MESAİ SAATLERİMİZ

Telefon Numaralarımız;
+90 252 317 05 28
Mesai Saatlerimiz;
Hafta İçi: 09:00-17:00
Cumartesi: 09:00-13:00
Acil Durumlarda 24 Saat GSM' numaralarımızdan Ulaşabilirsiniz...

Haberler

Kabakulak Kabakulak, tükürük bezlerinde şişliğe yol açıp yanaklarda dolgun görünüme neden olan bir viral enfeksiyondur. Basit bir çocukluk çağı hastalığı olarak görülse de, nadiren menenjit, ensefalit, işitme kaybı, orşit ( testiste iltihabi şişlik ) gibi ciddi komplikasyonlara da yol açabilir. Özellikle 2-12 yaş arası aşısız çocuklar risk altındadırlar. Bebeğinize ilk olarak 15 ayda yaptıracağınız kızamık ızamıkçık Kabakulak aşısı ile, bu hastalığa karşı koruma sağlayabilirsiniz. Ancak tek doz aşı, ömür boyu koruyucu olmadığından önerilen zamanda tekrarını yaptırmayı da unutmamalısınız!  Hastalık, genellikle ateş, iştahsızlık, halsizlik ile başlar. Ardından tükürük bezinin şişmesiyle yanakta tek veya iki taraflı dolgun bir görünüm ortaya çıkar. Çocuk çene hareketlerinde ağrıdan, yutma güçlüğünden, ağız kuruluğundan yakınır. Bazen başağrısı, karın ağrısı , kusma da olabilir. Mikrobu almış kişilerin 1/3' ü de belirti göstermeden hastalığı geçirirler. Hasta ile yakın temasla, özellikle solunum yoluyla, öpmeyle, aynı bardak, çatal kaşığı kullanmakla çevredekilere de bulaşır. Bulaşıcı dönem, şişliğin başlamasından 1 gün öncesinden 9 gün sonrasına dek sürer. Bu süreçte okul çocuğunun evde izole edilmesi, sık el yıkamaya önem verilmesi gereklidir. Hasta ile temastan 2-3 hafta sonra, mikrobu alan diğer kişide de belirtiler başlar. Hastalık sırasında lüzuma göre doktorun önereceği ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir. Yumuşak, kolay çiğnenen, asitli olmayan gıdalar tercih edilmelidir. Eğer; şiddetli başağrısı, yüksek ateş, ısrarlı kusmalar, uyku hali, testislerde ağrı varsa hemen doktorunuza başvurmalısınız.  ? Details...

ÇOCUKLARDA ATEŞ ve ATEŞLİ HAVALE  Normalin üstündeki vücut ısısı olarak tanımlayabileceğimiz ateş, anne babaları korkutsa da aslında çocuk için zararlı değil hatta yararlıdır. Çocuk hastalıklarında, özellikle enfeksiyonlarda görülen bir bulgudur, kendi başına bir hastalık değildir. Ateş, vücudun enfeksiyon etkeniyle savaşmasını, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Kaç Dereceye Ateş Demeliyiz? Bu, ateşin ölçüldüğü yere göre değişir. Makattan yapılan ölçümlerde 38 derece üzeri, ağızdan 37.5 , koltuk altından 37.2, kulaktan 38 derecenin üstündeki değerler ateş olarak kabul edilmelidir. Ateş Ne Kadar Yükselirse Tehlikeli Olur?  Ateşli bir çocuğu değerlendirirken, ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu yol gösterici olmalıdır. Ateşin ne kadar yüksek olduğu, hastalığın ağırlığının bir göstergesi değildir. Çocuklarda ateşin en sık nedeni olan basit viral enfeksiyonlar, 39-40 derece ateşe neden olabilir. Tam tersine, bazı ciddi hastalıklar da çok yüksek ateşe yol açmayabilir. Ancak 0-3 ay arası bebeklerde, normalin üstünde ölçülen bir vücut ısısı- değer kaç olursa olsun- hemen doktora ulaşmayı gerektirir. Daha büyük çocuklarda, çocuğun genel durumuna dikkat etmek gerekir. Eğer çocuk uyanık, aktifse, oynuyorsa, yiyip içebiliyorsa, uykusu iyiyse, solunumu normalse çok korkmaya gerek yoktur. Ancak eğer; uyku hali, huzursuzluk, solunum zorluğu varsa, yeme içmeyi reddediyorsa, şiddetli başağrısı varsa, ateşi düşse de genel durumu düzelmiyorsa veya ateş 24-48 saatten uzun sürerse yine doktora ulaşmak gerekir. Çoğu anne babanın ateşle birlikte aklına gelen havale geçirme olasılığı ise, ancak bazı ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülmektedir. ( Buna yazının devamında ayrıca değineceğiz) Ateşin Nedenleri Nelerdir?  Virüs veya bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar: Soğuk algınlığı, grip gibi enfeksiyonlar ateşin sık görülen nedenleridir. Soğuk algınlığında ilk 24 saat tek bulgu ateş olabilir, diğer belirtiler arkadan gelir. Anjin, orta kulak iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonu da ateşe yol açar. Nadiren zatürre, menenjit, tüberküloz gibi ciddi enfeksiyonlar da ateşin nedeni olarak saptanabilir. Aşılar: Bazı aşılardan sonra ateş görülebilir, aşıyı yaparken doktorunuz sizi uyaracaktır. Fazla kalın giydirme: Küçük bebekler, özellikle yenidoğanlar sıcak ortamlarda fazla giyimli olurlarsa, vücut ısılarını dengeleyemediklerinden ateşleri çıkacaktır. Romatizmal hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları,lösemi, lenfoma gibi hastalıklar ise uzun süren ateşlerde araştırılması gereken nedenlerdir. Ateşli Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?  Öncelikle, ateşin düşmanımız değil dostumuz olduğunu bilerek hareket etmeliyiz. Ateşin yükselmesiyle, vücut enfeksiyon etkeniyle daha iyi savaşabilmektedir. O halde, ateşli çocukta hemen ateşi düşürmeye çalışmak gereksizdir. Eğer bir enfeksiyon söz konusuysa, ateşi düşürmek enfeksiyonu daha çabuk iyileştirmeyecek, nedeni ortadan kaldırmayacaktır. Ancak çocuk ateşli dönemde kendini kötü hissediyorsa, halsizse ateş düşürücü ilaçların yardımıyla kendini daha iyi hissedecektir. Bu durumda, doktorun önereceği parasetamol veya ibufen grubu ateş düşürücüler kullanılabilir. Ateşli çocuğun, normalden fazla sıvı almasına, susuz kalmamasına dikkat etmek gerekir. Eğer ateş çok yüksek değilse ve çocuk kendini kötü hissetmiyorsa, ilaç vermeden önce üzeri soyulup ılık bir duş aldırılabilir. Bulunduğu oda serin tutulmalı, giysileri mümkün olduğunca ince ve pamuklu olmalıdır. Ateşli Havale Nedir? Ateşli havale, 6 ay- 5 yaş arası ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülen bir havale ( nöbet ) türüdür. Görülme sıklığı yaklaşık yüzde 3 ‘tür. Ateşli havaleye ailesel bir yatkınlık söz konusudur. Ateşli havale geçiren çocukların anne, baba veya yakınlarında çocuklukta ateşli havale geçirme öyküsü saptanabilir. Ateşli Havalede Ne Görülür? Çocuk aniden bilincini kaybeder, vücudu, kol ve bacakları kilitlenir. Ardından kasılmalar başlar, gözleri kayabilir.Altını ıslatabilir. Rengi solar. Genelde birkaç saniyeden 1-2 dakikaya dek sürer ve kendiliğinden geçer. Kasılmaların ardından çocuk derin bir uykuya dalmış gibi görünür. Ateşli Havale Sırasında Ne Yapmak Gerekir? Çocuğunun havale geçirdiğine tanık olmak, anne babalar için korkunç bir deneyimdir. Özellikle ilk defa böyle bir olay yaşanıyorsa, soğukkanlılığını korumak, paniğe kapılmamak pek kolay değildir. Ancak elden geldiğince sakin olmak, çocuğun da yararına olacaktır. Nöbet sırasında boğulma, tıkanmayı önlemek için çocuğun başı yana çevrilir. Ağzını açmaya çalışmak doğru değildir. Üzerinde sıkı giysiler varsa, açılıp gevşetilmesi uygun olur. Nöbet sonrası, ateşi düşürmek için ilaç verilebilir. İlk ateşli havale mutlaka doktor tarafından değerlendirilmeli, ateşe neden olan etken saptanıp buna uygun tedavi başlanmalıdır. Tekrarlayan ateşli havaleler geçiren çocuklarda, aileye nöbet sırasında makattan verilecek, nöbeti durduracak bir ilaç önerilebilir. Ateşli Havalenin Tehlikesi Nedir? Korkutucu görünümüne rağmen, ateşli havale geçirmek çocuklarda kalıcı bir hasara, nörolojik bir bozukluğa neden olmaz. Bir kez ateşli havale geçiren çocuk, ateşli olduğu dönemlerde tekrar havale geçirebilir. Yaşı büyüdükçe bu risk azalacak, 5-6 yaştan sonra ateşli havale görülmeyecektir.  ? Details...

