MESAİ SAATLERİMİZ

Telefon Numaralarımız;
+90 252 317 05 28
Mesai Saatlerimiz;
Hafta İçi: 09:00-17:00
Cumartesi: 09:00-13:00
Acil Durumlarda 24 Saat GSM' numaralarımızdan Ulaşabilirsiniz...

Haberler

Kızamıkçık Kızamıkçık, çocuk ve erişkinde görülebilen, hafif ateş ve döküntüyle seyreden bulaşıcı bir hastalıktır. Ancak hamile kadın, özellikle ilk aylarda kızamıkçık geçirirse, anne karnındaki bebek etkilenebilir. Aşının kullanıma girmesinden önceki dönemlerde, gebelikte annenin geçirdiği enfeksiyon sonucu; düşükler veya bebekte katarakt, körlük, sağırlık gibi sorunlar ortaya çıkabiliyordu. Kızamıkçık, virüs kaynaklı bir enfeksiyondur. Özellikle kış sonu ve ilkbahar aylarında görülmektedir. Döküntü yüzden başlayıp aşağıya yayılan soluk kırmızı renktedir. 3 gün sürer. Özellikle kulak arkası ve ensede şişmiş lenf bezleri tipiktir. Hafif bir ateş veya boğaz ağrısı olabilir. Nadiren, eklemlerde ağrı, şişlik görülür. Oldukça bulaşıcı bir enfeksiyondur. Hastalık tablosu başlamadan 2 hafta öncesinden 1 hafta sonrasına kadar bulaşıcıdır. Direkt temas veya havayoluyla bulaşır. Genellikle klinik tablo, tanı koydurucudur. Eğer doktor gerekli görürse, kan testleri de yaptırabilir. Viral bir hastalık olduğundan herhangi bir tedavisi yoktur. Gerek olursa, ateş düşürücü, ağrı kesiciler verilebilir. Aşı ile korunulan bir hastalıktır. Aşısı oldukça etkilidir. 1 yaşına gelen çocuk, kızamık kızamıkçık kabakulak aşısı şeklinde kombine bir aşıyla aşılanır. Bunun 4-6 yaştaki tekrarı da ihmal edilmemelidir. Hastalığı geçirmemiş, aşılanmamış, hamilelik planlayan genç kadınların, işi gereği çocuklarla, gebelerle temasta olanların aşılanması uygun olur.  ? Details...

Hepatit A Hepatit A, hepatit virüslerinden birinin yol açtığı karaciğerin iltihabi hastalığıdır. Hepatit virüsleri A'dan G'ye dek uzanan geniş bir yelpazede yer alırlar, farklı özellikleri vardır. Hepatit A, ülkemizde sık görülen, zaman zaman okullarda salgınlar yapan bir hepatit türüdür. Hastayla yakın temasla, enfekte su ve gıdayla bulaşır.  Mikrop alındıktan sonra bir kuluçka döneminin ardından; cilt ve göz aklarında sararma, iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma, koyu renkli idrar görülebilir. 6 yaş altı küçük çocuklar, sarılık olmadan, hatta hiç belirti olmadan da hastalığı geçirebilirler. Gençler ve erişkinlerde daha ağır seyredebilir. Hasta kişi, belirtiler görülmeden önceki birkaç haftalık dönemde de bulaşıcıdır. Bulaşıcılık sarılık veya diğer belirtiler görüldükten bir hafta sonrasına kadar sürer. Kesin tanı kan testleriyle konur. Özel bir tedavisi yoktur, hastanın genel durumunu destekleyecek tedaviler verilir.Tedavide antibiyotiğin yeri yoktur.  Hijyen kurallarına dikkat etmek, özellikle el yıkama ile enfeksiyondan korunmak mümkündür. En güvenli yöntem ise, 2 yaştan sonra iki doz halinde yapılan aşıyla korunmaktır.  ? Details...

Çocuklarda Omurga Eğriliği (Skolyoz) Vücudumuzu dik tutan bel kemiği (omurga) bazan eğrilikler gösterir. Çok genç yaşlarda başlayabilen eğrilikleri ancak dikkatli anneler yakalayabilir. Çocuklar elbiseli iken yeni başlayan ve hafif eğrilikleri fark etmek mümkün değildir. Ama anneler çocukları elbisesiz de görebilirler. Daha çok kız çocuklarda gözlenen omurga eğiriliklerini erken fark etmek ana-baba, öğretmen gibi büyüklere düşmektedir. Omurga silindir yapıda birçok kemiğin, disk denilen kıkırdak yapılarla birleşmesinden oluşur. 7 tane boyun,12 tane sırt, 5 tane bel omur kemiği koksiks adı verilen piramide benzer parça ile birleşip iskeletin esas parçası olan bel kemiğini (omurgayı) oluşturur. Omurga vücudu dik tutan bir destek, omuriliği koruyan bir yapıdır. Omurganın boyun ve bel bölgesi oldukça hareketlidir. Omur kemiklerinin mükemmel bir şekilde birbirine eklem ve bağlarla birleşmesinden oluşan omurga yandan belirli normal eğrilikler gösterir, yandan bakılınca boyun ve bel bölgesinde içeri doğru girintili sırtta ise dışa doğru çıkıntılıdır. Ama omurgaya önden bakılınca dümdüzdür. Önden bakıldığında omurganın bir bölümünün sağa veya sola doğru kavis yapması ve rotasyon (dönme) göstermesi bir bozukluktur. Bu bozukluğa Skolyoz denir. Ancak annelerin bu konuya daha duyarlı olması ile bu rahatsızlık daha erken yakalanabilir. Vakaların çoğunda neden bilinemez. Nedeni bulunmayan eğriliklere idyopatik skolyoz denir. Genetik geçiş özellikleri vardır. Kız çocuklarda daha fazla görülür. Ağır vakalarda eğrilmeler ergenlikte çok hızla ilerler. Araştırmalar çocukların %5'inde skolyoz görüldüğünü bildirmektedir. Eğrilikler çeşitli tiplerde olabilir. Sırtta sağa veya sola belde sağa veya sola veya hem sırt hem belde karşılıklı eğrilikler olabilir. Omurga eğrilikleri çocukluktan sonra da oluşabilir. Erişkinlerde sırt kaslarının dengesizliği, aşırı şişmanlık, osteoporoz (kemik erimesi) gibi durumlarda sonradan skolyoz gelişebilir. Çoğu zaman eşit çalışmayan kaslar sırt kaslarında dengesizliğe neden olur ve omurgada eğrilik gelişir. Bu durum omurgada kalıcı bozukluk yapmadan fark edilebilirse düzeltilebilir. Belirti ve Bulgular Hafif bir eğrilik hiç bir fiziksel aktiviteyi engellemez. Çoğu zaman dikkat edilmeden fark bile edilemez. Bazan tesadüfen röntgen filminde omurgada eğrilik görülür. Ağır eğrilikler ise elbiseli iken bile fark edilebilir. Kötü gidişli skolyozda omurganın giderek eğrilmesi ileri yaşlarda göğüs boşluğunu daraltır. Bu daralma ileride kalp ve akciğer sorunlarına yol açar. Teşhis Basit bir çekül doğrultusu ile omurganın doğruluğuna bakılabilir. Ensenin tam ortasına konulan çekül ipinin omurgadan düz olarak geçip yere tam iki ayak ortasına inmesi gerekir. Ayrıca her iki omuzun aynı seviyede olması, öne doğru eğilince sırtta asimetri veye bir tarafta farklılık olmaması gerekir. En ufak bir şüpheniz varsa doğru teşhis için uzman doktor muayenesi ve radyolojik tetkikleri yaptırın. Gerekli omurga filmlerinde omurgalardaki dönmeler tesbit edilir ve skolyozun açısal ölçümleri yapılır. Skolyozlu hasta belirli aralıklarla mutlaka kontrol edilmelidir çünkü eğrilikler hızla ilerleyebilir. Tedavi Hafif vakalar sadece gözlem altında tutulur, erişkin veya çocuk zaman içinde takip edilir. Bu arada kaslardaki dengesizliğin, sertleşme ve kısalmaların önlenmesi için düzenli egzersizler yapılmalıdır. Kötü gidişli vakalarda eğrilik ve omurgada dönmenin artması ile göğüs boşluğunu zamanla çok daralır. Akciğere giren çıkan hava azalır. Yaş ilerledikçe ve çocuk büyüdükçe akciğerde sık sık problemler çıkabileceği için bu tip vakalarda korse uygulaması ve ameliyat yapılmasını gerektirebilir.  ? Details...

