MESAİ SAATLERİMİZ

Telefon Numaralarımız;
+90 252 317 05 28
Mesai Saatlerimiz;
Hafta İçi: 09:00-17:00
Cumartesi: 09:00-13:00
Acil Durumlarda 24 Saat GSM' numaralarımızdan Ulaşabilirsiniz...

Haberler

BEŞİNCİ HASTALIK Beşinci hastalık, parvovirüs B19 adlı virüsün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır. Özellikle 5-15 yaş arası çocuklarda görülür. Çocuklarla temasta olan, önceden bu virüsle karşılaşmamış erişkinlerde de görülebilir. Beşinci Hastalık Nasıl Bulaşır? Nasıl Belirti verir?  Hastalık etkeni olan virüs, kişiden kişiye hava yoluyla, örneğin aksırık, öksürükle bulaşır. 1-3 hafta kadar süren kuluçka döneminden sonra gribe benzer yakınmalar ortaya çıkar. Hasta kişi bu dönemde çevresi için bulaşıcıdır. Ardından yanaklarda tokat atılmış görünümü veren bir kızarıklıkla döküntü başlar. Birkaç gün içinde kol ve bacaklarda dantel görünümlü bir döküntü ortaya çıkar. Nadiren vücuda da yayılabilir. Beşinci hastalığın döküntüsü kaşıntılıdır. Hastalığı erişkin yaşta geçirenlerde, kadınlarda daha sık olmak üzere eklemlerde ağrı ve şişlikler görülebilir. Ateş, halsizlik olabilir. Bazen de hiç belirti vermeden geçirilebilir. Döküntü yaklaşık 1 hafta kadar sürer. Sonraki birkaç haftada; ısı değişiklikleri, stres, efor gibi tetikleyicilerle döküntünün tekrar çıkıp kaybolduğu görülebilir. Hastalığı geçiren kişi ömür boyu bağışıklık kazanacaktır. Beşinci Hastalık Tehlikeli midir? Beşinci hastalık, bazı riskli kişiler dışında tehlikeli bir hastalık değildir, masum bir döküntülü hastalıktır. Bu riskli gruplar: Önceden virüsle karşılaşmamış hamileler ( Hamile kadın virüsü alırsa %5 olasılıkla bebeğe de geçebilir. Bu durumda bebekte ciddi kansızlıklara yol açabilir. Düşük veya ölü doğumlara da neden olabilir. ) Bağışıklık sistemi zayıf hastalar Kronik kansızlığı olan hastalardır. Beşinci Hastalık Nasıl Tedavi Edilir? Viral bir hastalık olduğundan etkene yönelik tedavisi yoktur, kendiliğinden geçer. Ancak ateş veya kaşıntı için rahatlatıcı ilaçlar önerilebilir. Hastayı serin tutmak, serin suyla duş yaptırmak kaşıntıya iyi gelecektir. Tedavi gerektiren diğer döküntülü hastalıklardan, ilaç ve gıda alerjilerinden ayrılması için doktor tarafından görülmesi uygun olacaktır.   � Details...

