MESAİ SAATLERİMİZ

Telefon Numaralarımız;
+90 252 317 05 28
Mesai Saatlerimiz;
Hafta İçi: 09:00-17:00
Cumartesi: 09:00-13:00
Acil Durumlarda 24 Saat GSM' numaralarımızdan Ulaşabilirsiniz...

Haberler

Hepatit B Hepatite yol açan virüslerden biri de Hepatit B virüsüdür. Ancak; Hepatit A'dan farklı olarak ciddi bir enfeksiyona yol açar, kronik karaciğer hasarına, ölümcül komplikasyonlara neden olabilir. Ne yazık ki, ülkemiz Hepatit B 'nin sık görüldüğü ülkeler arasında yer almakta, bazen taşıyıcılar rutin kontrollerde tesadüfen saptanmaktadır. Mikrobu taşıyan anne, doğum sırasında bebeğe bulaştırabilir. Ayrıca, kan ve vücut sıvılarıyla temasla, cinsel yolla da bulaşır. Hepatit B virüsü, anne sütüyle bulaşmamaktadır. Mikrop alındıktan yaklaşık 6 hafta sonra belirtiler görülebilir. 1-2 ay sürebilir, bazen hiç belirti olmayabilir. İştahsızlık, halsizlik, döküntü, eklem ağrısı, sarılık görülebilir. Kronik karaciğer hasarına yol açabilir, kronik taşıyıcılık gelişebilir, yıllar içinde karaciğer kanseri, siroz gibi komplikasyonlarla ölümcül olabilir.  Kesin tanı, kan testiyle konur. Gebelikte annenin hepatit B kan testlerinin yapılması ihmal edilmemelidir. Çünkü anne taşıyıcı bile olsa, yenidoğan bebeği hemen yapılacak aşı ve immunglobülin ile korumak mümkündür. Kesin bir tedavisi yoktur. Enfekte kişi, uzun dönemde takibe alınır. Bebeklere doğar doğmaz başlanan aşı ile ( toplam üç doz ) korunma mümkündür.    ? Details...

Karın Ağrısı Karın ağrısı çocuklarda en sık görülen, anne babayı endişelendiren yakınmalardan biridir. Ani başlangıçlı ( akut ) veya uzun süreli ( kronik ) olabilir. Genellikle masum nedenlere bağlıysa da, bazen de zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gereken ciddi hastalıklarla ortaya çıkabilir. Karın Ağrısına Neden Olan Hastalıklar Nelerdir? Akut Gastroenterit : Çocukta en sık karın ağrısı nedenlerinden biri rotavirüs gibi virüslerin veya bazı bakterilerin yol açtığı mide barsak enfeksiyonlarıdır. Karın ağrısıyla birlikte ishal, kusma, ateş görülür. Apandisit : Çocukta önce göbek çevresinde başlayan karın ağrısı, saatler geçtikçe karnın sağ alt tarafına yerleşir. Çocuk bir şey yiyemez, kusmaya başlar. Yürüyemez, iki büklüm yatıp kalır. Kabızlık: Çocuklarda sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Gaz sancısı : Çocuk karında yer değiştiren keskin bir ağrı tarifler. Beraberinde kusma, ishal yoktur. Gıda zehirlenmesi : Balık, tavuk, mayonez gibi şüpheli bir gıdanın alımından birkaç saat sonra karında kramp tarzı ağrılar, kusma, ardından da ishal başlar. Barsak tıkanıklığı : Karın ağrısına yol açan acil durumlardan biridir. Şiddetli karın ağrısı, sarı- yeşil, safralı kusmalar olur. Çocuk gaz, gaita çıkaramaz. Fonksiyonel karın ağrısı : Beraberinde ishal, kusma, kabızlık, kilo kaybı yoktur. Göbek çevresinde hafif bir ağrı tarifler. Tam nedeni bilinmemektedir. Çocuğa endişe veren, ilgi görmek istediği durumlarda ortaya çıkabilir. İdrar Yolu Enfeksiyonu : Karnın alt tarafında ağrı, idrar yaparken acıma, sık idrara çıkma, ateş gibi bulgular görülür. Ülser : Mide bölgesinde yanıcı bir ağrı olur. Yemek öncesi, sabah ve gece ağrı daha şiddetlidir. Kanlı gaita görülebilir. Ailede ülser öyküsünün oluşu tanıya yardımcıdır. Hepatit : Karaciğer iltihabına genellikle virüsler neden olur. Çocukta halsizlik, bulantı, kusma, karnın sağ üst bölgesinde ağrı, sarılık görülür. Jinekolojik nedenler : Genç kızlarda adet sancısı da sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Karın Ağrısı Olan Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalı? Kendini iyi hissettiği pozisyonda yatıp dinlenmesine izin verin. Yedirmeye çalışmayın. Eğer alabiliyorsa, az az sıvı almasını sağlayın. Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vermeyin. Doktora gitmeden karın ağrısıyla birlikte olan bulguları ( ishal, kabızlık, ateş …gibi), ağrının yerini, azaltan veya arttıran faktörleri not ederseniz tanı konmasına yardımcı olacağınızı unutmayın. Fonksiyonel karın ağrısında da çocuğun rol yapmadığını, gerçekten ağrı hissettiğini bilin ve onu suçlamayın. Karın Ağrısında Ne Zaman Doktora Başvurmak Gerekir? Eğer karın ağrısı 12-24 saatte geçmiyorsa veya sık sık tekrarlıyorsa Karın ağrısı, göbek çevresi dışında başka bir bölgedeyse ( Özellikle karnın sağ alt tarafında olan karın ağrılarında apandisit olasılığını göz ardı etmemek gerekir !) Çocuğun genel durumu kötü görünüyorsa ( Anne baba kendi hislerine güvenip hareket etmeliler, kimse çocuğunuzu sizin kadar iyi tanıyamaz ) Uzamış kusma varsa ( 12-24 saati geçen kusmalar ) Sarı- yeşil, safralı kusmalar varsa Kanlı kusma varsa Kanlı ishal varsa İdrar yapmada ağrı, sık idrara çıkma varsa çocuk doktoruna başvurmalısınız. Doktor Ne Yapar? Doktor çocuğu ayrıntılı bir muayeneden geçirir. Bazen muayene bulguları ve sizin verdiğiniz bilgiler tanıya ulaşmada yeterli olur. Bazen de karın filmi, ultrason, gaita incelemesi, idrar testi, bazı kan testlerinin görülmesi gerekebilir. Eğer, ilk muayenede karın bulguları belirgin değilse, doktor çocuğu takibe alıp birkaç saat içinde muayenesini tekrarlamak isteyebilir. Bazen de cerrahi bir nedenden şüphelenirse, çocuğu bir cerrahın da görmesi gerekebilir.  ? Details...

