MESAİ SAATLERİMİZ

Telefon Numaralarımız;
+90 252 317 05 28
Mesai Saatlerimiz;
Hafta İçi: 09:00-17:00
Cumartesi: 09:00-13:00
Acil Durumlarda 24 Saat GSM' numaralarımızdan Ulaşabilirsiniz...

Haberler

Büyümüş Lenf Bezleri Çocuklarda lenf bezleri, genelde enfeksiyonlar sırasında şişerek özellikle boyunda gözle görülen, ele gelen kitlelere yola açarlar. Bu durum, anne babayı kaygılandırır, kötü olasılıkları akla getirir. Bu yazıda, büyümüş lenf bezleri hakkında bilinmesi gereken önemli noktalara değineceğiz. Lenf bezleri, vücudumuzun savunma sisteminin önemli bir parçasıdır. Enfeksiyonlarla savaşmak için gerekli antikorları üreten hücreler, bu bezlerde bulunur. Bir enfeksiyon sırasında, o bölgeye yakın lenf bezleri aktifleşir, büyürler ve savunma hücreleri ve antikorların üretimi artar. Böylece, vücut enfeksiyon etkenine karşı korunmuş olur. Çocukların bağışıklık sistemi, sık sık önceden karşılaşmadığı mikroplarla karşılaşmakta, onlarla baş etmeye çalışırken vücudun normal bir reaksiyonu olarak lenf bezleri büyümektedir. Belli bir bölgede büyümüş lenf bezleri, genellikle çevre dokulardaki enfeksiyonlara veya o bölgedeki cilt bütünlüğünü bozan kesik, yanık, çizik, sinek ısırığı gibi olaylara bağlıdır. Baş, boyun bölgesi çocuklarda büyümüş lenf bezlerinin en sık görüldüğü yerlerdendir. Anjin, diş veya dişeti enfeksiyonları, ağız içindeki başka enfeksiyonlar buna neden olur. Kafatasının arka bölümü, kulak arkasındaki bezlerde büyüme; bu bölgeyi ilgilendiren enfeksiyonlarda, kızamıkçık gibi bazı döküntülü hastalıklarda görülür. Eğer vücuttaki lenf bezlerinde yaygın bir büyüme saptanırsa, bu durumun nedenleri Enfeksiyonlar Bazı romatizmal hastalıklar İlaçlara reaksiyon Lösemi gibi hastalıklar olabilir. Bazen de lenf bezleri kendileri iltihaplanabilir ( bu duruma lenfadenit denir ). Bu durumda lenf bezi hızla büyür, üstünde kızarıklık, ısı artışı fark edilir. Antibiyotikle tedavi edilmesi gerekli olur. Eğer lenf bezi şişmiş, ısı artışı veya kızarıklık yoksa izleme alınır. Neden olan enfeksiyon geçtikten 1-2 hafta sonra, küçüldüğü görülür. Ancak küçük çocuklarda, bu süreç bazen aylar alabilmektedir. Eğer tüm vücutta lenf bezlerinde büyümeler varsa Beraberinde ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri varsa Şişmiş lenf bezi giderek büyüyorsa Ele sert ve hareketsiz geliyorsa Büyüklüğü 1 cm’den fazlaysa, gerekli araştırmaların yapılabilmesi için zaman kaybetmeden doktora başvurmak gereklidir  ? Details...