Rotavirüs İshali Rotavirüs, küçük çocuklarda görülen ağır ishallerden sorumlu bir grup virüstür.Yaklaşık 2 gün süren kuluçka döneminin ardından kusma, ateş, karın ağrısı ve sulu ishal başlar. Ateş ve kusma 2-3 günde geçer, ishal ise 1 hafta- 10 gün kadar sürebilir. Bulaşıcı mıdır? Rotavirüs çok bulaşıcıdır. Mikrop bulaşmış su veya gıdayla, mikrobu taşıyan eller yoluyla vücuda alınır. Yuva gibi kalabalık ortamlarda, özellikle çocuklar tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerini yıkamayı unuttuklarında kolayca yayılır. O kadar bulaşıcıdır ki, genel hijyen koşulları ne kadar iyi de olsa, hemen her çocuk 5 yaşını doldurmadan rotavirüs ishali geçirmiş olmaktadır. Ülkemiz gibi ılıman iklim kuşağındaki ülkelerde, kış aylarında görülür. Özellikle 2 yaş altı küçük çocuklar etkilenir. Erişkinde ise, daha hafif seyreder. Nasıl Tanı Konur? Kesin tanı, gaitada virüsün gösterilmesiyle konur. Nasıl Tedavi Edilir? Tedavinin amacı, çocuğun susuz kalmasını önlemektir. Ağızdan sık sık az miktarda sıvı alımı uygun olur. Doktor tuz- şeker karışımından önerebilir. Ağızdan yeterli sıvı alımı sağlanamazsa, özellikle küçük çocukta, hastaneye yatırılıp serum verilmesi gerekebilir. Anne sütü alan bebeğin emzirilmeye devam etmesi çok önemlidir. Antibiyotikler işe yaramaz. Kusma ve ishali durdurucu ilaçlar önerilmez. Önleme: Bu kadar çok görülen bir enfeksiyondan korunmak için ne yazık ki, kullanabileceğimiz bir aşı yoktur. (Not : 2007 öncesi Rotavirüsten korunmak için güvenilir bir aşı mevcut değildi, ancak yapılan çalışmalar sonucunda koruyucu ve güvenilir bir aşı elde edildi. En önemli koruyucu yöntem, el yıkama alışkanlığının kazandırılmasıdır. Hasta çocuğun ishal geçene  ? Details...

