MESAİ SAATLERİMİZ

Telefon Numaralarımız;
+90 252 317 05 28
Mesai Saatlerimiz;
Hafta İçi: 09:00-17:00
Cumartesi: 09:00-13:00
Acil Durumlarda 24 Saat GSM' numaralarımızdan Ulaşabilirsiniz...

Haberler

Altıncı Hastalık ( Roseola İnfantum ) Anne babaların altıncı hastalık adıyla tanıdığı Roseola, herpes ailesinden bir virüsün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır.  Ateş nedeniyle hastaneye götürülen bebeklerde sık görülen bir enfeksiyondur. En sık 6-18 aylar arasında, bazen diş çıkarma ile birlikte görülür. Önce, bebekte 40 dereceye varabilen bir ateş görülür.( Diş çıkarma tek başına asla bu kadar yüksek ateş yapmaz ) Ateşin bu kadar yüksek olması, anne babayı endişelendirir. Bu endişe oldukça haklıdır, çünkü ateşe hassas bebeklerde ateşli havaleler görülebilir. Ateş düşürücü alınca, bebeğin biraz daha keyifli olduğu görülür. Bu yüksek ateşli dönem, 3-4 gün sürebilir. Bu sırada bebekte yapılan muayenede, tanı koydurucu belirgin bir bulgu saptanmaz. Ateşli dönemin ardından, aniden ateş kaybolur ve özellikle gövde, boyun ve kollarda soluk kırmızı döküntü ortaya çıkar. İşte artık ateşin nedeni ve hastalığının adı belli olmuştur. Bağışıklık sistemi normal olan çocuklarda, herhangi bir komplikasyona yol açmaz   ? Details...

Karın Ağrısı Karın ağrısı çocuklarda en sık görülen, anne babayı endişelendiren yakınmalardan biridir. Ani başlangıçlı ( akut ) veya uzun süreli ( kronik ) olabilir. Genellikle masum nedenlere bağlıysa da, bazen de zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gereken ciddi hastalıklarla ortaya çıkabilir. Karın Ağrısına Neden Olan Hastalıklar Nelerdir? Akut Gastroenterit : Çocukta en sık karın ağrısı nedenlerinden biri rotavirüs gibi virüslerin veya bazı bakterilerin yol açtığı mide barsak enfeksiyonlarıdır. Karın ağrısıyla birlikte ishal, kusma, ateş görülür. Apandisit : Çocukta önce göbek çevresinde başlayan karın ağrısı, saatler geçtikçe karnın sağ alt tarafına yerleşir. Çocuk bir şey yiyemez, kusmaya başlar. Yürüyemez, iki büklüm yatıp kalır. Kabızlık: Çocuklarda sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Gaz sancısı : Çocuk karında yer değiştiren keskin bir ağrı tarifler. Beraberinde kusma, ishal yoktur. Gıda zehirlenmesi : Balık, tavuk, mayonez gibi şüpheli bir gıdanın alımından birkaç saat sonra karında kramp tarzı ağrılar, kusma, ardından da ishal başlar. Barsak tıkanıklığı : Karın ağrısına yol açan acil durumlardan biridir. Şiddetli karın ağrısı, sarı- yeşil, safralı kusmalar olur. Çocuk gaz, gaita çıkaramaz. Fonksiyonel karın ağrısı : Beraberinde ishal, kusma, kabızlık, kilo kaybı yoktur. Göbek çevresinde hafif bir ağrı tarifler. Tam nedeni bilinmemektedir. Çocuğa endişe veren, ilgi görmek istediği durumlarda ortaya çıkabilir. İdrar Yolu Enfeksiyonu : Karnın alt tarafında ağrı, idrar yaparken acıma, sık idrara çıkma, ateş gibi bulgular görülür. Ülser : Mide bölgesinde yanıcı bir ağrı olur. Yemek öncesi, sabah ve gece ağrı daha şiddetlidir. Kanlı gaita görülebilir. Ailede ülser öyküsünün oluşu tanıya yardımcıdır. Hepatit : Karaciğer iltihabına genellikle virüsler neden olur. Çocukta halsizlik, bulantı, kusma, karnın sağ üst bölgesinde ağrı, sarılık görülür. Jinekolojik nedenler : Genç kızlarda adet sancısı da sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Karın Ağrısı Olan Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalı? Kendini iyi hissettiği pozisyonda yatıp dinlenmesine izin verin. Yedirmeye çalışmayın. Eğer alabiliyorsa, az az sıvı almasını sağlayın. Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vermeyin. Doktora gitmeden karın ağrısıyla birlikte olan bulguları ( ishal, kabızlık, ateş …gibi), ağrının yerini, azaltan veya arttıran faktörleri not ederseniz tanı konmasına yardımcı olacağınızı unutmayın. Fonksiyonel karın ağrısında da çocuğun rol yapmadığını, gerçekten ağrı hissettiğini bilin ve onu suçlamayın. Karın Ağrısında Ne Zaman Doktora Başvurmak Gerekir? Eğer karın ağrısı 12-24 saatte geçmiyorsa veya sık sık tekrarlıyorsa Karın ağrısı, göbek çevresi dışında başka bir bölgedeyse ( Özellikle karnın sağ alt tarafında olan karın ağrılarında apandisit olasılığını göz ardı etmemek gerekir !) Çocuğun genel durumu kötü görünüyorsa ( Anne baba kendi hislerine güvenip hareket etmeliler, kimse çocuğunuzu sizin kadar iyi tanıyamaz ) Uzamış kusma varsa ( 12-24 saati geçen kusmalar ) Sarı- yeşil, safralı kusmalar varsa Kanlı kusma varsa Kanlı ishal varsa İdrar yapmada ağrı, sık idrara çıkma varsa çocuk doktoruna başvurmalısınız. Doktor Ne Yapar? Doktor çocuğu ayrıntılı bir muayeneden geçirir. Bazen muayene bulguları ve sizin verdiğiniz bilgiler tanıya ulaşmada yeterli olur. Bazen de karın filmi, ultrason, gaita incelemesi, idrar testi, bazı kan testlerinin görülmesi gerekebilir. Eğer, ilk muayenede karın bulguları belirgin değilse, doktor çocuğu takibe alıp birkaç saat içinde muayenesini tekrarlamak isteyebilir. Bazen de cerrahi bir nedenden şüphelenirse, çocuğu bir cerrahın da görmesi gerekebilir.  ? Details...