Orta Kulak İltihabı (Akut Otit Media) Özellikle küçük yaşta çocuğu olan aileler için orta kulak iltihabı ( tıbbi adıyla otit ) ne yazık ki, çok tanıdıktır. Küçük çocukları en sık doktora getiren enfeksiyon sebeplerinden biri orta kulak iltihabıdır. Ani ağlamalar, şiddetli kulak ağrısıyla aileyi de çocuğu da üzen bir tablodur. Neden Çocuklarda Orta Kulak İltihabı Sık Görülür? Çocuklarda, özellikle 6 ay- 2 yaş arası, başka bir risk faktörü olmasa da anotomik olarak östaki tüpleri (genizden orta kulağa uzanan tüp), erişkindekine göre daha kısa ve yatay olduğu için, burun veya boğazdaki mikroplar kolayca orta kulağa kadar ilerleyebilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi henüz yeni gelişmekte olduğundan sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirler, bu da orta kulak enfeksiyonuna zemin hazırlar. Diğer Risk Faktörleri Nelerdir? Sigara dumanına maruz kalmak Yatar pozisyonda biberonla beslenmek Yuva, kreş gibi kalabalık ortamlarda bulunmak Allerjik bünye- özellikle inek sütü, ev tozu allerjileri Kulağa Su Kaçması Orta Kulak Enfeksiyonuna Yol Açar mı? Hayır. Mikrop kulağa dışarıdan değil içeriden (boğazdan) gelip enfeksiyona yol açar. Annelerin, banyoda kulağına su kaçırıp kulağının iltihaplanmasına yol açtım diye üzülmesine gerek yoktur! Nasıl Anlaşılır? Derdini anlatabilen yaşta bir çocuksa, zaten kulak ağrısını tarif edecektir. Özellikle gece, yatınca artan veya aniden uykudan uyandıran bir ağrı görülebilir. Daha küçük çocuklarda ise, huzursuzluk, ağlama, uyuyamama kulak ağrısına işaret edebilir. Kulakla oynama, kulağı çekiştirme bebeklerde her zaman kulak iltihabı demek değildir. Çoğu bebek bunu sırf meraktan veya diş çıkarırken yapar. Gerçekten iltihap olduğunda ise, çoğu zaman kulağı ellemeyecek veya elletmek istemeyecektir. Ateş görülebilir. Kusma, ishal görülebilir. Bazen kulaktan kanlı veya iltihaplı akıntı görülebilir. Bu yakınmalarla doktora gittiğinizde, doktorunuz kulak muayenesi ile kesin tanıya ulaşacaktır. Otit Nasıl Tedavi Edilir? Tedavide temel amaç, ağrı kesiciyle çocuğu rahatlatmak ve antibiyotikle enfeksiyonu ortadan kaldırmaktır. Tedavide doktorun önerdiği süre ve doza uymak önemlidir. Korunmak İçin Neler Yapılabilir? Öncelikle dengeli beslenme, uygun aşılama ile çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlü tutmalısınız. Anne sütü alan bebeklerin, diğer pek çok enfeksiyon gibi orta kulak iltihabına karşı da korunaklı olduğunu unutmamalı, ilk 6 ay bebeğinizi sadece anne sütüyle beslemelisiniz. Bebeğe yatar pozisyonda biberon vermemelisiniz. Özellikle yuva gibi kalabalık ortamlarda bulunan çocuğa el yıkama alışkanlığı kazandırmalısınız. Bebek ve çocukları sigara dumanından uzak tutmalısınız.  ? Details...

Kusma ve İshalli Çocuğa Yaklaşım Kusma ve ishal her yaşta çocukta sık görülen yakınmalardır. Aynı anda başlayabilir veya kusmanın ardından ishal gelebilir. Kusma ve ishalin pek çok nedeni olabilir, ancak en sık kusma nedeni sindirim sistemine alınan bir virüs veya yenilen gıdalardır. İshal de en sık yenilen gıdalardan, enfeksiyondan veya antibiyotik alımından ortaya çıkar.  Kusma anne babaları en çok endişelendiren belirtilerden biridir. Bu endişe ve panikle de bazen yanlışlar yapabilirler. Örneğin çocuğun susuz kalacağından korkup hızla birşeyler içirmeye çalışmak doğru değildir. Evet, sıvı alması gerekmektedir, ama bunun yavaş yavaş, yudum yudum olması emilebilmesine olanak sağlayacaktır. Yemek için teklifte bulunmamak en iyisidir. Altta ciddi bir neden yoksa, çoğu kusma yaklaşık 12 saatte geçecek, çocuk rahatlayacaktır. Yudum yudum vereceğiniz sıvı, su veya doktorunuzun önereceği tuz-şeker karışımı olabilir. Kusma azalınca sıvı verme hızını arttırabilirsiniz. Ancak, çocuğun susuz kaldığından endişe ediyorsanız, kaybını yerine koyamadığınızı düşünüyorsanız, hemen doktorunuza ulaşmalısınız. Sindirim sistemine aldığımız virüsler, önce kusma ardından ishale yol açarlar. İshalde de çocuğun sıvı kaybını karşılamak çok önemlidir. Eğer, ishalle kaybettiği sıvıyı verdiğiniz içeceklerle telafi edebiliyorsanız, ne kadar sık gaita yapsa da sorun olmayacaktır. Eğer, yemek istiyorsa, barsak hareketlerini hızlandırmayacak muz, şeftali, elma, patates, ekmek, pirinç, yoğurt ( özellikle probiyotik yoğurt ) gibi gıdalar verebilirsiniz. Eğer hasta anne sütü alan bir bebekse, emmeyi sürdürmekte fayda vardır, böylece ishali daha kolay atlatacaktır. Kusma ve ishal durdurucu ilaçları, doktorunuz genellikle önermeyecektir. Çünkü; kusma ve ishal vücudun kendini rahatsız eden maddeyi uzaklaştırması için faydalı mekanizmalar olarak kabul edilmektedir.  ? Details...