İnmemiş Testis Erkek bebekte, doğum öncesi karında olan testisler ( yumurtalıklar), 32-36 gebelik haftalarında skrotuma ( torbaya ) inerler. Ancak, bazı bebeklerde doğumda bu iniş tamamlanmamış olabilir. Eğer, bebeğin testisleri normal yerinde ele gelmiyorsa, kasıkta kalmış olabilir, skrotumun üstünde ele gelirler. Bazen de testisler, karın içinde olabilirler veya hiç gelişmemiş olabilirler. İnmemiş Testis Kimlerde Görülür? İnmemiş testis, anne karnındaki normal süreyi tamamlamadan doğan prematür bebeklerde daha sık görülmektedir. Doğumda Yerinde Olan Testisler Sonradan Yukarı Çıkar mı? Bazı çocuklarda, testisler bebeklikte yerinde olup çocuk büyüdükçe, testisleri karına birleştiren bağın yeterince hızlı büyümemesi sonucu yukarıda kalabilirler. Bu yüzden anaokulu, ilkokul çağındaki erkek çocukların testisleri de kontrol edilmelidir. Retraktil Testis Nedir? Bazı çocuklarda ise, retraktil testis denilen, bazen skrotuma inen bazen de yukarı kaçan testisler görülebilir. Eğer, testis günün büyük bölümünde skrotum dışında kalıyorsa, bunu da inmemiş testis gibi kabul edip tedavi etmek hastanın lehine olacaktır. İnmemiş Testisin Yol Açtığı Riskler Nelerdir? İnmemiş testis, ileride kısırlık veya kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Bazen kasık fıtığıyla da birlikte olabilir. Ne Zaman Tedavi Edilir? Nasıl Tedavi Edilir? İnmemiş testislerin çoğu ilk 3 ayda, bir bölümü de 3-6 ay arasında normal yerine iner. 6 ayda inmeyen testisin tedavi edilmesi gereklidir. Bazen hormon tedavisi denenir, ancak kesin tedavi ameliyattır. Operasyon ile testis normal yerine getirilir. Ameliyatın mümkün olan en kısa zamanda, tercihen 1 yaşı geçmeden yapılması uygun olur.  ? Details...

Bebeklerde Reflü   Bebeklerde Reflü  Mide içeriğinin sindirim borusuna geri kaçması olarak tanımlanan REFLÜ her yaşta çocuk ve erişkinde görülse de, en sık olarak görüldüğü dönem bebeklik dönemidir. Bebeklerde Reflü Neden Sık Görülür? Normalde sindirim borusunun alt ucundaki kaslar gevşeyerek gıdaların mideye geçişine izin verir, ardından kasılarak geri kaçışa engel olur. Bebeklerde, bu kapakçık mekanizması henüz yeterince çalışmamaktadır. Bebeklerin sıvı gıdayla beslenmeleri, çoğunlukla yatar pozisyonda olmaları da reflüyü kolaylaştırmaktadır. Fizyolojik Reflü Nedir? Bebekte, sık görülen reflü çoğunlukla fizyolojiktir, yani hastalık olarak kabul edilmez. Bu bebekler iyi beslenip kilo alırlar, keyifleri yerindedir. Sadece aile çok kustuğundan şikayetçidir. Bebek büyüdükçe, katı gıdalara geçtikçe, mide girişindeki kapakçık daha iyi çalıştıkça kusma giderek azalacaktır. Böyle bebeklere, tedavi vermek gerekmeyecektir. Reflü Ne Zaman Hastalık Olarak Kabul Edilir? Eğer çok kusan bebek, iyi kilo alamıyorsa veya asitli mide içeriğinin sindirim borusunu, akciğerleri tahriş etmesi nedeniyle aşağıdaki belirtilerin bazılarını gösteriyorsa, reflü hastalığından söz edilebilir. Beslenme sonrası veya yatarken aşırı huzursuzluk Aç olmasına rağmen az miktar emip bırakma Ağızdan aşırı miktarda salya akıtma Aşırı ağlamalar ( bazen gaz sancısı ile karışabilir ) Hırıltı, geçmeyen öksürük, tekrarlayan zatürreler Kronik ses kısıklığı Reflü Ne Zamana Kadar Sürer? Bebek büyüdükçe, büyük olasılıkla, reflü azalıp kaybolacaktır. İlk 6 ayda düzeldiği gibi 18-24 aya kadar süren reflüler de görülmektedir. Tüm vakaların % 80‘i, 2 yaşa kadar kendiliğinden geçmektedir. Reflü Nasıl Tedavi Edilir? Çoğu bebekte ilaca gerek kalmadan, aşağıdaki basit önlemlerle rahatlama sağlanabilir. Sık sık, az az besleme Beslenme sırasında sık sık gaz çıkarma Mümkün olduğunca anne sütüyle besleme ( mamaların içerdiği inek sütü proteinine karşı alerji de, reflüye yol açar) Yatarken başın biraz yüksekte olması reflüyü azaltacaktır. Mama ile beslenen bebeklerde daha koyu kıvamlı özel mamalar denenebilir. Bu önlemlerle yanıt alınamazsa, önce ilaç tedavisi, çok nadiren de cerrahi tedavi gerekli olabilir.  ? Details...

Yenidoğan Sarılığı Yenidoğan sarılığı, bebeklerde yaşamın ilk haftasnda sık görülen bir sorundur. Sağlıklı bebeklerdeki normal sarılığa ' Fizyolojik Sarılık ' denir. Sarılığa, bilirubin adlı bir maddenin kan düzeyinin artışı yol açar. Kırmızı kan hücrelerimizin parçalanmasıyla oluşan bilirubin, yenidoğan bebeklerin bazılarında vücuttan atılamaz ( Karaciğer henüz yeterince olgunlaşmamıştır, veya bilirubin biraz fazla miktarda ortaya çıkmıştır) Sonuçta, bebeğin cildi ve göz aklarındaki sarı renk anne babanın dikkatini çeker. Sarılık, genellikle 2-3. günlerde yüzden başlar, giderek vücudun aşağı kısımlarına yayılır. Sarılığın ilk günde başlaması normal değildir, altta başka bir hastalık olabileceğine işaret eder. Yenidoğan sarılığı, bulaşıcı bir hastalık değildir. Doktora başvurduğunuzda, bir kan testi isteyerek bilirubin düzeyine bakacaktır. Sonuca göre, ya bebeği izleme alacak,ya belli bir dalga boyunda UV ışını alması için hastaneye yatıracak ( bu işleme fototerapi diyoruz ), ya da nadiren eğer değer çok yüksekse kan değişimi gerekecektir. Genellikle sarılık 7-10 günde kaybolur. Zor doğumlarda veya prematüre bebeklerde sarılık daha şiddteli olup daha uzun sürebilir. Bebeği sık sık emzirirseniz, barsakları daha sık çalışacak, bilirubin düzeyi daha kolay düşecektir. Toksik düzeylerde bilirubin, bebeğin beynine zarar verebilir, işitme kaybına yol açabilir. Bu nedenle, zaman geçirmeden doktora başvurup uygun tedavinin başlanması önemlidir.  ? Details...