Çocuklarda Omurga Eğriliği (Skolyoz) Vücudumuzu dik tutan bel kemiği (omurga) bazan eğrilikler gösterir. Çok genç yaşlarda başlayabilen eğrilikleri ancak dikkatli anneler yakalayabilir. Çocuklar elbiseli iken yeni başlayan ve hafif eğrilikleri fark etmek mümkün değildir. Ama anneler çocukları elbisesiz de görebilirler. Daha çok kız çocuklarda gözlenen omurga eğiriliklerini erken fark etmek ana-baba, öğretmen gibi büyüklere düşmektedir. Omurga silindir yapıda birçok kemiğin, disk denilen kıkırdak yapılarla birleşmesinden oluşur. 7 tane boyun,12 tane sırt, 5 tane bel omur kemiği koksiks adı verilen piramide benzer parça ile birleşip iskeletin esas parçası olan bel kemiğini (omurgayı) oluşturur. Omurga vücudu dik tutan bir destek, omuriliği koruyan bir yapıdır. Omurganın boyun ve bel bölgesi oldukça hareketlidir. Omur kemiklerinin mükemmel bir şekilde birbirine eklem ve bağlarla birleşmesinden oluşan omurga yandan belirli normal eğrilikler gösterir, yandan bakılınca boyun ve bel bölgesinde içeri doğru girintili sırtta ise dışa doğru çıkıntılıdır. Ama omurgaya önden bakılınca dümdüzdür. Önden bakıldığında omurganın bir bölümünün sağa veya sola doğru kavis yapması ve rotasyon (dönme) göstermesi bir bozukluktur. Bu bozukluğa Skolyoz denir. Ancak annelerin bu konuya daha duyarlı olması ile bu rahatsızlık daha erken yakalanabilir. Vakaların çoğunda neden bilinemez. Nedeni bulunmayan eğriliklere idyopatik skolyoz denir. Genetik geçiş özellikleri vardır. Kız çocuklarda daha fazla görülür. Ağır vakalarda eğrilmeler ergenlikte çok hızla ilerler. Araştırmalar çocukların %5'inde skolyoz görüldüğünü bildirmektedir. Eğrilikler çeşitli tiplerde olabilir. Sırtta sağa veya sola belde sağa veya sola veya hem sırt hem belde karşılıklı eğrilikler olabilir. Omurga eğrilikleri çocukluktan sonra da oluşabilir. Erişkinlerde sırt kaslarının dengesizliği, aşırı şişmanlık, osteoporoz (kemik erimesi) gibi durumlarda sonradan skolyoz gelişebilir. Çoğu zaman eşit çalışmayan kaslar sırt kaslarında dengesizliğe neden olur ve omurgada eğrilik gelişir. Bu durum omurgada kalıcı bozukluk yapmadan fark edilebilirse düzeltilebilir. Belirti ve Bulgular Hafif bir eğrilik hiç bir fiziksel aktiviteyi engellemez. Çoğu zaman dikkat edilmeden fark bile edilemez. Bazan tesadüfen röntgen filminde omurgada eğrilik görülür. Ağır eğrilikler ise elbiseli iken bile fark edilebilir. Kötü gidişli skolyozda omurganın giderek eğrilmesi ileri yaşlarda göğüs boşluğunu daraltır. Bu daralma ileride kalp ve akciğer sorunlarına yol açar. Teşhis Basit bir çekül doğrultusu ile omurganın doğruluğuna bakılabilir. Ensenin tam ortasına konulan çekül ipinin omurgadan düz olarak geçip yere tam iki ayak ortasına inmesi gerekir. Ayrıca her iki omuzun aynı seviyede olması, öne doğru eğilince sırtta asimetri veye bir tarafta farklılık olmaması gerekir. En ufak bir şüpheniz varsa doğru teşhis için uzman doktor muayenesi ve radyolojik tetkikleri yaptırın. Gerekli omurga filmlerinde omurgalardaki dönmeler tesbit edilir ve skolyozun açısal ölçümleri yapılır. Skolyozlu hasta belirli aralıklarla mutlaka kontrol edilmelidir çünkü eğrilikler hızla ilerleyebilir. Tedavi Hafif vakalar sadece gözlem altında tutulur, erişkin veya çocuk zaman içinde takip edilir. Bu arada kaslardaki dengesizliğin, sertleşme ve kısalmaların önlenmesi için düzenli egzersizler yapılmalıdır. Kötü gidişli vakalarda eğrilik ve omurgada dönmenin artması ile göğüs boşluğunu zamanla çok daralır. Akciğere giren çıkan hava azalır. Yaş ilerledikçe ve çocuk büyüdükçe akciğerde sık sık problemler çıkabileceği için bu tip vakalarda korse uygulaması ve ameliyat yapılmasını gerektirebilir.  ? Details...

Kızamık Kızamık, bir tür virüsün neden olduğu döküntülü bir hastalıktır. Önce basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar, ardından yüz ve enseden başlayan, gövdeye de yayılan kırmızı renkte döküntü ortaya çıkar. Henüz aşı olmamış ve anneden geçen korumanın azaldığı bebekler, okul öncesi dönemdeki çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler, 2 doz kızamık aşısı yapılmamış kişiler hastalığa yakalanma için yüksek riskli gruplardır.  Mikropla temastan sonra kuluçka dönemi 10-12 gündür. Önce; ateş, halsizlik, iştahsızlık, gözlerde sulanma ve kızarma, öksürük ve burun akıntısı başlar. 2-3 gün içinde, yanak içlerinde beyaz benekler, bundan 2 gün sonra da yukarıdan aşağıya doğru ilerleyen kırmızı döküntü ortaya çıkar.  Kızamık geçiren hastalarda, özellikle iyi beslenmemiş çocuklarda bronşit, zatürre, ishal, orta kulak enfeksiyonu, konjonktivit, körlük gibi komplikasyonlar görülebilir. Yıllar sonra ortaya çıkabilen nadir bir komplikasyon da, merkezi sinir sistemini dejenere eden ölümcül bir tablo olan SSPE ( Subakut Sklerozan Pan Ensefalit ) denilen bir hastalıktır. Kızamık çok bulaşıcıdır. Hasta kişiyle solunum teması, öpüşme, aynı kaptan yeme gibi yollarla virüs alınır. Hastalığın en bulaşıcı olduğu dönem, ateş başlamadan öncesiyle döküntü çıktıktan 4 gün sonrasına kadarki dönemdir. Hasta çocuk, bu dönemde izole edilmeli, döküntü başladıktan sonra en az 5 gün okula gitmemelidir. Viral bir hastalık olduğu için, etkene yönelik tedavi yoktur. Ancak; yatak istirahati, bol sıvı alımı, öksürük için soğuk buhar yardımcı olacaktır. Doktorun önerdiği ateş düşürücü ve vitamin takviyesi kullanılabilir. Hastalık yaklaşık 1 hafta sürecek, ömür boyu bağışıklık sağlayacaktır. Kızamık aşıyla önlenebilen bir hastalıktır. Ancak ilk yaş içinde ( genellikle 9 ay dolunca ) yapılan tek doz aşının yeterli olmadığı, en az 2 doz aşı gerektiği unutulmamalıdır. Gelişmekte olan ülkelerde, halen tüm çocuklara aşılanması sağlanamamakta ve 5 yaş altı çocuk ölümlerinde en sık sorumlu olan enfeksiyon etkeni olarak kızamık karşımıza çıkmaktadır. Hedefimiz, aşısı olan bir hastalık yüzünden çocuklarımızın sıkıntı çekmemesi, ölümcül olabilen komplikasyonlarla karşılaşmamalarıdır.  ? Details...