BEŞİNCİ HASTALIK Beşinci hastalık, parvovirüs B19 adlı virüsün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır. Özellikle 5-15 yaş arası çocuklarda görülür. Çocuklarla temasta olan, önceden bu virüsle karşılaşmamış erişkinlerde de görülebilir. Beşinci Hastalık Nasıl Bulaşır? Nasıl Belirti verir?  Hastalık etkeni olan virüs, kişiden kişiye hava yoluyla, örneğin aksırık, öksürükle bulaşır. 1-3 hafta kadar süren kuluçka döneminden sonra gribe benzer yakınmalar ortaya çıkar. Hasta kişi bu dönemde çevresi için bulaşıcıdır. Ardından yanaklarda tokat atılmış görünümü veren bir kızarıklıkla döküntü başlar. Birkaç gün içinde kol ve bacaklarda dantel görünümlü bir döküntü ortaya çıkar. Nadiren vücuda da yayılabilir. Beşinci hastalığın döküntüsü kaşıntılıdır. Hastalığı erişkin yaşta geçirenlerde, kadınlarda daha sık olmak üzere eklemlerde ağrı ve şişlikler görülebilir. Ateş, halsizlik olabilir. Bazen de hiç belirti vermeden geçirilebilir. Döküntü yaklaşık 1 hafta kadar sürer. Sonraki birkaç haftada; ısı değişiklikleri, stres, efor gibi tetikleyicilerle döküntünün tekrar çıkıp kaybolduğu görülebilir. Hastalığı geçiren kişi ömür boyu bağışıklık kazanacaktır. Beşinci Hastalık Tehlikeli midir? Beşinci hastalık, bazı riskli kişiler dışında tehlikeli bir hastalık değildir, masum bir döküntülü hastalıktır. Bu riskli gruplar: Önceden virüsle karşılaşmamış hamileler ( Hamile kadın virüsü alırsa %5 olasılıkla bebeğe de geçebilir. Bu durumda bebekte ciddi kansızlıklara yol açabilir. Düşük veya ölü doğumlara da neden olabilir. ) Bağışıklık sistemi zayıf hastalar Kronik kansızlığı olan hastalardır. Beşinci Hastalık Nasıl Tedavi Edilir? Viral bir hastalık olduğundan etkene yönelik tedavisi yoktur, kendiliğinden geçer. Ancak ateş veya kaşıntı için rahatlatıcı ilaçlar önerilebilir. Hastayı serin tutmak, serin suyla duş yaptırmak kaşıntıya iyi gelecektir. Tedavi gerektiren diğer döküntülü hastalıklardan, ilaç ve gıda alerjilerinden ayrılması için doktor tarafından görülmesi uygun olacaktır.   ? Details...

Altıncı Hastalık ( Roseola İnfantum ) Anne babaların altıncı hastalık adıyla tanıdığı Roseola, herpes ailesinden bir virüsün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır.  Ateş nedeniyle hastaneye götürülen bebeklerde sık görülen bir enfeksiyondur. En sık 6-18 aylar arasında, bazen diş çıkarma ile birlikte görülür. Önce, bebekte 40 dereceye varabilen bir ateş görülür.( Diş çıkarma tek başına asla bu kadar yüksek ateş yapmaz ) Ateşin bu kadar yüksek olması, anne babayı endişelendirir. Bu endişe oldukça haklıdır, çünkü ateşe hassas bebeklerde ateşli havaleler görülebilir. Ateş düşürücü alınca, bebeğin biraz daha keyifli olduğu görülür. Bu yüksek ateşli dönem, 3-4 gün sürebilir. Bu sırada bebekte yapılan muayenede, tanı koydurucu belirgin bir bulgu saptanmaz. Ateşli dönemin ardından, aniden ateş kaybolur ve özellikle gövde, boyun ve kollarda soluk kırmızı döküntü ortaya çıkar. İşte artık ateşin nedeni ve hastalığının adı belli olmuştur. Bağışıklık sistemi normal olan çocuklarda, herhangi bir komplikasyona yol açmaz   ? Details...

Hepatit B Hepatite yol açan virüslerden biri de Hepatit B virüsüdür. Ancak; Hepatit A'dan farklı olarak ciddi bir enfeksiyona yol açar, kronik karaciğer hasarına, ölümcül komplikasyonlara neden olabilir. Ne yazık ki, ülkemiz Hepatit B 'nin sık görüldüğü ülkeler arasında yer almakta, bazen taşıyıcılar rutin kontrollerde tesadüfen saptanmaktadır. Mikrobu taşıyan anne, doğum sırasında bebeğe bulaştırabilir. Ayrıca, kan ve vücut sıvılarıyla temasla, cinsel yolla da bulaşır. Hepatit B virüsü, anne sütüyle bulaşmamaktadır. Mikrop alındıktan yaklaşık 6 hafta sonra belirtiler görülebilir. 1-2 ay sürebilir, bazen hiç belirti olmayabilir. İştahsızlık, halsizlik, döküntü, eklem ağrısı, sarılık görülebilir. Kronik karaciğer hasarına yol açabilir, kronik taşıyıcılık gelişebilir, yıllar içinde karaciğer kanseri, siroz gibi komplikasyonlarla ölümcül olabilir.  Kesin tanı, kan testiyle konur. Gebelikte annenin hepatit B kan testlerinin yapılması ihmal edilmemelidir. Çünkü anne taşıyıcı bile olsa, yenidoğan bebeği hemen yapılacak aşı ve immunglobülin ile korumak mümkündür. Kesin bir tedavisi yoktur. Enfekte kişi, uzun dönemde takibe alınır. Bebeklere doğar doğmaz başlanan aşı ile ( toplam üç doz ) korunma mümkündür.    ? Details...