Kızıl Kızıl, çocuklarda görülen ateşli ve döküntülü bir hastalıktır. Anjine yol açan streptokok adlı bakterinin bazı türlerinin ürettiği bir toksin, hassas kişilerde kızıl döküntüsüne yol açar. Diğer çocukluk çağı döküntülerinden en önemli farkı antibiyotik tedavisi gerektirmesidir.  Hastalığın başlangıcında boğaz ağrısı ve ateş vardır. Çocuk kendini oldukça kötü hissetmekte, başağrısı, karın ağrısı, bulantıdan şikayet etmektedir. Mikrop, boğaza alındıktan 2 gün sonra döküntü görülür. Döküntü yüz ve enseden başlayıp vücuda yayılır. Kasık ve koltuk altında daha yoğun olabilir. Hafif ciltten kabarık, kaşıntılı bir döküntüdür, dokununca zımpara kağıdı hissi verir. Bu sırada, hastanın dili de beyaz veya kırmızı çileğe benzer bir görünüm alabilir. Kesin tanı, boğazdan alınacak kültürde streptokok bakterisinin gösterilmesiyle konur. Streptokok anjini geçiren biriyle yakın temas, aynı bardak, çatal-kaşığı kullanmakla mikrop bulaşır. Temastan sonra kuluçka dönemi 2-5 gündür. Ancak, kişinin hassasiyetine bağlı olarak aynı mikrobu alan başka biri, cilt döküntüsü olmadan sadece anjin geçirebilir. Hasta kişi, tedavi başlandıktan 24 saat sonra artık bulaşıcı değildir.  Kızılda, en önemli nokta doktorun önerdiği antibiyotik tedavisini uygun şekilde kullanmak, önerilenden önce kesmemektir. Doktorunuz, eğer iğne değil de ağızdan tedaviyi tercih ederse, antibiyotik şurubu 10 gün vermeniz gerekecektir. Bu, boğazdan mikrobun tam olarak silinebilmesi ve romatizmal ateş gibi komplikasyonları önlemek için gereklidir. Çocuğun boğazı acıyacağı için kolay yutabileceği sıvı, yumuşak kıvamlı gıdalar vermek, ılık tuzlu suyla gargara yaptırmak rahatlatıcı olacaktır. Ateş için doktorunuzun önereceği ateş düşürücüyü birkaç gün kullanmanız gerekebilir. Günümüzde kızıl artık korkunç bir hastalık değildir, ancak tedavi edilmesi gereken bir döküntülü hastalık olduğu da unutulmamalıdır.  � Details...

Büyümüş Lenf Bezleri Çocuklarda lenf bezleri, genelde enfeksiyonlar sırasında şişerek özellikle boyunda gözle görülen, ele gelen kitlelere yola açarlar. Bu durum, anne babayı kaygılandırır, kötü olasılıkları akla getirir. Bu yazıda, büyümüş lenf bezleri hakkında bilinmesi gereken önemli noktalara değineceğiz. Lenf bezleri, vücudumuzun savunma sisteminin önemli bir parçasıdır. Enfeksiyonlarla savaşmak için gerekli antikorları üreten hücreler, bu bezlerde bulunur. Bir enfeksiyon sırasında, o bölgeye yakın lenf bezleri aktifleşir, büyürler ve savunma hücreleri ve antikorların üretimi artar. Böylece, vücut enfeksiyon etkenine karşı korunmuş olur. Çocukların bağışıklık sistemi, sık sık önceden karşılaşmadığı mikroplarla karşılaşmakta, onlarla baş etmeye çalışırken vücudun normal bir reaksiyonu olarak lenf bezleri büyümektedir. Belli bir bölgede büyümüş lenf bezleri, genellikle çevre dokulardaki enfeksiyonlara veya o bölgedeki cilt bütünlüğünü bozan kesik, yanık, çizik, sinek ısırığı gibi olaylara bağlıdır. Baş, boyun bölgesi çocuklarda büyümüş lenf bezlerinin en sık görüldüğü yerlerdendir. Anjin, diş veya dişeti enfeksiyonları, ağız içindeki başka enfeksiyonlar buna neden olur. Kafatasının arka bölümü, kulak arkasındaki bezlerde büyüme; bu bölgeyi ilgilendiren enfeksiyonlarda, kızamıkçık gibi bazı döküntülü hastalıklarda görülür. Eğer vücuttaki lenf bezlerinde yaygın bir büyüme saptanırsa, bu durumun nedenleri Enfeksiyonlar Bazı romatizmal hastalıklar İlaçlara reaksiyon Lösemi gibi hastalıklar olabilir. Bazen de lenf bezleri kendileri iltihaplanabilir ( bu duruma lenfadenit denir ). Bu durumda lenf bezi hızla büyür, üstünde kızarıklık, ısı artışı fark edilir. Antibiyotikle tedavi edilmesi gerekli olur. Eğer lenf bezi şişmiş, ısı artışı veya kızarıklık yoksa izleme alınır. Neden olan enfeksiyon geçtikten 1-2 hafta sonra, küçüldüğü görülür. Ancak küçük çocuklarda, bu süreç bazen aylar alabilmektedir. Eğer tüm vücutta lenf bezlerinde büyümeler varsa Beraberinde ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri varsa Şişmiş lenf bezi giderek büyüyorsa Ele sert ve hareketsiz geliyorsa Büyüklüğü 1 cm’den fazlaysa, gerekli araştırmaların yapılabilmesi için zaman kaybetmeden doktora başvurmak gereklidir  � Details...