ÇOCUKLARDA ATEŞ ve ATEŞLİ HAVALE  Normalin üstündeki vücut ısısı olarak tanımlayabileceğimiz ateş, anne babaları korkutsa da aslında çocuk için zararlı değil hatta yararlıdır. Çocuk hastalıklarında, özellikle enfeksiyonlarda görülen bir bulgudur, kendi başına bir hastalık değildir. Ateş, vücudun enfeksiyon etkeniyle savaşmasını, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Kaç Dereceye Ateş Demeliyiz? Bu, ateşin ölçüldüğü yere göre değişir. Makattan yapılan ölçümlerde 38 derece üzeri, ağızdan 37.5 , koltuk altından 37.2, kulaktan 38 derecenin üstündeki değerler ateş olarak kabul edilmelidir. Ateş Ne Kadar Yükselirse Tehlikeli Olur?  Ateşli bir çocuğu değerlendirirken, ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu yol gösterici olmalıdır. Ateşin ne kadar yüksek olduğu, hastalığın ağırlığının bir göstergesi değildir. Çocuklarda ateşin en sık nedeni olan basit viral enfeksiyonlar, 39-40 derece ateşe neden olabilir. Tam tersine, bazı ciddi hastalıklar da çok yüksek ateşe yol açmayabilir. Ancak 0-3 ay arası bebeklerde, normalin üstünde ölçülen bir vücut ısısı- değer kaç olursa olsun- hemen doktora ulaşmayı gerektirir. Daha büyük çocuklarda, çocuğun genel durumuna dikkat etmek gerekir. Eğer çocuk uyanık, aktifse, oynuyorsa, yiyip içebiliyorsa, uykusu iyiyse, solunumu normalse çok korkmaya gerek yoktur. Ancak eğer; uyku hali, huzursuzluk, solunum zorluğu varsa, yeme içmeyi reddediyorsa, şiddetli başağrısı varsa, ateşi düşse de genel durumu düzelmiyorsa veya ateş 24-48 saatten uzun sürerse yine doktora ulaşmak gerekir. Çoğu anne babanın ateşle birlikte aklına gelen havale geçirme olasılığı ise, ancak bazı ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülmektedir. ( Buna yazının devamında ayrıca değineceğiz) Ateşin Nedenleri Nelerdir?  Virüs veya bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar: Soğuk algınlığı, grip gibi enfeksiyonlar ateşin sık görülen nedenleridir. Soğuk algınlığında ilk 24 saat tek bulgu ateş olabilir, diğer belirtiler arkadan gelir. Anjin, orta kulak iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonu da ateşe yol açar. Nadiren zatürre, menenjit, tüberküloz gibi ciddi enfeksiyonlar da ateşin nedeni olarak saptanabilir. Aşılar: Bazı aşılardan sonra ateş görülebilir, aşıyı yaparken doktorunuz sizi uyaracaktır. Fazla kalın giydirme: Küçük bebekler, özellikle yenidoğanlar sıcak ortamlarda fazla giyimli olurlarsa, vücut ısılarını dengeleyemediklerinden ateşleri çıkacaktır. Romatizmal hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları,lösemi, lenfoma gibi hastalıklar ise uzun süren ateşlerde araştırılması gereken nedenlerdir. Ateşli Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?  Öncelikle, ateşin düşmanımız değil dostumuz olduğunu bilerek hareket etmeliyiz. Ateşin yükselmesiyle, vücut enfeksiyon etkeniyle daha iyi savaşabilmektedir. O halde, ateşli çocukta hemen ateşi düşürmeye çalışmak gereksizdir. Eğer bir enfeksiyon söz konusuysa, ateşi düşürmek enfeksiyonu daha çabuk iyileştirmeyecek, nedeni ortadan kaldırmayacaktır. Ancak çocuk ateşli dönemde kendini kötü hissediyorsa, halsizse ateş düşürücü ilaçların yardımıyla kendini daha iyi hissedecektir. Bu durumda, doktorun önereceği parasetamol veya ibufen grubu ateş düşürücüler kullanılabilir. Ateşli çocuğun, normalden fazla sıvı almasına, susuz kalmamasına dikkat etmek gerekir. Eğer ateş çok yüksek değilse ve çocuk kendini kötü hissetmiyorsa, ilaç vermeden önce üzeri soyulup ılık bir duş aldırılabilir. Bulunduğu oda serin tutulmalı, giysileri mümkün olduğunca ince ve pamuklu olmalıdır. Ateşli Havale Nedir? Ateşli havale, 6 ay- 5 yaş arası ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülen bir havale ( nöbet ) türüdür. Görülme sıklığı yaklaşık yüzde 3 ‘tür. Ateşli havaleye ailesel bir yatkınlık söz konusudur. Ateşli havale geçiren çocukların anne, baba veya yakınlarında çocuklukta ateşli havale geçirme öyküsü saptanabilir. Ateşli Havalede Ne Görülür? Çocuk aniden bilincini kaybeder, vücudu, kol ve bacakları kilitlenir. Ardından kasılmalar başlar, gözleri kayabilir.Altını ıslatabilir. Rengi solar. Genelde birkaç saniyeden 1-2 dakikaya dek sürer ve kendiliğinden geçer. Kasılmaların ardından çocuk derin bir uykuya dalmış gibi görünür. Ateşli Havale Sırasında Ne Yapmak Gerekir? Çocuğunun havale geçirdiğine tanık olmak, anne babalar için korkunç bir deneyimdir. Özellikle ilk defa böyle bir olay yaşanıyorsa, soğukkanlılığını korumak, paniğe kapılmamak pek kolay değildir. Ancak elden geldiğince sakin olmak, çocuğun da yararına olacaktır. Nöbet sırasında boğulma, tıkanmayı önlemek için çocuğun başı yana çevrilir. Ağzını açmaya çalışmak doğru değildir. Üzerinde sıkı giysiler varsa, açılıp gevşetilmesi uygun olur. Nöbet sonrası, ateşi düşürmek için ilaç verilebilir. İlk ateşli havale mutlaka doktor tarafından değerlendirilmeli, ateşe neden olan etken saptanıp buna uygun tedavi başlanmalıdır. Tekrarlayan ateşli havaleler geçiren çocuklarda, aileye nöbet sırasında makattan verilecek, nöbeti durduracak bir ilaç önerilebilir. Ateşli Havalenin Tehlikesi Nedir? Korkutucu görünümüne rağmen, ateşli havale geçirmek çocuklarda kalıcı bir hasara, nörolojik bir bozukluğa neden olmaz. Bir kez ateşli havale geçiren çocuk, ateşli olduğu dönemlerde tekrar havale geçirebilir. Yaşı büyüdükçe bu risk azalacak, 5-6 yaştan sonra ateşli havale görülmeyecektir.  ? Details...

