MESAİ SAATLERİMİZ

Telefon Numaralarımız;
+90 252 317 05 28
Mesai Saatlerimiz;
Hafta İçi: 09:00-17:00
Cumartesi: 09:00-13:00
Acil Durumlarda 24 Saat GSM' numaralarımızdan Ulaşabilirsiniz...

Haberler

Lösemi Nedir?  Lösemi, bağışıklık sistemimizin önemli bir parçası olan beyaz kan hücrelerinin ( alyuvarlar ) kontrolsüz çoğalması sonucunda oluşan bir çeşit kanserdir. Çocukluk çağında en sık görülen kanser türüdür. En çok görüldüğü yaşlar 2-8 yaşları arasıdır. Lösemide, kemik iliğinde çok sayıda anormal hücre kontrolsüzce çoğalır ve normal kan hücrelerinin yerini alır. Bu nedenle hasta, enfeksiyon ve kanamaya açık hale gelir. Kemik iliğinden başlayan lösemi, vücudun farklı yerlerine de yayılabilir. Çocukluk çağında en sık ALL ( Akut Lenfoblastik Lösemi ) denilen türü görülmektedir. Löseminin Nedeni Nedir? Löseminin nedeni kesin olarak bilinmiyor. Ancak, bazı risk faktörlerinden bahsedilebilir. Down sendromu gibi bazı kromozomal hastalıklar, genetik yatkınlıklar, bazı viral enfeksiyonlar, yüksek doz radyasyona maruz kalmak, benzen türü kimyasal maddelere maruz kalmak bu risk faktörleri arasındadır. Bu risklere sahip kişilerin tümünde lösemi görülmemektedir. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda, gebelik sırasında sigara içen annelerin çocuklarında artmış lösemi sıklığı saptanmıştır. Anne sütü almanın ise, çocuklarda lösemiden koruyucu etkisi olduğu düşünülmektedir. Löseminin Belirtileri Nelerdir? Soluk görünüm ( düşük kan değerlerine bağlı) Ateş İştahsızlık, halsizlik Kilo kaybı Kolay morarma ve kanama ( Burun kanaması, dişeti kanaması ) Gece terlemesi Kemik ve eklem ağrıları Düzelmeyen enfeksiyonlar Karında şişlik ( Karaciğer ve dalak büyümesine bağlı ) Lenf bezelerinde büyüme ( boyun, koltukaltı, kasıkta olabilir ) Lösemi Nasıl Tedavi Edilir? Çocukluk çağı lösemisi tedavi edilebilen bir hastalıktır. Hastalığın türüne göre bazı tedavi protokolleri uygulanmakta, uygun tedavi ve destekle iyi sonuçlar alınmaktadır. Kemoterapi ( ilaç tedavisi ): İlaçlar hap şeklinde, iğne şeklinde olabilir veya damardan serum içinde verilebilir. Bu ilaçların etkisiyle kötü huylu hücreler yok edilmektedir. Radyoterapi ( ışın tedavisi ) Kemik iliği nakli: Nadiren bazı hastalarda gerekebilmektedir.  � Details...

Katılma Nöbeti Katılma nöbeti, çocukluk çağında, özellikle 2 yaş civarında sık görülen, anne babayı korkutan, ancak neyse ki göründüğü kadar korkunç olmayan nöbetlerdir. Görülme sıklığı yaklaşık % 5 'tir. 6 aydan önce nadirdir, 5 yaş civarında da kaybolur. Nöbet öncesinde çocuğun keyfini kaçıran bir olay olur. Örneğin istediği birşeyin kendine verilmemesi, istediğini yaptıramaması gibi bir olay sonucu yaşadığı hayal kırıklığı veya kızgınlık, korku, canının yanması nöbeti tetikler. Çocuk ağlamaya başlar, ağlama sırasında aniden nefesini tutar, ardından morarır, katılır.Bir diğer türünde ise, rengi bembeyaz olur. Bilincini kaybeder, yaklaşık 30-60 sn içinde kendine gelir. İlk katılma nöbetinde, havale ile giden hastalıklardan ayırt etmek için çocuğun doktor tarafından görülmesi gereklidir. Demir eksikliği bu durumun görülme sıklığını arttıracağı için, tam kan sayımı kontrolü istenecektir. Çok sık tekrarlayan, ciddi nöbetler varsa, ilaç önerilebilir. Katılma nöbeti sırasında fazla ilgi göstermek, nöbetin tekrarlamasını teşvik eder. Bu nedenle; anne babanın çocuğun zarar görmeyecek bir pozisyonda olduğundan emin olduktan sonra, mümkün olduğunca kayıtsız kalması gereklidir  � Details...