Kızamıkçık Kızamıkçık, çocuk ve erişkinde görülebilen, hafif ateş ve döküntüyle seyreden bulaşıcı bir hastalıktır. Ancak hamile kadın, özellikle ilk aylarda kızamıkçık geçirirse, anne karnındaki bebek etkilenebilir. Aşının kullanıma girmesinden önceki dönemlerde, gebelikte annenin geçirdiği enfeksiyon sonucu; düşükler veya bebekte katarakt, körlük, sağırlık gibi sorunlar ortaya çıkabiliyordu. Kızamıkçık, virüs kaynaklı bir enfeksiyondur. Özellikle kış sonu ve ilkbahar aylarında görülmektedir. Döküntü yüzden başlayıp aşağıya yayılan soluk kırmızı renktedir. 3 gün sürer. Özellikle kulak arkası ve ensede şişmiş lenf bezleri tipiktir. Hafif bir ateş veya boğaz ağrısı olabilir. Nadiren, eklemlerde ağrı, şişlik görülür. Oldukça bulaşıcı bir enfeksiyondur. Hastalık tablosu başlamadan 2 hafta öncesinden 1 hafta sonrasına kadar bulaşıcıdır. Direkt temas veya havayoluyla bulaşır. Genellikle klinik tablo, tanı koydurucudur. Eğer doktor gerekli görürse, kan testleri de yaptırabilir. Viral bir hastalık olduğundan herhangi bir tedavisi yoktur. Gerek olursa, ateş düşürücü, ağrı kesiciler verilebilir. Aşı ile korunulan bir hastalıktır. Aşısı oldukça etkilidir. 1 yaşına gelen çocuk, kızamık kızamıkçık kabakulak aşısı şeklinde kombine bir aşıyla aşılanır. Bunun 4-6 yaştaki tekrarı da ihmal edilmemelidir. Hastalığı geçirmemiş, aşılanmamış, hamilelik planlayan genç kadınların, işi gereği çocuklarla, gebelerle temasta olanların aşılanması uygun olur.  � Details...

Hepatit A Hepatit A, hepatit virüslerinden birinin yol açtığı karaciğerin iltihabi hastalığıdır. Hepatit virüsleri A'dan G'ye dek uzanan geniş bir yelpazede yer alırlar, farklı özellikleri vardır. Hepatit A, ülkemizde sık görülen, zaman zaman okullarda salgınlar yapan bir hepatit türüdür. Hastayla yakın temasla, enfekte su ve gıdayla bulaşır.  Mikrop alındıktan sonra bir kuluçka döneminin ardından; cilt ve göz aklarında sararma, iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma, koyu renkli idrar görülebilir. 6 yaş altı küçük çocuklar, sarılık olmadan, hatta hiç belirti olmadan da hastalığı geçirebilirler. Gençler ve erişkinlerde daha ağır seyredebilir. Hasta kişi, belirtiler görülmeden önceki birkaç haftalık dönemde de bulaşıcıdır. Bulaşıcılık sarılık veya diğer belirtiler görüldükten bir hafta sonrasına kadar sürer. Kesin tanı kan testleriyle konur. Özel bir tedavisi yoktur, hastanın genel durumunu destekleyecek tedaviler verilir.Tedavide antibiyotiğin yeri yoktur.  Hijyen kurallarına dikkat etmek, özellikle el yıkama ile enfeksiyondan korunmak mümkündür. En güvenli yöntem ise, 2 yaştan sonra iki doz halinde yapılan aşıyla korunmaktır.  � Details...

