MESAİ SAATLERİMİZ

Telefon Numaralarımız;
+90 252 317 05 28
Mesai Saatlerimiz;
Hafta İçi: 09:00-17:00
Cumartesi: 09:00-13:00
Acil Durumlarda 24 Saat GSM' numaralarımızdan Ulaşabilirsiniz...

Haberler

Orta Kulak İltihabı (Akut Otit Media) Özellikle küçük yaşta çocuğu olan aileler için orta kulak iltihabı ( tıbbi adıyla otit ) ne yazık ki, çok tanıdıktır. Küçük çocukları en sık doktora getiren enfeksiyon sebeplerinden biri orta kulak iltihabıdır. Ani ağlamalar, şiddetli kulak ağrısıyla aileyi de çocuğu da üzen bir tablodur. Neden Çocuklarda Orta Kulak İltihabı Sık Görülür? Çocuklarda, özellikle 6 ay- 2 yaş arası, başka bir risk faktörü olmasa da anotomik olarak östaki tüpleri (genizden orta kulağa uzanan tüp), erişkindekine göre daha kısa ve yatay olduğu için, burun veya boğazdaki mikroplar kolayca orta kulağa kadar ilerleyebilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi henüz yeni gelişmekte olduğundan sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirler, bu da orta kulak enfeksiyonuna zemin hazırlar. Diğer Risk Faktörleri Nelerdir? Sigara dumanına maruz kalmak Yatar pozisyonda biberonla beslenmek Yuva, kreş gibi kalabalık ortamlarda bulunmak Allerjik bünye- özellikle inek sütü, ev tozu allerjileri Kulağa Su Kaçması Orta Kulak Enfeksiyonuna Yol Açar mı? Hayır. Mikrop kulağa dışarıdan değil içeriden (boğazdan) gelip enfeksiyona yol açar. Annelerin, banyoda kulağına su kaçırıp kulağının iltihaplanmasına yol açtım diye üzülmesine gerek yoktur! Nasıl Anlaşılır? Derdini anlatabilen yaşta bir çocuksa, zaten kulak ağrısını tarif edecektir. Özellikle gece, yatınca artan veya aniden uykudan uyandıran bir ağrı görülebilir. Daha küçük çocuklarda ise, huzursuzluk, ağlama, uyuyamama kulak ağrısına işaret edebilir. Kulakla oynama, kulağı çekiştirme bebeklerde her zaman kulak iltihabı demek değildir. Çoğu bebek bunu sırf meraktan veya diş çıkarırken yapar. Gerçekten iltihap olduğunda ise, çoğu zaman kulağı ellemeyecek veya elletmek istemeyecektir. Ateş görülebilir. Kusma, ishal görülebilir. Bazen kulaktan kanlı veya iltihaplı akıntı görülebilir. Bu yakınmalarla doktora gittiğinizde, doktorunuz kulak muayenesi ile kesin tanıya ulaşacaktır. Otit Nasıl Tedavi Edilir? Tedavide temel amaç, ağrı kesiciyle çocuğu rahatlatmak ve antibiyotikle enfeksiyonu ortadan kaldırmaktır. Tedavide doktorun önerdiği süre ve doza uymak önemlidir. Korunmak İçin Neler Yapılabilir? Öncelikle dengeli beslenme, uygun aşılama ile çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlü tutmalısınız. Anne sütü alan bebeklerin, diğer pek çok enfeksiyon gibi orta kulak iltihabına karşı da korunaklı olduğunu unutmamalı, ilk 6 ay bebeğinizi sadece anne sütüyle beslemelisiniz. Bebeğe yatar pozisyonda biberon vermemelisiniz. Özellikle yuva gibi kalabalık ortamlarda bulunan çocuğa el yıkama alışkanlığı kazandırmalısınız. Bebek ve çocukları sigara dumanından uzak tutmalısınız.  ? Details...

Katılma Nöbeti Katılma nöbeti, çocukluk çağında, özellikle 2 yaş civarında sık görülen, anne babayı korkutan, ancak neyse ki göründüğü kadar korkunç olmayan nöbetlerdir. Görülme sıklığı yaklaşık % 5 'tir. 6 aydan önce nadirdir, 5 yaş civarında da kaybolur. Nöbet öncesinde çocuğun keyfini kaçıran bir olay olur. Örneğin istediği birşeyin kendine verilmemesi, istediğini yaptıramaması gibi bir olay sonucu yaşadığı hayal kırıklığı veya kızgınlık, korku, canının yanması nöbeti tetikler. Çocuk ağlamaya başlar, ağlama sırasında aniden nefesini tutar, ardından morarır, katılır.Bir diğer türünde ise, rengi bembeyaz olur. Bilincini kaybeder, yaklaşık 30-60 sn içinde kendine gelir. İlk katılma nöbetinde, havale ile giden hastalıklardan ayırt etmek için çocuğun doktor tarafından görülmesi gereklidir. Demir eksikliği bu durumun görülme sıklığını arttıracağı için, tam kan sayımı kontrolü istenecektir. Çok sık tekrarlayan, ciddi nöbetler varsa, ilaç önerilebilir. Katılma nöbeti sırasında fazla ilgi göstermek, nöbetin tekrarlamasını teşvik eder. Bu nedenle; anne babanın çocuğun zarar görmeyecek bir pozisyonda olduğundan emin olduktan sonra, mümkün olduğunca kayıtsız kalması gereklidir  ? Details...