Kusma ve İshalli Çocuğa Yaklaşım Kusma ve ishal her yaşta çocukta sık görülen yakınmalardır. Aynı anda başlayabilir veya kusmanın ardından ishal gelebilir. Kusma ve ishalin pek çok nedeni olabilir, ancak en sık kusma nedeni sindirim sistemine alınan bir virüs veya yenilen gıdalardır. İshal de en sık yenilen gıdalardan, enfeksiyondan veya antibiyotik alımından ortaya çıkar.  Kusma anne babaları en çok endişelendiren belirtilerden biridir. Bu endişe ve panikle de bazen yanlışlar yapabilirler. Örneğin çocuğun susuz kalacağından korkup hızla birşeyler içirmeye çalışmak doğru değildir. Evet, sıvı alması gerekmektedir, ama bunun yavaş yavaş, yudum yudum olması emilebilmesine olanak sağlayacaktır. Yemek için teklifte bulunmamak en iyisidir. Altta ciddi bir neden yoksa, çoğu kusma yaklaşık 12 saatte geçecek, çocuk rahatlayacaktır. Yudum yudum vereceğiniz sıvı, su veya doktorunuzun önereceği tuz-şeker karışımı olabilir. Kusma azalınca sıvı verme hızını arttırabilirsiniz. Ancak, çocuğun susuz kaldığından endişe ediyorsanız, kaybını yerine koyamadığınızı düşünüyorsanız, hemen doktorunuza ulaşmalısınız. Sindirim sistemine aldığımız virüsler, önce kusma ardından ishale yol açarlar. İshalde de çocuğun sıvı kaybını karşılamak çok önemlidir. Eğer, ishalle kaybettiği sıvıyı verdiğiniz içeceklerle telafi edebiliyorsanız, ne kadar sık gaita yapsa da sorun olmayacaktır. Eğer, yemek istiyorsa, barsak hareketlerini hızlandırmayacak muz, şeftali, elma, patates, ekmek, pirinç, yoğurt ( özellikle probiyotik yoğurt ) gibi gıdalar verebilirsiniz. Eğer hasta anne sütü alan bir bebekse, emmeyi sürdürmekte fayda vardır, böylece ishali daha kolay atlatacaktır. Kusma ve ishal durdurucu ilaçları, doktorunuz genellikle önermeyecektir. Çünkü; kusma ve ishal vücudun kendini rahatsız eden maddeyi uzaklaştırması için faydalı mekanizmalar olarak kabul edilmektedir.  � Details...