Tüberküloz Her ne kadar çocuk hastalıkları başlığı altında ele alsak ta, aslında tüberküloz (verem) tüm dünyada her yaştan kişiyi tehdit eden yaygın bir hastalıktır. Özellikle akciğerleri etkileyen bakteriyel bir enfeksiyondur. Kişi mikropla karşılaştıktan sonra, bağışıklık sistemi onunla savaşır. Üstesinden gelemezse bakteri akciğerlere yerleşir.Bazen de belirti vermeden yıllarca vücutta kalıp yıllar sonra hastalık alevlenebilir. Bağışıklık sistemi henüz zayıf olduğundan bebekler ve kalabalık, pis ortamlarda yaşayan, iyi beslenemeyen çocuklar hastalık için en riskli gruplardır. Belirtiler Nelerdir? Öksürük, kanlı balgam, hafif ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, terleme, göğüs ve sırt ağrısı, parmaklarda çomaklaşma görülebilir. Ayrıca, tüberküloz vücutta farklı bölgeleri etkileyip menenjit, eklem iltihabı da yapabilir. Etkilenen bölgeye göre belirtiler de farklılık gösterir. Tanı koymak için doktorunuz bir cilt testi isteyecek, şüphe varsa akciğer filmi çektirecek, bazı kan testleri yaptıracak, mikrobun varlığını kanıtlayacak testleri görmek isteyecektir. Tüberküloz, hasta kişinin aksırık ve öksürüğünden bulaşır. Çocuklar, genellikle mikrobu erişkinlerden alırlar. Hasta bir çocuğun yaşıtlarına mikrobu bulaştırma riski çok düşüktür. Tedavi başlandıktan sonra 2-4 hafta daha bulaşıcılık sürebilir. Tedavi 1 yıl kadar uzun sürebilir.  BCG aşısıyla tüberkülozdan korunmak mümkündür.  � Details...