Suçiçeği Suçiçeği, varisella- zoster virüsünün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır. En sık ilkokul çağındaki çocuklarda görülür, kış sonu ve ilbaharda salgınlar yapar.  Suçiçeğinin kaşıntılı, su dolu kabarcıklardan oluşan döküntüsü önce gövde ve yüzde başlar, ardından ağız içi dahil olmak üzere tüm vücuda yayılır. Hasta çocukta ateş, iştahsızlık, halsizlik görülür. Çok bulaşıcı bir hastalıktır. Solunum yolu ve yakın temasla bulaşır . Ev içi temasta bulaşma riski % 80-90 'dır. Tüm döküntü kabuklanana kadar ( yaklaşık 1 hafta ) bulaşıcıdır. Hasta çocuk 1 hafta sonra okula gidebilir. Hastayla temastan 10-21 gün sonrasında da diğer çocuklarda döküntü başlar. Hasta çocuğun izole edilmesi önemlidir, ancak döküntü başlamadan 1-2 gün öncesinde de bulaşıcı olduğundan diğerlerini tam olarak korumak için yeterli olmayacaktır.  1 yaşı dolduran çocuklar aşıyla korunabilir. Suçiçeği geçirmemiş hamileler, yenidoğan bebekler, bağışıklık sistemini zayıflatan herhangi bir hastalığı olanlar suçiçeği ile temastan kaçınmalıdırlar. Hastalığın sık görülen ateş, kaşıntı gibi yakınmalarına karşı doktorunuz bazı ilaçlar önerecektir. Özellikle kaşıntının önlenip cilt döküntüsünün iltihaplı yaralara dönüşmesi engellenmelidir.  ? Details...

Yenidoğan Sarılığı Yenidoğan sarılığı, bebeklerde yaşamın ilk haftasnda sık görülen bir sorundur. Sağlıklı bebeklerdeki normal sarılığa ' Fizyolojik Sarılık ' denir. Sarılığa, bilirubin adlı bir maddenin kan düzeyinin artışı yol açar. Kırmızı kan hücrelerimizin parçalanmasıyla oluşan bilirubin, yenidoğan bebeklerin bazılarında vücuttan atılamaz ( Karaciğer henüz yeterince olgunlaşmamıştır, veya bilirubin biraz fazla miktarda ortaya çıkmıştır) Sonuçta, bebeğin cildi ve göz aklarındaki sarı renk anne babanın dikkatini çeker. Sarılık, genellikle 2-3. günlerde yüzden başlar, giderek vücudun aşağı kısımlarına yayılır. Sarılığın ilk günde başlaması normal değildir, altta başka bir hastalık olabileceğine işaret eder. Yenidoğan sarılığı, bulaşıcı bir hastalık değildir. Doktora başvurduğunuzda, bir kan testi isteyerek bilirubin düzeyine bakacaktır. Sonuca göre, ya bebeği izleme alacak,ya belli bir dalga boyunda UV ışını alması için hastaneye yatıracak ( bu işleme fototerapi diyoruz ), ya da nadiren eğer değer çok yüksekse kan değişimi gerekecektir. Genellikle sarılık 7-10 günde kaybolur. Zor doğumlarda veya prematüre bebeklerde sarılık daha şiddteli olup daha uzun sürebilir. Bebeği sık sık emzirirseniz, barsakları daha sık çalışacak, bilirubin düzeyi daha kolay düşecektir. Toksik düzeylerde bilirubin, bebeğin beynine zarar verebilir, işitme kaybına yol açabilir. Bu nedenle, zaman geçirmeden doktora başvurup uygun tedavinin başlanması önemlidir.  ? Details...

Lösemi Nedir?  Lösemi, bağışıklık sistemimizin önemli bir parçası olan beyaz kan hücrelerinin ( alyuvarlar ) kontrolsüz çoğalması sonucunda oluşan bir çeşit kanserdir. Çocukluk çağında en sık görülen kanser türüdür. En çok görüldüğü yaşlar 2-8 yaşları arasıdır. Lösemide, kemik iliğinde çok sayıda anormal hücre kontrolsüzce çoğalır ve normal kan hücrelerinin yerini alır. Bu nedenle hasta, enfeksiyon ve kanamaya açık hale gelir. Kemik iliğinden başlayan lösemi, vücudun farklı yerlerine de yayılabilir. Çocukluk çağında en sık ALL ( Akut Lenfoblastik Lösemi ) denilen türü görülmektedir. Löseminin Nedeni Nedir? Löseminin nedeni kesin olarak bilinmiyor. Ancak, bazı risk faktörlerinden bahsedilebilir. Down sendromu gibi bazı kromozomal hastalıklar, genetik yatkınlıklar, bazı viral enfeksiyonlar, yüksek doz radyasyona maruz kalmak, benzen türü kimyasal maddelere maruz kalmak bu risk faktörleri arasındadır. Bu risklere sahip kişilerin tümünde lösemi görülmemektedir. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda, gebelik sırasında sigara içen annelerin çocuklarında artmış lösemi sıklığı saptanmıştır. Anne sütü almanın ise, çocuklarda lösemiden koruyucu etkisi olduğu düşünülmektedir. Löseminin Belirtileri Nelerdir? Soluk görünüm ( düşük kan değerlerine bağlı) Ateş İştahsızlık, halsizlik Kilo kaybı Kolay morarma ve kanama ( Burun kanaması, dişeti kanaması ) Gece terlemesi Kemik ve eklem ağrıları Düzelmeyen enfeksiyonlar Karında şişlik ( Karaciğer ve dalak büyümesine bağlı ) Lenf bezelerinde büyüme ( boyun, koltukaltı, kasıkta olabilir ) Lösemi Nasıl Tedavi Edilir? Çocukluk çağı lösemisi tedavi edilebilen bir hastalıktır. Hastalığın türüne göre bazı tedavi protokolleri uygulanmakta, uygun tedavi ve destekle iyi sonuçlar alınmaktadır. Kemoterapi ( ilaç tedavisi ): İlaçlar hap şeklinde, iğne şeklinde olabilir veya damardan serum içinde verilebilir. Bu ilaçların etkisiyle kötü huylu hücreler yok edilmektedir. Radyoterapi ( ışın tedavisi ) Kemik iliği nakli: Nadiren bazı hastalarda gerekebilmektedir.  ? Details...