Büyümüş Lenf Bezleri Çocuklarda lenf bezleri, genelde enfeksiyonlar sırasında şişerek özellikle boyunda gözle görülen, ele gelen kitlelere yola açarlar. Bu durum, anne babayı kaygılandırır, kötü olasılıkları akla getirir. Bu yazıda, büyümüş lenf bezleri hakkında bilinmesi gereken önemli noktalara değineceğiz. Lenf bezleri, vücudumuzun savunma sisteminin önemli bir parçasıdır. Enfeksiyonlarla savaşmak için gerekli antikorları üreten hücreler, bu bezlerde bulunur. Bir enfeksiyon sırasında, o bölgeye yakın lenf bezleri aktifleşir, büyürler ve savunma hücreleri ve antikorların üretimi artar. Böylece, vücut enfeksiyon etkenine karşı korunmuş olur. Çocukların bağışıklık sistemi, sık sık önceden karşılaşmadığı mikroplarla karşılaşmakta, onlarla baş etmeye çalışırken vücudun normal bir reaksiyonu olarak lenf bezleri büyümektedir. Belli bir bölgede büyümüş lenf bezleri, genellikle çevre dokulardaki enfeksiyonlara veya o bölgedeki cilt bütünlüğünü bozan kesik, yanık, çizik, sinek ısırığı gibi olaylara bağlıdır. Baş, boyun bölgesi çocuklarda büyümüş lenf bezlerinin en sık görüldüğü yerlerdendir. Anjin, diş veya dişeti enfeksiyonları, ağız içindeki başka enfeksiyonlar buna neden olur. Kafatasının arka bölümü, kulak arkasındaki bezlerde büyüme; bu bölgeyi ilgilendiren enfeksiyonlarda, kızamıkçık gibi bazı döküntülü hastalıklarda görülür. Eğer vücuttaki lenf bezlerinde yaygın bir büyüme saptanırsa, bu durumun nedenleri Enfeksiyonlar Bazı romatizmal hastalıklar İlaçlara reaksiyon Lösemi gibi hastalıklar olabilir. Bazen de lenf bezleri kendileri iltihaplanabilir ( bu duruma lenfadenit denir ). Bu durumda lenf bezi hızla büyür, üstünde kızarıklık, ısı artışı fark edilir. Antibiyotikle tedavi edilmesi gerekli olur. Eğer lenf bezi şişmiş, ısı artışı veya kızarıklık yoksa izleme alınır. Neden olan enfeksiyon geçtikten 1-2 hafta sonra, küçüldüğü görülür. Ancak küçük çocuklarda, bu süreç bazen aylar alabilmektedir. Eğer tüm vücutta lenf bezlerinde büyümeler varsa Beraberinde ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri varsa Şişmiş lenf bezi giderek büyüyorsa Ele sert ve hareketsiz geliyorsa Büyüklüğü 1 cm’den fazlaysa, gerekli araştırmaların yapılabilmesi için zaman kaybetmeden doktora başvurmak gereklidir  � Details...

ÇOCUKLARDA ATEŞ ve ATEŞLİ HAVALE  Normalin üstündeki vücut ısısı olarak tanımlayabileceğimiz ateş, anne babaları korkutsa da aslında çocuk için zararlı değil hatta yararlıdır. Çocuk hastalıklarında, özellikle enfeksiyonlarda görülen bir bulgudur, kendi başına bir hastalık değildir. Ateş, vücudun enfeksiyon etkeniyle savaşmasını, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Kaç Dereceye Ateş Demeliyiz? Bu, ateşin ölçüldüğü yere göre değişir. Makattan yapılan ölçümlerde 38 derece üzeri, ağızdan 37.5 , koltuk altından 37.2, kulaktan 38 derecenin üstündeki değerler ateş olarak kabul edilmelidir. Ateş Ne Kadar Yükselirse Tehlikeli Olur?  Ateşli bir çocuğu değerlendirirken, ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu yol gösterici olmalıdır. Ateşin ne kadar yüksek olduğu, hastalığın ağırlığının bir göstergesi değildir. Çocuklarda ateşin en sık nedeni olan basit viral enfeksiyonlar, 39-40 derece ateşe neden olabilir. Tam tersine, bazı ciddi hastalıklar da çok yüksek ateşe yol açmayabilir. Ancak 0-3 ay arası bebeklerde, normalin üstünde ölçülen bir vücut ısısı- değer kaç olursa olsun- hemen doktora ulaşmayı gerektirir. Daha büyük çocuklarda, çocuğun genel durumuna dikkat etmek gerekir. Eğer çocuk uyanık, aktifse, oynuyorsa, yiyip içebiliyorsa, uykusu iyiyse, solunumu normalse çok korkmaya gerek yoktur. Ancak eğer; uyku hali, huzursuzluk, solunum zorluğu varsa, yeme içmeyi reddediyorsa, şiddetli başağrısı varsa, ateşi düşse de genel durumu düzelmiyorsa veya ateş 24-48 saatten uzun sürerse yine doktora ulaşmak gerekir. Çoğu anne babanın ateşle birlikte aklına gelen havale geçirme olasılığı ise, ancak bazı ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülmektedir. ( Buna yazının devamında ayrıca değineceğiz) Ateşin Nedenleri Nelerdir?  