Bebeklerde Reflü   Bebeklerde Reflü  Mide içeriğinin sindirim borusuna geri kaçması olarak tanımlanan REFLÜ her yaşta çocuk ve erişkinde görülse de, en sık olarak görüldüğü dönem bebeklik dönemidir. Bebeklerde Reflü Neden Sık Görülür? Normalde sindirim borusunun alt ucundaki kaslar gevşeyerek gıdaların mideye geçişine izin verir, ardından kasılarak geri kaçışa engel olur. Bebeklerde, bu kapakçık mekanizması henüz yeterince çalışmamaktadır. Bebeklerin sıvı gıdayla beslenmeleri, çoğunlukla yatar pozisyonda olmaları da reflüyü kolaylaştırmaktadır. Fizyolojik Reflü Nedir? Bebekte, sık görülen reflü çoğunlukla fizyolojiktir, yani hastalık olarak kabul edilmez. Bu bebekler iyi beslenip kilo alırlar, keyifleri yerindedir. Sadece aile çok kustuğundan şikayetçidir. Bebek büyüdükçe, katı gıdalara geçtikçe, mide girişindeki kapakçık daha iyi çalıştıkça kusma giderek azalacaktır. Böyle bebeklere, tedavi vermek gerekmeyecektir. Reflü Ne Zaman Hastalık Olarak Kabul Edilir? Eğer çok kusan bebek, iyi kilo alamıyorsa veya asitli mide içeriğinin sindirim borusunu, akciğerleri tahriş etmesi nedeniyle aşağıdaki belirtilerin bazılarını gösteriyorsa, reflü hastalığından söz edilebilir. Beslenme sonrası veya yatarken aşırı huzursuzluk Aç olmasına rağmen az miktar emip bırakma Ağızdan aşırı miktarda salya akıtma Aşırı ağlamalar ( bazen gaz sancısı ile karışabilir ) Hırıltı, geçmeyen öksürük, tekrarlayan zatürreler Kronik ses kısıklığı Reflü Ne Zamana Kadar Sürer? Bebek büyüdükçe, büyük olasılıkla, reflü azalıp kaybolacaktır. İlk 6 ayda düzeldiği gibi 18-24 aya kadar süren reflüler de görülmektedir. Tüm vakaların % 80‘i, 2 yaşa kadar kendiliğinden geçmektedir. Reflü Nasıl Tedavi Edilir? Çoğu bebekte ilaca gerek kalmadan, aşağıdaki basit önlemlerle rahatlama sağlanabilir. Sık sık, az az besleme Beslenme sırasında sık sık gaz çıkarma Mümkün olduğunca anne sütüyle besleme ( mamaların içerdiği inek sütü proteinine karşı alerji de, reflüye yol açar) Yatarken başın biraz yüksekte olması reflüyü azaltacaktır. Mama ile beslenen bebeklerde daha koyu kıvamlı özel mamalar denenebilir. Bu önlemlerle yanıt alınamazsa, önce ilaç tedavisi, çok nadiren de cerrahi tedavi gerekli olabilir.  ? Details...

İnmemiş Testis Erkek bebekte, doğum öncesi karında olan testisler ( yumurtalıklar), 32-36 gebelik haftalarında skrotuma ( torbaya ) inerler. Ancak, bazı bebeklerde doğumda bu iniş tamamlanmamış olabilir. Eğer, bebeğin testisleri normal yerinde ele gelmiyorsa, kasıkta kalmış olabilir, skrotumun üstünde ele gelirler. Bazen de testisler, karın içinde olabilirler veya hiç gelişmemiş olabilirler. İnmemiş Testis Kimlerde Görülür? İnmemiş testis, anne karnındaki normal süreyi tamamlamadan doğan prematür bebeklerde daha sık görülmektedir. Doğumda Yerinde Olan Testisler Sonradan Yukarı Çıkar mı? Bazı çocuklarda, testisler bebeklikte yerinde olup çocuk büyüdükçe, testisleri karına birleştiren bağın yeterince hızlı büyümemesi sonucu yukarıda kalabilirler. Bu yüzden anaokulu, ilkokul çağındaki erkek çocukların testisleri de kontrol edilmelidir. Retraktil Testis Nedir? Bazı çocuklarda ise, retraktil testis denilen, bazen skrotuma inen bazen de yukarı kaçan testisler görülebilir. Eğer, testis günün büyük bölümünde skrotum dışında kalıyorsa, bunu da inmemiş testis gibi kabul edip tedavi etmek hastanın lehine olacaktır. İnmemiş Testisin Yol Açtığı Riskler Nelerdir? İnmemiş testis, ileride kısırlık veya kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Bazen kasık fıtığıyla da birlikte olabilir. Ne Zaman Tedavi Edilir? Nasıl Tedavi Edilir? İnmemiş testislerin çoğu ilk 3 ayda, bir bölümü de 3-6 ay arasında normal yerine iner. 6 ayda inmeyen testisin tedavi edilmesi gereklidir. Bazen hormon tedavisi denenir, ancak kesin tedavi ameliyattır. Operasyon ile testis normal yerine getirilir. Ameliyatın mümkün olan en kısa zamanda, tercihen 1 yaşı geçmeden yapılması uygun olur.  ? Details...