Hepatit B Hepatite yol açan virüslerden biri de Hepatit B virüsüdür. Ancak; Hepatit A'dan farklı olarak ciddi bir enfeksiyona yol açar, kronik karaciğer hasarına, ölümcül komplikasyonlara neden olabilir. Ne yazık ki, ülkemiz Hepatit B 'nin sık görüldüğü ülkeler arasında yer almakta, bazen taşıyıcılar rutin kontrollerde tesadüfen saptanmaktadır. Mikrobu taşıyan anne, doğum sırasında bebeğe bulaştırabilir. Ayrıca, kan ve vücut sıvılarıyla temasla, cinsel yolla da bulaşır. Hepatit B virüsü, anne sütüyle bulaşmamaktadır. Mikrop alındıktan yaklaşık 6 hafta sonra belirtiler görülebilir. 1-2 ay sürebilir, bazen hiç belirti olmayabilir. İştahsızlık, halsizlik, döküntü, eklem ağrısı, sarılık görülebilir. Kronik karaciğer hasarına yol açabilir, kronik taşıyıcılık gelişebilir, yıllar içinde karaciğer kanseri, siroz gibi komplikasyonlarla ölümcül olabilir.  Kesin tanı, kan testiyle konur. Gebelikte annenin hepatit B kan testlerinin yapılması ihmal edilmemelidir. Çünkü anne taşıyıcı bile olsa, yenidoğan bebeği hemen yapılacak aşı ve immunglobülin ile korumak mümkündür. Kesin bir tedavisi yoktur. Enfekte kişi, uzun dönemde takibe alınır. Bebeklere doğar doğmaz başlanan aşı ile ( toplam üç doz ) korunma mümkündür.    ? Details...

Kusma ve İshalli Çocuğa Yaklaşım Kusma ve ishal her yaşta çocukta sık görülen yakınmalardır. Aynı anda başlayabilir veya kusmanın ardından ishal gelebilir. Kusma ve ishalin pek çok nedeni olabilir, ancak en sık kusma nedeni sindirim sistemine alınan bir virüs veya yenilen gıdalardır. İshal de en sık yenilen gıdalardan, enfeksiyondan veya antibiyotik alımından ortaya çıkar.  Kusma anne babaları en çok endişelendiren belirtilerden biridir. Bu endişe ve panikle de bazen yanlışlar yapabilirler. Örneğin çocuğun susuz kalacağından korkup hızla birşeyler içirmeye çalışmak doğru değildir. Evet, sıvı alması gerekmektedir, ama bunun yavaş yavaş, yudum yudum olması emilebilmesine olanak sağlayacaktır. Yemek için teklifte bulunmamak en iyisidir. Altta ciddi bir neden yoksa, çoğu kusma yaklaşık 12 saatte geçecek, çocuk rahatlayacaktır. Yudum yudum vereceğiniz sıvı, su veya doktorunuzun önereceği tuz-şeker karışımı olabilir. Kusma azalınca sıvı verme hızını arttırabilirsiniz. Ancak, çocuğun susuz kaldığından endişe ediyorsanız, kaybını yerine koyamadığınızı düşünüyorsanız, hemen doktorunuza ulaşmalısınız. Sindirim sistemine aldığımız virüsler, önce kusma ardından ishale yol açarlar. İshalde de çocuğun sıvı kaybını karşılamak çok önemlidir. Eğer, ishalle kaybettiği sıvıyı verdiğiniz içeceklerle telafi edebiliyorsanız, ne kadar sık gaita yapsa da sorun olmayacaktır. Eğer, yemek istiyorsa, barsak hareketlerini hızlandırmayacak muz, şeftali, elma, patates, ekmek, pirinç, yoğurt ( özellikle probiyotik yoğurt ) gibi gıdalar verebilirsiniz. Eğer hasta anne sütü alan bir bebekse, emmeyi sürdürmekte fayda vardır, böylece ishali daha kolay atlatacaktır. Kusma ve ishal durdurucu ilaçları, doktorunuz genellikle önermeyecektir. Çünkü; kusma ve ishal vücudun kendini rahatsız eden maddeyi uzaklaştırması için faydalı mekanizmalar olarak kabul edilmektedir.  ? Details...

Tüberküloz Her ne kadar çocuk hastalıkları başlığı altında ele alsak ta, aslında tüberküloz (verem) tüm dünyada her yaştan kişiyi tehdit eden yaygın bir hastalıktır. Özellikle akciğerleri etkileyen bakteriyel bir enfeksiyondur. Kişi mikropla karşılaştıktan sonra, bağışıklık sistemi onunla savaşır. Üstesinden gelemezse bakteri akciğerlere yerleşir.Bazen de belirti vermeden yıllarca vücutta kalıp yıllar sonra hastalık alevlenebilir. Bağışıklık sistemi henüz zayıf olduğundan bebekler ve kalabalık, pis ortamlarda yaşayan, iyi beslenemeyen çocuklar hastalık için en riskli gruplardır. Belirtiler Nelerdir? Öksürük, kanlı balgam, hafif ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, terleme, göğüs ve sırt ağrısı, parmaklarda çomaklaşma görülebilir. Ayrıca, tüberküloz vücutta farklı bölgeleri etkileyip menenjit, eklem iltihabı da yapabilir. Etkilenen bölgeye göre belirtiler de farklılık gösterir. Tanı koymak için doktorunuz bir cilt testi isteyecek, şüphe varsa akciğer filmi çektirecek, bazı kan testleri yaptıracak, mikrobun varlığını kanıtlayacak testleri görmek isteyecektir. Tüberküloz, hasta kişinin aksırık ve öksürüğünden bulaşır. Çocuklar, genellikle mikrobu erişkinlerden alırlar. Hasta bir çocuğun yaşıtlarına mikrobu bulaştırma riski çok düşüktür. Tedavi başlandıktan sonra 2-4 hafta daha bulaşıcılık sürebilir. Tedavi 1 yıl kadar uzun sürebilir.  BCG aşısıyla tüberkülozdan korunmak mümkündür.  ? Details...