Kızamık Kızamık, bir tür virüsün neden olduğu döküntülü bir hastalıktır. Önce basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar, ardından yüz ve enseden başlayan, gövdeye de yayılan kırmızı renkte döküntü ortaya çıkar. Henüz aşı olmamış ve anneden geçen korumanın azaldığı bebekler, okul öncesi dönemdeki çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler, 2 doz kızamık aşısı yapılmamış kişiler hastalığa yakalanma için yüksek riskli gruplardır.  Mikropla temastan sonra kuluçka dönemi 10-12 gündür. Önce; ateş, halsizlik, iştahsızlık, gözlerde sulanma ve kızarma, öksürük ve burun akıntısı başlar. 2-3 gün içinde, yanak içlerinde beyaz benekler, bundan 2 gün sonra da yukarıdan aşağıya doğru ilerleyen kırmızı döküntü ortaya çıkar.  Kızamık geçiren hastalarda, özellikle iyi beslenmemiş çocuklarda bronşit, zatürre, ishal, orta kulak enfeksiyonu, konjonktivit, körlük gibi komplikasyonlar görülebilir. Yıllar sonra ortaya çıkabilen nadir bir komplikasyon da, merkezi sinir sistemini dejenere eden ölümcül bir tablo olan SSPE ( Subakut Sklerozan Pan Ensefalit ) denilen bir hastalıktır. Kızamık çok bulaşıcıdır. Hasta kişiyle solunum teması, öpüşme, aynı kaptan yeme gibi yollarla virüs alınır. Hastalığın en bulaşıcı olduğu dönem, ateş başlamadan öncesiyle döküntü çıktıktan 4 gün sonrasına kadarki dönemdir. Hasta çocuk, bu dönemde izole edilmeli, döküntü başladıktan sonra en az 5 gün okula gitmemelidir. Viral bir hastalık olduğu için, etkene yönelik tedavi yoktur. Ancak; yatak istirahati, bol sıvı alımı, öksürük için soğuk buhar yardımcı olacaktır. Doktorun önerdiği ateş düşürücü ve vitamin takviyesi kullanılabilir. Hastalık yaklaşık 1 hafta sürecek, ömür boyu bağışıklık sağlayacaktır. Kızamık aşıyla önlenebilen bir hastalıktır. Ancak ilk yaş içinde ( genellikle 9 ay dolunca ) yapılan tek doz aşının yeterli olmadığı, en az 2 doz aşı gerektiği unutulmamalıdır. Gelişmekte olan ülkelerde, halen tüm çocuklara aşılanması sağlanamamakta ve 5 yaş altı çocuk ölümlerinde en sık sorumlu olan enfeksiyon etkeni olarak kızamık karşımıza çıkmaktadır. Hedefimiz, aşısı olan bir hastalık yüzünden çocuklarımızın sıkıntı çekmemesi, ölümcül olabilen komplikasyonlarla karşılaşmamalarıdır.  ? Details...

Zatürre Zatürre ( tıbbi adıyla pnömoni ) virüs, bakteri gibi etkenlerin yol açtığı, akciğer dokusunun tek veya iki taraflı enfeksiyonudur. Enfeksiyon, genellikle basit bir soğuk algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar ve ilerler.  Zatürrenin lafı bile anne babaları korkutsa da, riskli bazı gruplar dışında ayaktan tedaviyle yüz güldürücü sonuçlar alınan bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi zayıf, iyi beslenememiş, kronik hastalıkları olan çocuklar, prematür bebekler, sigara dumanına maruz kalan çocuklar daha riskli gruplardır, zatürreyi ağır geçirebilir, tedavi için hastaneye yatmaları gerekebilir.     Belirtiler Nelerdir? Ateş, titreme, üşüme, terleme Öksürük, balgam Göğüs / sırt ağrısı Hızlı nefes alıp verme Göğüste hırıltı Nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler Kusma Başağrısı Kas ağrısı Halsizlik, iştahsızlık Bebekte emmeyi reddetme görülebilir Nasıl Bulaşır? Hasta kişiyle yakın temasla, onun aksırık, öksürüğünden, aynı tabak, çatal, kaşığı kullanmakla bulaşır. Ancak, mikrobu alan herkeste zatürre görülmeyecek, bazıları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirecektir. Nasıl Tanı Konur? Şikayetleri dinleyen doktor, muayeneden sonra akciğer filmi, kan testleri, balgam kültürü gibi testler isteyebilir. Nasıl Tedavi Edilir? Bakterilerin yol açtığı zatürreler antibiyotikle tedavi edilir. Çoğu hasta, antibiyotik tedavisini evde alabilir. Tedaviyi doktorun önerdiği süre boyunca almak, iyileşme görülünce kesmemek çok önemlidir. Viral kaynaklı zatürrelerde antibiyotikler işe yaramaz, hastanın genel durumunu destekleyici tedaviler yapılır. Solunum sıkıntısı, morarmaları olan hastalar hastaneye yatırılarak tedavi edilirler. Bol sıvı alımını sağlamak iyileşmeye, balgamın atılmasına yardımcı olacaktır.  Doktor önerisi olmadan, rasgele öksürük şurubu kullanmak yarardan çok zarar verebilir. Öksürük, vücudun balgamı atmak için ihtiyaç duyduğu normal bir savunma mekanizmasıdır. Ağrı kesici, ateş düşürücüler bazen gerekli olabilir. Korunma İçin Neler Yapabiliriz? Çocukluk çağı aşıları; H.influenza, kızamık gibi bazı zatürre etkenlerine karşı koruyucudur. Çocuklarda en sık zatürre etkeni olan pnömokoklara karşı 2 yaş altında kullanılabilecek pnömokok aşısı artık ülkemizde de mevcuttur. Grip aşısı da riskli çocuklar için yararlıdır. Çocuklarımızın aşılarının tam olmasını sağlamalıyız. Çocukları, bebekleri sigara dumanına maruz bırakmamalıyız. Anne sütü alan bebeklerin her tür enfeksiyona karşı daha korunaklı olduğunu unutmamalı, bebeklerimizi mümkün olduğunca anne sütüyle beslemeliyiz. Çocuklarımızı hasta kişilerle temastan korumalı, enfeksiyonların sık görüldüğü mevsimlerde onları kalabalık ortamlarda bulundurmamaya gayret etmeliyiz.  Anlayacağı yaşa gelince çocuklarımıza el yıkamanın önemini anlatmalı, el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız. Dengeli beslenmelerini sağlamalıyız.  ? Details...

