MESAİ SAATLERİMİZ

Telefon Numaralarımız;
+90 252 317 05 28
Mesai Saatlerimiz;
Hafta İçi: 09:00-17:00
Cumartesi: 09:00-13:00
Acil Durumlarda 24 Saat GSM' numaralarımızdan Ulaşabilirsiniz...

Haberler

Bebeklerde Reflü   Bebeklerde Reflü  Mide içeriğinin sindirim borusuna geri kaçması olarak tanımlanan REFLÜ her yaşta çocuk ve erişkinde görülse de, en sık olarak görüldüğü dönem bebeklik dönemidir. Bebeklerde Reflü Neden Sık Görülür? Normalde sindirim borusunun alt ucundaki kaslar gevşeyerek gıdaların mideye geçişine izin verir, ardından kasılarak geri kaçışa engel olur. Bebeklerde, bu kapakçık mekanizması henüz yeterince çalışmamaktadır. Bebeklerin sıvı gıdayla beslenmeleri, çoğunlukla yatar pozisyonda olmaları da reflüyü kolaylaştırmaktadır. Fizyolojik Reflü Nedir? Bebekte, sık görülen reflü çoğunlukla fizyolojiktir, yani hastalık olarak kabul edilmez. Bu bebekler iyi beslenip kilo alırlar, keyifleri yerindedir. Sadece aile çok kustuğundan şikayetçidir. Bebek büyüdükçe, katı gıdalara geçtikçe, mide girişindeki kapakçık daha iyi çalıştıkça kusma giderek azalacaktır. Böyle bebeklere, tedavi vermek gerekmeyecektir. Reflü Ne Zaman Hastalık Olarak Kabul Edilir? Eğer çok kusan bebek, iyi kilo alamıyorsa veya asitli mide içeriğinin sindirim borusunu, akciğerleri tahriş etmesi nedeniyle aşağıdaki belirtilerin bazılarını gösteriyorsa, reflü hastalığından söz edilebilir. Beslenme sonrası veya yatarken aşırı huzursuzluk Aç olmasına rağmen az miktar emip bırakma Ağızdan aşırı miktarda salya akıtma Aşırı ağlamalar ( bazen gaz sancısı ile karışabilir ) Hırıltı, geçmeyen öksürük, tekrarlayan zatürreler Kronik ses kısıklığı Reflü Ne Zamana Kadar Sürer? Bebek büyüdükçe, büyük olasılıkla, reflü azalıp kaybolacaktır. İlk 6 ayda düzeldiği gibi 18-24 aya kadar süren reflüler de görülmektedir. Tüm vakaların % 80‘i, 2 yaşa kadar kendiliğinden geçmektedir. Reflü Nasıl Tedavi Edilir? Çoğu bebekte ilaca gerek kalmadan, aşağıdaki basit önlemlerle rahatlama sağlanabilir. Sık sık, az az besleme Beslenme sırasında sık sık gaz çıkarma Mümkün olduğunca anne sütüyle besleme ( mamaların içerdiği inek sütü proteinine karşı alerji de, reflüye yol açar) Yatarken başın biraz yüksekte olması reflüyü azaltacaktır. Mama ile beslenen bebeklerde daha koyu kıvamlı özel mamalar denenebilir. Bu önlemlerle yanıt alınamazsa, önce ilaç tedavisi, çok nadiren de cerrahi tedavi gerekli olabilir.  ? Details...