Orta Kulak İltihabı (Akut Otit Media) Özellikle küçük yaşta çocuğu olan aileler için orta kulak iltihabı ( tıbbi adıyla otit ) ne yazık ki, çok tanıdıktır. Küçük çocukları en sık doktora getiren enfeksiyon sebeplerinden biri orta kulak iltihabıdır. Ani ağlamalar, şiddetli kulak ağrısıyla aileyi de çocuğu da üzen bir tablodur. Neden Çocuklarda Orta Kulak İltihabı Sık Görülür? Çocuklarda, özellikle 6 ay- 2 yaş arası, başka bir risk faktörü olmasa da anotomik olarak östaki tüpleri (genizden orta kulağa uzanan tüp), erişkindekine göre daha kısa ve yatay olduğu için, burun veya boğazdaki mikroplar kolayca orta kulağa kadar ilerleyebilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi henüz yeni gelişmekte olduğundan sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirler, bu da orta kulak enfeksiyonuna zemin hazırlar. Diğer Risk Faktörleri Nelerdir? Sigara dumanına maruz kalmak Yatar pozisyonda biberonla beslenmek Yuva, kreş gibi kalabalık ortamlarda bulunmak Allerjik bünye- özellikle inek sütü, ev tozu allerjileri Kulağa Su Kaçması Orta Kulak Enfeksiyonuna Yol Açar mı? Hayır. Mikrop kulağa dışarıdan değil içeriden (boğazdan) gelip enfeksiyona yol açar. Annelerin, banyoda kulağına su kaçırıp kulağının iltihaplanmasına yol açtım diye üzülmesine gerek yoktur! Nasıl Anlaşılır? Derdini anlatabilen yaşta bir çocuksa, zaten kulak ağrısını tarif edecektir. Özellikle gece, yatınca artan veya aniden uykudan uyandıran bir ağrı görülebilir. Daha küçük çocuklarda ise, huzursuzluk, ağlama, uyuyamama kulak ağrısına işaret edebilir. Kulakla oynama, kulağı çekiştirme bebeklerde her zaman kulak iltihabı demek değildir. Çoğu bebek bunu sırf meraktan veya diş çıkarırken yapar. Gerçekten iltihap olduğunda ise, çoğu zaman kulağı ellemeyecek veya elletmek istemeyecektir. Ateş görülebilir. Kusma, ishal görülebilir. Bazen kulaktan kanlı veya iltihaplı akıntı görülebilir. Bu yakınmalarla doktora gittiğinizde, doktorunuz kulak muayenesi ile kesin tanıya ulaşacaktır. Otit Nasıl Tedavi Edilir? Tedavide temel amaç, ağrı kesiciyle çocuğu rahatlatmak ve antibiyotikle enfeksiyonu ortadan kaldırmaktır. Tedavide doktorun önerdiği süre ve doza uymak önemlidir. Korunmak İçin Neler Yapılabilir? Öncelikle dengeli beslenme, uygun aşılama ile çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlü tutmalısınız. Anne sütü alan bebeklerin, diğer pek çok enfeksiyon gibi orta kulak iltihabına karşı da korunaklı olduğunu unutmamalı, ilk 6 ay bebeğinizi sadece anne sütüyle beslemelisiniz. Bebeğe yatar pozisyonda biberon vermemelisiniz. Özellikle yuva gibi kalabalık ortamlarda bulunan çocuğa el yıkama alışkanlığı kazandırmalısınız. Bebek ve çocukları sigara dumanından uzak tutmalısınız.  � Details...

İnmemiş Testis Erkek bebekte, doğum öncesi karında olan testisler ( yumurtalıklar), 32-36 gebelik haftalarında skrotuma ( torbaya ) inerler. Ancak, bazı bebeklerde doğumda bu iniş tamamlanmamış olabilir. Eğer, bebeğin testisleri normal yerinde ele gelmiyorsa, kasıkta kalmış olabilir, skrotumun üstünde ele gelirler. Bazen de testisler, karın içinde olabilirler veya hiç gelişmemiş olabilirler. İnmemiş Testis Kimlerde Görülür? İnmemiş testis, anne karnındaki normal süreyi tamamlamadan doğan prematür bebeklerde daha sık görülmektedir. Doğumda Yerinde Olan Testisler Sonradan Yukarı Çıkar mı? Bazı çocuklarda, testisler bebeklikte yerinde olup çocuk büyüdükçe, testisleri karına birleştiren bağın yeterince hızlı büyümemesi sonucu yukarıda kalabilirler. Bu yüzden anaokulu, ilkokul çağındaki erkek çocukların testisleri de kontrol edilmelidir. Retraktil Testis Nedir? Bazı çocuklarda ise, retraktil testis denilen, bazen skrotuma inen bazen de yukarı kaçan testisler görülebilir. Eğer, testis günün büyük bölümünde skrotum dışında kalıyorsa, bunu da inmemiş testis gibi kabul edip tedavi etmek hastanın lehine olacaktır. İnmemiş Testisin Yol Açtığı Riskler Nelerdir? İnmemiş testis, ileride kısırlık veya kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Bazen kasık fıtığıyla da birlikte olabilir. Ne Zaman Tedavi Edilir? Nasıl Tedavi Edilir? İnmemiş testislerin çoğu ilk 3 ayda, bir bölümü de 3-6 ay arasında normal yerine iner. 6 ayda inmeyen testisin tedavi edilmesi gereklidir. Bazen hormon tedavisi denenir, ancak kesin tedavi ameliyattır. Operasyon ile testis normal yerine getirilir. Ameliyatın mümkün olan en kısa zamanda, tercihen 1 yaşı geçmeden yapılması uygun olur.  � Details...

