocuğun ishal geçene  ? Details...

Altıncı Hastalık ( Roseola İnfantum ) Anne babaların altıncı hastalık adıyla tanıdığı Roseola, herpes ailesinden bir virüsün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır.  Ateş nedeniyle hastaneye götürülen bebeklerde sık görülen bir enfeksiyondur. En sık 6-18 aylar arasında, bazen diş çıkarma ile birlikte görülür. Önce, bebekte 40 dereceye varabilen bir ateş görülür.( Diş çıkarma tek başına asla bu kadar yüksek ateş yapmaz ) Ateşin bu kadar yüksek olması, anne babayı endişelendirir. Bu endişe oldukça haklıdır, çünkü ateşe hassas bebeklerde ateşli havaleler görülebilir. Ateş düşürücü alınca, bebeğin biraz daha keyifli olduğu görülür. Bu yüksek ateşli dönem, 3-4 gün sürebilir. Bu sırada bebekte yapılan muayenede, tanı koydurucu belirgin bir bulgu saptanmaz. Ateşli dönemin ardından, aniden ateş kaybolur ve özellikle gövde, boyun ve kollarda soluk kırmızı döküntü ortaya çıkar. İşte artık ateşin nedeni ve hastalığının adı belli olmuştur. Bağışıklık sistemi normal olan çocuklarda, herhangi bir komplikasyona yol açmaz   ? Details...

--= NFSP =--

Bebeklerde Reflü   Bebeklerde Reflü  Mide içeriğinin sindirim borusuna geri kaçması olarak tanımlanan REFLÜ her yaşta çocuk ve erişkinde görülse de, en sık olarak görüldüğü dönem bebeklik dönemidir. Bebeklerde Reflü Neden Sık Görülür? Normalde sindirim borusunun alt ucundaki kaslar gevşeyerek gıdaların mideye geçişine izin verir, ardından kasılarak geri kaçışa engel olur. Bebeklerde, bu kapakçık mekanizması henüz yeterince çalışmamaktadır. Bebeklerin sıvı gıdayla beslenmeleri, çoğunlukla yatar pozisyonda olmaları da reflüyü kolaylaştırmaktadır. Fizyolojik Reflü Nedir? Bebekte, sık görülen reflü çoğunlukla fizyolojiktir, yani hastalık olarak kabul edilmez. Bu bebekler iyi beslenip kilo alırlar, keyifleri yerindedir. Sadece aile çok kustuğundan şikayetçidir. Bebek büyüdükçe, katı gıdalara geçtikçe, mide girişindeki kapakçık daha iyi çalıştıkça kusma giderek azalacaktır. Böyle bebeklere, tedavi vermek gerekmeyecektir. Reflü Ne Zaman Hastalık Olarak Kabul Edilir? Eğer çok kusan bebek, iyi kilo alamıyorsa veya asitli mide içeriğinin sindirim borusunu, akciğerleri tahriş etmesi nedeniyle aşağıdaki belirtilerin bazılarını gösteriyorsa, reflü hastalığından söz edilebilir. Beslenme sonrası veya yatarken aşırı huzursuzluk Aç olmasına rağmen az miktar emip bırakma Ağızdan aşırı miktarda salya akıtma Aşırı ağlamalar ( bazen gaz sancısı ile karışabilir ) Hırıltı, geçmeyen öksürük, tekrarlayan zatürreler Kronik ses kısıklığı Reflü Ne Zamana Kadar Sürer? Bebek büyüdükçe, büyük olasılıkla, reflü azalıp kaybolacaktır. İlk 6 ayda düzeldiği gibi 18-24 aya kadar süren reflüler de görülmektedir. Tüm vakaların % 80‘i, 2 yaşa kadar kendiliğinden geçmektedir. Reflü Nasıl Tedavi Edilir? Çoğu bebekte ilaca gerek kalmadan, aşağıdaki basit önlemlerle rahatlama sağlanabilir. Sık sık, az az besleme Beslenme sırasında sık sık gaz çıkarma Mümkün olduğunca anne sütüyle besleme ( mamaların içerdiği inek sütü proteinine karşı alerji de, reflüye yol açar) Yatarken başın biraz yüksekte olması reflüyü azaltacaktır. Mama ile beslenen bebeklerde daha koyu kıvamlı özel mamalar denenebilir. Bu önlemlerle yanıt alınamazsa, önce ilaç tedavisi, çok nadiren de cerrahi tedavi gerekli olabilir.  ? Details...

DİL SEÇİMİ

English Arabic Bulgarian Croatian Czech Danish Dutch Finnish French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Norwegian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Swedish Catalan Filipino Hebrew Indonesian Latvian Lithuanian Serbian Slovak Slovenian Ukrainian Vietnamese Albanian Estonian Galician Hungarian Maltese Thai Turkish

İSTATİSTİK

BUGÜN85
DÜN309
BU HAFTA685
BU AY6264
TOPLAM867341

(C) BilCELL
DOKTORUNUZA SORUN
Vücudumuzun Yapıtaşı Kalsiyum

 Kalsiyum, çocuğumuzun büyüyen kemiklerinin ve dişlerinin sağlıklı ve güçlü olması için gereken çok önemli bir mineral, vücudumuzun yapıtaşıdır. Kalsiyumdan zengin bir diyetle beslenen çocuk, ömür boyu sağlam kemiklere sahip olacak, ileri yaşta kemik erimesinden korunmuş olacaktır.

Çocuğun kalsiyum gereksinimi yaşla birlikte farklılık göstermektedir.

1-3 yaş arası günde 500 mg

4-8 yaş arası günde 800 mg

9-18 yaş arası günde 1300 mg kalsiyum alımı sağlanmalıdır.

Bu miktarları karşılamak için hangi gıdaları günlük diyete eklemeliyiz?
 Öncelikle, süt ve peynir, yoğurt gibi süt ürünleri zengin kalsiyum kaynaklarıdır. Örneğin 1 su bardağı süt 300 mg kalsiyum içermektedir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, brokoli de iyi birer kalsiyum kaynağıdırlar.

Günlük gereksinimin alınması için, çocuğa yemek ve ara öğünlerde kalsiyumdan zengin gıdalar önermeli, evde bulundurmalıyız. Ona örnek oluşturup bizler de kola, meyve suyu yerine ayran içmeyi denemeliyiz.

 

 
Aynı Anda Birkaç Aşı Yapılabilir Mi?

Evet, günümüzde kombine aşılar birden fazla aşıyı tek bir enjektörde içerirler. Böylece, yan etki riski artmadan, tek bir iğne ile birden fazla hastalığa karşı aşılanma sağlanır. Bazen de aynı enjektörde karıştırılamayan farklı aşılar, farklı yerlerden uygulanabilir. Bu şekilde de yan etki görülme sıklığı artmamaktadır.

 
BilCELL Bilgisayar letiim - Bodrum Web Tasarm Bilgisayar Cep Telefonu Iphone Notebook Tamiri Sat Kampanyas Bodrum Servis ve Servisi
Copyright © 2010 BilCELL.® All rights Reserved.