Karın Ağrısı Karın ağrısı çocuklarda en sık görülen, anne babayı endişelendiren yakınmalardan biridir. Ani başlangıçlı ( akut ) veya uzun süreli ( kronik ) olabilir. Genellikle masum nedenlere bağlıysa da, bazen de zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gereken ciddi hastalıklarla ortaya çıkabilir. Karın Ağrısına Neden Olan Hastalıklar Nelerdir? Akut Gastroenterit : Çocukta en sık karın ağrısı nedenlerinden biri rotavirüs gibi virüslerin veya bazı bakterilerin yol açtığı mide barsak enfeksiyonlarıdır. Karın ağrısıyla birlikte ishal, kusma, ateş görülür. Apandisit : Çocukta önce göbek çevresinde başlayan karın ağrısı, saatler geçtikçe karnın sağ alt tarafına yerleşir. Çocuk bir şey yiyemez, kusmaya başlar. Yürüyemez, iki büklüm yatıp kalır. Kabızlık: Çocuklarda sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Gaz sancısı : Çocuk karında yer değiştiren keskin bir ağrı tarifler. Beraberinde kusma, ishal yoktur. Gıda zehirlenmesi : Balık, tavuk, mayonez gibi şüpheli bir gıdanın alımından birkaç saat sonra karında kramp tarzı ağrılar, kusma, ardından da ishal başlar. Barsak tıkanıklığı : Karın ağrısına yol açan acil durumlardan biridir. Şiddetli karın ağrısı, sarı- yeşil, safralı kusmalar olur. Çocuk gaz, gaita çıkaramaz. Fonksiyonel karın ağrısı : Beraberinde ishal, kusma, kabızlık, kilo kaybı yoktur. Göbek çevresinde hafif bir ağrı tarifler. Tam nedeni bilinmemektedir. Çocuğa endişe veren, ilgi görmek istediği durumlarda ortaya çıkabilir. İdrar Yolu Enfeksiyonu : Karnın alt tarafında ağrı, idrar yaparken acıma, sık idrara çıkma, ateş gibi bulgular görülür. Ülser : Mide bölgesinde yanıcı bir ağrı olur. Yemek öncesi, sabah ve gece ağrı daha şiddetlidir. Kanlı gaita görülebilir. Ailede ülser öyküsünün oluşu tanıya yardımcıdır. Hepatit : Karaciğer iltihabına genellikle virüsler neden olur. Çocukta halsizlik, bulantı, kusma, karnın sağ üst bölgesinde ağrı, sarılık görülür. Jinekolojik nedenler : Genç kızlarda adet sancısı da sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Karın Ağrısı Olan Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalı? Kendini iyi hissettiği pozisyonda yatıp dinlenmesine izin verin. Yedirmeye çalışmayın. Eğer alabiliyorsa, az az sıvı almasını sağlayın. Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vermeyin. Doktora gitmeden karın ağrısıyla birlikte olan bulguları ( ishal, kabızlık, ateş …gibi), ağrının yerini, azaltan veya arttıran faktörleri not ederseniz tanı konmasına yardımcı olacağınızı unutmayın. Fonksiyonel karın ağrısında da çocuğun rol yapmadığını, gerçekten ağrı hissettiğini bilin ve onu suçlamayın. Karın Ağrısında Ne Zaman Doktora Başvurmak Gerekir? Eğer karın ağrısı 12-24 saatte geçmiyorsa veya sık sık tekrarlıyorsa Karın ağrısı, göbek çevresi dışında başka bir bölgedeyse ( Özellikle karnın sağ alt tarafında olan karın ağrılarında apandisit olasılığını göz ardı etmemek gerekir !) Çocuğun genel durumu kötü görünüyorsa ( Anne baba kendi hislerine güvenip hareket etmeliler, kimse çocuğunuzu sizin kadar iyi tanıyamaz ) Uzamış kusma varsa ( 12-24 saati geçen kusmalar ) Sarı- yeşil, safralı kusmalar varsa Kanlı kusma varsa Kanlı ishal varsa İdrar yapmada ağrı, sık idrara çıkma varsa çocuk doktoruna başvurmalısınız. Doktor Ne Yapar? Doktor çocuğu ayrıntılı bir muayeneden geçirir. Bazen muayene bulguları ve sizin verdiğiniz bilgiler tanıya ulaşmada yeterli olur. Bazen de karın filmi, ultrason, gaita incelemesi, idrar testi, bazı kan testlerinin görülmesi gerekebilir. Eğer, ilk muayenede karın bulguları belirgin değilse, doktor çocuğu takibe alıp birkaç saat içinde muayenesini tekrarlamak isteyebilir. Bazen de cerrahi bir nedenden şüphelenirse, çocuğu bir cerrahın da görmesi gerekebilir.  ? Details...

Zatürre Zatürre ( tıbbi adıyla pnömoni ) virüs, bakteri gibi etkenlerin yol açtığı, akciğer dokusunun tek veya iki taraflı enfeksiyonudur. Enfeksiyon, genellikle basit bir soğuk algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar ve ilerler.  Zatürrenin lafı bile anne babaları korkutsa da, riskli bazı gruplar dışında ayaktan tedaviyle yüz güldürücü sonuçlar alınan bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi zayıf, iyi beslenememiş, kronik hastalıkları olan çocuklar, prematür bebekler, sigara dumanına maruz kalan çocuklar daha riskli gruplardır, zatürreyi ağır geçirebilir, tedavi için hastaneye yatmaları gerekebilir.     Belirtiler Nelerdir? Ateş, titreme, üşüme, terleme Öksürük, balgam Göğüs / sırt ağrısı Hızlı nefes alıp verme Göğüste hırıltı Nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler Kusma Başağrısı Kas ağrısı Halsizlik, iştahsızlık Bebekte emmeyi reddetme görülebilir Nasıl Bulaşır? Hasta kişiyle yakın temasla, onun aksırık, öksürüğünden, aynı tabak, çatal, kaşığı kullanmakla bulaşır. Ancak, mikrobu alan herkeste zatürre görülmeyecek, bazıları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirecektir. Nasıl Tanı Konur? Şikayetleri dinleyen doktor, muayeneden sonra akciğer filmi, kan testleri, balgam kültürü gibi testler isteyebilir. Nasıl Tedavi Edilir? Bakterilerin yol açtığı zatürreler antibiyotikle tedavi edilir. Çoğu hasta, antibiyotik tedavisini evde alabilir. Tedaviyi doktorun önerdiği süre boyunca almak, iyileşme görülünce kesmemek çok önemlidir. Viral kaynaklı zatürrelerde antibiyotikler işe yaramaz, hastanın genel durumunu destekleyici tedaviler yapılır. Solunum sıkıntısı, morarmaları olan hastalar hastaneye yatırılarak tedavi edilirler. Bol sıvı alımını sağlamak iyileşmeye, balgamın atılmasına yardımcı olacaktır.  Doktor önerisi olmadan, rasgele öksürük şurubu kullanmak yarardan çok zarar verebilir. Öksürük, vücudun balgamı atmak için ihtiyaç duyduğu normal bir savunma mekanizmasıdır. Ağrı kesici, ateş düşürücüler bazen gerekli olabilir. Korunma İçin Neler Yapabiliriz? Çocukluk çağı aşıları; H.influenza, kızamık gibi bazı zatürre etkenlerine karşı koruyucudur. Çocuklarda en sık zatürre etkeni olan pnömokoklara karşı 2 yaş altında kullanılabilecek pnömokok aşısı artık ülkemizde de mevcuttur. Grip aşısı da riskli çocuklar için yararlıdır. Çocuklarımızın aşılarının tam olmasını sağlamalıyız. Çocukları, bebekleri sigara dumanına maruz bırakmamalıyız. Anne sütü alan bebeklerin her tür enfeksiyona karşı daha korunaklı olduğunu unutmamalı, bebeklerimizi mümkün olduğunca anne sütüyle beslemeliyiz. Çocuklarımızı hasta kişilerle temastan korumalı, enfeksiyonların sık görüldüğü mevsimlerde onları kalabalık ortamlarda bulundurmamaya gayret etmeliyiz.  Anlayacağı yaşa gelince çocuklarımıza el yıkamanın önemini anlatmalı, el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız. Dengeli beslenmelerini sağlamalıyız.  ? Details...