Doğuştan Kalça Çıkığı  Doğuştan Kalça Çıkığı, çocuklarda sık görülen, erken anlaşılıp tedavi edilmezse kalıcı sakatlıklara yol açabilen bir sorundur. Üst bacak kemiğinin başı ile kalça eklemi arasında değişik derecelerde uyumsuzluk vardır. Bebek anne karnında gelişirken oluşan bazı problemler, kalça çıkığına neden olur. Kızlarda, ilk bebeklerde, makat gelişiyle doğan bebeklerde ve ailede kalça çıkığı öyküsü olanlarda daha sık görülmektedir. Genellikle, kalça tek taraflı olarak etkilenir. Hiç belirti vermeyebilir. Bebeğin bir bacağı daha kısa görünebilir, uyluktaki cilt kıvrımları asimetrik olabilir. Bebeğin bacaklarını rahatça yana açamadığı farkedilebilir. Bebeklikte anlaşılmamış vakalarda, yürümeye başladığında yalpalama, topallama, parmak ucunda yürüme görülebilir. Sağlam bebek izleminde, doktorunuz kalça kontrollerini de yapacak, şüphelenirse kalça grafisi veya ultrasonu ile kesin tanıyı koyacaktır. Daha sonra bir ortopedi uzmanına gönderileceksiniz. Özel bazı cihazlar veya alçılar yardımıyla kalça eklemi istenen pozisyona getirilecek, normal gelişim sağlanacaktır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, sonuç o kadar iyi ve tedavi o kadar kolay olacaktır. Geç kalınmış vakalarda, ameliyat gerekli olacaktır. Bebekte tam gelişmemiş bir kalça eklemi mevcutsa, kalça çıkığına meydan vermemek için bebeği sıkıca sarıp kundaklamaktan, hareketini kısıtlayacak sıkı kıyafetler giydirmekten, küçük bez kullanmaktan kaçınmak gerekir.  ? Details...

Zatürre Zatürre ( tıbbi adıyla pnömoni ) virüs, bakteri gibi etkenlerin yol açtığı, akciğer dokusunun tek veya iki taraflı enfeksiyonudur. Enfeksiyon, genellikle basit bir soğuk algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar ve ilerler.  Zatürrenin lafı bile anne babaları korkutsa da, riskli bazı gruplar dışında ayaktan tedaviyle yüz güldürücü sonuçlar alınan bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi zayıf, iyi beslenememiş, kronik hastalıkları olan çocuklar, prematür bebekler, sigara dumanına maruz kalan çocuklar daha riskli gruplardır, zatürreyi ağır geçirebilir, tedavi için hastaneye yatmaları gerekebilir.     Belirtiler Nelerdir? Ateş, titreme, üşüme, terleme Öksürük, balgam Göğüs / sırt ağrısı Hızlı nefes alıp verme Göğüste hırıltı Nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler Kusma Başağrısı Kas ağrısı Halsizlik, iştahsızlık Bebekte emmeyi reddetme görülebilir Nasıl Bulaşır? Hasta kişiyle yakın temasla, onun aksırık, öksürüğünden, aynı tabak, çatal, kaşığı kullanmakla bulaşır. Ancak, mikrobu alan herkeste zatürre görülmeyecek, bazıları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirecektir. Nasıl Tanı Konur? Şikayetleri dinleyen doktor, muayeneden sonra akciğer filmi, kan testleri, balgam kültürü gibi testler isteyebilir. Nasıl Tedavi Edilir? Bakterilerin yol açtığı zatürreler antibiyotikle tedavi edilir. Çoğu hasta, antibiyotik tedavisini evde alabilir. Tedaviyi doktorun önerdiği süre boyunca almak, iyileşme görülünce kesmemek çok önemlidir. Viral kaynaklı zatürrelerde antibiyotikler işe yaramaz, hastanın genel durumunu destekleyici tedaviler yapılır. Solunum sıkıntısı, morarmaları olan hastalar hastaneye yatırılarak tedavi edilirler. Bol sıvı alımını sağlamak iyileşmeye, balgamın atılmasına yardımcı olacaktır.  Doktor önerisi olmadan, rasgele öksürük şurubu kullanmak yarardan çok zarar verebilir. Öksürük, vücudun balgamı atmak için ihtiyaç duyduğu normal bir savunma mekanizmasıdır. Ağrı kesici, ateş düşürücüler bazen gerekli olabilir. Korunma İçin Neler Yapabiliriz? Çocukluk çağı aşıları; H.influenza, kızamık gibi bazı zatürre etkenlerine karşı koruyucudur. Çocuklarda en sık zatürre etkeni olan pnömokoklara karşı 2 yaş altında kullanılabilecek pnömokok aşısı artık ülkemizde de mevcuttur. Grip aşısı da riskli çocuklar için yararlıdır. Çocuklarımızın aşılarının tam olmasını sağlamalıyız. Çocukları, bebekleri sigara dumanına maruz bırakmamalıyız. Anne sütü alan bebeklerin her tür enfeksiyona karşı daha korunaklı olduğunu unutmamalı, bebeklerimizi mümkün olduğunca anne sütüyle beslemeliyiz. Çocuklarımızı hasta kişilerle temastan korumalı, enfeksiyonların sık görüldüğü mevsimlerde onları kalabalık ortamlarda bulundurmamaya gayret etmeliyiz.  Anlayacağı yaşa gelince çocuklarımıza el yıkamanın önemini anlatmalı, el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız. Dengeli beslenmelerini sağlamalıyız.  ? Details...