Katılma Nöbeti Katılma nöbeti, çocukluk çağında, özellikle 2 yaş civarında sık görülen, anne babayı korkutan, ancak neyse ki göründüğü kadar korkunç olmayan nöbetlerdir. Görülme sıklığı yaklaşık % 5 'tir. 6 aydan önce nadirdir, 5 yaş civarında da kaybolur. Nöbet öncesinde çocuğun keyfini kaçıran bir olay olur. Örneğin istediği birşeyin kendine verilmemesi, istediğini yaptıramaması gibi bir olay sonucu yaşadığı hayal kırıklığı veya kızgınlık, korku, canının yanması nöbeti tetikler. Çocuk ağlamaya başlar, ağlama sırasında aniden nefesini tutar, ardından morarır, katılır.Bir diğer türünde ise, rengi bembeyaz olur. Bilincini kaybeder, yaklaşık 30-60 sn içinde kendine gelir. İlk katılma nöbetinde, havale ile giden hastalıklardan ayırt etmek için çocuğun doktor tarafından görülmesi gereklidir. Demir eksikliği bu durumun görülme sıklığını arttıracağı için, tam kan sayımı kontrolü istenecektir. Çok sık tekrarlayan, ciddi nöbetler varsa, ilaç önerilebilir. Katılma nöbeti sırasında fazla ilgi göstermek, nöbetin tekrarlamasını teşvik eder. Bu nedenle; anne babanın çocuğun zarar görmeyecek bir pozisyonda olduğundan emin olduktan sonra, mümkün olduğunca kayıtsız kalması gereklidir  ? Details...

İdrar Yolu Enfeksiyonu İdrar yolu enfeksiyonu, çocuklarda sık görülür. Anatomik yapılarından dolayı kızlar, bu enfeksiyona daha yatkındırlar. Erkeklerde ise, 1 yaştan önce idrar yolu enfeksiyonu daha sık görülür. Sünnet olmuş erkek çocuklarda, idrar yolu enfeksiyonu riski azalmaktadır. En sık nedeni, barsaktaki bakterilerin idrar yoluna bulaşarak yukarı doğru yol almalarıdır. Çocuğun yaşı ne kadar küçükse, belirtileri anlamak da o kadar güç olur. Küçük bebeklerde, huzursuzluk, ateş, kilo alamama, kusma, idrarda değişik renk veya koku görülebilir. Daha büyük çocuklar ise; karın ağrısı, sık ve az idrar yapma, idrarda yanma, kanlı idrar, ateş, idrar kaçırma gibi şikayetlerle karşımıza gelebilirler. Ateş çok yüksekse, kusma, yan ağrısı varsa piyelonefrit ( böbrek iltihabı ) düşündürür. Böbreklerin zarar görmemesi için tedaviye hızla başlanması gerekir. Bu yakınmalarla doktora başvurduğunuzda, tanı koymak için çocuktan idrar tetkiki ve idrar kültürü istenecek, kültürde saptanan mikrobun hangi antibiyotiğe hassas olduğu antibiyogram ile saptanacaktır. Uygun antibiyotik tedavisi ile çabuk sonuç alınacak, çocuk 1-2 gün içinde rahatlayacaktır. İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda, idrarın mesaneden böbreklere doğru geri kaçışının ( reflü ) olup olmadığını saptayacak özel grafilerin çekilmesi gerekebilir. Eğer, reflü varsa koruyucu tedavilerle böbreklerin zarar görmesi önlenecek, ileri derece reflülerde ameliyat gerekecektir. İdrar yolu enfeksiyonunu önlemek için; bebeklerde bezi sık değiştirip altının kirli kalmamasını sağlamak, özellikle kızlarda alt temizliğini önden arkaya doğru yapmak önemlidir. Çocuk büyüdüğünde de tuvalette kendi temizliğini uygun şekilde yapması, gerekli oldukça tuvalete gidip mesaneyi boşaltması konusunda uyarılmalıdır. Özellikle okul çağındaki çocuklar, okulda geçirdikleri uzun saatler boyunca tuvalete gitmeden eve gelebiliyorlar, böylece idrarın uzun süre mesanede kalmasıyla enfeksiyonlara zemin hazırlıyorlar. Bol su içilmesi de, idrar yolu enfeksiyonundan koruyucu olacaktır.  ? Details...

Doğuştan Kalça Çıkığı  Doğuştan Kalça Çıkığı, çocuklarda sık görülen, erken anlaşılıp tedavi edilmezse kalıcı sakatlıklara yol açabilen bir sorundur. Üst bacak kemiğinin başı ile kalça eklemi arasında değişik derecelerde uyumsuzluk vardır. Bebek anne karnında gelişirken oluşan bazı problemler, kalça çıkığına neden olur. Kızlarda, ilk bebeklerde, makat gelişiyle doğan bebeklerde ve ailede kalça çıkığı öyküsü olanlarda daha sık görülmektedir. Genellikle, kalça tek taraflı olarak etkilenir. Hiç belirti vermeyebilir. Bebeğin bir bacağı daha kısa görünebilir, uyluktaki cilt kıvrımları asimetrik olabilir. Bebeğin bacaklarını rahatça yana açamadığı farkedilebilir. Bebeklikte anlaşılmamış vakalarda, yürümeye başladığında yalpalama, topallama, parmak ucunda yürüme görülebilir. Sağlam bebek izleminde, doktorunuz kalça kontrollerini de yapacak, şüphelenirse kalça grafisi veya ultrasonu ile kesin tanıyı koyacaktır. Daha sonra bir ortopedi uzmanına gönderileceksiniz. Özel bazı cihazlar veya alçılar yardımıyla kalça eklemi istenen pozisyona getirilecek, normal gelişim sağlanacaktır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, sonuç o kadar iyi ve tedavi o kadar kolay olacaktır. Geç kalınmış vakalarda, ameliyat gerekli olacaktır. Bebekte tam gelişmemiş bir kalça eklemi mevcutsa, kalça çıkığına meydan vermemek için bebeği sıkıca sarıp kundaklamaktan, hareketini kısıtlayacak sıkı kıyafetler giydirmekten, küçük bez kullanmaktan kaçınmak gerekir.  ? Details...