Kızamıkçık Kızamıkçık, çocuk ve erişkinde görülebilen, hafif ateş ve döküntüyle seyreden bulaşıcı bir hastalıktır. Ancak hamile kadın, özellikle ilk aylarda kızamıkçık geçirirse, anne karnındaki bebek etkilenebilir. Aşının kullanıma girmesinden önceki dönemlerde, gebelikte annenin geçirdiği enfeksiyon sonucu; düşükler veya bebekte katarakt, körlük, sağırlık gibi sorunlar ortaya çıkabiliyordu. Kızamıkçık, virüs kaynaklı bir enfeksiyondur. Özellikle kış sonu ve ilkbahar aylarında görülmektedir. Döküntü yüzden başlayıp aşağıya yayılan soluk kırmızı renktedir. 3 gün sürer. Özellikle kulak arkası ve ensede şişmiş lenf bezleri tipiktir. Hafif bir ateş veya boğaz ağrısı olabilir. Nadiren, eklemlerde ağrı, şişlik görülür. Oldukça bulaşıcı bir enfeksiyondur. Hastalık tablosu başlamadan 2 hafta öncesinden 1 hafta sonrasına kadar bulaşıcıdır. Direkt temas veya havayoluyla bulaşır. Genellikle klinik tablo, tanı koydurucudur. Eğer doktor gerekli görürse, kan testleri de yaptırabilir. Viral bir hastalık olduğundan herhangi bir tedavisi yoktur. Gerek olursa, ateş düşürücü, ağrı kesiciler verilebilir. Aşı ile korunulan bir hastalıktır. Aşısı oldukça etkilidir. 1 yaşına gelen çocuk, kızamık kızamıkçık kabakulak aşısı şeklinde kombine bir aşıyla aşılanır. Bunun 4-6 yaştaki tekrarı da ihmal edilmemelidir. Hastalığı geçirmemiş, aşılanmamış, hamilelik planlayan genç kadınların, işi gereği çocuklarla, gebelerle temasta olanların aşılanması uygun olur.  ? Details...

Rotavirüs İshali Rotavirüs, küçük çocuklarda görülen ağır ishallerden sorumlu bir grup virüstür.Yaklaşık 2 gün süren kuluçka döneminin ardından kusma, ateş, karın ağrısı ve sulu ishal başlar. Ateş ve kusma 2-3 günde geçer, ishal ise 1 hafta- 10 gün kadar sürebilir. Bulaşıcı mıdır? Rotavirüs çok bulaşıcıdır. Mikrop bulaşmış su veya gıdayla, mikrobu taşıyan eller yoluyla vücuda alınır. Yuva gibi kalabalık ortamlarda, özellikle çocuklar tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerini yıkamayı unuttuklarında kolayca yayılır. O kadar bulaşıcıdır ki, genel hijyen koşulları ne kadar iyi de olsa, hemen her çocuk 5 yaşını doldurmadan rotavirüs ishali geçirmiş olmaktadır. Ülkemiz gibi ılıman iklim kuşağındaki ülkelerde, kış aylarında görülür. Özellikle 2 yaş altı küçük çocuklar etkilenir. Erişkinde ise, daha hafif seyreder. Nasıl Tanı Konur? Kesin tanı, gaitada virüsün gösterilmesiyle konur. Nasıl Tedavi Edilir? Tedavinin amacı, çocuğun susuz kalmasını önlemektir. Ağızdan sık sık az miktarda sıvı alımı uygun olur. Doktor tuz- şeker karışımından önerebilir. Ağızdan yeterli sıvı alımı sağlanamazsa, özellikle küçük çocukta, hastaneye yatırılıp serum verilmesi gerekebilir. Anne sütü alan bebeğin emzirilmeye devam etmesi çok önemlidir. Antibiyotikler işe yaramaz. Kusma ve ishali durdurucu ilaçlar önerilmez. Önleme: Bu kadar çok görülen bir enfeksiyondan korunmak için ne yazık ki, kullanabileceğimiz bir aşı yoktur. (Not : 2007 öncesi Rotavirüsten korunmak için güvenilir bir aşı mevcut değildi, ancak yapılan çalışmalar sonucunda koruyucu ve güvenilir bir aşı elde edildi. En önemli koruyucu yöntem, el yıkama alışkanlığının kazandırılmasıdır. Hasta çocuğun ishal geçene  ? Details...