Kabızlık Çocuklarda kabızlık, gaita sıklığından çok gaitanın sertliği veya yapmadaki zorlukla tanımlanır. Çünkü gaita sıklığı çocuktan çocuğa ve bebeklik, çocukluk döneminin belli zamanlarında farklı olabilmektedir. Bebekler, özellikle anne sütüyle beslenenler, her gün çok sayıda bez kirletirler. Bebek büyüdükçe sayı azalacak, 2 yaşında ortalama günde 2, 4 yaşında ortalama günde 1 kaka yapacaktır. Eğer, alışılmış sıklıkta kaka yapmıyor ve kakası sert, kuruysa, yaparken zorlanıp canı yanıyorsa kabız olduğundan söz edebiliriz. Kabızlığın Nedenleri :   Beslenme : Anne sütünden ek gıdalara geçiş veya yeni bir mamaya başlama kabızlığa sebep olabilir. Daha büyük çocuklar ise, genellikle tercih ettikleri gıdalar lifden fakir, barsakta posa bırakmayan gıdalar olduğu ve yeterince su içmedikleri için kabız olurlar. Ayrıca inek sütü ve süt ürünleri bazı çocuklara kabızlığa neden olmaktadır.    Erken Tuvalet Eğitimi : Çocuk henüz hazır olmadığı bir dönemde tuvalet eğitimine zorlanırsa, protesto edip kakasını tutmaya başlayabilir. Tuvalet İhtiyacını Erteleme : Eğer çocuğunuz, oyunu veya seyrettiği çizgi filmi bırakıp tuvalete gitmiyor, ihtiyacını erteliyorsa, bu durum kabızlığa sebep olacaktır. Hastalıklar : Bazı barsak hastalıkları, tiroid bezinin az çalışması ( hipotiroidi), gıda allerjileri kabızlığa yol açabilir. İlaçlar : Kullandığı bazı ilaçlar kabızlığa neden olabilir. Kabızlığa Yaklaşım : Kabız olan çocuk, gaita yaparken çok zorlanıp canı yandığı için bundan kaçınmaya başlar. Böylece de, gaita giderek sertleşir, bir sonraki seferde canı daha çok yanar. Hatta bazen makatta çatlaklar oluşup kanamaya neden olabilir. Böylece, bir kısır döngü başlar. Çocuğu rahatlatmak için bu kısır döngüyü kırmak gereklidir. İlk adım olarak beslenme düzenini değiştirmek uygundur. Bol sebze, meyve, posalı gıdalar yedirmek, beyaz un mamülleri, muz, pilav, patates, süt ürünlerini azaltmak, bol su içmesini sağlamak yararlı olacaktır. Tuvalet ihtiyacını ertelemeden, hergün belli bir saatte ( özellikle kahvaltı, yemek sonrası) tuvalete oturmasını sağlamak alışkanlık kazanmasını sağlayacaktır. Bu önlemlerle sonuç alınamıyorsa, doktorunuz bazı ilaçlar da önerebilir.  ? Details...

Hepatit B Hepatite yol açan virüslerden biri de Hepatit B virüsüdür. Ancak; Hepatit A'dan farklı olarak ciddi bir enfeksiyona yol açar, kronik karaciğer hasarına, ölümcül komplikasyonlara neden olabilir. Ne yazık ki, ülkemiz Hepatit B 'nin sık görüldüğü ülkeler arasında yer almakta, bazen taşıyıcılar rutin kontrollerde tesadüfen saptanmaktadır. Mikrobu taşıyan anne, doğum sırasında bebeğe bulaştırabilir. Ayrıca, kan ve vücut sıvılarıyla temasla, cinsel yolla da bulaşır. Hepatit B virüsü, anne sütüyle bulaşmamaktadır. Mikrop alındıktan yaklaşık 6 hafta sonra belirtiler görülebilir. 1-2 ay sürebilir, bazen hiç belirti olmayabilir. İştahsızlık, halsizlik, döküntü, eklem ağrısı, sarılık görülebilir. Kronik karaciğer hasarına yol açabilir, kronik taşıyıcılık gelişebilir, yıllar içinde karaciğer kanseri, siroz gibi komplikasyonlarla ölümcül olabilir.  Kesin tanı, kan testiyle konur. Gebelikte annenin hepatit B kan testlerinin yapılması ihmal edilmemelidir. Çünkü anne taşıyıcı bile olsa, yenidoğan bebeği hemen yapılacak aşı ve immunglobülin ile korumak mümkündür. Kesin bir tedavisi yoktur. Enfekte kişi, uzun dönemde takibe alınır. Bebeklere doğar doğmaz başlanan aşı ile ( toplam üç doz ) korunma mümkündür.    ? Details...