Rotavirüs İshali Rotavirüs, küçük çocuklarda görülen ağır ishallerden sorumlu bir grup virüstür.Yaklaşık 2 gün süren kuluçka döneminin ardından kusma, ateş, karın ağrısı ve sulu ishal başlar. Ateş ve kusma 2-3 günde geçer, ishal ise 1 hafta- 10 gün kadar sürebilir. Bulaşıcı mıdır? Rotavirüs çok bulaşıcıdır. Mikrop bulaşmış su veya gıdayla, mikrobu taşıyan eller yoluyla vücuda alınır. Yuva gibi kalabalık ortamlarda, özellikle çocuklar tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerini yıkamayı unuttuklarında kolayca yayılır. O kadar bulaşıcıdır ki, genel hijyen koşulları ne kadar iyi de olsa, hemen her çocuk 5 yaşını doldurmadan rotavirüs ishali geçirmiş olmaktadır. Ülkemiz gibi ılıman iklim kuşağındaki ülkelerde, kış aylarında görülür. Özellikle 2 yaş altı küçük çocuklar etkilenir. Erişkinde ise, daha hafif seyreder. Nasıl Tanı Konur? Kesin tanı, gaitada virüsün gösterilmesiyle konur. Nasıl Tedavi Edilir? Tedavinin amacı, çocuğun susuz kalmasını önlemektir. Ağızdan sık sık az miktarda sıvı alımı uygun olur. Doktor tuz- şeker karışımından önerebilir. Ağızdan yeterli sıvı alımı sağlanamazsa, özellikle küçük çocukta, hastaneye yatırılıp serum verilmesi gerekebilir. Anne sütü alan bebeğin emzirilmeye devam etmesi çok önemlidir. Antibiyotikler işe yaramaz. Kusma ve ishali durdurucu ilaçlar önerilmez. Önleme: Bu kadar çok görülen bir enfeksiyondan korunmak için ne yazık ki, kullanabileceğimiz bir aşı yoktur. (Not : 2007 öncesi Rotavirüsten korunmak için güvenilir bir aşı mevcut değildi, ancak yapılan çalışmalar sonucunda koruyucu ve güvenilir bir aşı elde edildi. En önemli koruyucu yöntem, el yıkama alışkanlığının kazandırılmasıdır. Hasta çocuğun ishal geçene  ? Details...

Orta Kulak İltihabı (Akut Otit Media) Özellikle küçük yaşta çocuğu olan aileler için orta kulak iltihabı ( tıbbi adıyla otit ) ne yazık ki, çok tanıdıktır. Küçük çocukları en sık doktora getiren enfeksiyon sebeplerinden biri orta kulak iltihabıdır. Ani ağlamalar, şiddetli kulak ağrısıyla aileyi de çocuğu da üzen bir tablodur. Neden Çocuklarda Orta Kulak İltihabı Sık Görülür? Çocuklarda, özellikle 6 ay- 2 yaş arası, başka bir risk faktörü olmasa da anotomik olarak östaki tüpleri (genizden orta kulağa uzanan tüp), erişkindekine göre daha kısa ve yatay olduğu için, burun veya boğazdaki mikroplar kolayca orta kulağa kadar ilerleyebilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi henüz yeni gelişmekte olduğundan sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirler, bu da orta kulak enfeksiyonuna zemin hazırlar. Diğer Risk Faktörleri Nelerdir? Sigara dumanına maruz kalmak Yatar pozisyonda biberonla beslenmek Yuva, kreş gibi kalabalık ortamlarda bulunmak Allerjik bünye- özellikle inek sütü, ev tozu allerjileri Kulağa Su Kaçması Orta Kulak Enfeksiyonuna Yol Açar mı? Hayır. Mikrop kulağa dışarıdan değil içeriden (boğazdan) gelip enfeksiyona yol açar. Annelerin, banyoda kulağına su kaçırıp kulağının iltihaplanmasına yol açtım diye üzülmesine gerek yoktur! Nasıl Anlaşılır? Derdini anlatabilen yaşta bir çocuksa, zaten kulak ağrısını tarif edecektir. Özellikle gece, yatınca artan veya aniden uykudan uyandıran bir ağrı görülebilir. Daha küçük çocuklarda ise, huzursuzluk, ağlama, uyuyamama kulak ağrısına işaret edebilir. Kulakla oynama, kulağı çekiştirme bebeklerde her zaman kulak iltihabı demek değildir. Çoğu bebek bunu sırf meraktan veya diş çıkarırken yapar. Gerçekten iltihap olduğunda ise, çoğu zaman kulağı ellemeyecek veya elletmek istemeyecektir. Ateş görülebilir. Kusma, ishal görülebilir. Bazen kulaktan kanlı veya iltihaplı akıntı görülebilir. Bu yakınmalarla doktora gittiğinizde, doktorunuz kulak muayenesi ile kesin tanıya ulaşacaktır. Otit Nasıl Tedavi Edilir? Tedavide temel amaç, ağrı kesiciyle çocuğu rahatlatmak ve antibiyotikle enfeksiyonu ortadan kaldırmaktır. Tedavide doktorun önerdiği süre ve doza uymak önemlidir. Korunmak İçin Neler Yapılabilir? Öncelikle dengeli beslenme, uygun aşılama ile çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlü tutmalısınız. Anne sütü alan bebeklerin, diğer pek çok enfeksiyon gibi orta kulak iltihabına karşı da korunaklı olduğunu unutmamalı, ilk 6 ay bebeğinizi sadece anne sütüyle beslemelisiniz. Bebeğe yatar pozisyonda biberon vermemelisiniz. Özellikle yuva gibi kalabalık ortamlarda bulunan çocuğa el yıkama alışkanlığı kazandırmalısınız. Bebek ve çocukları sigara dumanından uzak tutmalısınız.  ? Details...