Hepatit A Hepatit A, hepatit virüslerinden birinin yol açtığı karaciğerin iltihabi hastalığıdır. Hepatit virüsleri A'dan G'ye dek uzanan geniş bir yelpazede yer alırlar, farklı özellikleri vardır. Hepatit A, ülkemizde sık görülen, zaman zaman okullarda salgınlar yapan bir hepatit türüdür. Hastayla yakın temasla, enfekte su ve gıdayla bulaşır.  Mikrop alındıktan sonra bir kuluçka döneminin ardından; cilt ve göz aklarında sararma, iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma, koyu renkli idrar görülebilir. 6 yaş altı küçük çocuklar, sarılık olmadan, hatta hiç belirti olmadan da hastalığı geçirebilirler. Gençler ve erişkinlerde daha ağır seyredebilir. Hasta kişi, belirtiler görülmeden önceki birkaç haftalık dönemde de bulaşıcıdır. Bulaşıcılık sarılık veya diğer belirtiler görüldükten bir hafta sonrasına kadar sürer. Kesin tanı kan testleriyle konur. Özel bir tedavisi yoktur, hastanın genel durumunu destekleyecek tedaviler verilir.Tedavide antibiyotiğin yeri yoktur.  Hijyen kurallarına dikkat etmek, özellikle el yıkama ile enfeksiyondan korunmak mümkündür. En güvenli yöntem ise, 2 yaştan sonra iki doz halinde yapılan aşıyla korunmaktır.  ? Details...

--= NFSP =--

Doğuştan Kalça Çıkığı  Doğuştan Kalça Çıkığı, çocuklarda sık görülen, erken anlaşılıp tedavi edilmezse kalıcı sakatlıklara yol açabilen bir sorundur. Üst bacak kemiğinin başı ile kalça eklemi arasında değişik derecelerde uyumsuzluk vardır. Bebek anne karnında gelişirken oluşan bazı problemler, kalça çıkığına neden olur. Kızlarda, ilk bebeklerde, makat gelişiyle doğan bebeklerde ve ailede kalça çıkığı öyküsü olanlarda daha sık görülmektedir. Genellikle, kalça tek taraflı olarak etkilenir. Hiç belirti vermeyebilir. Bebeğin bir bacağı daha kısa görünebilir, uyluktaki cilt kıvrımları asimetrik olabilir. Bebeğin bacaklarını rahatça yana açamadığı farkedilebilir. Bebeklikte anlaşılmamış vakalarda, yürümeye başladığında yalpalama, topallama, parmak ucunda yürüme görülebilir. Sağlam bebek izleminde, doktorunuz kalça kontrollerini de yapacak, şüphelenirse kalça grafisi veya ultrasonu ile kesin tanıyı koyacaktır. Daha sonra bir ortopedi uzmanına gönderileceksiniz. Özel bazı cihazlar veya alçılar yardımıyla kalça eklemi istenen pozisyona getirilecek, normal gelişim sağlanacaktır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, sonuç o kadar iyi ve tedavi o kadar kolay olacaktır. Geç kalınmış vakalarda, ameliyat gerekli olacaktır. Bebekte tam gelişmemiş bir kalça eklemi mevcutsa, kalça çıkığına meydan vermemek için bebeği sıkıca sarıp kundaklamaktan, hareketini kısıtlayacak sıkı kıyafetler giydirmekten, küçük bez kullanmaktan kaçınmak gerekir.  ? Details...

DİL SEÇİMİ

English Arabic Bulgarian Croatian Czech Danish Dutch Finnish French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Norwegian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Swedish Catalan Filipino Hebrew Indonesian Latvian Lithuanian Serbian Slovak Slovenian Ukrainian Vietnamese Albanian Estonian Galician Hungarian Maltese Thai Turkish