Zatürre Zatürre ( tıbbi adıyla pnömoni ) virüs, bakteri gibi etkenlerin yol açtığı, akciğer dokusunun tek veya iki taraflı enfeksiyonudur. Enfeksiyon, genellikle basit bir soğuk algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar ve ilerler.  Zatürrenin lafı bile anne babaları korkutsa da, riskli bazı gruplar dışında ayaktan tedaviyle yüz güldürücü sonuçlar alınan bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi zayıf, iyi beslenememiş, kronik hastalıkları olan çocuklar, prematür bebekler, sigara dumanına maruz kalan çocuklar daha riskli gruplardır, zatürreyi ağır geçirebilir, tedavi için hastaneye yatmaları gerekebilir.     Belirtiler Nelerdir? Ateş, titreme, üşüme, terleme Öksürük, balgam Göğüs / sırt ağrısı Hızlı nefes alıp verme Göğüste hırıltı Nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler Kusma Başağrısı Kas ağrısı Halsizlik, iştahsızlık Bebekte emmeyi reddetme görülebilir Nasıl Bulaşır? Hasta kişiyle yakın temasla, onun aksırık, öksürüğünden, aynı tabak, çatal, kaşığı kullanmakla bulaşır. Ancak, mikrobu alan herkeste zatürre görülmeyecek, bazıları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirecektir. Nasıl Tanı Konur? Şikayetleri dinleyen doktor, muayeneden sonra akciğer filmi, kan testleri, balgam kültürü gibi testler isteyebilir. Nasıl Tedavi Edilir? Bakterilerin yol açtığı zatürreler antibiyotikle tedavi edilir. Çoğu hasta, antibiyotik tedavisini evde alabilir. Tedaviyi doktorun önerdiği süre boyunca almak, iyileşme görülünce kesmemek çok önemlidir. Viral kaynaklı zatürrelerde antibiyotikler işe yaramaz, hastanın genel durumunu destekleyici tedaviler yapılır. Solunum sıkıntısı, morarmaları olan hastalar hastaneye yatırılarak tedavi edilirler. Bol sıvı alımını sağlamak iyileşmeye, balgamın atılmasına yardımcı olacaktır.  Doktor önerisi olmadan, rasgele öksürük şurubu kullanmak yarardan çok zarar verebilir. Öksürük, vücudun balgamı atmak için ihtiyaç duyduğu normal bir savunma mekanizmasıdır. Ağrı kesici, ateş düşürücüler bazen gerekli olabilir. Korunma İçin Neler Yapabiliriz? Çocukluk çağı aşıları; H.influenza, kızamık gibi bazı zatürre etkenlerine karşı koruyucudur. Çocuklarda en sık zatürre etkeni olan pnömokoklara karşı 2 yaş altında kullanılabilecek pnömokok aşısı artık ülkemizde de mevcuttur. Grip aşısı da riskli çocuklar için yararlıdır. Çocuklarımızın aşılarının tam olmasını sağlamalıyız. Çocukları, bebekleri sigara dumanına maruz bırakmamalıyız. Anne sütü alan bebeklerin her tür enfeksiyona karşı daha korunaklı olduğunu unutmamalı, bebeklerimizi mümkün olduğunca anne sütüyle beslemeliyiz. Çocuklarımızı hasta kişilerle temastan korumalı, enfeksiyonların sık görüldüğü mevsimlerde onları kalabalık ortamlarda bulundurmamaya gayret etmeliyiz.  Anlayacağı yaşa gelince çocuklarımıza el yıkamanın önemini anlatmalı, el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız. Dengeli beslenmelerini sağlamalıyız.  ? Details...

Kabızlık Çocuklarda kabızlık, gaita sıklığından çok gaitanın sertliği veya yapmadaki zorlukla tanımlanır. Çünkü gaita sıklığı çocuktan çocuğa ve bebeklik, çocukluk döneminin belli zamanlarında farklı olabilmektedir. Bebekler, özellikle anne sütüyle beslenenler, her gün çok sayıda bez kirletirler. Bebek büyüdükçe sayı azalacak, 2 yaşında ortalama günde 2, 4 yaşında ortalama günde 1 kaka yapacaktır. Eğer, alışılmış sıklıkta kaka yapmıyor ve kakası sert, kuruysa, yaparken zorlanıp canı yanıyorsa kabız olduğundan söz edebiliriz. Kabızlığın Nedenleri :   Beslenme : Anne sütünden ek gıdalara geçiş veya yeni bir mamaya başlama kabızlığa sebep olabilir. Daha büyük çocuklar ise, genellikle tercih ettikleri gıdalar lifden fakir, barsakta posa bırakmayan gıdalar olduğu ve yeterince su içmedikleri için kabız olurlar. Ayrıca inek sütü ve süt ürünleri bazı çocuklara kabızlığa neden olmaktadır.    Erken Tuvalet Eğitimi : Çocuk henüz hazır olmadığı bir dönemde tuvalet eğitimine zorlanırsa, protesto edip kakasını tutmaya başlayabilir. Tuvalet İhtiyacını Erteleme : Eğer çocuğunuz, oyunu veya seyrettiği çizgi filmi bırakıp tuvalete gitmiyor, ihtiyacını erteliyorsa, bu durum kabızlığa sebep olacaktır. Hastalıklar : Bazı barsak hastalıkları, tiroid bezinin az çalışması ( hipotiroidi), gıda allerjileri kabızlığa yol açabilir. İlaçlar : Kullandığı bazı ilaçlar kabızlığa neden olabilir. Kabızlığa Yaklaşım : Kabız olan çocuk, gaita yaparken çok zorlanıp canı yandığı için bundan kaçınmaya başlar. Böylece de, gaita giderek sertleşir, bir sonraki seferde canı daha çok yanar. Hatta bazen makatta çatlaklar oluşup kanamaya neden olabilir. Böylece, bir kısır döngü başlar. Çocuğu rahatlatmak için bu kısır döngüyü kırmak gereklidir. İlk adım olarak beslenme düzenini değiştirmek uygundur. Bol sebze, meyve, posalı gıdalar yedirmek, beyaz un mamülleri, muz, pilav, patates, süt ürünlerini azaltmak, bol su içmesini sağlamak yararlı olacaktır. Tuvalet ihtiyacını ertelemeden, hergün belli bir saatte ( özellikle kahvaltı, yemek sonrası) tuvalete oturmasını sağlamak alışkanlık kazanmasını sağlayacaktır. Bu önlemlerle sonuç alınamıyorsa, doktorunuz bazı ilaçlar da önerebilir.  ? Details...