Hepatit B Hepatite yol açan virüslerden biri de Hepatit B virüsüdür. Ancak; Hepatit A'dan farklı olarak ciddi bir enfeksiyona yol açar, kronik karaciğer hasarına, ölümcül komplikasyonlara neden olabilir. Ne yazık ki, ülkemiz Hepatit B 'nin sık görüldüğü ülkeler arasında yer almakta, bazen taşıyıcılar rutin kontrollerde tesadüfen saptanmaktadır. Mikrobu taşıyan anne, doğum sırasında bebeğe bulaştırabilir. Ayrıca, kan ve vücut sıvılarıyla temasla, cinsel yolla da bulaşır. Hepatit B virüsü, anne sütüyle bulaşmamaktadır. Mikrop alındıktan yaklaşık 6 hafta sonra belirtiler görülebilir. 1-2 ay sürebilir, bazen hiç belirti olmayabilir. İştahsızlık, halsizlik, döküntü, eklem ağrısı, sarılık görülebilir. Kronik karaciğer hasarına yol açabilir, kronik taşıyıcılık gelişebilir, yıllar içinde karaciğer kanseri, siroz gibi komplikasyonlarla ölümcül olabilir.  Kesin tanı, kan testiyle konur. Gebelikte annenin hepatit B kan testlerinin yapılması ihmal edilmemelidir. Çünkü anne taşıyıcı bile olsa, yenidoğan bebeği hemen yapılacak aşı ve immunglobülin ile korumak mümkündür. Kesin bir tedavisi yoktur. Enfekte kişi, uzun dönemde takibe alınır. Bebeklere doğar doğmaz başlanan aşı ile ( toplam üç doz ) korunma mümkündür.    ? Details...

Büyümüş Lenf Bezleri Çocuklarda lenf bezleri, genelde enfeksiyonlar sırasında şişerek özellikle boyunda gözle görülen, ele gelen kitlelere yola açarlar. Bu durum, anne babayı kaygılandırır, kötü olasılıkları akla getirir. Bu yazıda, büyümüş lenf bezleri hakkında bilinmesi gereken önemli noktalara değineceğiz. Lenf bezleri, vücudumuzun savunma sisteminin önemli bir parçasıdır. Enfeksiyonlarla savaşmak için gerekli antikorları üreten hücreler, bu bezlerde bulunur. Bir enfeksiyon sırasında, o bölgeye yakın lenf bezleri aktifleşir, büyürler ve savunma hücreleri ve antikorların üretimi artar. Böylece, vücut enfeksiyon etkenine karşı korunmuş olur. Çocukların bağışıklık sistemi, sık sık önceden karşılaşmadığı mikroplarla karşılaşmakta, onlarla baş etmeye çalışırken vücudun normal bir reaksiyonu olarak lenf bezleri büyümektedir. Belli bir bölgede büyümüş lenf bezleri, genellikle çevre dokulardaki enfeksiyonlara veya o bölgedeki cilt bütünlüğünü bozan kesik, yanık, çizik, sinek ısırığı gibi olaylara bağlıdır. Baş, boyun bölgesi çocuklarda büyümüş lenf bezlerinin en sık görüldüğü yerlerdendir. Anjin, diş veya dişeti enfeksiyonları, ağız içindeki başka enfeksiyonlar buna neden olur. Kafatasının arka bölümü, kulak arkasındaki bezlerde büyüme; bu bölgeyi ilgilendiren enfeksiyonlarda, kızamıkçık gibi bazı döküntülü hastalıklarda görülür. Eğer vücuttaki lenf bezlerinde yaygın bir büyüme saptanırsa, bu durumun nedenleri Enfeksiyonlar Bazı romatizmal hastalıklar İlaçlara reaksiyon Lösemi gibi hastalıklar olabilir. Bazen de lenf bezleri kendileri iltihaplanabilir ( bu duruma lenfadenit denir ). Bu durumda lenf bezi hızla büyür, üstünde kızarıklık, ısı artışı fark edilir. Antibiyotikle tedavi edilmesi gerekli olur. Eğer lenf bezi şişmiş, ısı artışı veya kızarıklık yoksa izleme alınır. Neden olan enfeksiyon geçtikten 1-2 hafta sonra, küçüldüğü görülür. Ancak küçük çocuklarda, bu süreç bazen aylar alabilmektedir. Eğer tüm vücutta lenf bezlerinde büyümeler varsa Beraberinde ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri varsa Şişmiş lenf bezi giderek büyüyorsa Ele sert ve hareketsiz geliyorsa Büyüklüğü 1 cm’den fazlaysa, gerekli araştırmaların yapılabilmesi için zaman kaybetmeden doktora başvurmak gereklidir  ? Details...