Hepatit A Hepatit A, hepatit virüslerinden birinin yol açtığı karaciğerin iltihabi hastalığıdır. Hepatit virüsleri A'dan G'ye dek uzanan geniş bir yelpazede yer alırlar, farklı özellikleri vardır. Hepatit A, ülkemizde sık görülen, zaman zaman okullarda salgınlar yapan bir hepatit türüdür. Hastayla yakın temasla, enfekte su ve gıdayla bulaşır.  Mikrop alındıktan sonra bir kuluçka döneminin ardından; cilt ve göz aklarında sararma, iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma, koyu renkli idrar görülebilir. 6 yaş altı küçük çocuklar, sarılık olmadan, hatta hiç belirti olmadan da hastalığı geçirebilirler. Gençler ve erişkinlerde daha ağır seyredebilir. Hasta kişi, belirtiler görülmeden önceki birkaç haftalık dönemde de bulaşıcıdır. Bulaşıcılık sarılık veya diğer belirtiler görüldükten bir hafta sonrasına kadar sürer. Kesin tanı kan testleriyle konur. Özel bir tedavisi yoktur, hastanın genel durumunu destekleyecek tedaviler verilir.Tedavide antibiyotiğin yeri yoktur.  Hijyen kurallarına dikkat etmek, özellikle el yıkama ile enfeksiyondan korunmak mümkündür. En güvenli yöntem ise, 2 yaştan sonra iki doz halinde yapılan aşıyla korunmaktır.  ? Details...

Büyümüş Lenf Bezleri Çocuklarda lenf bezleri, genelde enfeksiyonlar sırasında şişerek özellikle boyunda gözle görülen, ele gelen kitlelere yola açarlar. Bu durum, anne babayı kaygılandırır, kötü olasılıkları akla getirir. Bu yazıda, büyümüş lenf bezleri hakkında bilinmesi gereken önemli noktalara değineceğiz. Lenf bezleri, vücudumuzun savunma sisteminin önemli bir parçasıdır. Enfeksiyonlarla savaşmak için gerekli antikorları üreten hücreler, bu bezlerde bulunur. Bir enfeksiyon sırasında, o bölgeye yakın lenf bezleri aktifleşir, büyürler ve savunma hücreleri ve antikorların üretimi artar. Böylece, vücut enfeksiyon etkenine karşı korunmuş olur. Çocukların bağışıklık sistemi, sık sık önceden karşılaşmadığı mikroplarla karşılaşmakta, onlarla baş etmeye çalışırken vücudun normal bir reaksiyonu olarak lenf bezleri büyümektedir. Belli bir bölgede büyümüş lenf bezleri, genellikle çevre dokulardaki enfeksiyonlara veya o bölgedeki cilt bütünlüğünü bozan kesik, yanık, çizik, sinek ısırığı gibi olaylara bağlıdır. Baş, boyun bölgesi çocuklarda büyümüş lenf bezlerinin en sık görüldüğü yerlerdendir. Anjin, diş veya dişeti enfeksiyonları, ağız içindeki başka enfeksiyonlar buna neden olur. Kafatasının arka bölümü, kulak arkasındaki bezlerde büyüme; bu bölgeyi ilgilendiren enfeksiyonlarda, kızamıkçık gibi bazı döküntülü hastalıklarda görülür. Eğer vücuttaki lenf bezlerinde yaygın bir büyüme saptanırsa, bu durumun nedenleri Enfeksiyonlar Bazı romatizmal hastalıklar İlaçlara reaksiyon Lösemi gibi hastalıklar olabilir. Bazen de lenf bezleri kendileri iltihaplanabilir ( bu duruma lenfadenit denir ). Bu durumda lenf bezi hızla büyür, üstünde kızarıklık, ısı artışı fark edilir. Antibiyotikle tedavi edilmesi gerekli olur. Eğer lenf bezi şişmiş, ısı artışı veya kızarıklık yoksa izleme alınır. Neden olan enfeksiyon geçtikten 1-2 hafta sonra, küçüldüğü görülür. Ancak küçük çocuklarda, bu süreç bazen aylar alabilmektedir. Eğer tüm vücutta lenf bezlerinde büyümeler varsa Beraberinde ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri varsa Şişmiş lenf bezi giderek büyüyorsa Ele sert ve hareketsiz geliyorsa Büyüklüğü 1 cm’den fazlaysa, gerekli araştırmaların yapılabilmesi için zaman kaybetmeden doktora başvurmak gereklidir  ? Details...