Tüberküloz Her ne kadar çocuk hastalıkları başlığı altında ele alsak ta, aslında tüberküloz (verem) tüm dünyada her yaştan kişiyi tehdit eden yaygın bir hastalıktır. Özellikle akciğerleri etkileyen bakteriyel bir enfeksiyondur. Kişi mikropla karşılaştıktan sonra, bağışıklık sistemi onunla savaşır. Üstesinden gelemezse bakteri akciğerlere yerleşir.Bazen de belirti vermeden yıllarca vücutta kalıp yıllar sonra hastalık alevlenebilir. Bağışıklık sistemi henüz zayıf olduğundan bebekler ve kalabalık, pis ortamlarda yaşayan, iyi beslenemeyen çocuklar hastalık için en riskli gruplardır. Belirtiler Nelerdir? Öksürük, kanlı balgam, hafif ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, terleme, göğüs ve sırt ağrısı, parmaklarda çomaklaşma görülebilir. Ayrıca, tüberküloz vücutta farklı bölgeleri etkileyip menenjit, eklem iltihabı da yapabilir. Etkilenen bölgeye göre belirtiler de farklılık gösterir. Tanı koymak için doktorunuz bir cilt testi isteyecek, şüphe varsa akciğer filmi çektirecek, bazı kan testleri yaptıracak, mikrobun varlığını kanıtlayacak testleri görmek isteyecektir. Tüberküloz, hasta kişinin aksırık ve öksürüğünden bulaşır. Çocuklar, genellikle mikrobu erişkinlerden alırlar. Hasta bir çocuğun yaşıtlarına mikrobu bulaştırma riski çok düşüktür. Tedavi başlandıktan sonra 2-4 hafta daha bulaşıcılık sürebilir. Tedavi 1 yıl kadar uzun sürebilir.  BCG aşısıyla tüberkülozdan korunmak mümkündür.  ? Details...

Suçiçeği Suçiçeği, varisella- zoster virüsünün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır. En sık ilkokul çağındaki çocuklarda görülür, kış sonu ve ilbaharda salgınlar yapar.  Suçiçeğinin kaşıntılı, su dolu kabarcıklardan oluşan döküntüsü önce gövde ve yüzde başlar, ardından ağız içi dahil olmak üzere tüm vücuda yayılır. Hasta çocukta ateş, iştahsızlık, halsizlik görülür. Çok bulaşıcı bir hastalıktır. Solunum yolu ve yakın temasla bulaşır . Ev içi temasta bulaşma riski % 80-90 'dır. Tüm döküntü kabuklanana kadar ( yaklaşık 1 hafta ) bulaşıcıdır. Hasta çocuk 1 hafta sonra okula gidebilir. Hastayla temastan 10-21 gün sonrasında da diğer çocuklarda döküntü başlar. Hasta çocuğun izole edilmesi önemlidir, ancak döküntü başlamadan 1-2 gün öncesinde de bulaşıcı olduğundan diğerlerini tam olarak korumak için yeterli olmayacaktır.  1 yaşı dolduran çocuklar aşıyla korunabilir. Suçiçeği geçirmemiş hamileler, yenidoğan bebekler, bağışıklık sistemini zayıflatan herhangi bir hastalığı olanlar suçiçeği ile temastan kaçınmalıdırlar. Hastalığın sık görülen ateş, kaşıntı gibi yakınmalarına karşı doktorunuz bazı ilaçlar önerecektir. Özellikle kaşıntının önlenip cilt döküntüsünün iltihaplı yaralara dönüşmesi engellenmelidir.  ? Details...