İSTATİSTİK

BUGÜN102
DÜN442
BU HAFTA1193
BU AY7376
TOPLAM833549

(C) BilCELL
Doktorun Notları
Allerjik Hastalıklar

ALLERJİK HASTALIKLAR

Allerji normalde vücuda zararı dokunmayacak maddelere bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesi olarak tanımlanmaktadır.Bağışıklık sistemimizin bizi yabancı maddelere karşı korumak için ürettikleri vücut savunmacıları(antikorlar)kimi zaman zararlı olmayan birtakım maddelere de aşırı reaksiyon gösterirler.
Neler allerjiye sebep oluyor?
Her gün yediğimiz,içtiğimiz,temas ettiğimiz birçok madde allerjiye sebep olmaktadır.
Yumurta,süt,fındık,kedi,köpek,bilezikler,tozlar,küfler allerjiye sebep olan maddelerden sadece bazılarıdır,allerjen olarak tanımladığımız bu maddeler solunum yoluyla,yemekle,ilaç ya da böcek yoluyla kana karışarak ya da deriye temas yoluyla vücuda etki ediyor.Böylece bize kimi zaman hayatı zehir eden burun akıntısı,burun tıkanıklığı,hapşırma,sık sık boğaz temizleme,ağız ve boğazda kaşıntı,öksürme,solunum zorluğu,karın ağrısı ve açıklanamayan bağırsak sorunları gibi belirtiler ortaya çıkıyor.Stres,yiyecek içeceklerde bulunan katkı maddeleri,işyerlerindeki ve okullardaki
sağlıksız koşullar da günümüzde allerjik hastalıkların artışındaki başlıca etkenlerdir.Bu hastalıklar,havaların ısınması,atmosfer basıncındaki değişiklikler,nem miktarındaki farklılıklar ve polenler gibi sebeplerden dolayı özellikle bahar aylarında ortaya çıkar.
Allerjide genetik faktörler:
Anne ve babadan birinin allerjisinin olması bebeğin de allerji olma riskini yüzde 40 oranında artırıyor.Eğer ebeveynlerden her ikisinin de solunum sistemiyle ilgili bir allerjisi söz konusu ise bu oran yüzde 70'lere çıkıyor.Allerjik hastalıkların başlıcaları saman nezlesi,göz nezlesi,allerjik bronşit,astım,ürtiker ve egzama olarak sıralanabilir.
Allerjide Çevresel Faktörler:
Allerjenlerden en önemlileri ev içinde akarlar,ev dışında polenlerdir.Allerjik nezle,bronşit ve astıma solunum yoluyla vücuda giren allerjenler yol açmaktadır.Dünyada ve ülkemizde solunum yolu allerjilerinin en önemli nedeni ev tozu allerjenleridir.Ev tozu;içinde akarların,küf mantarlarının polenlerin,bakterilerin,evcil hayvanlara,hamamböceklerine ait allerjenlerin bulunduğu bir karışım olarak tanımlanıyor.Akarlar insan derisi ve kepekle besleniyor,çoğunlukla nemli ortamlarda ürüyor,akar duyarlılığı olan insanların nemi az,aydınlık ve iyi havalanan bir evde yaşamaları gerekiyor.Eski binalarda,mutfakta,rutubetli ve güneş görmeyen yerlerde yaşayan hamam böceklerinde yer alan allerjenler hayvanın vücut parçalarında,dışkısında tükürüğünde ve diğer salgılarında bulunur.
Bitkilerin erkek tohumu olan polenler ise özellikle baharla birlikte ortaya çıkan en yaygın allerlenlerden biridir.Polenlerin atmosferde yoğun bulundukları saatlerde
(sabahın erken saatleri,sıcak,kuru ve fırtınalı havalar)dışarı çıkmamaya özen göstermek
polen mevsiminde açık havada spor ve egzersizden kaçınmak ve günlük kıyafetlerimizi
eve gelir gelmez yatak odası dışında bir yerde değiştirmek polen allerjilerinden etkilenmemek için uygulanacak yöntemlerden bazılarıdır.
Hem ev içinde hem de ev dışında bulunan bir diğer etken ise küf mantarlarıdır ve özellikle havanın sıcak ve nemli olduğu dönemlerde artmaktadır,mantarların üredikleri alanların ortadan kaldırılması,banyo küveti,lavabo,duş ve tuvaletlerin ıslak ve kirli bırakılmaması,çöplerin dışarıda plastik bir torbada kapalı olarak tutulması küf mantarlarına karşı alınabilecek önlemler arasında yer alır.
 
 
En Sık Görülen Allerjik Hastalıklar:
Allerjik bronşit ve astım:Akciğerlerimiz içindeki hava yollarının sık iltihaplanması ile gelişen allerjik bronşit ve bronşların daralması ile ortaya çıkan astım yüzyıllardır araştırılan hastalıklardır Genellikle ilk belirtiler çocukluk çağında görülen allerjik bronşitler ve sonrasında oluşan astımın temel özelliği hastanın ev akarları,polenler ve evcil hayvanlar gibi allerjenlere duyarlı olmasıdır.Genetik olarak allerjik kişilerde annenin gebelik döneminde sigara içmesi,çocuğun yoğun olarak allerjenlere maruz kalması,hava kirliliği,stres gibi çevresel faktörler de bir araya geldiğinde allerjik bronşit ve astım gelişme riski artıyor.
Allerjik nezle:Hapşırma,burun akıntısı,burun kaşıntısı,burun tıkanıklığı gibi belirtileri
vardır.Endüstrileşme ile sıklığı artmaktadır,korunmak için yediğimiz,içtiğimiz maddelere dikkat etmemiz gerekir,sigara ve hava kirliliği de hastalığı körüklemektedir.
Ürtiker ve egzama:Deride kaşıntı ve kabartı şeklinde ortaya çıkan egzama ve ürtiker gibi hastalıklarda allerjiye sebep olan maddelerden uzak durmak gerekiyor.Özellikle egzama durumunda nedeni kesin olarak saptanıncaya kadar deniz ürünleri,çerezler,yumurta,katkılı yiyecekler(konserve,şekerlemeler),sucuk,çikolata,baharat,kola,hazır meyve suları,sakatat gibi besinleri tüketmemek gerekir.
Besin allerjisi:Kusma,diare,döküntü,egzama,hırıltılı solunum gibi belirtileri olan besin allerjisine sıklıkla fıstık,fındık,süt,yumurta,soya,buğday,bezelye türü besinler,balık ve karides gibi deniz hayvanları neden olmaktadır.
Allerjinin Tedavisi:
İlk dikkat edilecek nokta allerjiye sebep olan maddeyle karşılaşmanın engellenmesidir.
Günümüzde allerjik hastalıkların tam olarak tedavisi mümkün değildir,ilaç tedavisi ise hastalığın ortaya çıkardığı rahatsızlıkları azaltmatadır.Tedavide antihistaminikler,kortizon ve dekonjestanlar kullanılır.Ayrıca aşı tedavisi de vardır,ancak 5 yaşın altındaki çocuklara uygulanmamaktadır.
 
                                                                                                    Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Allerjik Hastalarda Uygulanan Kurallar

 ALLERJİK HASTALIK YAPAN ETKENLER

    1)Allerjenler (bitki polenleri,ev tozu akarları,hamam böcekleri,mantarlar,hayvan tüyleri)
    2)İrritanlar (sigara dumanı,hava kirliliği,kimyasal gazlar,temizlik maddeleri ve kokular
    3)Enfeksiyon hastalıkları ve iklim koşulları
    4)Havanın nemli ,soğuk ve sisli olması
    5)Yiyecek maddeleri (yumurta,domates,muz,çilek,kavun,bal,inek sütü,balık,soya,katkı
       maddesi içeren hazır meyve suları,cipsler,çikolata,şekerlemeler,sakızlar) 
                         