Kızıl Kızıl, çocuklarda görülen ateşli ve döküntülü bir hastalıktır. Anjine yol açan streptokok adlı bakterinin bazı türlerinin ürettiği bir toksin, hassas kişilerde kızıl döküntüsüne yol açar. Diğer çocukluk çağı döküntülerinden en önemli farkı antibiyotik tedavisi gerektirmesidir.  Hastalığın başlangıcında boğaz ağrısı ve ateş vardır. Çocuk kendini oldukça kötü hissetmekte, başağrısı, karın ağrısı, bulantıdan şikayet etmektedir. Mikrop, boğaza alındıktan 2 gün sonra döküntü görülür. Döküntü yüz ve enseden başlayıp vücuda yayılır. Kasık ve koltuk altında daha yoğun olabilir. Hafif ciltten kabarık, kaşıntılı bir döküntüdür, dokununca zımpara kağıdı hissi verir. Bu sırada, hastanın dili de beyaz veya kırmızı çileğe benzer bir görünüm alabilir. Kesin tanı, boğazdan alınacak kültürde streptokok bakterisinin gösterilmesiyle konur. Streptokok anjini geçiren biriyle yakın temas, aynı bardak, çatal-kaşığı kullanmakla mikrop bulaşır. Temastan sonra kuluçka dönemi 2-5 gündür. Ancak, kişinin hassasiyetine bağlı olarak aynı mikrobu alan başka biri, cilt döküntüsü olmadan sadece anjin geçirebilir. Hasta kişi, tedavi başlandıktan 24 saat sonra artık bulaşıcı değildir.  Kızılda, en önemli nokta doktorun önerdiği antibiyotik tedavisini uygun şekilde kullanmak, önerilenden önce kesmemektir. Doktorunuz, eğer iğne değil de ağızdan tedaviyi tercih ederse, antibiyotik şurubu 10 gün vermeniz gerekecektir. Bu, boğazdan mikrobun tam olarak silinebilmesi ve romatizmal ateş gibi komplikasyonları önlemek için gereklidir. Çocuğun boğazı acıyacağı için kolay yutabileceği sıvı, yumuşak kıvamlı gıdalar vermek, ılık tuzlu suyla gargara yaptırmak rahatlatıcı olacaktır. Ateş için doktorunuzun önereceği ateş düşürücüyü birkaç gün kullanmanız gerekebilir. Günümüzde kızıl artık korkunç bir hastalık değildir, ancak tedavi edilmesi gereken bir döküntülü hastalık olduğu da unutulmamalıdır.  ? Details...

--= NFSP =--

İnmemiş Testis Erkek bebekte, doğum öncesi karında olan testisler ( yumurtalıklar), 32-36 gebelik haftalarında skrotuma ( torbaya ) inerler. Ancak, bazı bebeklerde doğumda bu iniş tamamlanmamış olabilir. Eğer, bebeğin testisleri normal yerinde ele gelmiyorsa, kasıkta kalmış olabilir, skrotumun üstünde ele gelirler. Bazen de testisler, karın içinde olabilirler veya hiç gelişmemiş olabilirler. İnmemiş Testis Kimlerde Görülür? İnmemiş testis, anne karnındaki normal süreyi tamamlamadan doğan prematür bebeklerde daha sık görülmektedir. Doğumda Yerinde Olan Testisler Sonradan Yukarı Çıkar mı? Bazı çocuklarda, testisler bebeklikte yerinde olup çocuk büyüdükçe, testisleri karına birleştiren bağın yeterince hızlı büyümemesi sonucu yukarıda kalabilirler. Bu yüzden anaokulu, ilkokul çağındaki erkek çocukların testisleri de kontrol edilmelidir. Retraktil Testis Nedir? Bazı çocuklarda ise, retraktil testis denilen, bazen skrotuma inen bazen de yukarı kaçan testisler görülebilir. Eğer, testis günün büyük bölümünde skrotum dışında kalıyorsa, bunu da inmemiş testis gibi kabul edip tedavi etmek hastanın lehine olacaktır. İnmemiş Testisin Yol Açtığı Riskler Nelerdir? İnmemiş testis, ileride kısırlık veya kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Bazen kasık fıtığıyla da birlikte olabilir. Ne Zaman Tedavi Edilir? Nasıl Tedavi Edilir? İnmemiş testislerin çoğu ilk 3 ayda, bir bölümü de 3-6 ay arasında normal yerine iner. 6 ayda inmeyen testisin tedavi edilmesi gereklidir. Bazen hormon tedavisi denenir, ancak kesin tedavi ameliyattır. Operasyon ile testis normal yerine getirilir. Ameliyatın mümkün olan en kısa zamanda, tercihen 1 yaşı geçmeden yapılması uygun olur.  ? Details...

DİL SEÇİMİ

English Arabic Bulgarian Croatian Czech Danish Dutch Finnish French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Norwegian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Swedish Catalan Filipino Hebrew Indonesian Latvian Lithuanian Serbian Slovak Slovenian Ukrainian Vietnamese Albanian Estonian Galician Hungarian Maltese Thai Turkish