--= NFSP =--

Yenidoğan Sarılığı Yenidoğan sarılığı, bebeklerde yaşamın ilk haftasnda sık görülen bir sorundur. Sağlıklı bebeklerdeki normal sarılığa ' Fizyolojik Sarılık ' denir. Sarılığa, bilirubin adlı bir maddenin kan düzeyinin artışı yol açar. Kırmızı kan hücrelerimizin parçalanmasıyla oluşan bilirubin, yenidoğan bebeklerin bazılarında vücuttan atılamaz ( Karaciğer henüz yeterince olgunlaşmamıştır, veya bilirubin biraz fazla miktarda ortaya çıkmıştır) Sonuçta, bebeğin cildi ve göz aklarındaki sarı renk anne babanın dikkatini çeker. Sarılık, genellikle 2-3. günlerde yüzden başlar, giderek vücudun aşağı kısımlarına yayılır. Sarılığın ilk günde başlaması normal değildir, altta başka bir hastalık olabileceğine işaret eder. Yenidoğan sarılığı, bulaşıcı bir hastalık değildir. Doktora başvurduğunuzda, bir kan testi isteyerek bilirubin düzeyine bakacaktır. Sonuca göre, ya bebeği izleme alacak,ya belli bir dalga boyunda UV ışını alması için hastaneye yatıracak ( bu işleme fototerapi diyoruz ), ya da nadiren eğer değer çok yüksekse kan değişimi gerekecektir. Genellikle sarılık 7-10 günde kaybolur. Zor doğumlarda veya prematüre bebeklerde sarılık daha şiddteli olup daha uzun sürebilir. Bebeği sık sık emzirirseniz, barsakları daha sık çalışacak, bilirubin düzeyi daha kolay düşecektir. Toksik düzeylerde bilirubin, bebeğin beynine zarar verebilir, işitme kaybına yol açabilir. Bu nedenle, zaman geçirmeden doktora başvurup uygun tedavinin başlanması önemlidir.  ? Details...

DİL SEÇİMİ

English Arabic Bulgarian Croatian Czech Danish Dutch Finnish French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Norwegian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Swedish Catalan Filipino Hebrew Indonesian Latvian Lithuanian Serbian Slovak Slovenian Ukrainian Vietnamese Albanian Estonian Galician Hungarian Maltese Thai Turkish

İSTATİSTİK

BUGÜN467
DÜN776
BU HAFTA1243
BU AY8161
TOPLAM856583

(C) BilCELL
Doktorun Notları
Bronşiolitler

BRONŞİOLİTLER

2-3 gündür devam eden burun akıntısı,öksürük,huzursuzluk,iştahsızlık ve hafif ateşin
ardından nefes darlığı,sesli soluma,her nefes verirken göğüsten hışıltı sesi gelmesi
kaburgalar arasında çekilme,göğüs kafesinin ön kemiğinin içeri doğru batıp çıkması,
bronşiolit olarak değerlendirilir.Soluk sayısı çok sıktır .Dakikada 60-70 kere olur.
    Bu hışıltının zaman zaman arttığı hissedilir,tedavi edildiğinde 7-10 günde iyileşir
edilmediğinde ise zamanla durum daha kötüleşir ve solunum ve kalp yetmezliği zamanla gelişebilir.
     Bronşiolit genellikle 2 yaştan küçük çocuklarda özellikle de 2-7 ay arası bebeklerde
sık görülür,özellikle 1 yaş altındaki çocuklarda hastalık ağır seyrettiği için buhar tedavisi veya hastaneye yatırma gerekliliği doğar.
Bronşiolit oluşma sebepleri:
En sık bronşiolit yapan etken RSV denilen bir virüstür,bu aynı mikropla kirlenmiş eşyalardan veya hasta kişilerin öksürmesi ile damlacık yolu ile bulaşır.özellikle:
_Okul çağında kardeşi olanlar
_Kreşe giden çocuklar
_Kalabalık şehirde yaşayanlar
_Herhangi bir sebepten hastaneye yatanlar
_Ailede sigara kullanımı olanlar
_odun sobası yakılan evde yaşayanlar
risk altındaki çocuklardır.
Tedavi:
Hasta muayene edilip bronşiolit tanısı konulduktan sonra mevcut olan hastalığın ve nefes darlığının ciddiyetine göre tedavi verilir.Çok hafif ve geç kalınmamış vakalarda genellikle buhar tedavisi gerekmez,eve öksürük nefes rahatlatıcı ve diğer bronşiolit için gerekli tedavi verilir ve 1 hafta sonra kontrole çağırılır,tedavi esnasında bol su almalı,yemesi için çok zorlanmamalı,yanında sigara içilmemeli,kirli havalardan ve kalabalık ortamlardan kaçınılmalıdır.
Daha ciddi ve nefes darlığının olduğu durumlarda solunum yollarına maske ile verilen
inhalasyon tedavisi verilir;bu tedavide bronş açıcı ilaçlar nebulizör denilen elektrikli aletin haznesine konulur,bu ilaç makinenin yardımı ile küçük partiküllere bölünerek
bir nevi buhar haline gelir ve çocuğun soluk yoluna maske yardımıyla verilir,ilacın kaç kere verileceğine doktor karar verir,gerekirse aynı ilaç 3-4 kere tekrarlanır,veya farklı türden ilaçlar ardı ardına verilir,ayrıca iğne şeklinde nefes açıcılar da tedaviye eklenebilir,bu tedavi ile nefes darlığı rahatlayan çocuğa eve de nefes açıcı ilaç verilir,ancak nefes darlığı evde düşük bir olasılıkla da olsa tekrarlayabilir,aynı inhalasyon tedavisi yeniden yapılabilir veya durum ağırlaşıyorsa hastaneye yatırılarak gerekirse inhalasyon tedavisi hastanede 4 saatte bir tekrarlanır ve serum takılarak
nefes açıcı ilaçlar serum içine de katılabilir.
 