 ALLERJİK ÇOCUKLARDA UYGULANMASI GEREKLİ UNSURLAR 
                                     
  1)Çocuğun yattığı odada mümkün olduğunca az eşya bulundurulmalıdır.Özellikle
      kitap ve toz tutacak eşyaya izin verilmemelidir.
  2)Çocuğun karyolası her gün nemli bir bezle silinmelidir.
 3)Çocuğun yattığı yatak yün olmamalı,mümkünse plastik kaplı yataklar kullanılmalıdır
      ve bu plastik kılıf nemli bir bezle her hafta silinmelidir,şayet yatak pamuk ise her
hafta elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir,yatağın sentetik olması tercih edilmelidir
 4)Yastıklar kuştüyü olmamalıdır,yorgan yıkanabilir materyalden olmalıdır,eğer pamuk
      ise her hafta elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir,battaniyesi naylon veya pamuklu
      olması ve sık sık yıkanması gerekmektedir ve nevresim içine alınmalıdır.
 5)Yastık kılıfları ,çarşaf ve nevresimler her hafta değiştirilmeli ve 60 derecede yıkan
      malıdır.Deterjan yerine sabun tercih edilmelidir,yıkama işleminden sonra çamaşırlar
      bol su ile durulanmalı ,kurutulup ütülenmelidir.
 6)Çocuğun odasında başka yatak varsa aynı işlemler diğer yatağa da yapılmalıdır.
  7)Yatak odasına tozu toplayacak ve yayacak ısıtıcılar konulmamalı ,odanın perdeleri
      sık yıkanacak cinsten olmalı,yerde halı,kilim,hayvan postları bulunmamalıdır.
  8)Çocuğun yatak odası her gün elektrikli süpürgeyle temizlenmelidir ,elektrik süpürgesi özellikle su içine toz toplama özellikleri olan cinsten olmalıdır.
  9)Çocuğun yattığı odada duvara asılı hava temizleyici bulundurulabilir.
 10)Güneşli günlerde yataklar dışarı çıkarılmalı ve oda sık sık havalandırılmalıdır.
 11)İçine yün doldurulmuş oyuncaklar veya hayvan postları,kuş tüyü aksesuarlı
      oyuncaklar ve diğer tüylü oyuncaklar bulundurulmamalı,tercihen oyuncaklar
      tahta ,metal ve plastikten olmalı ve bunlar haftada bir iyice yıkanıp temizlenmelidir
 12)Allerjik çocuğa yünden iç çamaşırı, elbiseler ve kazaklar giydirilmemelidir ,kürklü
      kıyafetler çocuğun bulunmadığı odadaki dolaplarda muhafaza edilmelidir.
 13)Evde hayvan barındırılmamalı,bitki ve çiçek bulundurulmamalıdır.
 14)Çocuğun bulunduğu evdeki eşyaların sık sık temizliğine dikkat edilmeli,koltuk
       ve kanepelerde,baş ve kolların değdiği bölümler önce elektrikli süpürge sonra da
       nemli bezle temizlenmelidir.
 15)Çocuğun bulunduğu evde kesinlikle sigara içilmemeli ,bakonda içilecekse bile
      balkon kapısı kapatılmalıdır,evde soba yakılıyorsa odun ve kömür ilk yanarken
      tütmesi esnasında çocuk o ortamdan uzak tutulmalıdır.
 16)Çocuklar naftalin,böcek ilaçları, yağlı boya,parfüm,deodorant ve spreylerden
      uzak tutulmalıdır.
 17)Çocuklar hava kirliliği ve nem arttığı zaman dışarı çıkartılmamalı,ayrıca ağaçların
      çiçek açma dönemlerinde bunların bolca bulunduğu yerlerde dolaştırılmamalıdır.
 18)Rutubetten ve nemden sakınılmalıdır.
 19)Buharlı banyodan sakınılmalıdır.
 20)Beslenmede mümkün olduğunca taze doğal besinler tercih edilmelidir,katkı maddesi içeren
       şekerleme ,sakız,hazır meyve suları ,patates cipsler gibi yiyeceklerden sakınılmalıdır.
 
                                                                              Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Allerjik Gıdalar

  ALLERJİK GIDALAR

Genel Allerjenler:
1. Derecede Allerjenler:(Allerjilerin % 75 ini oluşturur).
      Yumurta,süt,balık,fıstık   
2. Derecede Allerjenler:(Allerjilerin % 25 ini oluşturur).
    _Kuruyemişler:Fındık,badem,ayçiçeği
    _Etler:Sığır eti,tavuk eti,domuz eti
    _Balıklar:Balık çeşitleri ve kabuklu deniz mahsulleri
    _Soya
    _Hardal
    _Bira mayası
    _Havuç,hindistan cevizi,şeftali,sarımsak
Diğer Allerjenler:
    _Meyveler:Çilek,ananas,muz
    _Sebzeler:Domates,ıspanak
    _Etler:Dana eti ve av hayvanları
    _Balıklar:Özellikle orkinos,ton balığı,som balığı,sardalya,ringa
        ve dondurulmuş balıklar
    _Çikolata,bal,şekerleme,sakızlar,cipsler,hazır meyve suları
    _Mayalanmış peynir ve içecekler
    _Alkol
 