İnmemiş Testis Erkek bebekte, doğum öncesi karında olan testisler ( yumurtalıklar), 32-36 gebelik haftalarında skrotuma ( torbaya ) inerler. Ancak, bazı bebeklerde doğumda bu iniş tamamlanmamış olabilir. Eğer, bebeğin testisleri normal yerinde ele gelmiyorsa, kasıkta kalmış olabilir, skrotumun üstünde ele gelirler. Bazen de testisler, karın içinde olabilirler veya hiç gelişmemiş olabilirler. İnmemiş Testis Kimlerde Görülür? İnmemiş testis, anne karnındaki normal süreyi tamamlamadan doğan prematür bebeklerde daha sık görülmektedir. Doğumda Yerinde Olan Testisler Sonradan Yukarı Çıkar mı? Bazı çocuklarda, testisler bebeklikte yerinde olup çocuk büyüdükçe, testisleri karına birleştiren bağın yeterince hızlı büyümemesi sonucu yukarıda kalabilirler. Bu yüzden anaokulu, ilkokul çağındaki erkek çocukların testisleri de kontrol edilmelidir. Retraktil Testis Nedir? Bazı çocuklarda ise, retraktil testis denilen, bazen skrotuma inen bazen de yukarı kaçan testisler görülebilir. Eğer, testis günün büyük bölümünde skrotum dışında kalıyorsa, bunu da inmemiş testis gibi kabul edip tedavi etmek hastanın lehine olacaktır. İnmemiş Testisin Yol Açtığı Riskler Nelerdir? İnmemiş testis, ileride kısırlık veya kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Bazen kasık fıtığıyla da birlikte olabilir. Ne Zaman Tedavi Edilir? Nasıl Tedavi Edilir? İnmemiş testislerin çoğu ilk 3 ayda, bir bölümü de 3-6 ay arasında normal yerine iner. 6 ayda inmeyen testisin tedavi edilmesi gereklidir. Bazen hormon tedavisi denenir, ancak kesin tedavi ameliyattır. Operasyon ile testis normal yerine getirilir. Ameliyatın mümkün olan en kısa zamanda, tercihen 1 yaşı geçmeden yapılması uygun olur.  ? Details...

--= NFSP =--

BEŞİNCİ HASTALIK Beşinci hastalık, parvovirüs B19 adlı virüsün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır. Özellikle 5-15 yaş arası çocuklarda görülür. Çocuklarla temasta olan, önceden bu virüsle karşılaşmamış erişkinlerde de görülebilir. Beşinci Hastalık Nasıl Bulaşır? Nasıl Belirti verir?  Hastalık etkeni olan virüs, kişiden kişiye hava yoluyla, örneğin aksırık, öksürükle bulaşır. 1-3 hafta kadar süren kuluçka döneminden sonra gribe benzer yakınmalar ortaya çıkar. Hasta kişi bu dönemde çevresi için bulaşıcıdır. Ardından yanaklarda tokat atılmış görünümü veren bir kızarıklıkla döküntü başlar. Birkaç gün içinde kol ve bacaklarda dantel görünümlü bir döküntü ortaya çıkar. Nadiren vücuda da yayılabilir. Beşinci hastalığın döküntüsü kaşıntılıdır. Hastalığı erişkin yaşta geçirenlerde, kadınlarda daha sık olmak üzere eklemlerde ağrı ve şişlikler görülebilir. Ateş, halsizlik olabilir. Bazen de hiç belirti vermeden geçirilebilir. Döküntü yaklaşık 1 hafta kadar sürer. Sonraki birkaç haftada; ısı değişiklikleri, stres, efor gibi tetikleyicilerle döküntünün tekrar çıkıp kaybolduğu görülebilir. Hastalığı geçiren kişi ömür boyu bağışıklık kazanacaktır. Beşinci Hastalık Tehlikeli midir? Beşinci hastalık, bazı riskli kişiler dışında tehlikeli bir hastalık değildir, masum bir döküntülü hastalıktır. Bu riskli gruplar: Önceden virüsle karşılaşmamış hamileler ( Hamile kadın virüsü alırsa %5 olasılıkla bebeğe de geçebilir. Bu durumda bebekte ciddi kansızlıklara yol açabilir. Düşük veya ölü doğumlara da neden olabilir. ) Bağışıklık sistemi zayıf hastalar Kronik kansızlığı olan hastalardır. Beşinci Hastalık Nasıl Tedavi Edilir? Viral bir hastalık olduğundan etkene yönelik tedavisi yoktur, kendiliğinden geçer. Ancak ateş veya kaşıntı için rahatlatıcı ilaçlar önerilebilir. Hastayı serin tutmak, serin suyla duş yaptırmak kaşıntıya iyi gelecektir. Tedavi gerektiren diğer döküntülü hastalıklardan, ilaç ve gıda alerjilerinden ayrılması için doktor tarafından görülmesi uygun olacaktır.   ? Details...

DİL SEÇİMİ

English Arabic Bulgarian Croatian Czech Danish Dutch Finnish French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Norwegian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Swedish Catalan Filipino Hebrew Indonesian Latvian Lithuanian Serbian Slovak Slovenian Ukrainian Vietnamese Albanian Estonian Galician Hungarian Maltese Thai Turkish