                                                                         Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
Aşı Programı

Hastanemizin Aşı Programı

 Doğum           Hepatit B 1.doz
   1 .ay                Hepatit  B 2.doz
   2.ay                 BCG
   2.ay                 Karma+Menenjit 1.doz+rotavirüs
                           Pnomokok(zatüre)aşısı 1. doz
   4.ay                 Karma+Menenjit 2.doz+rotavirüs
                           Pnomokok(zatüre)aşısı 2. doz
   6.ay                 Hepatit B 3. doz+rotavirüs
                           Karma+Menenjit 3.doz
                           Pnomokok aşısı 3.doz
   12.ay               Kabakulak,kızamık,kızamıkçık
                           (MMR)+Pnomokok 4. doz
   13.ay               Suçiçeği
   14.ay               Hepatit A 1. doz
  18.ay               Karma+Menenjit 4. doz
  20.ay               Hepatit A 2. doz
  5 yaş                Suçiçeği aşı tekrarı
 12 yaş              MMR ve 9 yaştan itibaren rahim       
                          ağzı kanser aşısı(HPV aşısı 3 doz)
Her yıl  eylül,ekim aylarında grip aşı(isteğe bağlı)
  
                                           
 
Anne Sütü ve Emzirme 2

 EMZİRMEYLE İLGİLİ GÖĞÜSTEKİ SORUNLAR

Göğüs Çatlakları:
Göğüs uçları çatladığında yanma,sızama,ağrı ve bazen de emerken çatlaklardan kan
gelmesi mümkündür,bunun asıl sebebi bebeğin göğse iyi tutturulamaması dolayısıyla
bebeğin yalnızca göğüs ucunu emmesidir,çatlakların tedavisi bebeğin göğse, doğru
teknikle tutturulması,emdikten sonra göğüsün kaynamış suyla temizlenip ,kurutulup
kapatılmasıdır.Pomatların etkinliği halen tartışılmaktadır.
Süt Kanallarının Tıkanması:
Göğüsler gergin ve sütle doludur,tıkalı bölge ödemli ,şiş ve kırmızıdır,deri parlaktır,
annede ateş olabilir ama 24 saatten fazla sürmez,tedavisinde bebeğin, göğsü iyi
emmesi sağlanmalı ve göğüs iyice boşaltılmalıdır,bunu için gerektiğinde süt pompası
kullanılabilir,ılık duş,göğse sıcak ve kuru havlu kompresi ve göğse masaj da önerilir.
İltihaplı Meme:
Tıkalı süt kanalı bölgesinde zamanla enfeksiyon gelişir ,iltihaplı göğüste sertlik,şişlik,
ağrı,ateş,ve ayrıca vücutta ateş belirir,annenin genel durumu kötüleşir,bu durum meme
ucu çatlaklarından mikrop girmesiyle de oluşur,tedavisinde bebeğin emmesine kadın doğum doktorunun tavsiyesine göre gerekirse ara verilir , göğüs pompa ile boşaltılır,anneye ilaç tedavisi başlanır ve istirahatı sağlanır.
 
                                      ANNENİN BESLENMESİ
Anne sütünü artırmak için bol su ve sulu gıdalar(hoşaf,ayran,limonata,süt,şerbet,meyve
suları,boza)içilmelidir,bu miktar günde toplam 4 lt olmalıdır,çay ve kahve tavsiye edilmez.
Ayrıca sütün artması için bebeğin sık sık emmesi,annenin moralinin iyi olması da gerekir
Lohusalıkta annenin kalorisi bol gıdalarla beslenmesi,protein ve vitaminli besinler alması ve gerekirse ekstradan vitamin ilacı takviyesi alması gerekir,ısırgan otu çaylarının da anne sütünü artırmadaki etkisi kanıtlanmıştır.Sütü artıran gıdalar olarak karbonhidratı bol olan pekmez bal,helva ve şerbetli tatlılar,bol soğanlı yemekler bulgur, çiğ kuru soğan,üzüm,üzüm suyu,incir gibi meyveler önerilir,ayrıca annenin bol bol dinlenmesi de önemlidir.
 