Altıncı Hastalık ( Roseola İnfantum ) Anne babaların altıncı hastalık adıyla tanıdığı Roseola, herpes ailesinden bir virüsün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır.  Ateş nedeniyle hastaneye götürülen bebeklerde sık görülen bir enfeksiyondur. En sık 6-18 aylar arasında, bazen diş çıkarma ile birlikte görülür. Önce, bebekte 40 dereceye varabilen bir ateş görülür.( Diş çıkarma tek başına asla bu kadar yüksek ateş yapmaz ) Ateşin bu kadar yüksek olması, anne babayı endişelendirir. Bu endişe oldukça haklıdır, çünkü ateşe hassas bebeklerde ateşli havaleler görülebilir. Ateş düşürücü alınca, bebeğin biraz daha keyifli olduğu görülür. Bu yüksek ateşli dönem, 3-4 gün sürebilir. Bu sırada bebekte yapılan muayenede, tanı koydurucu belirgin bir bulgu saptanmaz. Ateşli dönemin ardından, aniden ateş kaybolur ve özellikle gövde, boyun ve kollarda soluk kırmızı döküntü ortaya çıkar. İşte artık ateşin nedeni ve hastalığının adı belli olmuştur. Bağışıklık sistemi normal olan çocuklarda, herhangi bir komplikasyona yol açmaz   ? Details...

Tüberküloz Her ne kadar çocuk hastalıkları başlığı altında ele alsak ta, aslında tüberküloz (verem) tüm dünyada her yaştan kişiyi tehdit eden yaygın bir hastalıktır. Özellikle akciğerleri etkileyen bakteriyel bir enfeksiyondur. Kişi mikropla karşılaştıktan sonra, bağışıklık sistemi onunla savaşır. Üstesinden gelemezse bakteri akciğerlere yerleşir.Bazen de belirti vermeden yıllarca vücutta kalıp yıllar sonra hastalık alevlenebilir. Bağışıklık sistemi henüz zayıf olduğundan bebekler ve kalabalık, pis ortamlarda yaşayan, iyi beslenemeyen çocuklar hastalık için en riskli gruplardır. Belirtiler Nelerdir? Öksürük, kanlı balgam, hafif ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, terleme, göğüs ve sırt ağrısı, parmaklarda çomaklaşma görülebilir. Ayrıca, tüberküloz vücutta farklı bölgeleri etkileyip menenjit, eklem iltihabı da yapabilir. Etkilenen bölgeye göre belirtiler de farklılık gösterir. Tanı koymak için doktorunuz bir cilt testi isteyecek, şüphe varsa akciğer filmi çektirecek, bazı kan testleri yaptıracak, mikrobun varlığını kanıtlayacak testleri görmek isteyecektir. Tüberküloz, hasta kişinin aksırık ve öksürüğünden bulaşır. Çocuklar, genellikle mikrobu erişkinlerden alırlar. Hasta bir çocuğun yaşıtlarına mikrobu bulaştırma riski çok düşüktür. Tedavi başlandıktan sonra 2-4 hafta daha bulaşıcılık sürebilir. Tedavi 1 yıl kadar uzun sürebilir.  BCG aşısıyla tüberkülozdan korunmak mümkündür.  ? Details...

Kabızlık Çocuklarda kabızlık, gaita sıklığından çok gaitanın sertliği veya yapmadaki zorlukla tanımlanır. Çünkü gaita sıklığı çocuktan çocuğa ve bebeklik, çocukluk döneminin belli zamanlarında farklı olabilmektedir. Bebekler, özellikle anne sütüyle beslenenler, her gün çok sayıda bez kirletirler. Bebek büyüdükçe sayı azalacak, 2 yaşında ortalama günde 2, 4 yaşında ortalama günde 1 kaka yapacaktır. Eğer, alışılmış sıklıkta kaka yapmıyor ve kakası sert, kuruysa, yaparken zorlanıp canı yanıyorsa kabız olduğundan söz edebiliriz. Kabızlığın Nedenleri :   Beslenme : Anne sütünden ek gıdalara geçiş veya yeni bir mamaya başlama kabızlığa sebep olabilir. Daha büyük çocuklar ise, genellikle tercih ettikleri gıdalar lifden fakir, barsakta posa bırakmayan gıdalar olduğu ve yeterince su içmedikleri için kabız olurlar. Ayrıca inek sütü ve süt ürünleri bazı çocuklara kabızlığa neden olmaktadır.    Erken Tuvalet Eğitimi : Çocuk henüz hazır olmadığı bir dönemde tuvalet eğitimine zorlanırsa, protesto edip kakasını tutmaya başlayabilir. Tuvalet İhtiyacını Erteleme : Eğer çocuğunuz, oyunu veya seyrettiği çizgi filmi bırakıp tuvalete gitmiyor, ihtiyacını erteliyorsa, bu durum kabızlığa sebep olacaktır. Hastalıklar : Bazı barsak hastalıkları, tiroid bezinin az çalışması ( hipotiroidi), gıda allerjileri kabızlığa yol açabilir. İlaçlar : Kullandığı bazı ilaçlar kabızlığa neden olabilir. Kabızlığa Yaklaşım : Kabız olan çocuk, gaita yaparken çok zorlanıp canı yandığı için bundan kaçınmaya başlar. Böylece de, gaita giderek sertleşir, bir sonraki seferde canı daha çok yanar. Hatta bazen makatta çatlaklar oluşup kanamaya neden olabilir. Böylece, bir kısır döngü başlar. Çocuğu rahatlatmak için bu kısır döngüyü kırmak gereklidir. İlk adım olarak beslenme düzenini değiştirmek uygundur. Bol sebze, meyve, posalı gıdalar yedirmek, beyaz un mamülleri, muz, pilav, patates, süt ürünlerini azaltmak, bol su içmesini sağlamak yararlı olacaktır. Tuvalet ihtiyacını ertelemeden, hergün belli bir saatte ( özellikle kahvaltı, yemek sonrası) tuvalete oturmasını sağlamak alışkanlık kazanmasını sağlayacaktır. Bu önlemlerle sonuç alınamıyorsa, doktorunuz bazı ilaçlar da önerebilir.  ? Details...