Virüs veya bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar: Soğuk algınlığı, grip gibi enfeksiyonlar ateşin sık görülen nedenleridir. Soğuk algınlığında ilk 24 saat tek bulgu ateş olabilir, diğer belirtiler arkadan gelir. Anjin, orta kulak iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonu da ateşe yol açar. Nadiren zatürre, menenjit, tüberküloz gibi ciddi enfeksiyonlar da ateşin nedeni olarak saptanabilir. Aşılar: Bazı aşılardan sonra ateş görülebilir, aşıyı yaparken doktorunuz sizi uyaracaktır. Fazla kalın giydirme: Küçük bebekler, özellikle yenidoğanlar sıcak ortamlarda fazla giyimli olurlarsa, vücut ısılarını dengeleyemediklerinden ateşleri çıkacaktır. Romatizmal hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları,lösemi, lenfoma gibi hastalıklar ise uzun süren ateşlerde araştırılması gereken nedenlerdir. Ateşli Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?  Öncelikle, ateşin düşmanımız değil dostumuz olduğunu bilerek hareket etmeliyiz. Ateşin yükselmesiyle, vücut enfeksiyon etkeniyle daha iyi savaşabilmektedir. O halde, ateşli çocukta hemen ateşi düşürmeye çalışmak gereksizdir. Eğer bir enfeksiyon söz konusuysa, ateşi düşürmek enfeksiyonu daha çabuk iyileştirmeyecek, nedeni ortadan kaldırmayacaktır. Ancak çocuk ateşli dönemde kendini kötü hissediyorsa, halsizse ateş düşürücü ilaçların yardımıyla kendini daha iyi hissedecektir. Bu durumda, doktorun önereceği parasetamol veya ibufen grubu ateş düşürücüler kullanılabilir. Ateşli çocuğun, normalden fazla sıvı almasına, susuz kalmamasına dikkat etmek gerekir. Eğer ateş çok yüksek değilse ve çocuk kendini kötü hissetmiyorsa, ilaç vermeden önce üzeri soyulup ılık bir duş aldırılabilir. Bulunduğu oda serin tutulmalı, giysileri mümkün olduğunca ince ve pamuklu olmalıdır. Ateşli Havale Nedir? Ateşli havale, 6 ay- 5 yaş arası ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülen bir havale ( nöbet ) türüdür. Görülme sıklığı yaklaşık yüzde 3 ‘tür. Ateşli havaleye ailesel bir yatkınlık söz konusudur. Ateşli havale geçiren çocukların anne, baba veya yakınlarında çocuklukta ateşli havale geçirme öyküsü saptanabilir. Ateşli Havalede Ne Görülür? Çocuk aniden bilincini kaybeder, vücudu, kol ve bacakları kilitlenir. Ardından kasılmalar başlar, gözleri kayabilir.Altını ıslatabilir. Rengi solar. Genelde birkaç saniyeden 1-2 dakikaya dek sürer ve kendiliğinden geçer. Kasılmaların ardından çocuk derin bir uykuya dalmış gibi görünür. Ateşli Havale Sırasında Ne Yapmak Gerekir? Çocuğunun havale geçirdiğine tanık olmak, anne babalar için korkunç bir deneyimdir. Özellikle ilk defa böyle bir olay yaşanıyorsa, soğukkanlılığını korumak, paniğe kapılmamak pek kolay değildir. Ancak elden geldiğince sakin olmak, çocuğun da yararına olacaktır. Nöbet sırasında boğulma, tıkanmayı önlemek için çocuğun başı yana çevrilir. Ağzını açmaya çalışmak doğru değildir. Üzerinde sıkı giysiler varsa, açılıp gevşetilmesi uygun olur. Nöbet sonrası, ateşi düşürmek için ilaç verilebilir. İlk ateşli havale mutlaka doktor tarafından değerlendirilmeli, ateşe neden olan etken saptanıp buna uygun tedavi başlanmalıdır. Tekrarlayan ateşli havaleler geçiren çocuklarda, aileye nöbet sırasında makattan verilecek, nöbeti durduracak bir ilaç önerilebilir. Ateşli Havalenin Tehlikesi Nedir? Korkutucu görünümüne rağmen, ateşli havale geçirmek çocuklarda kalıcı bir hasara, nörolojik bir bozukluğa neden olmaz. Bir kez ateşli havale geçiren çocuk, ateşli olduğu dönemlerde tekrar havale geçirebilir. Yaşı büyüdükçe bu risk azalacak, 5-6 yaştan sonra ateşli havale görülmeyecektir.  � Details...