İSTATİSTİK

BUGÜN214
DÜN514
BU HAFTA1195
BU AY5097
TOPLAM806484

(C) BilCELL
Doktorun Notları
Allerjik Hastalıklar

ALLERJİK HASTALIKLAR

Allerji normalde vücuda zararı dokunmayacak maddelere bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesi olarak tanımlanmaktadır.Bağışıklık sistemimizin bizi yabancı maddelere karşı korumak için ürettikleri vücut savunmacıları(antikorlar)kimi zaman zararlı olmayan birtakım maddelere de aşırı reaksiyon gösterirler.
Neler allerjiye sebep oluyor?
Her gün yediğimiz,içtiğimiz,temas ettiğimiz birçok madde allerjiye sebep olmaktadır.
Yumurta,süt,fındık,kedi,köpek,bilezikler,tozlar,küfler allerjiye sebep olan maddelerden sadece bazılarıdır,allerjen olarak tanımladığımız bu maddeler solunum yoluyla,yemekle,ilaç ya da böcek yoluyla kana karışarak ya da deriye temas yoluyla vücuda etki ediyor.Böylece bize kimi zaman hayatı zehir eden burun akıntısı,burun tıkanıklığı,hapşırma,sık sık boğaz temizleme,ağız ve boğazda kaşıntı,öksürme,solunum zorluğu,karın ağrısı ve açıklanamayan bağırsak sorunları gibi belirtiler ortaya çıkıyor.Stres,yiyecek içeceklerde bulunan katkı maddeleri,işyerlerindeki ve okullardaki
sağlıksız koşullar da günümüzde allerjik hastalıkların artışındaki başlıca etkenlerdir.Bu hastalıklar,havaların ısınması,atmosfer basıncındaki değişiklikler,nem miktarındaki farklılıklar ve polenler gibi sebeplerden dolayı özellikle bahar aylarında ortaya çıkar.
Allerjide genetik faktörler:
Anne ve babadan birinin allerjisinin olması bebeğin de allerji olma riskini yüzde 40 oranında artırıyor.Eğer ebeveynlerden her ikisinin de solunum sistemiyle ilgili bir allerjisi söz konusu ise bu oran yüzde 70'lere çıkıyor.Allerjik hastalıkların başlıcaları saman nezlesi,göz nezlesi,allerjik bronşit,astım,ürtiker ve egzama olarak sıralanabilir.
Allerjide Çevresel Faktörler:
Allerjenlerden en önemlileri ev içinde akarlar,ev dışında polenlerdir.Allerjik nezle,bronşit ve astıma solunum yoluyla vücuda giren allerjenler yol açmaktadır.Dünyada ve ülkemizde solunum yolu allerjilerinin en önemli nedeni ev tozu allerjenleridir.Ev tozu;içinde akarların,küf mantarlarının polenlerin,bakterilerin,evcil hayvanlara,hamamböceklerine ait allerjenlerin bulunduğu bir karışım olarak tanımlanıyor.Akarlar insan derisi ve kepekle besleniyor,çoğunlukla nemli ortamlarda ürüyor,akar duyarlılığı olan insanların nemi az,aydınlık ve iyi havalanan bir evde yaşamaları gerekiyor.Eski binalarda,mutfakta,rutubetli ve güneş görmeyen yerlerde yaşayan hamam böceklerinde yer alan allerjenler hayvanın vücut parçalarında,dışkısında tükürüğünde ve diğer salgılarında bulunur.
Bitkilerin erkek tohumu olan polenler ise özellikle baharla birlikte ortaya çıkan en yaygın allerlenlerden biridir.Polenlerin atmosferde yoğun bulundukları saatlerde
(sabahın erken saatleri,sıcak,kuru ve fırtınalı havalar)dışarı çıkmamaya özen göstermek
polen mevsiminde açık havada spor ve egzersizden kaçınmak ve günlük kıyafetlerimizi
eve gelir gelmez yatak odası dışında bir yerde değiştirmek polen allerjilerinden etkilenmemek için uygulanacak yöntemlerden bazılarıdır.
Hem ev içinde hem de ev dışında bulunan bir diğer etken ise küf mantarlarıdır ve özellikle havanın sıcak ve nemli olduğu dönemlerde artmaktadır,mantarların üredikleri alanların ortadan kaldırılması,banyo küveti,lavabo,duş ve tuvaletlerin ıslak ve kirli bırakılmaması,çöplerin dışarıda plastik bir torbada kapalı olarak tutulması küf mantarlarına karşı alınabilecek önlemler arasında yer alır.
 
 
En Sık Görülen Allerjik Hastalıklar:
Allerjik bronşit ve astım:Akciğerlerimiz içindeki hava yollarının sık iltihaplanması ile gelişen allerjik bronşit ve bronşların daralması ile ortaya çıkan astım yüzyıllardır araştırılan hastalıklardır Genellikle ilk belirtiler çocukluk çağında görülen allerjik bronşitler ve sonrasında oluşan astımın temel özelliği hastanın ev akarları,polenler ve evcil hayvanlar gibi allerjenlere duyarlı olmasıdır.Genetik olarak allerjik kişilerde annenin gebelik döneminde sigara içmesi,çocuğun yoğun olarak allerjenlere maruz kalması,hava kirliliği,stres gibi çevresel faktörler de bir araya geldiğinde allerjik bronşit ve astım gelişme riski artıyor.
Allerjik nezle:Hapşırma,burun akıntısı,burun kaşıntısı,burun tıkanıklığı gibi belirtileri
vardır.Endüstrileşme ile sıklığı artmaktadır,korunmak için yediğimiz,içtiğimiz maddelere dikkat etmemiz gerekir,sigara ve hava kirliliği de hastalığı körüklemektedir.
Ürtiker ve egzama:Deride kaşıntı ve kabartı şeklinde ortaya çıkan egzama ve ürtiker gibi hastalıklarda allerjiye sebep olan maddelerden uzak durmak gerekiyor.Özellikle egzama durumunda nedeni kesin olarak saptanıncaya kadar deniz ürünleri,çerezler,yumurta,katkılı yiyecekler(konserve,şekerlemeler),sucuk,çikolata,baharat,kola,hazır meyve suları,sakatat gibi besinleri tüketmemek gerekir.
Besin allerjisi:Kusma,diare,döküntü,egzama,hırıltılı solunum gibi belirtileri olan besin allerjisine sıklıkla fıstık,fındık,süt,yumurta,soya,buğday,bezelye türü besinler,balık ve karides gibi deniz hayvanları neden olmaktadır.
Allerjinin Tedavisi:
İlk dikkat edilecek nokta allerjiye sebep olan maddeyle karşılaşmanın engellenmesidir.
Günümüzde allerjik hastalıkların tam olarak tedavisi mümkün değildir,ilaç tedavisi ise hastalığın ortaya çıkardığı rahatsızlıkları azaltmatadır.Tedavide antihistaminikler,kortizon ve dekonjestanlar kullanılır.Ayrıca aşı tedavisi de vardır,ancak 5 yaşın altındaki çocuklara uygulanmamaktadır.
 