--= NFSP =--

Suçiçeği Suçiçeği, varisella- zoster virüsünün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır. En sık ilkokul çağındaki çocuklarda görülür, kış sonu ve ilbaharda salgınlar yapar.  Suçiçeğinin kaşıntılı, su dolu kabarcıklardan oluşan döküntüsü önce gövde ve yüzde başlar, ardından ağız içi dahil olmak üzere tüm vücuda yayılır. Hasta çocukta ateş, iştahsızlık, halsizlik görülür. Çok bulaşıcı bir hastalıktır. Solunum yolu ve yakın temasla bulaşır . Ev içi temasta bulaşma riski % 80-90 'dır. Tüm döküntü kabuklanana kadar ( yaklaşık 1 hafta ) bulaşıcıdır. Hasta çocuk 1 hafta sonra okula gidebilir. Hastayla temastan 10-21 gün sonrasında da diğer çocuklarda döküntü başlar. Hasta çocuğun izole edilmesi önemlidir, ancak döküntü başlamadan 1-2 gün öncesinde de bulaşıcı olduğundan diğerlerini tam olarak korumak için yeterli olmayacaktır.  1 yaşı dolduran çocuklar aşıyla korunabilir. Suçiçeği geçirmemiş hamileler, yenidoğan bebekler, bağışıklık sistemini zayıflatan herhangi bir hastalığı olanlar suçiçeği ile temastan kaçınmalıdırlar. Hastalığın sık görülen ateş, kaşıntı gibi yakınmalarına karşı doktorunuz bazı ilaçlar önerecektir. Özellikle kaşıntının önlenip cilt döküntüsünün iltihaplı yaralara dönüşmesi engellenmelidir.  ? Details...

DİL SEÇİMİ

English Arabic Bulgarian Croatian Czech Danish Dutch Finnish French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Norwegian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Swedish Catalan Filipino Hebrew Indonesian Latvian Lithuanian Serbian Slovak Slovenian Ukrainian Vietnamese Albanian Estonian Galician Hungarian Maltese Thai Turkish

İSTATİSTİK

BUGÜN158
DÜN219
BU HAFTA679
BU AY2588
TOPLAM745680

(C) BilCELL
Doktorun Notları
Bronşiolitler

BRONŞİOLİTLER

2-3 gündür devam eden burun akıntısı,öksürük,huzursuzluk,iştahsızlık ve hafif ateşin
ardından nefes darlığı,sesli soluma,her nefes verirken göğüsten hışıltı sesi gelmesi
kaburgalar arasında çekilme,göğüs kafesinin ön kemiğinin içeri doğru batıp çıkması,
bronşiolit olarak değerlendirilir.Soluk sayısı çok sıktır .Dakikada 60-70 kere olur.
    Bu hışıltının zaman zaman arttığı hissedilir,tedavi edildiğinde 7-10 günde iyileşir
edilmediğinde ise zamanla durum daha kötüleşir ve solunum ve kalp yetmezliği zamanla gelişebilir.
     Bronşiolit genellikle 2 yaştan küçük çocuklarda özellikle de 2-7 ay arası bebeklerde
sık görülür,özellikle 1 yaş altındaki çocuklarda hastalık ağır seyrettiği için buhar tedavisi veya hastaneye yatırma gerekliliği doğar.
Bronşiolit oluşma sebepleri:
En sık bronşiolit yapan etken RSV denilen bir virüstür,bu aynı mikropla kirlenmiş eşyalardan veya hasta kişilerin öksürmesi ile damlacık yolu ile bulaşır.özellikle:
_Okul çağında kardeşi olanlar
_Kreşe giden çocuklar
_Kalabalık şehirde yaşayanlar
_Herhangi bir sebepten hastaneye yatanlar
_Ailede sigara kullanımı olanlar
_odun sobası yakılan evde yaşayanlar
risk altındaki çocuklardır.
Tedavi:
Hasta muayene edilip bronşiolit tanısı konulduktan sonra mevcut olan hastalığın ve nefes darlığının ciddiyetine göre tedavi verilir.Çok hafif ve geç kalınmamış vakalarda genellikle buhar tedavisi gerekmez,eve öksürük nefes rahatlatıcı ve diğer bronşiolit için gerekli tedavi verilir ve 1 hafta sonra kontrole çağırılır,tedavi esnasında bol su almalı,yemesi için çok zorlanmamalı,yanında sigara içilmemeli,kirli havalardan ve kalabalık ortamlardan kaçınılmalıdır.
Daha ciddi ve nefes darlığının olduğu durumlarda solunum yollarına maske ile verilen
inhalasyon tedavisi verilir;bu tedavide bronş açıcı ilaçlar nebulizör denilen elektrikli aletin haznesine konulur,bu ilaç makinenin yardımı ile küçük partiküllere bölünerek
bir nevi buhar haline gelir ve çocuğun soluk yoluna maske yardımıyla verilir,ilacın kaç kere verileceğine doktor karar verir,gerekirse aynı ilaç 3-4 kere tekrarlanır,veya farklı türden ilaçlar ardı ardına verilir,ayrıca iğne şeklinde nefes açıcılar da tedaviye eklenebilir,bu tedavi ile nefes darlığı rahatlayan çocuğa eve de nefes açıcı ilaç verilir,ancak nefes darlığı evde düşük bir olasılıkla da olsa tekrarlayabilir,aynı inhalasyon tedavisi yeniden yapılabilir veya durum ağırlaşıyorsa hastaneye yatırılarak gerekirse inhalasyon tedavisi hastanede 4 saatte bir tekrarlanır ve serum takılarak
nefes açıcı ilaçlar serum içine de katılabilir.
 