İSTATİSTİK

BUGÜN159
DÜN219
BU HAFTA680
BU AY2589
TOPLAM745681

(C) BilCELL
Doktorun Notları
Allerjik Hastalıklar

ALLERJİK HASTALIKLAR

Allerji normalde vücuda zararı dokunmayacak maddelere bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesi olarak tanımlanmaktadır.Bağışıklık sistemimizin bizi yabancı maddelere karşı korumak için ürettikleri vücut savunmacıları(antikorlar)kimi zaman zararlı olmayan birtakım maddelere de aşırı reaksiyon gösterirler.
Neler allerjiye sebep oluyor?
Her gün yediğimiz,içtiğimiz,temas ettiğimiz birçok madde allerjiye sebep olmaktadır.
Yumurta,süt,fındık,kedi,köpek,bilezikler,tozlar,küfler allerjiye sebep olan maddelerden sadece bazılarıdır,allerjen olarak tanımladığımız bu maddeler solunum yoluyla,yemekle,ilaç ya da böcek yoluyla kana karışarak ya da deriye temas yoluyla vücuda etki ediyor.Böylece bize kimi zaman hayatı zehir eden burun akıntısı,burun tıkanıklığı,hapşırma,sık sık boğaz temizleme,ağız ve boğazda kaşıntı,öksürme,solunum zorluğu,karın ağrısı ve açıklanamayan bağırsak sorunları gibi belirtiler ortaya çıkıyor.Stres,yiyecek içeceklerde bulunan katkı maddeleri,işyerlerindeki ve okullardaki
sağlıksız koşullar da günümüzde allerjik hastalıkların artışındaki başlıca etkenlerdir.Bu hastalıklar,havaların ısınması,atmosfer basıncındaki değişiklikler,nem miktarındaki farklılıklar ve polenler gibi sebeplerden dolayı özellikle bahar aylarında ortaya çıkar.
Allerjide genetik faktörler:
Anne ve babadan birinin allerjisinin olması bebeğin de allerji olma riskini yüzde 40 oranında artırıyor.Eğer ebeveynlerden her ikisinin de solunum sistemiyle ilgili bir allerjisi söz konusu ise bu oran yüzde 70'lere çıkıyor.Allerjik hastalıkların başlıcaları saman nezlesi,göz nezlesi,allerjik bronşit,astım,ürtiker ve egzama olarak sıralanabilir.
Allerjide Çevresel Faktörler:
Allerjenlerden en önemlileri ev içinde akarlar,ev dışında polenlerdir.Allerjik nezle,bronşit ve astıma solunum yoluyla vücuda giren allerjenler yol açmaktadır.Dünyada ve ülkemizde solunum yolu allerjilerinin en önemli nedeni ev tozu allerjenleridir.Ev tozu;içinde akarların,küf mantarlarının polenlerin,bakterilerin,evcil hayvanlara,hamamböceklerine ait allerjenlerin bulunduğu bir karışım olarak tanımlanıyor.Akarlar insan derisi ve kepekle besleniyor,çoğunlukla nemli ortamlarda ürüyor,akar duyarlılığı olan insanların nemi az,aydınlık ve iyi havalanan bir evde yaşamaları gerekiyor.Eski binalarda,mutfakta,rutubetli ve güneş görmeyen yerlerde yaşayan hamam böceklerinde yer alan allerjenler hayvanın vücut parçalarında,dışkısında tükürüğünde ve diğer salgılarında bulunur.
Bitkilerin erkek tohumu olan polenler ise özellikle baharla birlikte ortaya çıkan en yaygın allerlenlerden biridir.Polenlerin atmosferde yoğun bulundukları saatlerde
(sabahın erken saatleri,sıcak,kuru ve fırtınalı havalar)dışarı çıkmamaya özen göstermek
polen mevsiminde açık havada spor ve egzersizden kaçınmak ve günlük kıyafetlerimizi
eve gelir gelmez yatak odası dışında bir yerde değiştirmek polen allerjilerinden etkilenmemek için uygulanacak yöntemlerden bazılarıdır.
Hem ev içinde hem de ev dışında bulunan bir diğer etken ise küf mantarlarıdır ve özellikle havanın sıcak ve nemli olduğu dönemlerde artmaktadır,mantarların üredikleri alanların ortadan kaldırılması,banyo küveti,lavabo,duş ve tuvaletlerin ıslak ve kirli bırakılmaması,çöplerin dışarıda plastik bir torbada kapalı olarak tutulması küf mantarlarına karşı alınabilecek önlemler arasında yer alır.
 
 
En Sık Görülen Allerjik Hastalıklar:
Allerjik bronşit ve astım:Akciğerlerimiz içindeki hava yollarının sık iltihaplanması ile gelişen allerjik bronşit ve bronşların daralması ile ortaya çıkan astım yüzyıllardır araştırılan hastalıklardır Genellikle ilk belirtiler çocukluk çağında görülen allerjik bronşitler ve sonrasında oluşan astımın temel özelliği hastanın ev akarları,polenler ve evcil hayvanlar gibi allerjenlere duyarlı olmasıdır.Genetik olarak allerjik kişilerde annenin gebelik döneminde sigara içmesi,çocuğun yoğun olarak allerjenlere maruz kalması,hava kirliliği,stres gibi çevresel faktörler de bir araya geldiğinde allerjik bronşit ve astım gelişme riski artıyor.
Allerjik nezle:Hapşırma,burun akıntısı,burun kaşıntısı,burun tıkanıklığı gibi belirtileri
vardır.Endüstrileşme ile sıklığı artmaktadır,korunmak için yediğimiz,içtiğimiz maddelere dikkat etmemiz gerekir,sigara ve hava kirliliği de hastalığı körüklemektedir.
Ürtiker ve egzama:Deride kaşıntı ve kabartı şeklinde ortaya çıkan egzama ve ürtiker gibi hastalıklarda allerjiye sebep olan maddelerden uzak durmak gerekiyor.Özellikle egzama durumunda nedeni kesin olarak saptanıncaya kadar deniz ürünleri,çerezler,yumurta,katkılı yiyecekler(konserve,şekerlemeler),sucuk,çikolata,baharat,kola,hazır meyve suları,sakatat gibi besinleri tüketmemek gerekir.
Besin allerjisi:Kusma,diare,döküntü,egzama,hırıltılı solunum gibi belirtileri olan besin allerjisine sıklıkla fıstık,fındık,süt,yumurta,soya,buğday,bezelye türü besinler,balık ve karides gibi deniz hayvanları neden olmaktadır.
Allerjinin Tedavisi:
İlk dikkat edilecek nokta allerjiye sebep olan maddeyle karşılaşmanın engellenmesidir.
Günümüzde allerjik hastalıkların tam olarak tedavisi mümkün değildir,ilaç tedavisi ise hastalığın ortaya çıkardığı rahatsızlıkları azaltmatadır.Tedavide antihistaminikler,kortizon ve dekonjestanlar kullanılır.Ayrıca aşı tedavisi de vardır,ancak 5 yaşın altındaki çocuklara uygulanmamaktadır.
 
                                                                                                    Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Allerjik Hastalarda Uygulanan Kurallar

 ALLERJİK HASTALIK YAPAN ETKENLER

    1)Allerjenler (bitki polenleri,ev tozu akarları,hamam böcekleri,mantarlar,hayvan tüyleri)
    2)İrritanlar (sigara dumanı,hava kirliliği,kimyasal gazlar,temizlik maddeleri ve kokular
    3)Enfeksiyon hastalıkları ve iklim koşulları
    4)Havanın nemli ,soğuk ve sisli olması
    5)Yiyecek maddeleri (yumurta,domates,muz,çilek,kavun,bal,inek sütü,balık,soya,katkı
       maddesi içeren hazır meyve suları,cipsler,çikolata,şekerlemeler,sakızlar) 
                         