Hepatit A Hepatit A, hepatit virüslerinden birinin yol açtığı karaciğerin iltihabi hastalığıdır. Hepatit virüsleri A'dan G'ye dek uzanan geniş bir yelpazede yer alırlar, farklı özellikleri vardır. Hepatit A, ülkemizde sık görülen, zaman zaman okullarda salgınlar yapan bir hepatit türüdür. Hastayla yakın temasla, enfekte su ve gıdayla bulaşır.  Mikrop alındıktan sonra bir kuluçka döneminin ardından; cilt ve göz aklarında sararma, iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma, koyu renkli idrar görülebilir. 6 yaş altı küçük çocuklar, sarılık olmadan, hatta hiç belirti olmadan da hastalığı geçirebilirler. Gençler ve erişkinlerde daha ağır seyredebilir. Hasta kişi, belirtiler görülmeden önceki birkaç haftalık dönemde de bulaşıcıdır. Bulaşıcılık sarılık veya diğer belirtiler görüldükten bir hafta sonrasına kadar sürer. Kesin tanı kan testleriyle konur. Özel bir tedavisi yoktur, hastanın genel durumunu destekleyecek tedaviler verilir.Tedavide antibiyotiğin yeri yoktur.  Hijyen kurallarına dikkat etmek, özellikle el yıkama ile enfeksiyondan korunmak mümkündür. En güvenli yöntem ise, 2 yaştan sonra iki doz halinde yapılan aşıyla korunmaktır.  ? Details...

Kusma ve İshalli Çocuğa Yaklaşım Kusma ve ishal her yaşta çocukta sık görülen yakınmalardır. Aynı anda başlayabilir veya kusmanın ardından ishal gelebilir. Kusma ve ishalin pek çok nedeni olabilir, ancak en sık kusma nedeni sindirim sistemine alınan bir virüs veya yenilen gıdalardır. İshal de en sık yenilen gıdalardan, enfeksiyondan veya antibiyotik alımından ortaya çıkar.  Kusma anne babaları en çok endişelendiren belirtilerden biridir. Bu endişe ve panikle de bazen yanlışlar yapabilirler. Örneğin çocuğun susuz kalacağından korkup hızla birşeyler içirmeye çalışmak doğru değildir. Evet, sıvı alması gerekmektedir, ama bunun yavaş yavaş, yudum yudum olması emilebilmesine olanak sağlayacaktır. Yemek için teklifte bulunmamak en iyisidir. Altta ciddi bir neden yoksa, çoğu kusma yaklaşık 12 saatte geçecek, çocuk rahatlayacaktır. Yudum yudum vereceğiniz sıvı, su veya doktorunuzun önereceği tuz-şeker karışımı olabilir. Kusma azalınca sıvı verme hızını arttırabilirsiniz. Ancak, çocuğun susuz kaldığından endişe ediyorsanız, kaybını yerine koyamadığınızı düşünüyorsanız, hemen doktorunuza ulaşmalısınız. Sindirim sistemine aldığımız virüsler, önce kusma ardından ishale yol açarlar. İshalde de çocuğun sıvı kaybını karşılamak çok önemlidir. Eğer, ishalle kaybettiği sıvıyı verdiğiniz içeceklerle telafi edebiliyorsanız, ne kadar sık gaita yapsa da sorun olmayacaktır. Eğer, yemek istiyorsa, barsak hareketlerini hızlandırmayacak muz, şeftali, elma, patates, ekmek, pirinç, yoğurt ( özellikle probiyotik yoğurt ) gibi gıdalar verebilirsiniz. Eğer hasta anne sütü alan bir bebekse, emmeyi sürdürmekte fayda vardır, böylece ishali daha kolay atlatacaktır. Kusma ve ishal durdurucu ilaçları, doktorunuz genellikle önermeyecektir. Çünkü; kusma ve ishal vücudun kendini rahatsız eden maddeyi uzaklaştırması için faydalı mekanizmalar olarak kabul edilmektedir.  ? Details...