Karın Ağrısı Karın ağrısı çocuklarda en sık görülen, anne babayı endişelendiren yakınmalardan biridir. Ani başlangıçlı ( akut ) veya uzun süreli ( kronik ) olabilir. Genellikle masum nedenlere bağlıysa da, bazen de zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gereken ciddi hastalıklarla ortaya çıkabilir. Karın Ağrısına Neden Olan Hastalıklar Nelerdir? Akut Gastroenterit : Çocukta en sık karın ağrısı nedenlerinden biri rotavirüs gibi virüslerin veya bazı bakterilerin yol açtığı mide barsak enfeksiyonlarıdır. Karın ağrısıyla birlikte ishal, kusma, ateş görülür. Apandisit : Çocukta önce göbek çevresinde başlayan karın ağrısı, saatler geçtikçe karnın sağ alt tarafına yerleşir. Çocuk bir şey yiyemez, kusmaya başlar. Yürüyemez, iki büklüm yatıp kalır. Kabızlık: Çocuklarda sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Gaz sancısı : Çocuk karında yer değiştiren keskin bir ağrı tarifler. Beraberinde kusma, ishal yoktur. Gıda zehirlenmesi : Balık, tavuk, mayonez gibi şüpheli bir gıdanın alımından birkaç saat sonra karında kramp tarzı ağrılar, kusma, ardından da ishal başlar. Barsak tıkanıklığı : Karın ağrısına yol açan acil durumlardan biridir. Şiddetli karın ağrısı, sarı- yeşil, safralı kusmalar olur. Çocuk gaz, gaita çıkaramaz. Fonksiyonel karın ağrısı : Beraberinde ishal, kusma, kabızlık, kilo kaybı yoktur. Göbek çevresinde hafif bir ağrı tarifler. Tam nedeni bilinmemektedir. Çocuğa endişe veren, ilgi görmek istediği durumlarda ortaya çıkabilir. İdrar Yolu Enfeksiyonu : Karnın alt tarafında ağrı, idrar yaparken acıma, sık idrara çıkma, ateş gibi bulgular görülür. Ülser : Mide bölgesinde yanıcı bir ağrı olur. Yemek öncesi, sabah ve gece ağrı daha şiddetlidir. Kanlı gaita görülebilir. Ailede ülser öyküsünün oluşu tanıya yardımcıdır. Hepatit : Karaciğer iltihabına genellikle virüsler neden olur. Çocukta halsizlik, bulantı, kusma, karnın sağ üst bölgesinde ağrı, sarılık görülür. Jinekolojik nedenler : Genç kızlarda adet sancısı da sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Karın Ağrısı Olan Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalı? Kendini iyi hissettiği pozisyonda yatıp dinlenmesine izin verin. Yedirmeye çalışmayın. Eğer alabiliyorsa, az az sıvı almasını sağlayın. Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vermeyin. Doktora gitmeden karın ağrısıyla birlikte olan bulguları ( ishal, kabızlık, ateş …gibi), ağrının yerini, azaltan veya arttıran faktörleri not ederseniz tanı konmasına yardımcı olacağınızı unutmayın. Fonksiyonel karın ağrısında da çocuğun rol yapmadığını, gerçekten ağrı hissettiğini bilin ve onu suçlamayın. Karın Ağrısında Ne Zaman Doktora Başvurmak Gerekir? Eğer karın ağrısı 12-24 saatte geçmiyorsa veya sık sık tekrarlıyorsa Karın ağrısı, göbek çevresi dışında başka bir bölgedeyse ( Özellikle karnın sağ alt tarafında olan karın ağrılarında apandisit olasılığını göz ardı etmemek gerekir !) Çocuğun genel durumu kötü görünüyorsa ( Anne baba kendi hislerine güvenip hareket etmeliler, kimse çocuğunuzu sizin kadar iyi tanıyamaz ) Uzamış kusma varsa ( 12-24 saati geçen kusmalar ) Sarı- yeşil, safralı kusmalar varsa Kanlı kusma varsa Kanlı ishal varsa İdrar yapmada ağrı, sık idrara çıkma varsa çocuk doktoruna başvurmalısınız. Doktor Ne Yapar? Doktor çocuğu ayrıntılı bir muayeneden geçirir. Bazen muayene bulguları ve sizin verdiğiniz bilgiler tanıya ulaşmada yeterli olur. Bazen de karın filmi, ultrason, gaita incelemesi, idrar testi, bazı kan testlerinin görülmesi gerekebilir. Eğer, ilk muayenede karın bulguları belirgin değilse, doktor çocuğu takibe alıp birkaç saat içinde muayenesini tekrarlamak isteyebilir. Bazen de cerrahi bir nedenden şüphelenirse, çocuğu bir cerrahın da görmesi gerekebilir.  ? Details...

Lösemi Nedir?  Lösemi, bağışıklık sistemimizin önemli bir parçası olan beyaz kan hücrelerinin ( alyuvarlar ) kontrolsüz çoğalması sonucunda oluşan bir çeşit kanserdir. Çocukluk çağında en sık görülen kanser türüdür. En çok görüldüğü yaşlar 2-8 yaşları arasıdır. Lösemide, kemik iliğinde çok sayıda anormal hücre kontrolsüzce çoğalır ve normal kan hücrelerinin yerini alır. Bu nedenle hasta, enfeksiyon ve kanamaya açık hale gelir. Kemik iliğinden başlayan lösemi, vücudun farklı yerlerine de yayılabilir. Çocukluk çağında en sık ALL ( Akut Lenfoblastik Lösemi ) denilen türü görülmektedir. Löseminin Nedeni Nedir? Löseminin nedeni kesin olarak bilinmiyor. Ancak, bazı risk faktörlerinden bahsedilebilir. Down sendromu gibi bazı kromozomal hastalıklar, genetik yatkınlıklar, bazı viral enfeksiyonlar, yüksek doz radyasyona maruz kalmak, benzen türü kimyasal maddelere maruz kalmak bu risk faktörleri arasındadır. Bu risklere sahip kişilerin tümünde lösemi görülmemektedir. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda, gebelik sırasında sigara içen annelerin çocuklarında artmış lösemi sıklığı saptanmıştır. Anne sütü almanın ise, çocuklarda lösemiden koruyucu etkisi olduğu düşünülmektedir. Löseminin Belirtileri Nelerdir? Soluk görünüm ( düşük kan değerlerine bağlı) Ateş İştahsızlık, halsizlik Kilo kaybı Kolay morarma ve kanama ( Burun kanaması, dişeti kanaması ) Gece terlemesi Kemik ve eklem ağrıları Düzelmeyen enfeksiyonlar Karında şişlik ( Karaciğer ve dalak büyümesine bağlı ) Lenf bezelerinde büyüme ( boyun, koltukaltı, kasıkta olabilir ) Lösemi Nasıl Tedavi Edilir? Çocukluk çağı lösemisi tedavi edilebilen bir hastalıktır. Hastalığın türüne göre bazı tedavi protokolleri uygulanmakta, uygun tedavi ve destekle iyi sonuçlar alınmaktadır. Kemoterapi ( ilaç tedavisi ): İlaçlar hap şeklinde, iğne şeklinde olabilir veya damardan serum içinde verilebilir. Bu ilaçların etkisiyle kötü huylu hücreler yok edilmektedir. Radyoterapi ( ışın tedavisi ) Kemik iliği nakli: Nadiren bazı hastalarda gerekebilmektedir.  ? Details...