                                                                         Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Aşı Programı

Hastanemizin Aşı Programı

 Doğum           Hepatit B 1.doz
   1 .ay                Hepatit  B 2.doz
   2.ay                 BCG
   2.ay                 Karma+Menenjit 1.doz+rotavirüs
                           Pnomokok(zatüre)aşısı 1. doz
   4.ay                 Karma+Menenjit 2.doz+rotavirüs
                           Pnomokok(zatüre)aşısı 2. doz
   6.ay                 Hepatit B 3. doz+rotavirüs
                           Karma+Menenjit 3.doz
                           Pnomokok aşısı 3.doz
   12.ay               Kabakulak,kızamık,kızamıkçık
                           (MMR)+Pnomokok 4. doz
   13.ay               Suçiçeği
   14.ay               Hepatit A 1. doz
  18.ay               Karma+Menenjit 4. doz
  20.ay               Hepatit A 2. doz
  5 yaş                Suçiçeği aşı tekrarı
 12 yaş              MMR ve 9 yaştan itibaren rahim       
                          ağzı kanser aşısı(HPV aşısı 3 doz)
Her yıl  eylül,ekim aylarında grip aşı(isteğe bağlı)
  
                                           
 
Anne Sütü ve Emzirme 2

 EMZİRMEYLE İLGİLİ GÖĞÜSTEKİ SORUNLAR

Göğüs Çatlakları:
Göğüs uçları çatladığında yanma,sızama,ağrı ve bazen de emerken çatlaklardan kan
gelmesi mümkündür,bunun asıl sebebi bebeğin göğse iyi tutturulamaması dolayısıyla
bebeğin yalnızca göğüs ucunu emmesidir,çatlakların tedavisi bebeğin göğse, doğru
teknikle tutturulması,emdikten sonra göğüsün kaynamış suyla temizlenip ,kurutulup
kapatılmasıdır.Pomatların etkinliği halen tartışılmaktadır.
Süt Kanallarının Tıkanması:
Göğüsler gergin ve sütle doludur,tıkalı bölge ödemli ,şiş ve kırmızıdır,deri parlaktır,
annede ateş olabilir ama 24 saatten fazla sürmez,tedavisinde bebeğin, göğsü iyi
emmesi sağlanmalı ve göğüs iyice boşaltılmalıdır,bunu için gerektiğinde süt pompası
kullanılabilir,ılık duş,göğse sıcak ve kuru havlu kompresi ve göğse masaj da önerilir.
İltihaplı Meme:
Tıkalı süt kanalı bölgesinde zamanla enfeksiyon gelişir ,iltihaplı göğüste sertlik,şişlik,
ağrı,ateş,ve ayrıca vücutta ateş belirir,annenin genel durumu kötüleşir,bu durum meme
ucu çatlaklarından mikrop girmesiyle de oluşur,tedavisinde bebeğin emmesine kadın doğum doktorunun tavsiyesine göre gerekirse ara verilir , göğüs pompa ile boşaltılır,anneye ilaç tedavisi başlanır ve istirahatı sağlanır.
 
                                      ANNENİN BESLENMESİ
Anne sütünü artırmak için bol su ve sulu gıdalar(hoşaf,ayran,limonata,süt,şerbet,meyve
suları,boza)içilmelidir,bu miktar günde toplam 4 lt olmalıdır,çay ve kahve tavsiye edilmez.
Ayrıca sütün artması için bebeğin sık sık emmesi,annenin moralinin iyi olması da gerekir
Lohusalıkta annenin kalorisi bol gıdalarla beslenmesi,protein ve vitaminli besinler alması ve gerekirse ekstradan vitamin ilacı takviyesi alması gerekir,ısırgan otu çaylarının da anne sütünü artırmadaki etkisi kanıtlanmıştır.Sütü artıran gıdalar olarak karbonhidratı bol olan pekmez bal,helva ve şerbetli tatlılar,bol soğanlı yemekler bulgur, çiğ kuru soğan,üzüm,üzüm suyu,incir gibi meyveler önerilir,ayrıca annenin bol bol dinlenmesi de önemlidir.
 