Doğuştan Kalça Çıkığı  Doğuştan Kalça Çıkığı, çocuklarda sık görülen, erken anlaşılıp tedavi edilmezse kalıcı sakatlıklara yol açabilen bir sorundur. Üst bacak kemiğinin başı ile kalça eklemi arasında değişik derecelerde uyumsuzluk vardır. Bebek anne karnında gelişirken oluşan bazı problemler, kalça çıkığına neden olur. Kızlarda, ilk bebeklerde, makat gelişiyle doğan bebeklerde ve ailede kalça çıkığı öyküsü olanlarda daha sık görülmektedir. Genellikle, kalça tek taraflı olarak etkilenir. Hiç belirti vermeyebilir. Bebeğin bir bacağı daha kısa görünebilir, uyluktaki cilt kıvrımları asimetrik olabilir. Bebeğin bacaklarını rahatça yana açamadığı farkedilebilir. Bebeklikte anlaşılmamış vakalarda, yürümeye başladığında yalpalama, topallama, parmak ucunda yürüme görülebilir. Sağlam bebek izleminde, doktorunuz kalça kontrollerini de yapacak, şüphelenirse kalça grafisi veya ultrasonu ile kesin tanıyı koyacaktır. Daha sonra bir ortopedi uzmanına gönderileceksiniz. Özel bazı cihazlar veya alçılar yardımıyla kalça eklemi istenen pozisyona getirilecek, normal gelişim sağlanacaktır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, sonuç o kadar iyi ve tedavi o kadar kolay olacaktır. Geç kalınmış vakalarda, ameliyat gerekli olacaktır. Bebekte tam gelişmemiş bir kalça eklemi mevcutsa, kalça çıkığına meydan vermemek için bebeği sıkıca sarıp kundaklamaktan, hareketini kısıtlayacak sıkı kıyafetler giydirmekten, küçük bez kullanmaktan kaçınmak gerekir.  � Details...