ÇOCUKLARDA ATEŞ ve ATEŞLİ HAVALE  Normalin üstündeki vücut ısısı olarak tanımlayabileceğimiz ateş, anne babaları korkutsa da aslında çocuk için zararlı değil hatta yararlıdır. Çocuk hastalıklarında, özellikle enfeksiyonlarda görülen bir bulgudur, kendi başına bir hastalık değildir. Ateş, vücudun enfeksiyon etkeniyle savaşmasını, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Kaç Dereceye Ateş Demeliyiz? Bu, ateşin ölçüldüğü yere göre değişir. Makattan yapılan ölçümlerde 38 derece üzeri, ağızdan 37.5 , koltuk altından 37.2, kulaktan 38 derecenin üstündeki değerler ateş olarak kabul edilmelidir. Ateş Ne Kadar Yükselirse Tehlikeli Olur?  Ateşli bir çocuğu değerlendirirken, ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu yol gösterici olmalıdır. Ateşin ne kadar yüksek olduğu, hastalığın ağırlığının bir göstergesi değildir. Çocuklarda ateşin en sık nedeni olan basit viral enfeksiyonlar, 39-40 derece ateşe neden olabilir. Tam tersine, bazı ciddi hastalıklar da çok yüksek ateşe yol açmayabilir. Ancak 0-3 ay arası bebeklerde, normalin üstünde ölçülen bir vücut ısısı- değer kaç olursa olsun- hemen doktora ulaşmayı gerektirir. Daha büyük çocuklarda, çocuğun genel durumuna dikkat etmek gerekir. Eğer çocuk uyanık, aktifse, oynuyorsa, yiyip içebiliyorsa, uykusu iyiyse, solunumu normalse çok korkmaya gerek yoktur. Ancak eğer; uyku hali, huzursuzluk, solunum zorluğu varsa, yeme içmeyi reddediyorsa, şiddetli başağrısı varsa, ateşi düşse de genel durumu düzelmiyorsa veya ateş 24-48 saatten uzun sürerse yine doktora ulaşmak gerekir. Çoğu anne babanın ateşle birlikte aklına gelen havale geçirme olasılığı ise, ancak bazı ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülmektedir. ( Buna yazının devamında ayrıca değineceğiz) Ateşin Nedenleri Nelerdir?  Virüs veya bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar: Soğuk algınlığı, grip gibi enfeksiyonlar ateşin sık görülen nedenleridir. Soğuk algınlığında ilk 24 saat tek bulgu ateş olabilir, diğer belirtiler arkadan gelir. Anjin, orta kulak iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonu da ateşe yol açar. Nadiren zatürre, menenjit, tüberküloz gibi ciddi enfeksiyonlar da ateşin nedeni olarak saptanabilir. Aşılar: Bazı aşılardan sonra ateş görülebilir, aşıyı yaparken doktorunuz sizi uyaracaktır. Fazla kalın giydirme: Küçük bebekler, özellikle yenidoğanlar sıcak ortamlarda fazla giyimli olurlarsa, vücut ısılarını dengeleyemediklerinden ateşleri çıkacaktır. Romatizmal hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları,lösemi, lenfoma gibi hastalıklar ise uzun süren ateşlerde araştırılması gereken nedenlerdir. Ateşli Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?  Öncelikle, ateşin düşmanımız değil dostumuz olduğunu bilerek hareket etmeliyiz. Ateşin yükselmesiyle, vücut enfeksiyon etkeniyle daha iyi savaşabilmektedir. O halde, ateşli çocukta hemen ateşi düşürmeye çalışmak gereksizdir. Eğer bir enfeksiyon söz konusuysa, ateşi düşürmek enfeksiyonu daha çabuk iyileştirmeyecek, nedeni ortadan kaldırmayacaktır. Ancak çocuk ateşli dönemde kendini kötü hissediyorsa, halsizse ateş düşürücü ilaçların yardımıyla kendini daha iyi hissedecektir. Bu durumda, doktorun önereceği parasetamol veya ibufen grubu ateş düşürücüler kullanılabilir. Ateşli çocuğun, normalden fazla sıvı almasına, susuz kalmamasına dikkat etmek gerekir. Eğer ateş çok yüksek değilse ve çocuk kendini kötü hissetmiyorsa, ilaç vermeden önce üzeri soyulup ılık bir duş aldırılabilir. Bulunduğu oda serin tutulmalı, giysileri mümkün olduğunca ince ve pamuklu olmalıdır. Ateşli Havale Nedir? Ateşli havale, 6 ay- 5 yaş arası ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülen bir havale ( nöbet ) türüdür. Görülme sıklığı yaklaşık yüzde 3 ‘tür. Ateşli havaleye ailesel bir yatkınlık söz konusudur. Ateşli havale geçiren çocukların anne, baba veya yakınlarında çocuklukta ateşli havale geçirme öyküsü saptanabilir. Ateşli Havalede Ne Görülür? Çocuk aniden bilincini kaybeder, vücudu, kol ve bacakları kilitlenir. Ardından kasılmalar başlar, gözleri kayabilir.Altını ıslatabilir. Rengi solar. Genelde birkaç saniyeden 1-2 dakikaya dek sürer ve kendiliğinden geçer. Kasılmaların ardından çocuk derin bir uykuya dalmış gibi görünür. Ateşli Havale Sırasında Ne Yapmak Gerekir? Çocuğunun havale geçirdiğine tanık olmak, anne babalar için korkunç bir deneyimdir. Özellikle ilk defa böyle bir olay yaşanıyorsa, soğukkanlılığını korumak, paniğe kapılmamak pek kolay değildir. Ancak elden geldiğince sakin olmak, çocuğun da yararına olacaktır. Nöbet sırasında boğulma, tıkanmayı önlemek için çocuğun başı yana çevrilir. Ağzını açmaya çalışmak doğru değildir. Üzerinde sıkı giysiler varsa, açılıp gevşetilmesi uygun olur. Nöbet sonrası, ateşi düşürmek için ilaç verilebilir. İlk ateşli havale mutlaka doktor tarafından değerlendirilmeli, ateşe neden olan etken saptanıp buna uygun tedavi başlanmalıdır. Tekrarlayan ateşli havaleler geçiren çocuklarda, aileye nöbet sırasında makattan verilecek, nöbeti durduracak bir ilaç önerilebilir. Ateşli Havalenin Tehlikesi Nedir? Korkutucu görünümüne rağmen, ateşli havale geçirmek çocuklarda kalıcı bir hasara, nörolojik bir bozukluğa neden olmaz. Bir kez ateşli havale geçiren çocuk, ateşli olduğu dönemlerde tekrar havale geçirebilir. Yaşı büyüdükçe bu risk azalacak, 5-6 yaştan sonra ateşli havale görülmeyecektir.  ? Details...