Kızıl Kızıl, çocuklarda görülen ateşli ve döküntülü bir hastalıktır. Anjine yol açan streptokok adlı bakterinin bazı türlerinin ürettiği bir toksin, hassas kişilerde kızıl döküntüsüne yol açar. Diğer çocukluk çağı döküntülerinden en önemli farkı antibiyotik tedavisi gerektirmesidir.  Hastalığın başlangıcında boğaz ağrısı ve ateş vardır. Çocuk kendini oldukça kötü hissetmekte, başağrısı, karın ağrısı, bulantıdan şikayet etmektedir. Mikrop, boğaza alındıktan 2 gün sonra döküntü görülür. Döküntü yüz ve enseden başlayıp vücuda yayılır. Kasık ve koltuk altında daha yoğun olabilir. Hafif ciltten kabarık, kaşıntılı bir döküntüdür, dokununca zımpara kağıdı hissi verir. Bu sırada, hastanın dili de beyaz veya kırmızı çileğe benzer bir görünüm alabilir. Kesin tanı, boğazdan alınacak kültürde streptokok bakterisinin gösterilmesiyle konur. Streptokok anjini geçiren biriyle yakın temas, aynı bardak, çatal-kaşığı kullanmakla mikrop bulaşır. Temastan sonra kuluçka dönemi 2-5 gündür. Ancak, kişinin hassasiyetine bağlı olarak aynı mikrobu alan başka biri, cilt döküntüsü olmadan sadece anjin geçirebilir. Hasta kişi, tedavi başlandıktan 24 saat sonra artık bulaşıcı değildir.  Kızılda, en önemli nokta doktorun önerdiği antibiyotik tedavisini uygun şekilde kullanmak, önerilenden önce kesmemektir. Doktorunuz, eğer iğne değil de ağızdan tedaviyi tercih ederse, antibiyotik şurubu 10 gün vermeniz gerekecektir. Bu, boğazdan mikrobun tam olarak silinebilmesi ve romatizmal ateş gibi komplikasyonları önlemek için gereklidir. Çocuğun boğazı acıyacağı için kolay yutabileceği sıvı, yumuşak kıvamlı gıdalar vermek, ılık tuzlu suyla gargara yaptırmak rahatlatıcı olacaktır. Ateş için doktorunuzun önereceği ateş düşürücüyü birkaç gün kullanmanız gerekebilir. Günümüzde kızıl artık korkunç bir hastalık değildir, ancak tedavi edilmesi gereken bir döküntülü hastalık olduğu da unutulmamalıdır.  ? Details...

BEŞİNCİ HASTALIK Beşinci hastalık, parvovirüs B19 adlı virüsün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır. Özellikle 5-15 yaş arası çocuklarda görülür. Çocuklarla temasta olan, önceden bu virüsle karşılaşmamış erişkinlerde de görülebilir. Beşinci Hastalık Nasıl Bulaşır? Nasıl Belirti verir?  Hastalık etkeni olan virüs, kişiden kişiye hava yoluyla, örneğin aksırık, öksürükle bulaşır. 1-3 hafta kadar süren kuluçka döneminden sonra gribe benzer yakınmalar ortaya çıkar. Hasta kişi bu dönemde çevresi için bulaşıcıdır. Ardından yanaklarda tokat atılmış görünümü veren bir kızarıklıkla döküntü başlar. Birkaç gün içinde kol ve bacaklarda dantel görünümlü bir döküntü ortaya çıkar. Nadiren vücuda da yayılabilir. Beşinci hastalığın döküntüsü kaşıntılıdır. Hastalığı erişkin yaşta geçirenlerde, kadınlarda daha sık olmak üzere eklemlerde ağrı ve şişlikler görülebilir. Ateş, halsizlik olabilir. Bazen de hiç belirti vermeden geçirilebilir. Döküntü yaklaşık 1 hafta kadar sürer. Sonraki birkaç haftada; ısı değişiklikleri, stres, efor gibi tetikleyicilerle döküntünün tekrar çıkıp kaybolduğu görülebilir. Hastalığı geçiren kişi ömür boyu bağışıklık kazanacaktır. Beşinci Hastalık Tehlikeli midir? Beşinci hastalık, bazı riskli kişiler dışında tehlikeli bir hastalık değildir, masum bir döküntülü hastalıktır. Bu riskli gruplar: Önceden virüsle karşılaşmamış hamileler ( Hamile kadın virüsü alırsa %5 olasılıkla bebeğe de geçebilir. Bu durumda bebekte ciddi kansızlıklara yol açabilir. Düşük veya ölü doğumlara da neden olabilir. ) Bağışıklık sistemi zayıf hastalar Kronik kansızlığı olan hastalardır. Beşinci Hastalık Nasıl Tedavi Edilir? Viral bir hastalık olduğundan etkene yönelik tedavisi yoktur, kendiliğinden geçer. Ancak ateş veya kaşıntı için rahatlatıcı ilaçlar önerilebilir. Hastayı serin tutmak, serin suyla duş yaptırmak kaşıntıya iyi gelecektir. Tedavi gerektiren diğer döküntülü hastalıklardan, ilaç ve gıda alerjilerinden ayrılması için doktor tarafından görülmesi uygun olacaktır.   ? Details...

--= NFSP =--

Doğuştan Kalça Çıkığı  Doğuştan Kalça Çıkığı, çocuklarda sık görülen, erken anlaşılıp tedavi edilmezse kalıcı sakatlıklara yol açabilen bir sorundur. Üst bacak kemiğinin başı ile kalça eklemi arasında değişik derecelerde uyumsuzluk vardır. Bebek anne karnında gelişirken oluşan bazı problemler, kalça çıkığına neden olur. Kızlarda, ilk bebeklerde, makat gelişiyle doğan bebeklerde ve ailede kalça çıkığı öyküsü olanlarda daha sık görülmektedir. Genellikle, kalça tek taraflı olarak etkilenir. Hiç belirti vermeyebilir. Bebeğin bir bacağı daha kısa görünebilir, uyluktaki cilt kıvrımları asimetrik olabilir. Bebeğin bacaklarını rahatça yana açamadığı farkedilebilir. Bebeklikte anlaşılmamış vakalarda, yürümeye başladığında yalpalama, topallama, parmak ucunda yürüme görülebilir. Sağlam bebek izleminde, doktorunuz kalça kontrollerini de yapacak, şüphelenirse kalça grafisi veya ultrasonu ile kesin tanıyı koyacaktır. Daha sonra bir ortopedi uzmanına gönderileceksiniz. Özel bazı cihazlar veya alçılar yardımıyla kalça eklemi istenen pozisyona getirilecek, normal gelişim sağlanacaktır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, sonuç o kadar iyi ve tedavi o kadar kolay olacaktır. Geç kalınmış vakalarda, ameliyat gerekli olacaktır. Bebekte tam gelişmemiş bir kalça eklemi mevcutsa, kalça çıkığına meydan vermemek için bebeği sıkıca sarıp kundaklamaktan, hareketini kısıtlayacak sıkı kıyafetler giydirmekten, küçük bez kullanmaktan kaçınmak gerekir.  ? Details...