Karın Ağrısı Karın ağrısı çocuklarda en sık görülen, anne babayı endişelendiren yakınmalardan biridir. Ani başlangıçlı ( akut ) veya uzun süreli ( kronik ) olabilir. Genellikle masum nedenlere bağlıysa da, bazen de zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gereken ciddi hastalıklarla ortaya çıkabilir. Karın Ağrısına Neden Olan Hastalıklar Nelerdir? Akut Gastroenterit : Çocukta en sık karın ağrısı nedenlerinden biri rotavirüs gibi virüslerin veya bazı bakterilerin yol açtığı mide barsak enfeksiyonlarıdır. Karın ağrısıyla birlikte ishal, kusma, ateş görülür. Apandisit : Çocukta önce göbek çevresinde başlayan karın ağrısı, saatler geçtikçe karnın sağ alt tarafına yerleşir. Çocuk bir şey yiyemez, kusmaya başlar. Yürüyemez, iki büklüm yatıp kalır. Kabızlık: Çocuklarda sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Gaz sancısı : Çocuk karında yer değiştiren keskin bir ağrı tarifler. Beraberinde kusma, ishal yoktur. Gıda zehirlenmesi : Balık, tavuk, mayonez gibi şüpheli bir gıdanın alımından birkaç saat sonra karında kramp tarzı ağrılar, kusma, ardından da ishal başlar. Barsak tıkanıklığı : Karın ağrısına yol açan acil durumlardan biridir. Şiddetli karın ağrısı, sarı- yeşil, safralı kusmalar olur. Çocuk gaz, gaita çıkaramaz. Fonksiyonel karın ağrısı : Beraberinde ishal, kusma, kabızlık, kilo kaybı yoktur. Göbek çevresinde hafif bir ağrı tarifler. Tam nedeni bilinmemektedir. Çocuğa endişe veren, ilgi görmek istediği durumlarda ortaya çıkabilir. İdrar Yolu Enfeksiyonu : Karnın alt tarafında ağrı, idrar yaparken acıma, sık idrara çıkma, ateş gibi bulgular görülür. Ülser : Mide bölgesinde yanıcı bir ağrı olur. Yemek öncesi, sabah ve gece ağrı daha şiddetlidir. Kanlı gaita görülebilir. Ailede ülser öyküsünün oluşu tanıya yardımcıdır. Hepatit : Karaciğer iltihabına genellikle virüsler neden olur. Çocukta halsizlik, bulantı, kusma, karnın sağ üst bölgesinde ağrı, sarılık görülür. Jinekolojik nedenler : Genç kızlarda adet sancısı da sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Karın Ağrısı Olan Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalı? Kendini iyi hissettiği pozisyonda yatıp dinlenmesine izin verin. Yedirmeye çalışmayın. Eğer alabiliyorsa, az az sıvı almasını sağlayın. Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vermeyin. Doktora gitmeden karın ağrısıyla birlikte olan bulguları ( ishal, kabızlık, ateş …gibi), ağrının yerini, azaltan veya arttıran faktörleri not ederseniz tanı konmasına yardımcı olacağınızı unutmayın. Fonksiyonel karın ağrısında da çocuğun rol yapmadığını, gerçekten ağrı hissettiğini bilin ve onu suçlamayın. Karın Ağrısında Ne Zaman Doktora Başvurmak Gerekir? Eğer karın ağrısı 12-24 saatte geçmiyorsa veya sık sık tekrarlıyorsa Karın ağrısı, göbek çevresi dışında başka bir bölgedeyse ( Özellikle karnın sağ alt tarafında olan karın ağrılarında apandisit olasılığını göz ardı etmemek gerekir !) Çocuğun genel durumu kötü görünüyorsa ( Anne baba kendi hislerine güvenip hareket etmeliler, kimse çocuğunuzu sizin kadar iyi tanıyamaz ) Uzamış kusma varsa ( 12-24 saati geçen kusmalar ) Sarı- yeşil, safralı kusmalar varsa Kanlı kusma varsa Kanlı ishal varsa İdrar yapmada ağrı, sık idrara çıkma varsa çocuk doktoruna başvurmalısınız. Doktor Ne Yapar? Doktor çocuğu ayrıntılı bir muayeneden geçirir. Bazen muayene bulguları ve sizin verdiğiniz bilgiler tanıya ulaşmada yeterli olur. Bazen de karın filmi, ultrason, gaita incelemesi, idrar testi, bazı kan testlerinin görülmesi gerekebilir. Eğer, ilk muayenede karın bulguları belirgin değilse, doktor çocuğu takibe alıp birkaç saat içinde muayenesini tekrarlamak isteyebilir. Bazen de cerrahi bir nedenden şüphelenirse, çocuğu bir cerrahın da görmesi gerekebilir.  � Details...