İnmemiş Testis Erkek bebekte, doğum öncesi karında olan testisler ( yumurtalıklar), 32-36 gebelik haftalarında skrotuma ( torbaya ) inerler. Ancak, bazı bebeklerde doğumda bu iniş tamamlanmamış olabilir. Eğer, bebeğin testisleri normal yerinde ele gelmiyorsa, kasıkta kalmış olabilir, skrotumun üstünde ele gelirler. Bazen de testisler, karın içinde olabilirler veya hiç gelişmemiş olabilirler. İnmemiş Testis Kimlerde Görülür? İnmemiş testis, anne karnındaki normal süreyi tamamlamadan doğan prematür bebeklerde daha sık görülmektedir. Doğumda Yerinde Olan Testisler Sonradan Yukarı Çıkar mı? Bazı çocuklarda, testisler bebeklikte yerinde olup çocuk büyüdükçe, testisleri karına birleştiren bağın yeterince hızlı büyümemesi sonucu yukarıda kalabilirler. Bu yüzden anaokulu, ilkokul çağındaki erkek çocukların testisleri de kontrol edilmelidir. Retraktil Testis Nedir? Bazı çocuklarda ise, retraktil testis denilen, bazen skrotuma inen bazen de yukarı kaçan testisler görülebilir. Eğer, testis günün büyük bölümünde skrotum dışında kalıyorsa, bunu da inmemiş testis gibi kabul edip tedavi etmek hastanın lehine olacaktır. İnmemiş Testisin Yol Açtığı Riskler Nelerdir? İnmemiş testis, ileride kısırlık veya kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Bazen kasık fıtığıyla da birlikte olabilir. Ne Zaman Tedavi Edilir? Nasıl Tedavi Edilir? İnmemiş testislerin çoğu ilk 3 ayda, bir bölümü de 3-6 ay arasında normal yerine iner. 6 ayda inmeyen testisin tedavi edilmesi gereklidir. Bazen hormon tedavisi denenir, ancak kesin tedavi ameliyattır. Operasyon ile testis normal yerine getirilir. Ameliyatın mümkün olan en kısa zamanda, tercihen 1 yaşı geçmeden yapılması uygun olur.  ? Details...

--= NFSP =--

İdrar Yolu Enfeksiyonu İdrar yolu enfeksiyonu, çocuklarda sık görülür. Anatomik yapılarından dolayı kızlar, bu enfeksiyona daha yatkındırlar. Erkeklerde ise, 1 yaştan önce idrar yolu enfeksiyonu daha sık görülür. Sünnet olmuş erkek çocuklarda, idrar yolu enfeksiyonu riski azalmaktadır. En sık nedeni, barsaktaki bakterilerin idrar yoluna bulaşarak yukarı doğru yol almalarıdır. Çocuğun yaşı ne kadar küçükse, belirtileri anlamak da o kadar güç olur. Küçük bebeklerde, huzursuzluk, ateş, kilo alamama, kusma, idrarda değişik renk veya koku görülebilir. Daha büyük çocuklar ise; karın ağrısı, sık ve az idrar yapma, idrarda yanma, kanlı idrar, ateş, idrar kaçırma gibi şikayetlerle karşımıza gelebilirler. Ateş çok yüksekse, kusma, yan ağrısı varsa piyelonefrit ( böbrek iltihabı ) düşündürür. Böbreklerin zarar görmemesi için tedaviye hızla başlanması gerekir. Bu yakınmalarla doktora başvurduğunuzda, tanı koymak için çocuktan idrar tetkiki ve idrar kültürü istenecek, kültürde saptanan mikrobun hangi antibiyotiğe hassas olduğu antibiyogram ile saptanacaktır. Uygun antibiyotik tedavisi ile çabuk sonuç alınacak, çocuk 1-2 gün içinde rahatlayacaktır. İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda, idrarın mesaneden böbreklere doğru geri kaçışının ( reflü ) olup olmadığını saptayacak özel grafilerin çekilmesi gerekebilir. Eğer, reflü varsa koruyucu tedavilerle böbreklerin zarar görmesi önlenecek, ileri derece reflülerde ameliyat gerekecektir. İdrar yolu enfeksiyonunu önlemek için; bebeklerde bezi sık değiştirip altının kirli kalmamasını sağlamak, özellikle kızlarda alt temizliğini önden arkaya doğru yapmak önemlidir. Çocuk büyüdüğünde de tuvalette kendi temizliğini uygun şekilde yapması, gerekli oldukça tuvalete gidip mesaneyi boşaltması konusunda uyarılmalıdır. Özellikle okul çağındaki çocuklar, okulda geçirdikleri uzun saatler boyunca tuvalete gitmeden eve gelebiliyorlar, böylece idrarın uzun süre mesanede kalmasıyla enfeksiyonlara zemin hazırlıyorlar. Bol su içilmesi de, idrar yolu enfeksiyonundan koruyucu olacaktır.  ? Details...