 ALLERJİK ÇOCUKLARDA UYGULANMASI GEREKLİ UNSURLAR 
                                     
  1)Çocuğun yattığı odada mümkün olduğunca az eşya bulundurulmalıdır.Özellikle
      kitap ve toz tutacak eşyaya izin verilmemelidir.
  2)Çocuğun karyolası her gün nemli bir bezle silinmelidir.
 3)Çocuğun yattığı yatak yün olmamalı,mümkünse plastik kaplı yataklar kullanılmalıdır
      ve bu plastik kılıf nemli bir bezle her hafta silinmelidir,şayet yatak pamuk ise her
hafta elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir,yatağın sentetik olması tercih edilmelidir
 4)Yastıklar kuştüyü olmamalıdır,yorgan yıkanabilir materyalden olmalıdır,eğer pamuk
      ise her hafta elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir,battaniyesi naylon veya pamuklu
      olması ve sık sık yıkanması gerekmektedir ve nevresim içine alınmalıdır.
 5)Yastık kılıfları ,çarşaf ve nevresimler her hafta değiştirilmeli ve 60 derecede yıkan
      malıdır.Deterjan yerine sabun tercih edilmelidir,yıkama işleminden sonra çamaşırlar
      bol su ile durulanmalı ,kurutulup ütülenmelidir.
 6)Çocuğun odasında başka yatak varsa aynı işlemler diğer yatağa da yapılmalıdır.
  7)Yatak odasına tozu toplayacak ve yayacak ısıtıcılar konulmamalı ,odanın perdeleri
      sık yıkanacak cinsten olmalı,yerde halı,kilim,hayvan postları bulunmamalıdır.
  8)Çocuğun yatak odası her gün elektrikli süpürgeyle temizlenmelidir ,elektrik süpürgesi özellikle su içine toz toplama özellikleri olan cinsten olmalıdır.
  9)Çocuğun yattığı odada duvara asılı hava temizleyici bulundurulabilir.
 10)Güneşli günlerde yataklar dışarı çıkarılmalı ve oda sık sık havalandırılmalıdır.
 11)İçine yün doldurulmuş oyuncaklar veya hayvan postları,kuş tüyü aksesuarlı
      oyuncaklar ve diğer tüylü oyuncaklar bulundurulmamalı,tercihen oyuncaklar
      tahta ,metal ve plastikten olmalı ve bunlar haftada bir iyice yıkanıp temizlenmelidir
 12)Allerjik çocuğa yünden iç çamaşırı, elbiseler ve kazaklar giydirilmemelidir ,kürklü
      kıyafetler çocuğun bulunmadığı odadaki dolaplarda muhafaza edilmelidir.
 13)Evde hayvan barındırılmamalı,bitki ve çiçek bulundurulmamalıdır.
 14)Çocuğun bulunduğu evdeki eşyaların sık sık temizliğine dikkat edilmeli,koltuk
       ve kanepelerde,baş ve kolların değdiği bölümler önce elektrikli süpürge sonra da
       nemli bezle temizlenmelidir.
 15)Çocuğun bulunduğu evde kesinlikle sigara içilmemeli ,bakonda içilecekse bile
      balkon kapısı kapatılmalıdır,evde soba yakılıyorsa odun ve kömür ilk yanarken
      tütmesi esnasında çocuk o ortamdan uzak tutulmalıdır.
 16)Çocuklar naftalin,böcek ilaçları, yağlı boya,parfüm,deodorant ve spreylerden
      uzak tutulmalıdır.
 17)Çocuklar hava kirliliği ve nem arttığı zaman dışarı çıkartılmamalı,ayrıca ağaçların
      çiçek açma dönemlerinde bunların bolca bulunduğu yerlerde dolaştırılmamalıdır.
 18)Rutubetten ve nemden sakınılmalıdır.
 19)Buharlı banyodan sakınılmalıdır.
 20)Beslenmede mümkün olduğunca taze doğal besinler tercih edilmelidir,katkı maddesi içeren
       şekerleme ,sakız,hazır meyve suları ,patates cipsler gibi yiyeceklerden sakınılmalıdır.
 
                                                                              Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Allerjik Gıdalar

  ALLERJİK GIDALAR

Genel Allerjenler:
1. Derecede Allerjenler:(Allerjilerin % 75 ini oluşturur).
      Yumurta,süt,balık,fıstık   
2. Derecede Allerjenler:(Allerjilerin % 25 ini oluşturur).
    _Kuruyemişler:Fındık,badem,ayçiçeği
    _Etler:Sığır eti,tavuk eti,domuz eti
    _Balıklar:Balık çeşitleri ve kabuklu deniz mahsulleri
    _Soya
    _Hardal
    _Bira mayası
    _Havuç,hindistan cevizi,şeftali,sarımsak
Diğer Allerjenler:
    _Meyveler:Çilek,ananas,muz
    _Sebzeler:Domates,ıspanak
    _Etler:Dana eti ve av hayvanları
    _Balıklar:Özellikle orkinos,ton balığı,som balığı,sardalya,ringa
        ve dondurulmuş balıklar
    _Çikolata,bal,şekerleme,sakızlar,cipsler,hazır meyve suları
    _Mayalanmış peynir ve içecekler
    _Alkol
 