Suçiçeği Suçiçeği, varisella- zoster virüsünün yol açtığı döküntülü bir hastalıktır. En sık ilkokul çağındaki çocuklarda görülür, kış sonu ve ilbaharda salgınlar yapar.  Suçiçeğinin kaşıntılı, su dolu kabarcıklardan oluşan döküntüsü önce gövde ve yüzde başlar, ardından ağız içi dahil olmak üzere tüm vücuda yayılır. Hasta çocukta ateş, iştahsızlık, halsizlik görülür. Çok bulaşıcı bir hastalıktır. Solunum yolu ve yakın temasla bulaşır . Ev içi temasta bulaşma riski % 80-90 'dır. Tüm döküntü kabuklanana kadar ( yaklaşık 1 hafta ) bulaşıcıdır. Hasta çocuk 1 hafta sonra okula gidebilir. Hastayla temastan 10-21 gün sonrasında da diğer çocuklarda döküntü başlar. Hasta çocuğun izole edilmesi önemlidir, ancak döküntü başlamadan 1-2 gün öncesinde de bulaşıcı olduğundan diğerlerini tam olarak korumak için yeterli olmayacaktır.  1 yaşı dolduran çocuklar aşıyla korunabilir. Suçiçeği geçirmemiş hamileler, yenidoğan bebekler, bağışıklık sistemini zayıflatan herhangi bir hastalığı olanlar suçiçeği ile temastan kaçınmalıdırlar. Hastalığın sık görülen ateş, kaşıntı gibi yakınmalarına karşı doktorunuz bazı ilaçlar önerecektir. Özellikle kaşıntının önlenip cilt döküntüsünün iltihaplı yaralara dönüşmesi engellenmelidir.  � Details...