--= NFSP =--

Yenidoğan Sarılığı Yenidoğan sarılığı, bebeklerde yaşamın ilk haftasnda sık görülen bir sorundur. Sağlıklı bebeklerdeki normal sarılığa ' Fizyolojik Sarılık ' denir. Sarılığa, bilirubin adlı bir maddenin kan düzeyinin artışı yol açar. Kırmızı kan hücrelerimizin parçalanmasıyla oluşan bilirubin, yenidoğan bebeklerin bazılarında vücuttan atılamaz ( Karaciğer henüz yeterince olgunlaşmamıştır, veya bilirubin biraz fazla miktarda ortaya çıkmıştır) Sonuçta, bebeğin cildi ve göz aklarındaki sarı renk anne babanın dikkatini çeker. Sarılık, genellikle 2-3. günlerde yüzden başlar, giderek vücudun aşağı kısımlarına yayılır. Sarılığın ilk günde başlaması normal değildir, altta başka bir hastalık olabileceğine işaret eder. Yenidoğan sarılığı, bulaşıcı bir hastalık değildir. Doktora başvurduğunuzda, bir kan testi isteyerek bilirubin düzeyine bakacaktır. Sonuca göre, ya bebeği izleme alacak,ya belli bir dalga boyunda UV ışını alması için hastaneye yatıracak ( bu işleme fototerapi diyoruz ), ya da nadiren eğer değer çok yüksekse kan değişimi gerekecektir. Genellikle sarılık 7-10 günde kaybolur. Zor doğumlarda veya prematüre bebeklerde sarılık daha şiddteli olup daha uzun sürebilir. Bebeği sık sık emzirirseniz, barsakları daha sık çalışacak, bilirubin düzeyi daha kolay düşecektir. Toksik düzeylerde bilirubin, bebeğin beynine zarar verebilir, işitme kaybına yol açabilir. Bu nedenle, zaman geçirmeden doktora başvurup uygun tedavinin başlanması önemlidir.  � Details...

DİL SEÇİMİ

English Arabic Bulgarian Croatian Czech Danish Dutch Finnish French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Norwegian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Swedish Catalan Filipino Hebrew Indonesian Latvian Lithuanian Serbian Slovak Slovenian Ukrainian Vietnamese Albanian Estonian Galician Hungarian Maltese Thai Turkish

İSTATİSTİK

BUGÜN115
DÜN454
BU HAFTA1534
BU AY7674
TOPLAM265763

(C) BilCELL
DOKTORUNUZA SORUN
Vücudumuzun Yapıtaşı Kalsiyum

 Kalsiyum, çocuğumuzun büyüyen kemiklerinin ve dişlerinin sağlıklı ve güçlü olması için gereken çok önemli bir mineral, vücudumuzun yapıtaşıdır. Kalsiyumdan zengin bir diyetle beslenen çocuk, ömür boyu sağlam kemiklere sahip olacak, ileri yaşta kemik erimesinden korunmuş olacaktır.

Çocuğun kalsiyum gereksinimi yaşla birlikte farklılık göstermektedir.

1-3 yaş arası günde 500 mg

4-8 yaş arası günde 800 mg

9-18 yaş arası günde 1300 mg kalsiyum alımı sağlanmalıdır.

Bu miktarları karşılamak için hangi gıdaları günlük diyete eklemeliyiz?
 Öncelikle, süt ve peynir, yoğurt gibi süt ürünleri zengin kalsiyum kaynaklarıdır. Örneğin 1 su bardağı süt 300 mg kalsiyum içermektedir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, brokoli de iyi birer kalsiyum kaynağıdırlar.

Günlük gereksinimin alınması için, çocuğa yemek ve ara öğünlerde kalsiyumdan zengin gıdalar önermeli, evde bulundurmalıyız. Ona örnek oluşturup bizler de kola, meyve suyu yerine ayran içmeyi denemeliyiz.

 

 
Aynı Anda Birkaç Aşı Yapılabilir Mi?

Evet, günümüzde kombine aşılar birden fazla aşıyı tek bir enjektörde içerirler. Böylece, yan etki riski artmadan, tek bir iğne ile birden fazla hastalığa karşı aşılanma sağlanır. Bazen de aynı enjektörde karıştırılamayan farklı aşılar, farklı yerlerden uygulanabilir. Bu şekilde de yan etki görülme sıklığı artmamaktadır.

 
BilCELL Bilgisayar letiim - Bodrum Web Tasarm Bilgisayar Cep Telefonu Iphone Notebook Tamiri Sat Kampanyas Bodrum Servis ve Servisi
Copyright © 2010 BilCELL.® All rights Reserved.