                                  0-4 AY ARASI OYNANABİLECEK OYUNLAR
 İlk aylarda bebekler oyuncağa ihtiyaç duymazlar,bu dönemde bebeğin en çok ihtiyaç duyduğu
şey anne ve babasının ilgisidir,onunla bol bol konuşun,ve ona mümkün olduğunca fazla zaman
ayırın.
Yüz yüze oynanan oyunlar:
2 hafta ile 2 ay arası bebeklerin en favori oyunları yüz yüze oynanan oyunlardır,bebek sakin ve
uykusunu almışken onun dikkatini en iyi verebileceği uzaklıkta (20-25 cm) durun ve dilinizi
olabildiğince dışarı çıkartın,bebeğiniz dilini oynatmaya başladığında hatta dışarı çıkardığında
beklenen başarıyı yakaladınız demektir,aynı oyunu ağzınızı sonuna kadar açarak veya dudağınızı
büzerek de yapabilirsiniz,bir süre sonra bu hareketleri onun da yaptığını göreceksiniz.
Ayna oyunları:
Karşılıklı mimiklerin taklit edilmesidir,bebeğiniz kaşlarını çattığında,gözlerini ya da ağzını
açtığında ya da suratını buruşturduğunda bu ifadeyi abartarak tekrarlayın,bebek böylece kendi
suratını sizde görür,taklit edilmek bir bebeğin kendinin farkına varma duygusunu tetikleyen güçlü
bir uygulamadır.
                                                                    Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
                

 
 
 
 
 
 
                                                                                                         
 
Anne Sütü ve Emzirme 1

 ANNE SÜTÜ İLE BESLEME

Bebekler ilk 6 ayları dolana kadar sadece anne sütüyle beslenmelidirler.Eğer aylık
 takiplerinde anne sütünün yetmediğini gösteren bulgular varsa o zaman ek bir mama
 takviyesi yapılabilir.
Neden özellikle anne sütü ?
_Doğal kaynaklı olup,bebeğin sağlıklı gelişimi için en uygun besin olması
_İçerdiği proteinlerin bebek için en ideal proteinler olması ve allerjik olmaması
_İçerdiği proteinlerin bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve mikroplara karşı direnç
 kazanması için gerekli proteinler olması
_İçindeki kalsiyum ve demir miktarlarının bebeğin gelişimi için yeterli olması
_İçindeki tuz miktarının bebeğin böbreklerine fazla yük getirmeyecek oranda olması
_İçindeki yağların beyin gelişimini en iyi sağlayacak nitelikte olması
_en ekonomik gıda olması
Anne sütünün ileriki yaşama etkisi;
_Aşırı şişmanlık ve kalp hastalıkları sıklığını azaltır
_Konuşma problemleri az olur
_IQ (zeka düzeyi) yüksek olur
_Çene ve ağız gelişimine ait problemler ve diş çürümeleri az olur
_Orta kulak iltihapları sıklığı azalır
_Allerjik hastalıklar ve kronik barsak iltihabı hastalıkları sıklığı az olur
_Tip 1 şeker hastalığı sıklığı seyrek görülmektedir
                                  EMZİRME TEKNİĞİ
_Anne koltuğa dik olarak oturmalı ,sırtına yastık dayamalı
_Bebek anneye olabildiğince yakın durmalı
_Anne göğüs ucunu iki parmağı ile kavrayıp bebeğin ağzının içine ittirmeli
_Bebek yalnızca göğüs ucunu değil anne göğsünün kahverengi duran kısmını
 çoğunluğunu ağzına almalı
_Bebeğin çenesi anne göğsüne dayalı,alt dudağı düşük ,dili öne itili olmalı
 (bu pozisyonda bebek anne göğsüne sağma hareketi yapar ve kanallardan süt
   akışını sağlayabilir)
_Bebeğin yutma hareketi gözle görülmeli ve duyulmalıdır.
Emzirirken şunlara dikkat edelim:
 Emzirmeden önce anne ellerini yıkamalı ve göğüs kaynamış ılık bir suyla silinmelidir.Her
öğünde mutlaka her iki göğüs de emzirilmelidir ve her bir göğüste 10 'ar dakika
kalmalıdır,meme verme esnasında göğüse masaj yapılarak sütün gelmesi kolaylaştırılır,
bebeğin rahat nefes alması için burun deliğinin kapalı olmaması sağlanır,ayrıca burun
tıkanıklıklarında emmeden önce 1-2 damla serum fizyolojik damla damlatılabilir.Emme
sonrası göğüs uçları kaynamış suyla silinip öyle kapatılmalıdır,emdikten sonra bebek dik
 pozisyonda omuza yatırılır ve gazı çıkarıldıktan sonra yan olarak beşiğine konur eğer kusması yoksa bebek yastıksız yatırılır,kusma varsa altına ince bir yastık konarak yatırılır
ince bir yastık olması onun daha rahat uyumasına,gazını rahat çıkarmasına,kusma
problemlerinin önlenmesine yardımcı olur,ağız içinde oluşan beyazlıklar pamukçuk
 işaretidir ve bebekte emerken ağızda kalan süt artıklarından olur ve çoğunlukla kusan bebeklerde görülür bunu önlemek için her emme sonrası kaynamış su ile ağız ve ağız içi temizlenmelidir.
 
                                                                                                  
 
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Son >>

Sayfa 5 / 9
BilCELL Bilgisayar letiim - Bodrum Web Tasarm Bilgisayar Cep Telefonu Iphone Notebook Tamiri Sat Kampanyas Bodrum Servis ve Servisi
Copyright © 2010 BilCELL.® All rights Reserved.