Kızamık Kızamık, bir tür virüsün neden olduğu döküntülü bir hastalıktır. Önce basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar, ardından yüz ve enseden başlayan, gövdeye de yayılan kırmızı renkte döküntü ortaya çıkar. Henüz aşı olmamış ve anneden geçen korumanın azaldığı bebekler, okul öncesi dönemdeki çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler, 2 doz kızamık aşısı yapılmamış kişiler hastalığa yakalanma için yüksek riskli gruplardır.  Mikropla temastan sonra kuluçka dönemi 10-12 gündür. Önce; ateş, halsizlik, iştahsızlık, gözlerde sulanma ve kızarma, öksürük ve burun akıntısı başlar. 2-3 gün içinde, yanak içlerinde beyaz benekler, bundan 2 gün sonra da yukarıdan aşağıya doğru ilerleyen kırmızı döküntü ortaya çıkar.  Kızamık geçiren hastalarda, özellikle iyi beslenmemiş çocuklarda bronşit, zatürre, ishal, orta kulak enfeksiyonu, konjonktivit, körlük gibi komplikasyonlar görülebilir. Yıllar sonra ortaya çıkabilen nadir bir komplikasyon da, merkezi sinir sistemini dejenere eden ölümcül bir tablo olan SSPE ( Subakut Sklerozan Pan Ensefalit ) denilen bir hastalıktır. Kızamık çok bulaşıcıdır. Hasta kişiyle solunum teması, öpüşme, aynı kaptan yeme gibi yollarla virüs alınır. Hastalığın en bulaşıcı olduğu dönem, ateş başlamadan öncesiyle döküntü çıktıktan 4 gün sonrasına kadarki dönemdir. Hasta çocuk, bu dönemde izole edilmeli, döküntü başladıktan sonra en az 5 gün okula gitmemelidir. Viral bir hastalık olduğu için, etkene yönelik tedavi yoktur. Ancak; yatak istirahati, bol sıvı alımı, öksürük için soğuk buhar yardımcı olacaktır. Doktorun önerdiği ateş düşürücü ve vitamin takviyesi kullanılabilir. Hastalık yaklaşık 1 hafta sürecek, ömür boyu bağışıklık sağlayacaktır. Kızamık aşıyla önlenebilen bir hastalıktır. Ancak ilk yaş içinde ( genellikle 9 ay dolunca ) yapılan tek doz aşının yeterli olmadığı, en az 2 doz aşı gerektiği unutulmamalıdır. Gelişmekte olan ülkelerde, halen tüm çocuklara aşılanması sağlanamamakta ve 5 yaş altı çocuk ölümlerinde en sık sorumlu olan enfeksiyon etkeni olarak kızamık karşımıza çıkmaktadır. Hedefimiz, aşısı olan bir hastalık yüzünden çocuklarımızın sıkıntı çekmemesi, ölümcül olabilen komplikasyonlarla karşılaşmamalarıdır.  � Details...

Kızamıkçık Kızamıkçık, çocuk ve erişkinde görülebilen, hafif ateş ve döküntüyle seyreden bulaşıcı bir hastalıktır. Ancak hamile kadın, özellikle ilk aylarda kızamıkçık geçirirse, anne karnındaki bebek etkilenebilir. Aşının kullanıma girmesinden önceki dönemlerde, gebelikte annenin geçirdiği enfeksiyon sonucu; düşükler veya bebekte katarakt, körlük, sağırlık gibi sorunlar ortaya çıkabiliyordu. Kızamıkçık, virüs kaynaklı bir enfeksiyondur. Özellikle kış sonu ve ilkbahar aylarında görülmektedir. Döküntü yüzden başlayıp aşağıya yayılan soluk kırmızı renktedir. 3 gün sürer. Özellikle kulak arkası ve ensede şişmiş lenf bezleri tipiktir. Hafif bir ateş veya boğaz ağrısı olabilir. Nadiren, eklemlerde ağrı, şişlik görülür. Oldukça bulaşıcı bir enfeksiyondur. Hastalık tablosu başlamadan 2 hafta öncesinden 1 hafta sonrasına kadar bulaşıcıdır. Direkt temas veya havayoluyla bulaşır. Genellikle klinik tablo, tanı koydurucudur. Eğer doktor gerekli görürse, kan testleri de yaptırabilir. Viral bir hastalık olduğundan herhangi bir tedavisi yoktur. Gerek olursa, ateş düşürücü, ağrı kesiciler verilebilir. Aşı ile korunulan bir hastalıktır. Aşısı oldukça etkilidir. 1 yaşına gelen çocuk, kızamık kızamıkçık kabakulak aşısı şeklinde kombine bir aşıyla aşılanır. Bunun 4-6 yaştaki tekrarı da ihmal edilmemelidir. Hastalığı geçirmemiş, aşılanmamış, hamilelik planlayan genç kadınların, işi gereği çocuklarla, gebelerle temasta olanların aşılanması uygun olur.  � Details...