DİL SEÇİMİ

English Arabic Bulgarian Croatian Czech Danish Dutch Finnish French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Norwegian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Swedish Catalan Filipino Hebrew Indonesian Latvian Lithuanian Serbian Slovak Slovenian Ukrainian Vietnamese Albanian Estonian Galician Hungarian Maltese Thai Turkish

İSTATİSTİK

BUGÜN49
DÜN309
BU HAFTA649
BU AY6228
TOPLAM867305

(C) BilCELL
Doktorun Notları
Allerjik Hastalıklar

ALLERJİK HASTALIKLAR

Allerji normalde vücuda zararı dokunmayacak maddelere bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesi olarak tanımlanmaktadır.Bağışıklık sistemimizin bizi yabancı maddelere karşı korumak için ürettikleri vücut savunmacıları(antikorlar)kimi zaman zararlı olmayan birtakım maddelere de aşırı reaksiyon gösterirler.
Neler allerjiye sebep oluyor?
Her gün yediğimiz,içtiğimiz,temas ettiğimiz birçok madde allerjiye sebep olmaktadır.
Yumurta,süt,fındık,kedi,köpek,bilezikler,tozlar,küfler allerjiye sebep olan maddelerden sadece bazılarıdır,allerjen olarak tanımladığımız bu maddeler solunum yoluyla,yemekle,ilaç ya da böcek yoluyla kana karışarak ya da deriye temas yoluyla vücuda etki ediyor.Böylece bize kimi zaman hayatı zehir eden burun akıntısı,burun tıkanıklığı,hapşırma,sık sık boğaz temizleme,ağız ve boğazda kaşıntı,öksürme,solunum zorluğu,karın ağrısı ve açıklanamayan bağırsak sorunları gibi belirtiler ortaya çıkıyor.Stres,yiyecek içeceklerde bulunan katkı maddeleri,işyerlerindeki ve okullardaki
sağlıksız koşullar da günümüzde allerjik hastalıkların artışındaki başlıca etkenlerdir.Bu hastalıklar,havaların ısınması,atmosfer basıncındaki değişiklikler,nem miktarındaki farklılıklar ve polenler gibi sebeplerden dolayı özellikle bahar aylarında ortaya çıkar.
Allerjide genetik faktörler:
Anne ve babadan birinin allerjisinin olması bebeğin de allerji olma riskini yüzde 40 oranında artırıyor.Eğer ebeveynlerden her ikisinin de solunum sistemiyle ilgili bir allerjisi söz konusu ise bu oran yüzde 70'lere çıkıyor.Allerjik hastalıkların başlıcaları saman nezlesi,göz nezlesi,allerjik bronşit,astım,ürtiker ve egzama olarak sıralanabilir.
Allerjide Çevresel Faktörler:
Allerjenlerden en önemlileri ev içinde akarlar,ev dışında polenlerdir.Allerjik nezle,bronşit ve astıma solunum yoluyla vücuda giren allerjenler yol açmaktadır.Dünyada ve ülkemizde solunum yolu allerjilerinin en önemli nedeni ev tozu allerjenleridir.Ev tozu;içinde akarların,küf mantarlarının polenlerin,bakterilerin,evcil hayvanlara,hamamböceklerine ait allerjenlerin bulunduğu bir karışım olarak tanımlanıyor.Akarlar insan derisi ve kepekle besleniyor,çoğunlukla nemli ortamlarda ürüyor,akar duyarlılığı olan insanların nemi az,aydınlık ve iyi havalanan bir evde yaşamaları gerekiyor.Eski binalarda,mutfakta,rutubetli ve güneş görmeyen yerlerde yaşayan hamam böceklerinde yer alan allerjenler hayvanın vücut parçalarında,dışkısında tükürüğünde ve diğer salgılarında bulunur.
Bitkilerin erkek tohumu olan polenler ise özellikle baharla birlikte ortaya çıkan en yaygın allerlenlerden biridir.Polenlerin atmosferde yoğun bulundukları saatlerde
(sabahın erken saatleri,sıcak,kuru ve fırtınalı havalar)dışarı çıkmamaya özen göstermek
polen mevsiminde açık havada spor ve egzersizden kaçınmak ve günlük kıyafetlerimizi
eve gelir gelmez yatak odası dışında bir yerde değiştirmek polen allerjilerinden etkilenmemek için uygulanacak yöntemlerden bazılarıdır.
Hem ev içinde hem de ev dışında bulunan bir diğer etken ise küf mantarlarıdır ve özellikle havanın sıcak ve nemli olduğu dönemlerde artmaktadır,mantarların üredikleri alanların ortadan kaldırılması,banyo küveti,lavabo,duş ve tuvaletlerin ıslak ve kirli bırakılmaması,çöplerin dışarıda plastik bir torbada kapalı olarak tutulması küf mantarlarına karşı alınabilecek önlemler arasında yer alır.
 
 
En Sık Görülen Allerjik Hastalıklar:
Allerjik bronşit ve astım:Akciğerlerimiz içindeki hava yollarının sık iltihaplanması ile gelişen allerjik bronşit ve bronşların daralması ile ortaya çıkan astım yüzyıllardır araştırılan hastalıklardır Genellikle ilk belirtiler çocukluk çağında görülen allerjik bronşitler ve sonrasında oluşan astımın temel özelliği hastanın ev akarları,polenler ve evcil hayvanlar gibi allerjenlere duyarlı olmasıdır.Genetik olarak allerjik kişilerde annenin gebelik döneminde sigara içmesi,çocuğun yoğun olarak allerjenlere maruz kalması,hava kirliliği,stres gibi çevresel faktörler de bir araya geldiğinde allerjik bronşit ve astım gelişme riski artıyor.
Allerjik nezle:Hapşırma,burun akıntısı,burun kaşıntısı,burun tıkanıklığı gibi belirtileri
vardır.Endüstrileşme ile sıklığı artmaktadır,korunmak için yediğimiz,içtiğimiz maddelere dikkat etmemiz gerekir,sigara ve hava kirliliği de hastalığı körüklemektedir.
Ürtiker ve egzama:Deride kaşıntı ve kabartı şeklinde ortaya çıkan egzama ve ürtiker gibi hastalıklarda allerjiye sebep olan maddelerden uzak durmak gerekiyor.Özellikle egzama durumunda nedeni kesin olarak saptanıncaya kadar deniz ürünleri,çerezler,yumurta,katkılı yiyecekler(konserve,şekerlemeler),sucuk,çikolata,baharat,kola,hazır meyve suları,sakatat gibi besinleri tüketmemek gerekir.
Besin allerjisi:Kusma,diare,döküntü,egzama,hırıltılı solunum gibi belirtileri olan besin allerjisine sıklıkla fıstık,fındık,süt,yumurta,soya,buğday,bezelye türü besinler,balık ve karides gibi deniz hayvanları neden olmaktadır.
Allerjinin Tedavisi:
İlk dikkat edilecek nokta allerjiye sebep olan maddeyle karşılaşmanın engellenmesidir.
Günümüzde allerjik hastalıkların tam olarak tedavisi mümkün değildir,ilaç tedavisi ise hastalığın ortaya çıkardığı rahatsızlıkları azaltmatadır.Tedavide antihistaminikler,kortizon ve dekonjestanlar kullanılır.Ayrıca aşı tedavisi de vardır,ancak 5 yaşın altındaki çocuklara uygulanmamaktadır.
 