DİL SEÇİMİ

English Arabic Bulgarian Croatian Czech Danish Dutch Finnish French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Norwegian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Swedish Catalan Filipino Hebrew Indonesian Latvian Lithuanian Serbian Slovak Slovenian Ukrainian Vietnamese Albanian Estonian Galician Hungarian Maltese Thai Turkish

İSTATİSTİK

BUGÜN219
DÜN514
BU HAFTA1200
BU AY5102
TOPLAM806489

(C) BilCELL
Doktorun Notları
Obez 1-5 Yaş Arası Çocuğa Diyet Tedavisi

 OBEZ(ŞİŞMAN) 1-5 YAŞ ÇOCUĞA DİYET

Alınan Enerjiyi Azaltmak İçin Uygulanması Gerekli Kurallar
1)Kızarmış ve pişirilirken yağ ilave edilmiş yiyeceklerden kaçınmak
2)Etlerin yağlı kısımlarını ayırıp kullanmamak
3)Yiyecek ve içeceklere şeker ilavesinden kaçınmak
4)Bisküvi,kek,pasta,şeker ve çikolata yemekten kaçınmak
5)Her öğünde sebze ve salata olması
6)Meyve ve düşük kalorili yoğurt tüketmek
7)Tüketilen sütün kaymağının alınmış olması
8)Kahvaltıda ekmek veya kızarmış ekmek üzerine çok az yağ sürülerek yenebilir
9)Tam yağlı peynir yerine yağ oranı daha az olan peynir tercih edilmesi
10)Diyabetikler için hazırlanan gıdaların kullanılmaması.
 
1-5 Yaş arası şişman çocuklara önerilen beslenme
Süt    Günde 300-600 ml önerilmektedir.Eğer kaymağı alınmış süt tercih ediliyorsa
          A ve D vitamini ilavesi yapılmalıdır,peynir ve yoğurdun da az yağlı olanları
          tercih edilmelidir.
Et,balık,tavuk,hindi,yumurta,tahıllar(mercimek,kuru fasulye vs).Bu gruptan günde
          1 porsiyon verilmelidir,az yağlı etler önerilir,fırında veya ızgara olarak
           pişirilmesi tercih edilir,asla kızartılarak pişirilmemelidir!
Sebze veya meyveler Günde en az 4 porsiyon tercih edilir(çiğ veya pişmiş olarak)
Ekmek,pilav,makarna Günde en fazla 1 porsiyon önerilir,şeker ve yağ ilave
            edilmemelidir.
 
 
                                             Egzersiz
 
Koşma,tempolu yürüme,,bisiklet sürme,tenis-yüzme-aerobik(3-4 yaştan sonrakilere) önerilir.
           a)Sıklık:Haftada 3-4 kez olmalıdır,
           b)Derecesi:Kalp hızı normalin %50-60 ı kadar artacak derecede yapılmalı
           c)Süresi:İlk önce 15 dk,sonra artırılır 30-40 dk yapılmalıdır,
           d)Tipi:Tüm kasların çalıştığı egzersiz seçilmeli,koşma,yüzme,bisiklet,tenis gibi
           e)Tüm bu aktivitelerden çocuk zevk almalı ve eğlenerek yapmalıdır.
 
                                                                              Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Obez Süt Çocuğuna Diyet Tedavisi

OBEZ (ŞİŞMAN) SÜT ÇOCUĞUNA DİYET TEDAVİSİ

ÖNERİLER
1)Her ağlama sonrası beslememek
2)Mamalara şeker,mısır gevreği,bisküvi,ekmek ilave edilmemeli
3)Kullanılan formül mamalar yaşına uygun ve doğru miktarda verilmeli
4)4 aydan önce katı gıdalara geçilmemeli
5)Meyveler tatlandırılmadan yedirilmeli
6)Gıdaların miktarı artırılırken mamalar azaltılmalı
7)1 yaşında biberon bırakılmalı
8)Şeker ilave edilmemiş meyve suları günde sadece 1 kez verilmeli.
 
                                                   Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Obezite (Şişmanlık)

OBEZİTE (ŞİŞMANLIK)

Obezite yapan etkenler:
1)Beslenme şekli:Bebekliğinde anne sütü ile beslenenlerde daha seyrek görülür,her
   ağlama sonrası tatlı ve unlu gıdalarla beslenmesi şişmanlığın en önemli   sebebidir.
2)Genetik:Aile içinde şişman kişilerin varlığı çok önemli bir sebeptir,anne ya da
   babadan herhangi birinin şişman olması %40 çocukta şişmanlık yapar,her ikisinin de
   şişman olması durumunda çocuğun da şişman olma olasılığı %80,hiçbirinin şişman
   olmama durumunda çocuğun şişman olma olasılığı %7 dir.
3)Çevresel Faktörler:Ailenin beslenme şekli,öğün sayısı,ayrıca çocuğun devamlı
   televizyon izleyerek ve oynarken hep oturur pozisyonda hareketsiz kalması ,
4)Ailenin sosyoekonomik durumu:Gelişmiş ülkelerde şişmanlık ekonomik durumu
   yetersiz kişilerde görülürken ,gelişmekte olan ülkelerde şişmanlık ekonomik durumu
   yüksek kesimlerde görülmektedir.
5)Ev ortamındaki huzursuzluk,arkadaş edinememe de davranış bozukluğu ve obeziteye
   sebep olabilir.
Obez çocuğa neler yapılabilir?
1)Alınan enerji kısıtlanmalı
2)Fizik aktivite artırılmalı
3)Psikolojik tedavi yapılmalı
4)İlaç tedavisi yapılmalı
5)Son olarak cerrahi tedavi yapılabilir.
 