 
                                                  Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
 
Allerjik Bronşiolitler

  ALLERJİK BRONŞİOLİTLER

Tekrarlayan nefes darlıkları,öksürük,hışıltılı solunumla karakterize bir hastalıktır.Bunu oluşturan etkenler:
_Genetik faktörler:Aile fertlerinin allerjik olması ve ailede allerjik bronşitli veya astımlı
 şahısların varlığı (anne ya da babadan sadece 1 i allerjikse çocukta da allerji gelişme
 olasılığı % 30-35 iken,hem anne hem baba allerjikse bu oran %60-80 dir).
_Çocuğun allerji mevsiminde doğması
_Anne sütü ile beslenememe
_Bebeklerde geçirilen sık enfeksiyonlar
_Sigara dumanı ve hava kirliliği ile temas.
Hastanın şikayetleri:
Özellikle allerji mevsimi olan nisan, mayıs aylarında olmak kaydıyla zaman zaman hışıltılı nefes alma,öksürük,göğüs kafesinin içe çekilmesi dolayısı ile karnın inip kalkması,sık soluma ile karakterize bir hastalıktır,bu çocuklarda genellikle bebekliklerine sık sık pişik gelişir,özellikle yanaklarda boyunda kırmızı allerjik döküntü ve kabuklanma,saç diplerinde de konak vardır,bu bebeklerde ayrıca allerjik rinit(allerji mevsiminde sürekli burun akması),allerjikkonjuktivit(allerji mevsiminde gözlerde sulanma,kızarma,çapak) ve inek sütü allerjisi de mevcut olabilir(süt içtikten sonra tekrarlayan ishaller).
Hışıltılı solunum yapan diğer sebepler:
1)Allerjik olmayan diğer bronşiolitler
2)Astım
3)Kistik Fibroz ve bağışıklık sisteminin yetersiz kaldığı diğer hastalıklar
4)Tüberküloz(verem hastalığı)
5)Gastro ösefagilal reflu=yenilen gıdaların ağza geri gelmesi,kusma(zaman zaman
    gıdalar soluk yollarına kaçıp nefes darlığı yapar)
6)Soluk yollarına yabancı cisim kaçması (oyun oynarken ,tükenmez kalem uçları,para ,
   bilye gibi şeylerin bronşlara kadar gitmesi).
İstenecek tahliller:
_Tam kan sayımı
_Boğaz kültürü
_Akciğer filmi
_Serum immunglobülinler,alfa 1 antitripsin,ter testi(bağışıklık sitemini kontrol ve
 kistik fibroz hastalığı için)
_PPD (tüberküloz için)
_Serum IgE, RAST testi ve Deri testleri (allerjik bronşiolit tanısı için)
TEDAVİ
Allerjik bronşiolit teşhisi konulan çocukların takibi düzenli yapılmalıdır,çünki tekrarlayan
nefes darlıkları ve ataklar ilerde astıma dönüşüm için risktir,3 yaş altındaki çocuklara allerjinin nereden kaynaklandığını gösterecek testler yapılamadığı için onlara serum ıge
ve rast testi yapılarak allerjinin varlığı görülür
 Genel önlemler:
_Allerji yapan etkenlerden koruma
_Sigara dumanı ve hava kirliliğinden koruma
_Gribal enfeksiyonlardan koruma(özellikle bu hastalara grip aşısı uygulanmalıdır)
_Allerjik gıdalara geç başlama ve uzun süre anne sütü alma tavsiye edilir.
Akut tedavi:
Hasta muayene edilir,allerjik bronşiolitin ciddiyetine gerekirse göre nefes açıcı inhalasyon tedavisi başlanır, bu tedavide soluk yollarını açan sıvı bir ilaç nebulizör dediğimiz makinanın haznesine konur,bu alet sıvı olan ilacı buhara dönüştürerek soluk yollarına maske yardımıyla püskürtür,tedavinin süresi ve kaç doz ilaç alacağına doktor karar verir,gerekirse ilaç 3-4 kez 20 dk ara ile verilir veya farklı ilaçlar ard arda verilebilir,
bu tedaviye ayrıca enjeksiyon şeklinde nefes açıcılar da eklenebilir,ayrıca eve gönderilirken öksürük ve nefes açıcılar gerekli diğer ilaçlara da evde devam etmesi söylenir.Hastalığın gidişatına göre inhalasyon tedavisi aynı gün içinde veya sonraki günlerde tekrar gerekebirir,bazı ağır durumlarda hastaneye yatırma ve tedavileri 4 saat ara ile tekrar tekrar vermek de şarttır.
Koruyucu ilaç tedavisi:
Allerjik bronşiolit tekrarlayıcı bir hastalıktır,aileler bunu iyi kavramalıdır,hastalık tekrarlarının zamanla astım hastalığına dönüşebileceği unutulmamalıdır ,bu yüzden
bu çocuklar 1-2 ay ara ile sık sık gözlenmeli ve verilen koruyucu tedaviye yanıtı
incelenmeli gerekirse ilaç değiştirilmelidir.Önerilen genel önlemlere harfi harfine uyulması yanında koruyucu ilaç tedavileri de ihmal edilmeden verilmelidir.
1)Zaditen:Bronş genişletici ve bronş hassasiyetini azaltıcı bir ilaçtır,uzun süreli
   kullanımı gerekir,hafif sakinlik ve uyku haricinde yan etkisi yoktur,iştah açıcı etkisi
   de vardır,nefes darlığı ve hışıltıyı azaltmak için verilir.Şurup ve damla şeklindedir.
2)Allerji ilaçları:Bronş hassasiyetini ve allerjiyi azaltır,özellikle cilt allerjileri ve allerjik
   nezle beraberinde varsa kullanılır,hafif uyku hali haricinde yan etkisi yoktur ,uzun
   süre kullanılmalıdır(zyrtec).Damla veya şurup şeklindedir.
3)Kortizonlu ilaçlar:Allerjik bronşitin ciddiyetine göre hemen başlanır veya diğer
   tedavilere yanıt alınamazsa başlanır,düşük dozda kullanmak kaydıyla uzun süre
   kullanımlarda yan etkileri azdır,kortizon tedavisinin sadece astımda kullanıldığının
   bilinmesi çok yanlış bir düşüncedir,ayrıca bu ilaçların uzun süre kullanıldığında
   alışkanlık yapması şeklinde yargıların da gerçekle alakası yoktur.Puff dediğimiz
   şekli soluk yollarına özel bir maske takılarak kullanılır,bu maskenin adı aerochamber
   dır,maske kısmı ağız ve burunu içeri alacak şekilde yerleştirilir,maskenin diğer ucu
   ilaç kabnın ucuna takılır,kabın altına basıldığında ilaç püskürtülür ve çocuk 4-5 kez
   kadar maskeden nefes aldığında ilaç soluk yollarına gitmiş olur,gerekirse akut
   tedavide kullanılan diğer ilaçlar(ventolin,brikanyl gibi)da puff şekli ile nefes darlığının
   arttığı herhangi bir anda verilebilir.
 
                                                                                      Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Son >>

Sayfa 6 / 9
BilCELL Bilgisayar letiim - Bodrum Web Tasarm Bilgisayar Cep Telefonu Iphone Notebook Tamiri Sat Kampanyas Bodrum Servis ve Servisi
Copyright © 2010 BilCELL.® All rights Reserved.