 
                                                  Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
 
Allerjik Bronşiolitler

  ALLERJİK BRONŞİOLİTLER

Tekrarlayan nefes darlıkları,öksürük,hışıltılı solunumla karakterize bir hastalıktır.Bunu oluşturan etkenler:
_Genetik faktörler:Aile fertlerinin allerjik olması ve ailede allerjik bronşitli veya astımlı
 şahısların varlığı (anne ya da babadan sadece 1 i allerjikse çocukta da allerji gelişme
 olasılığı % 30-35 iken,hem anne hem baba allerjikse bu oran %60-80 dir).
_Çocuğun allerji mevsiminde doğması
_Anne sütü ile beslenememe
_Bebeklerde geçirilen sık enfeksiyonlar
_Sigara dumanı ve hava kirliliği ile temas.
Hastanın şikayetleri:
Özellikle allerji mevsimi olan nisan, mayıs aylarında olmak kaydıyla zaman zaman hışıltılı nefes alma,öksürük,göğüs kafesinin içe çekilmesi dolayısı ile karnın inip kalkması,sık soluma ile karakterize bir hastalıktır,bu çocuklarda genellikle bebekliklerine sık sık pişik gelişir,özellikle yanaklarda boyunda kırmızı allerjik döküntü ve kabuklanma,saç diplerinde de konak vardır,bu bebeklerde ayrıca allerjik rinit(allerji mevsiminde sürekli burun akması),allerjikkonjuktivit(allerji mevsiminde gözlerde sulanma,kızarma,çapak) ve inek sütü allerjisi de mevcut olabilir(süt içtikten sonra tekrarlayan ishaller).
Hışıltılı solunum yapan diğer sebepler:
1)Allerjik olmayan diğer bronşiolitler
2)Astım
3)Kistik Fibroz ve bağışıklık sisteminin yetersiz kaldığı diğer hastalıklar
4)Tüberküloz(verem hastalığı)
5)Gastro ösefagilal reflu=yenilen gıdaların ağza geri gelmesi,kusma(zaman zaman
    gıdalar soluk yollarına kaçıp nefes darlığı yapar)
6)Soluk yollarına yabancı cisim kaçması (oyun oynarken ,tükenmez kalem uçları,para ,
   bilye gibi şeylerin bronşlara kadar gitmesi).
İstenecek tahliller:
_Tam kan sayımı
_Boğaz kültürü
_Akciğer filmi
_Serum immunglobülinler,alfa 1 antitripsin,ter testi(bağışıklık sitemini kontrol ve
 kistik fibroz hastalığı için)
_PPD (tüberküloz için)
_Serum IgE, RAST testi ve Deri testleri (allerjik bronşiolit tanısı için)
TEDAVİ
Allerjik bronşiolit teşhisi konulan çocukların takibi düzenli yapılmalıdır,çünki tekrarlayan
nefes darlıkları ve ataklar ilerde astıma dönüşüm için risktir,3 yaş altındaki çocuklara allerjinin nereden kaynaklandığını gösterecek testler yapılamadığı için onlara serum ıge
ve rast testi yapılarak allerjinin varlığı görülür
 Genel önlemler:
_Allerji yapan etkenlerden koruma
_Sigara dumanı ve hava kirliliğinden koruma
_Gribal enfeksiyonlardan koruma(özellikle bu hastalara grip aşısı uygulanmalıdır)
_Allerjik gıdalara geç başlama ve uzun süre anne sütü alma tavsiye edilir.
Akut tedavi:
Hasta muayene edilir,allerjik bronşiolitin ciddiyetine gerekirse göre nefes açıcı inhalasyon tedavisi başlanır, bu tedavide soluk yollarını açan sıvı bir ilaç nebulizör dediğimiz makinanın haznesine konur,bu alet sıvı olan ilacı buhara dönüştürerek soluk yollarına maske yardımıyla püskürtür,tedavinin süresi ve kaç doz ilaç alacağına doktor karar verir,gerekirse ilaç 3-4 kez 20 dk ara ile verilir veya farklı ilaçlar ard arda verilebilir,
bu tedaviye ayrıca enjeksiyon şeklinde nefes açıcılar da eklenebilir,ayrıca eve gönderilirken öksürük ve nefes açıcılar gerekli diğer ilaçlara da evde devam etmesi söylenir.Hastalığın gidişatına göre inhalasyon tedavisi aynı gün içinde veya sonraki günlerde tekrar gerekebirir,bazı ağır durumlarda hastaneye yatırma ve tedavileri 4 saat ara ile tekrar tekrar vermek de şarttır.
Koruyucu ilaç tedavisi:
Allerjik bronşiolit tekrarlayıcı bir hastalıktır,aileler bunu iyi kavramalıdır,hastalık tekrarlarının zamanla astım hastalığına dönüşebileceği unutulmamalıdır ,bu yüzden
bu çocuklar 1-2 ay ara ile sık sık gözlenmeli ve verilen koruyucu tedaviye yanıtı
incelenmeli gerekirse ilaç değiştirilmelidir.Önerilen genel önlemlere harfi harfine uyulması yanında koruyucu ilaç tedavileri de ihmal edilmeden verilmelidir.
1)Zaditen:Bronş genişletici ve bronş hassasiyetini azaltıcı bir ilaçtır,uzun süreli
   kullanımı gerekir,hafif sakinlik ve uyku haricinde yan etkisi yoktur,iştah açıcı etkisi
   de vardır,nefes darlığı ve hışıltıyı azaltmak için verilir.Şurup ve damla şeklindedir.
2)Allerji ilaçları:Bronş hassasiyetini ve allerjiyi azaltır,özellikle cilt allerjileri ve allerjik
   nezle beraberinde varsa kullanılır,hafif uyku hali haricinde yan etkisi yoktur ,uzun
   süre kullanılmalıdır(zyrtec).Damla veya şurup şeklindedir.
3)Kortizonlu ilaçlar:Allerjik bronşitin ciddiyetine göre hemen başlanır veya diğer
   tedavilere yanıt alınamazsa başlanır,düşük dozda kullanmak kaydıyla uzun süre
   kullanımlarda yan etkileri azdır,kortizon tedavisinin sadece astımda kullanıldığının
   bilinmesi çok yanlış bir düşüncedir,ayrıca bu ilaçların uzun süre kullanıldığında
   alışkanlık yapması şeklinde yargıların da gerçekle alakası yoktur.Puff dediğimiz
   şekli soluk yollarına özel bir maske takılarak kullanılır,bu maskenin adı aerochamber
   dır,maske kısmı ağız ve burunu içeri alacak şekilde yerleştirilir,maskenin diğer ucu
   ilaç kabnın ucuna takılır,kabın altına basıldığında ilaç püskürtülür ve çocuk 4-5 kez
   kadar maskeden nefes aldığında ilaç soluk yollarına gitmiş olur,gerekirse akut
   tedavide kullanılan diğer ilaçlar(ventolin,brikanyl gibi)da puff şekli ile nefes darlığının
   arttığı herhangi bir anda verilebilir.
 
                                                                                      Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Son >>

Sayfa 6 / 9
BilCELL Bilgisayar letiim - Bodrum Web Tasarm Bilgisayar Cep Telefonu Iphone Notebook Tamiri Sat Kampanyas Bodrum Servis ve Servisi
Copyright © 2010 BilCELL.® All rights Reserved.