  İDEAL KALORİ HESABI
 
                    Süt çocuğu             0-6 ay                           650 kcal/ gün
 
                                                   6 ay-1 yaş                     850 kcal/ gün
 
                    Çocuk                    1-3 yaş                        1300 kcal/ gün
 
                                                   4-6 yaş                        1800 kcal/ gün
 
                                                   7-10 yaş                      2000 kcal/ gün
 
                    Büyük çocuk erk 11-14 yaş                      2500 kcal/ gün
     
                                                   15-18 yaş                    2200 kcal/ gün
 
                     Büyük çocuk kız 11-14 yaş                     2200 kcal/gün
 
                                                  15-17 yaş                     2200 kcal/gün
 
                                                                        Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
 
Mama İle Beslenme

  FORMÜL MAMA İLE BESLEME

İlk 4 ay anne sütü yetersiz gelen bebekler anne sütüne ilaveten yalnızca hazır mama
ile beslenebilirler,mama seçiminde bebeğin gelişimine,anne sütünün yeterliliğine göre
marka ve miktar belirlenmesi   sadece doktor tarafından yapılmalıdır.Mamaların
hazırlanması çok dikkat isteyen ve temizlik kurallarına mutlaka uyulması gerekli
olan bir durumdur ,çünkü uygun koşullarda hazırlanmayan ve iyi saklanmayan mamalar
ishalin ve enfeksiyon hastalıklarının habercisidir.
Mamaların Hazırlanması:
Mama hazırlanmadan önce eller mutlaka yıkanmalı ve hazırlanacak yer temiz olmalıdır.
Kaynamış(100 derecede 10 dk) su doktorun önerdiği miktarda biberona konur ve su 60 dereceye kadar ılındıktan sonra içine katılması gerekli miktarda mama kutudan çıkan kendi ölçeği ile ölçeğin üstü sıvazlanarak konulur,biberon koruyucu kapağı kapatılır çalkalanır,ve biberon emziği ucuna elle temas etmeden steril bir şekilde takılır ve ılıtılır,bunun için çeşme suyu konulmuş kapta bekletilebilir,en ideal ısı 35-37 derece arasıdır,bileğimizin içine bir iki damla mama damlatarak ılıklık hissi duyarsak mamamız uygun ısıdadır.
Mama bebeğe yedirilirken başının hafif dik durumda olması sağlanmalı,beslenirken
bazen ara verip nefes alması sağlanmalıdır,hava yutmaması açısından biberon dik olarak tutulmalı,besleme esnasında emziğine temas etmemeye dikkat etmelidir(ortalama beslenme süresi 15 dk olmalıdır).Artan mama kısmı en fazla 2 saat oda ısısında bekleyebilir ,ardından en kısa sürede döküp içi biberon fırçası ile yıkanmalı ve sabunlanmalıdır,bu şekilde yıkanmış birkaç biberon tam kaynamış suda 10 dk kaynatılarak sterilize edilebilir ,emzikler ise kaynar suda 5 dk kaynatılıp sterilize edilmelidir,ayrıca günümüzde artık yaygın olarak kullanılan biberon sterilizatörleri de vardır.Özellikle dikkat edilmesi gerekli olan kaynatmadan veya biberon
sterilizatörüne konulmadan biberonlar mutlaka mama artıklarından arındırılmalıdır.
Her beslenme sonrasında bebeğin gazı dik pozisyonda omuza yatırılarak çıkartılmalı
yan pozisyonda beşiğe konulmalıdır,kusan bebeğin altına ince bir yastık konur,bu şekil
uyurken bile rahat gazını çıkarmasını sağlar ve kusma problemlerini azaltır.
Mama kutuları kullanım sonrası ağzı sıkıca kapatılarak serin bir odada tutulabilir ,
buzdolabında saklamaya gerek yoktur,ayrıca kutular açıldıktan sonra en fazla 2-3
hafta içinde tüketilmelidir.
 İNEK SÜTÜ 1 YAŞINA KADAR KULLANILMAMAKTADIR
İlk 4 aylık beslenme periyodunda ve sonraki periyotlarda kesinlikle hiçbir şekilde
inek sütü kullanılmamaktadır.Yıllarca yapılan çalışmalar göstermiştir ki;
_İnek sütü demir ve C vitamini açısından yetersiz olduğundan bağırsaklarda gözle
 görülemeyen gizli kanamalara ve sonucunda da demir eksikliği anemisine yol açar.
_İlk 1 yıl inek sütü ile beslenen bebeklerde allerjik hastalıklara yakalanma oranı çok
 yüksektir.
_İnek sütünde sodyum,potasyum,klor yüksek olduğundan bebeğin henüz gelişmemiş
 böbrek faaliyetlerini olumsuz etkiler ve böbreklere fazla yük biner.Bu çocuğun fazla
 sıvı kaybına neden olabilir.
_Anne sütü ve mamalarda mevcut olan ve bebeğin göz,beyin hücreleri ve doku
 hormonlarının gelişmesini sağlayan çok önemli yağ asitlerini inek sütü içermemektedir
_İnek sütünün içerdiği yağ nedeniyle hazmı oldukça güçtür.
_D vitamini düşük olduğu için yeterince kemik ve iskelet gelişimi sağlayamaz.
                                                                  Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Son >>

Sayfa 2 / 9
BilCELL Bilgisayar letiim - Bodrum Web Tasarm Bilgisayar Cep Telefonu Iphone Notebook Tamiri Sat Kampanyas Bodrum Servis ve Servisi
Copyright © 2010 BilCELL.® All rights Reserved.