                                                                                                    Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Allerjik Hastalarda Uygulanan Kurallar

 ALLERJİK HASTALIK YAPAN ETKENLER

    1)Allerjenler (bitki polenleri,ev tozu akarları,hamam böcekleri,mantarlar,hayvan tüyleri)
    2)İrritanlar (sigara dumanı,hava kirliliği,kimyasal gazlar,temizlik maddeleri ve kokular
    3)Enfeksiyon hastalıkları ve iklim koşulları
    4)Havanın nemli ,soğuk ve sisli olması
    5)Yiyecek maddeleri (yumurta,domates,muz,çilek,kavun,bal,inek sütü,balık,soya,katkı
       maddesi içeren hazır meyve suları,cipsler,çikolata,şekerlemeler,sakızlar) 
                         
 ALLERJİK ÇOCUKLARDA UYGULANMASI GEREKLİ UNSURLAR 
                                     
  1)Çocuğun yattığı odada mümkün olduğunca az eşya bulundurulmalıdır.Özellikle
      kitap ve toz tutacak eşyaya izin verilmemelidir.
  2)Çocuğun karyolası her gün nemli bir bezle silinmelidir.
 3)Çocuğun yattığı yatak yün olmamalı,mümkünse plastik kaplı yataklar kullanılmalıdır
      ve bu plastik kılıf nemli bir bezle her hafta silinmelidir,şayet yatak pamuk ise her
hafta elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir,yatağın sentetik olması tercih edilmelidir
 4)Yastıklar kuştüyü olmamalıdır,yorgan yıkanabilir materyalden olmalıdır,eğer pamuk
      ise her hafta elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir,battaniyesi naylon veya pamuklu
      olması ve sık sık yıkanması gerekmektedir ve nevresim içine alınmalıdır.
 5)Yastık kılıfları ,çarşaf ve nevresimler her hafta değiştirilmeli ve 60 derecede yıkan
      malıdır.Deterjan yerine sabun tercih edilmelidir,yıkama işleminden sonra çamaşırlar
      bol su ile durulanmalı ,kurutulup ütülenmelidir.
 6)Çocuğun odasında başka yatak varsa aynı işlemler diğer yatağa da yapılmalıdır.
  7)Yatak odasına tozu toplayacak ve yayacak ısıtıcılar konulmamalı ,odanın perdeleri
      sık yıkanacak cinsten olmalı,yerde halı,kilim,hayvan postları bulunmamalıdır.
  8)Çocuğun yatak odası her gün elektrikli süpürgeyle temizlenmelidir ,elektrik süpürgesi özellikle su içine toz toplama özellikleri olan cinsten olmalıdır.
  9)Çocuğun yattığı odada duvara asılı hava temizleyici bulundurulabilir.
 10)Güneşli günlerde yataklar dışarı çıkarılmalı ve oda sık sık havalandırılmalıdır.
 11)İçine yün doldurulmuş oyuncaklar veya hayvan postları,kuş tüyü aksesuarlı
      oyuncaklar ve diğer tüylü oyuncaklar bulundurulmamalı,tercihen oyuncaklar
      tahta ,metal ve plastikten olmalı ve bunlar haftada bir iyice yıkanıp temizlenmelidir
 12)Allerjik çocuğa yünden iç çamaşırı, elbiseler ve kazaklar giydirilmemelidir ,kürklü
      kıyafetler çocuğun bulunmadığı odadaki dolaplarda muhafaza edilmelidir.
 13)Evde hayvan barındırılmamalı,bitki ve çiçek bulundurulmamalıdır.
 14)Çocuğun bulunduğu evdeki eşyaların sık sık temizliğine dikkat edilmeli,koltuk
       ve kanepelerde,baş ve kolların değdiği bölümler önce elektrikli süpürge sonra da
       nemli bezle temizlenmelidir.
 15)Çocuğun bulunduğu evde kesinlikle sigara içilmemeli ,bakonda içilecekse bile
      balkon kapısı kapatılmalıdır,evde soba yakılıyorsa odun ve kömür ilk yanarken
      tütmesi esnasında çocuk o ortamdan uzak tutulmalıdır.
 16)Çocuklar naftalin,böcek ilaçları, yağlı boya,parfüm,deodorant ve spreylerden
      uzak tutulmalıdır.
 17)Çocuklar hava kirliliği ve nem arttığı zaman dışarı çıkartılmamalı,ayrıca ağaçların
      çiçek açma dönemlerinde bunların bolca bulunduğu yerlerde dolaştırılmamalıdır.
 18)Rutubetten ve nemden sakınılmalıdır.
 19)Buharlı banyodan sakınılmalıdır.
 20)Beslenmede mümkün olduğunca taze doğal besinler tercih edilmelidir,katkı maddesi içeren
       şekerleme ,sakız,hazır meyve suları ,patates cipsler gibi yiyeceklerden sakınılmalıdır.
 
                                                                              Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Allerjik Gıdalar

  ALLERJİK GIDALAR

Genel Allerjenler:
1. Derecede Allerjenler:(Allerjilerin % 75 ini oluşturur).
      Yumurta,süt,balık,fıstık   
2. Derecede Allerjenler:(Allerjilerin % 25 ini oluşturur).
    _Kuruyemişler:Fındık,badem,ayçiçeği
    _Etler:Sığır eti,tavuk eti,domuz eti
    _Balıklar:Balık çeşitleri ve kabuklu deniz mahsulleri
    _Soya
    _Hardal
    _Bira mayası
    _Havuç,hindistan cevizi,şeftali,sarımsak
Diğer Allerjenler:
    _Meyveler:Çilek,ananas,muz
    _Sebzeler:Domates,ıspanak
    _Etler:Dana eti ve av hayvanları
    _Balıklar:Özellikle orkinos,ton balığı,som balığı,sardalya,ringa
        ve dondurulmuş balıklar
    _Çikolata,bal,şekerleme,sakızlar,cipsler,hazır meyve suları
    _Mayalanmış peynir ve içecekler
    _Alkol
 