                                  0-4 AY ARASI OYNANABİLECEK OYUNLAR
 İlk aylarda bebekler oyuncağa ihtiyaç duymazlar,bu dönemde bebeğin en çok ihtiyaç duyduğu
şey anne ve babasının ilgisidir,onunla bol bol konuşun,ve ona mümkün olduğunca fazla zaman
ayırın.
Yüz yüze oynanan oyunlar:
2 hafta ile 2 ay arası bebeklerin en favori oyunları yüz yüze oynanan oyunlardır,bebek sakin ve
uykusunu almışken onun dikkatini en iyi verebileceği uzaklıkta (20-25 cm) durun ve dilinizi
olabildiğince dışarı çıkartın,bebeğiniz dilini oynatmaya başladığında hatta dışarı çıkardığında
beklenen başarıyı yakaladınız demektir,aynı oyunu ağzınızı sonuna kadar açarak veya dudağınızı
büzerek de yapabilirsiniz,bir süre sonra bu hareketleri onun da yaptığını göreceksiniz.
Ayna oyunları:
Karşılıklı mimiklerin taklit edilmesidir,bebeğiniz kaşlarını çattığında,gözlerini ya da ağzını
açtığında ya da suratını buruşturduğunda bu ifadeyi abartarak tekrarlayın,bebek böylece kendi
suratını sizde görür,taklit edilmek bir bebeğin kendinin farkına varma duygusunu tetikleyen güçlü
bir uygulamadır.
                                                                    Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
                

 
 
 
 
 
 
                                                                                                         
 
Anne Sütü ve Emzirme 1

 ANNE SÜTÜ İLE BESLEME

Bebekler ilk 6 ayları dolana kadar sadece anne sütüyle beslenmelidirler.Eğer aylık
 takiplerinde anne sütünün yetmediğini gösteren bulgular varsa o zaman ek bir mama
 takviyesi yapılabilir.
Neden özellikle anne sütü ?
_Doğal kaynaklı olup,bebeğin sağlıklı gelişimi için en uygun besin olması
_İçerdiği proteinlerin bebek için en ideal proteinler olması ve allerjik olmaması
_İçerdiği proteinlerin bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve mikroplara karşı direnç
 kazanması için gerekli proteinler olması
_İçindeki kalsiyum ve demir miktarlarının bebeğin gelişimi için yeterli olması
_İçindeki tuz miktarının bebeğin böbreklerine fazla yük getirmeyecek oranda olması
_İçindeki yağların beyin gelişimini en iyi sağlayacak nitelikte olması
_en ekonomik gıda olması
Anne sütünün ileriki yaşama etkisi;
_Aşırı şişmanlık ve kalp hastalıkları sıklığını azaltır
_Konuşma problemleri az olur
_IQ (zeka düzeyi) yüksek olur
_Çene ve ağız gelişimine ait problemler ve diş çürümeleri az olur
_Orta kulak iltihapları sıklığı azalır
_Allerjik hastalıklar ve kronik barsak iltihabı hastalıkları sıklığı az olur
_Tip 1 şeker hastalığı sıklığı seyrek görülmektedir
                                  EMZİRME TEKNİĞİ
_Anne koltuğa dik olarak oturmalı ,sırtına yastık dayamalı
_Bebek anneye olabildiğince yakın durmalı
_Anne göğüs ucunu iki parmağı ile kavrayıp bebeğin ağzının içine ittirmeli
_Bebek yalnızca göğüs ucunu değil anne göğsünün kahverengi duran kısmını
 çoğunluğunu ağzına almalı
_Bebeğin çenesi anne göğsüne dayalı,alt dudağı düşük ,dili öne itili olmalı
 (bu pozisyonda bebek anne göğsüne sağma hareketi yapar ve kanallardan süt
   akışını sağlayabilir)
_Bebeğin yutma hareketi gözle görülmeli ve duyulmalıdır.
Emzirirken şunlara dikkat edelim:
 Emzirmeden önce anne ellerini yıkamalı ve göğüs kaynamış ılık bir suyla silinmelidir.Her
öğünde mutlaka her iki göğüs de emzirilmelidir ve her bir göğüste 10 'ar dakika
kalmalıdır,meme verme esnasında göğüse masaj yapılarak sütün gelmesi kolaylaştırılır,
bebeğin rahat nefes alması için burun deliğinin kapalı olmaması sağlanır,ayrıca burun
tıkanıklıklarında emmeden önce 1-2 damla serum fizyolojik damla damlatılabilir.Emme
sonrası göğüs uçları kaynamış suyla silinip öyle kapatılmalıdır,emdikten sonra bebek dik
 pozisyonda omuza yatırılır ve gazı çıkarıldıktan sonra yan olarak beşiğine konur eğer kusması yoksa bebek yastıksız yatırılır,kusma varsa altına ince bir yastık konarak yatırılır
ince bir yastık olması onun daha rahat uyumasına,gazını rahat çıkarmasına,kusma
problemlerinin önlenmesine yardımcı olur,ağız içinde oluşan beyazlıklar pamukçuk
 işaretidir ve bebekte emerken ağızda kalan süt artıklarından olur ve çoğunlukla kusan bebeklerde görülür bunu önlemek için her emme sonrası kaynamış su ile ağız ve ağız içi temizlenmelidir.
 
                                                                                                  
 
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Son >>

Sayfa 5 / 9
BilCELL Bilgisayar letiim - Bodrum Web Tasarm Bilgisayar Cep Telefonu Iphone Notebook Tamiri Sat Kampanyas Bodrum Servis ve Servisi
Copyright © 2010 BilCELL.® All rights Reserved.