                                                                                                    Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Allerjik Hastalarda Uygulanan Kurallar

 ALLERJİK HASTALIK YAPAN ETKENLER

    1)Allerjenler (bitki polenleri,ev tozu akarları,hamam böcekleri,mantarlar,hayvan tüyleri)
    2)İrritanlar (sigara dumanı,hava kirliliği,kimyasal gazlar,temizlik maddeleri ve kokular
    3)Enfeksiyon hastalıkları ve iklim koşulları
    4)Havanın nemli ,soğuk ve sisli olması
    5)Yiyecek maddeleri (yumurta,domates,muz,çilek,kavun,bal,inek sütü,balık,soya,katkı
       maddesi içeren hazır meyve suları,cipsler,çikolata,şekerlemeler,sakızlar) 
                         
 ALLERJİK ÇOCUKLARDA UYGULANMASI GEREKLİ UNSURLAR 
                                     
  1)Çocuğun yattığı odada mümkün olduğunca az eşya bulundurulmalıdır.Özellikle
      kitap ve toz tutacak eşyaya izin verilmemelidir.
  2)Çocuğun karyolası her gün nemli bir bezle silinmelidir.
 3)Çocuğun yattığı yatak yün olmamalı,mümkünse plastik kaplı yataklar kullanılmalıdır
      ve bu plastik kılıf nemli bir bezle her hafta silinmelidir,şayet yatak pamuk ise her
hafta elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir,yatağın sentetik olması tercih edilmelidir
 4)Yastıklar kuştüyü olmamalıdır,yorgan yıkanabilir materyalden olmalıdır,eğer pamuk
      ise her hafta elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir,battaniyesi naylon veya pamuklu
      olması ve sık sık yıkanması gerekmektedir ve nevresim içine alınmalıdır.
 5)Yastık kılıfları ,çarşaf ve nevresimler her hafta değiştirilmeli ve 60 derecede yıkan
      malıdır.Deterjan yerine sabun tercih edilmelidir,yıkama işleminden sonra çamaşırlar
      bol su ile durulanmalı ,kurutulup ütülenmelidir.
 6)Çocuğun odasında başka yatak varsa aynı işlemler diğer yatağa da yapılmalıdır.
  7)Yatak odasına tozu toplayacak ve yayacak ısıtıcılar konulmamalı ,odanın perdeleri
      sık yıkanacak cinsten olmalı,yerde halı,kilim,hayvan postları bulunmamalıdır.
  8)Çocuğun yatak odası her gün elektrikli süpürgeyle temizlenmelidir ,elektrik süpürgesi özellikle su içine toz toplama özellikleri olan cinsten olmalıdır.
  9)Çocuğun yattığı odada duvara asılı hava temizleyici bulundurulabilir.
 10)Güneşli günlerde yataklar dışarı çıkarılmalı ve oda sık sık havalandırılmalıdır.
 11)İçine yün doldurulmuş oyuncaklar veya hayvan postları,kuş tüyü aksesuarlı
      oyuncaklar ve diğer tüylü oyuncaklar bulundurulmamalı,tercihen oyuncaklar
      tahta ,metal ve plastikten olmalı ve bunlar haftada bir iyice yıkanıp temizlenmelidir
 12)Allerjik çocuğa yünden iç çamaşırı, elbiseler ve kazaklar giydirilmemelidir ,kürklü
      kıyafetler çocuğun bulunmadığı odadaki dolaplarda muhafaza edilmelidir.
 13)Evde hayvan barındırılmamalı,bitki ve çiçek bulundurulmamalıdır.
 14)Çocuğun bulunduğu evdeki eşyaların sık sık temizliğine dikkat edilmeli,koltuk
       ve kanepelerde,baş ve kolların değdiği bölümler önce elektrikli süpürge sonra da
       nemli bezle temizlenmelidir.
 15)Çocuğun bulunduğu evde kesinlikle sigara içilmemeli ,bakonda içilecekse bile
      balkon kapısı kapatılmalıdır,evde soba yakılıyorsa odun ve kömür ilk yanarken
      tütmesi esnasında çocuk o ortamdan uzak tutulmalıdır.
 16)Çocuklar naftalin,böcek ilaçları, yağlı boya,parfüm,deodorant ve spreylerden
      uzak tutulmalıdır.
 17)Çocuklar hava kirliliği ve nem arttığı zaman dışarı çıkartılmamalı,ayrıca ağaçların
      çiçek açma dönemlerinde bunların bolca bulunduğu yerlerde dolaştırılmamalıdır.
 18)Rutubetten ve nemden sakınılmalıdır.
 19)Buharlı banyodan sakınılmalıdır.
 20)Beslenmede mümkün olduğunca taze doğal besinler tercih edilmelidir,katkı maddesi içeren
       şekerleme ,sakız,hazır meyve suları ,patates cipsler gibi yiyeceklerden sakınılmalıdır.
 
                                                                              Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Allerjik Gıdalar

  ALLERJİK GIDALAR

Genel Allerjenler:
1. Derecede Allerjenler:(Allerjilerin % 75 ini oluşturur).
      Yumurta,süt,balık,fıstık   
2. Derecede Allerjenler:(Allerjilerin % 25 ini oluşturur).
    _Kuruyemişler:Fındık,badem,ayçiçeği
    _Etler:Sığır eti,tavuk eti,domuz eti
    _Balıklar:Balık çeşitleri ve kabuklu deniz mahsulleri
    _Soya
    _Hardal
    _Bira mayası
    _Havuç,hindistan cevizi,şeftali,sarımsak
Diğer Allerjenler:
    _Meyveler:Çilek,ananas,muz
    _Sebzeler:Domates,ıspanak
    _Etler:Dana eti ve av hayvanları
    _Balıklar:Özellikle orkinos,ton balığı,som balığı,sardalya,ringa
        ve dondurulmuş balıklar
    _Çikolata,bal,şekerleme,sakızlar,cipsler,hazır meyve suları
    _Mayalanmış peynir ve içecekler
    _Alkol
 