 
                                                  Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
 
Allerjik Bronşiolitler

  ALLERJİK BRONŞİOLİTLER

Tekrarlayan nefes darlıkları,öksürük,hışıltılı solunumla karakterize bir hastalıktır.Bunu oluşturan etkenler:
_Genetik faktörler:Aile fertlerinin allerjik olması ve ailede allerjik bronşitli veya astımlı
 şahısların varlığı (anne ya da babadan sadece 1 i allerjikse çocukta da allerji gelişme
 olasılığı % 30-35 iken,hem anne hem baba allerjikse bu oran %60-80 dir).
_Çocuğun allerji mevsiminde doğması
_Anne sütü ile beslenememe
_Bebeklerde geçirilen sık enfeksiyonlar
_Sigara dumanı ve hava kirliliği ile temas.
Hastanın şikayetleri:
Özellikle allerji mevsimi olan nisan, mayıs aylarında olmak kaydıyla zaman zaman hışıltılı nefes alma,öksürük,göğüs kafesinin içe çekilmesi dolayısı ile karnın inip kalkması,sık soluma ile karakterize bir hastalıktır,bu çocuklarda genellikle bebekliklerine sık sık pişik gelişir,özellikle yanaklarda boyunda kırmızı allerjik döküntü ve kabuklanma,saç diplerinde de konak vardır,bu bebeklerde ayrıca allerjik rinit(allerji mevsiminde sürekli burun akması),allerjikkonjuktivit(allerji mevsiminde gözlerde sulanma,kızarma,çapak) ve inek sütü allerjisi de mevcut olabilir(süt içtikten sonra tekrarlayan ishaller).
Hışıltılı solunum yapan diğer sebepler:
1)Allerjik olmayan diğer bronşiolitler
2)Astım
3)Kistik Fibroz ve bağışıklık sisteminin yetersiz kaldığı diğer hastalıklar
4)Tüberküloz(verem hastalığı)
5)Gastro ösefagilal reflu=yenilen gıdaların ağza geri gelmesi,kusma(zaman zaman
    gıdalar soluk yollarına kaçıp nefes darlığı yapar)
6)Soluk yollarına yabancı cisim kaçması (oyun oynarken ,tükenmez kalem uçları,para ,
   bilye gibi şeylerin bronşlara kadar gitmesi).
İstenecek tahliller:
_Tam kan sayımı
_Boğaz kültürü
_Akciğer filmi
_Serum immunglobülinler,alfa 1 antitripsin,ter testi(bağışıklık sitemini kontrol ve
 kistik fibroz hastalığı için)
_PPD (tüberküloz için)
_Serum IgE, RAST testi ve Deri testleri (allerjik bronşiolit tanısı için)
TEDAVİ
Allerjik bronşiolit teşhisi konulan çocukların takibi düzenli yapılmalıdır,çünki tekrarlayan
nefes darlıkları ve ataklar ilerde astıma dönüşüm için risktir,3 yaş altındaki çocuklara allerjinin nereden kaynaklandığını gösterecek testler yapılamadığı için onlara serum ıge
ve rast testi yapılarak allerjinin varlığı görülür
 Genel önlemler:
_Allerji yapan etkenlerden koruma
_Sigara dumanı ve hava kirliliğinden koruma
_Gribal enfeksiyonlardan koruma(özellikle bu hastalara grip aşısı uygulanmalıdır)
_Allerjik gıdalara geç başlama ve uzun süre anne sütü alma tavsiye edilir.
Akut tedavi:
Hasta muayene edilir,allerjik bronşiolitin ciddiyetine gerekirse göre nefes açıcı inhalasyon tedavisi başlanır, bu tedavide soluk yollarını açan sıvı bir ilaç nebulizör dediğimiz makinanın haznesine konur,bu alet sıvı olan ilacı buhara dönüştürerek soluk yollarına maske yardımıyla püskürtür,tedavinin süresi ve kaç doz ilaç alacağına doktor karar verir,gerekirse ilaç 3-4 kez 20 dk ara ile verilir veya farklı ilaçlar ard arda verilebilir,
bu tedaviye ayrıca enjeksiyon şeklinde nefes açıcılar da eklenebilir,ayrıca eve gönderilirken öksürük ve nefes açıcılar gerekli diğer ilaçlara da evde devam etmesi söylenir.Hastalığın gidişatına göre inhalasyon tedavisi aynı gün içinde veya sonraki günlerde tekrar gerekebirir,bazı ağır durumlarda hastaneye yatırma ve tedavileri 4 saat ara ile tekrar tekrar vermek de şarttır.
Koruyucu ilaç tedavisi:
Allerjik bronşiolit tekrarlayıcı bir hastalıktır,aileler bunu iyi kavramalıdır,hastalık tekrarlarının zamanla astım hastalığına dönüşebileceği unutulmamalıdır ,bu yüzden
bu çocuklar 1-2 ay ara ile sık sık gözlenmeli ve verilen koruyucu tedaviye yanıtı
incelenmeli gerekirse ilaç değiştirilmelidir.Önerilen genel önlemlere harfi harfine uyulması yanında koruyucu ilaç tedavileri de ihmal edilmeden verilmelidir.
1)Zaditen:Bronş genişletici ve bronş hassasiyetini azaltıcı bir ilaçtır,uzun süreli
   kullanımı gerekir,hafif sakinlik ve uyku haricinde yan etkisi yoktur,iştah açıcı etkisi
   de vardır,nefes darlığı ve hışıltıyı azaltmak için verilir.Şurup ve damla şeklindedir.
2)Allerji ilaçları:Bronş hassasiyetini ve allerjiyi azaltır,özellikle cilt allerjileri ve allerjik
   nezle beraberinde varsa kullanılır,hafif uyku hali haricinde yan etkisi yoktur ,uzun
   süre kullanılmalıdır(zyrtec).Damla veya şurup şeklindedir.
3)Kortizonlu ilaçlar:Allerjik bronşitin ciddiyetine göre hemen başlanır veya diğer
   tedavilere yanıt alınamazsa başlanır,düşük dozda kullanmak kaydıyla uzun süre
   kullanımlarda yan etkileri azdır,kortizon tedavisinin sadece astımda kullanıldığının
   bilinmesi çok yanlış bir düşüncedir,ayrıca bu ilaçların uzun süre kullanıldığında
   alışkanlık yapması şeklinde yargıların da gerçekle alakası yoktur.Puff dediğimiz
   şekli soluk yollarına özel bir maske takılarak kullanılır,bu maskenin adı aerochamber
   dır,maske kısmı ağız ve burunu içeri alacak şekilde yerleştirilir,maskenin diğer ucu
   ilaç kabnın ucuna takılır,kabın altına basıldığında ilaç püskürtülür ve çocuk 4-5 kez
   kadar maskeden nefes aldığında ilaç soluk yollarına gitmiş olur,gerekirse akut
   tedavide kullanılan diğer ilaçlar(ventolin,brikanyl gibi)da puff şekli ile nefes darlığının
   arttığı herhangi bir anda verilebilir.
 
                                                                                      Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Son >>

Sayfa 6 / 9
BilCELL Bilgisayar letiim - Bodrum Web Tasarm Bilgisayar Cep Telefonu Iphone Notebook Tamiri Sat Kampanyas Bodrum Servis ve Servisi
Copyright © 2010 BilCELL.® All rights Reserved.