 
                                                  Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
 
Allerjik Bronşiolitler

  ALLERJİK BRONŞİOLİTLER

Tekrarlayan nefes darlıkları,öksürük,hışıltılı solunumla karakterize bir hastalıktır.Bunu oluşturan etkenler:
_Genetik faktörler:Aile fertlerinin allerjik olması ve ailede allerjik bronşitli veya astımlı
 şahısların varlığı (anne ya da babadan sadece 1 i allerjikse çocukta da allerji gelişme
 olasılığı % 30-35 iken,hem anne hem baba allerjikse bu oran %60-80 dir).
_Çocuğun allerji mevsiminde doğması
_Anne sütü ile beslenememe
_Bebeklerde geçirilen sık enfeksiyonlar
_Sigara dumanı ve hava kirliliği ile temas.
Hastanın şikayetleri:
Özellikle allerji mevsimi olan nisan, mayıs aylarında olmak kaydıyla zaman zaman hışıltılı nefes alma,öksürük,göğüs kafesinin içe çekilmesi dolayısı ile karnın inip kalkması,sık soluma ile karakterize bir hastalıktır,bu çocuklarda genellikle bebekliklerine sık sık pişik gelişir,özellikle yanaklarda boyunda kırmızı allerjik döküntü ve kabuklanma,saç diplerinde de konak vardır,bu bebeklerde ayrıca allerjik rinit(allerji mevsiminde sürekli burun akması),allerjikkonjuktivit(allerji mevsiminde gözlerde sulanma,kızarma,çapak) ve inek sütü allerjisi de mevcut olabilir(süt içtikten sonra tekrarlayan ishaller).
Hışıltılı solunum yapan diğer sebepler:
1)Allerjik olmayan diğer bronşiolitler
2)Astım
3)Kistik Fibroz ve bağışıklık sisteminin yetersiz kaldığı diğer hastalıklar
4)Tüberküloz(verem hastalığı)
5)Gastro ösefagilal reflu=yenilen gıdaların ağza geri gelmesi,kusma(zaman zaman
    gıdalar soluk yollarına kaçıp nefes darlığı yapar)
6)Soluk yollarına yabancı cisim kaçması (oyun oynarken ,tükenmez kalem uçları,para ,
   bilye gibi şeylerin bronşlara kadar gitmesi).
İstenecek tahliller:
_Tam kan sayımı
_Boğaz kültürü
_Akciğer filmi
_Serum immunglobülinler,alfa 1 antitripsin,ter testi(bağışıklık sitemini kontrol ve
 kistik fibroz hastalığı için)
_PPD (tüberküloz için)
_Serum IgE, RAST testi ve Deri testleri (allerjik bronşiolit tanısı için)
TEDAVİ
Allerjik bronşiolit teşhisi konulan çocukların takibi düzenli yapılmalıdır,çünki tekrarlayan
nefes darlıkları ve ataklar ilerde astıma dönüşüm için risktir,3 yaş altındaki çocuklara allerjinin nereden kaynaklandığını gösterecek testler yapılamadığı için onlara serum ıge
ve rast testi yapılarak allerjinin varlığı görülür
 Genel önlemler:
_Allerji yapan etkenlerden koruma
_Sigara dumanı ve hava kirliliğinden koruma
_Gribal enfeksiyonlardan koruma(özellikle bu hastalara grip aşısı uygulanmalıdır)
_Allerjik gıdalara geç başlama ve uzun süre anne sütü alma tavsiye edilir.
Akut tedavi:
Hasta muayene edilir,allerjik bronşiolitin ciddiyetine gerekirse göre nefes açıcı inhalasyon tedavisi başlanır, bu tedavide soluk yollarını açan sıvı bir ilaç nebulizör dediğimiz makinanın haznesine konur,bu alet sıvı olan ilacı buhara dönüştürerek soluk yollarına maske yardımıyla püskürtür,tedavinin süresi ve kaç doz ilaç alacağına doktor karar verir,gerekirse ilaç 3-4 kez 20 dk ara ile verilir veya farklı ilaçlar ard arda verilebilir,
bu tedaviye ayrıca enjeksiyon şeklinde nefes açıcılar da eklenebilir,ayrıca eve gönderilirken öksürük ve nefes açıcılar gerekli diğer ilaçlara da evde devam etmesi söylenir.Hastalığın gidişatına göre inhalasyon tedavisi aynı gün içinde veya sonraki günlerde tekrar gerekebirir,bazı ağır durumlarda hastaneye yatırma ve tedavileri 4 saat ara ile tekrar tekrar vermek de şarttır.
Koruyucu ilaç tedavisi:
Allerjik bronşiolit tekrarlayıcı bir hastalıktır,aileler bunu iyi kavramalıdır,hastalık tekrarlarının zamanla astım hastalığına dönüşebileceği unutulmamalıdır ,bu yüzden
bu çocuklar 1-2 ay ara ile sık sık gözlenmeli ve verilen koruyucu tedaviye yanıtı
incelenmeli gerekirse ilaç değiştirilmelidir.Önerilen genel önlemlere harfi harfine uyulması yanında koruyucu ilaç tedavileri de ihmal edilmeden verilmelidir.
1)Zaditen:Bronş genişletici ve bronş hassasiyetini azaltıcı bir ilaçtır,uzun süreli
   kullanımı gerekir,hafif sakinlik ve uyku haricinde yan etkisi yoktur,iştah açıcı etkisi
   de vardır,nefes darlığı ve hışıltıyı azaltmak için verilir.Şurup ve damla şeklindedir.
2)Allerji ilaçları:Bronş hassasiyetini ve allerjiyi azaltır,özellikle cilt allerjileri ve allerjik
   nezle beraberinde varsa kullanılır,hafif uyku hali haricinde yan etkisi yoktur ,uzun
   süre kullanılmalıdır(zyrtec).Damla veya şurup şeklindedir.
3)Kortizonlu ilaçlar:Allerjik bronşitin ciddiyetine göre hemen başlanır veya diğer
   tedavilere yanıt alınamazsa başlanır,düşük dozda kullanmak kaydıyla uzun süre
   kullanımlarda yan etkileri azdır,kortizon tedavisinin sadece astımda kullanıldığının
   bilinmesi çok yanlış bir düşüncedir,ayrıca bu ilaçların uzun süre kullanıldığında
   alışkanlık yapması şeklinde yargıların da gerçekle alakası yoktur.Puff dediğimiz
   şekli soluk yollarına özel bir maske takılarak kullanılır,bu maskenin adı aerochamber
   dır,maske kısmı ağız ve burunu içeri alacak şekilde yerleştirilir,maskenin diğer ucu
   ilaç kabnın ucuna takılır,kabın altına basıldığında ilaç püskürtülür ve çocuk 4-5 kez
   kadar maskeden nefes aldığında ilaç soluk yollarına gitmiş olur,gerekirse akut
   tedavide kullanılan diğer ilaçlar(ventolin,brikanyl gibi)da puff şekli ile nefes darlığının
   arttığı herhangi bir anda verilebilir.
 
                                                                                      Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Son >>

Sayfa 6 / 9
BilCELL Bilgisayar letiim - Bodrum Web Tasarm Bilgisayar Cep Telefonu Iphone Notebook Tamiri Sat Kampanyas Bodrum Servis ve Servisi
Copyright © 2010 BilCELL.® All rights Reserved.