Karın Ağrısı Karın ağrısı çocuklarda en sık görülen, anne babayı endişelendiren yakınmalardan biridir. Ani başlangıçlı ( akut ) veya uzun süreli ( kronik ) olabilir. Genellikle masum nedenlere bağlıysa da, bazen de zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gereken ciddi hastalıklarla ortaya çıkabilir. Karın Ağrısına Neden Olan Hastalıklar Nelerdir? Akut Gastroenterit : Çocukta en sık karın ağrısı nedenlerinden biri rotavirüs gibi virüslerin veya bazı bakterilerin yol açtığı mide barsak enfeksiyonlarıdır. Karın ağrısıyla birlikte ishal, kusma, ateş görülür. Apandisit : Çocukta önce göbek çevresinde başlayan karın ağrısı, saatler geçtikçe karnın sağ alt tarafına yerleşir. Çocuk bir şey yiyemez, kusmaya başlar. Yürüyemez, iki büklüm yatıp kalır. Kabızlık: Çocuklarda sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Gaz sancısı : Çocuk karında yer değiştiren keskin bir ağrı tarifler. Beraberinde kusma, ishal yoktur. Gıda zehirlenmesi : Balık, tavuk, mayonez gibi şüpheli bir gıdanın alımından birkaç saat sonra karında kramp tarzı ağrılar, kusma, ardından da ishal başlar. Barsak tıkanıklığı : Karın ağrısına yol açan acil durumlardan biridir. Şiddetli karın ağrısı, sarı- yeşil, safralı kusmalar olur. Çocuk gaz, gaita çıkaramaz. Fonksiyonel karın ağrısı : Beraberinde ishal, kusma, kabızlık, kilo kaybı yoktur. Göbek çevresinde hafif bir ağrı tarifler. Tam nedeni bilinmemektedir. Çocuğa endişe veren, ilgi görmek istediği durumlarda ortaya çıkabilir. İdrar Yolu Enfeksiyonu : Karnın alt tarafında ağrı, idrar yaparken acıma, sık idrara çıkma, ateş gibi bulgular görülür. Ülser : Mide bölgesinde yanıcı bir ağrı olur. Yemek öncesi, sabah ve gece ağrı daha şiddetlidir. Kanlı gaita görülebilir. Ailede ülser öyküsünün oluşu tanıya yardımcıdır. Hepatit : Karaciğer iltihabına genellikle virüsler neden olur. Çocukta halsizlik, bulantı, kusma, karnın sağ üst bölgesinde ağrı, sarılık görülür. Jinekolojik nedenler : Genç kızlarda adet sancısı da sık görülen bir karın ağrısı nedenidir. Karın Ağrısı Olan Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalı? Kendini iyi hissettiği pozisyonda yatıp dinlenmesine izin verin. Yedirmeye çalışmayın. Eğer alabiliyorsa, az az sıvı almasını sağlayın. Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vermeyin. Doktora gitmeden karın ağrısıyla birlikte olan bulguları ( ishal, kabızlık, ateş …gibi), ağrının yerini, azaltan veya arttıran faktörleri not ederseniz tanı konmasına yardımcı olacağınızı unutmayın. Fonksiyonel karın ağrısında da çocuğun rol yapmadığını, gerçekten ağrı hissettiğini bilin ve onu suçlamayın. Karın Ağrısında Ne Zaman Doktora Başvurmak Gerekir? Eğer karın ağrısı 12-24 saatte geçmiyorsa veya sık sık tekrarlıyorsa Karın ağrısı, göbek çevresi dışında başka bir bölgedeyse ( Özellikle karnın sağ alt tarafında olan karın ağrılarında apandisit olasılığını göz ardı etmemek gerekir !) Çocuğun genel durumu kötü görünüyorsa ( Anne baba kendi hislerine güvenip hareket etmeliler, kimse çocuğunuzu sizin kadar iyi tanıyamaz ) Uzamış kusma varsa ( 12-24 saati geçen kusmalar ) Sarı- yeşil, safralı kusmalar varsa Kanlı kusma varsa Kanlı ishal varsa İdrar yapmada ağrı, sık idrara çıkma varsa çocuk doktoruna başvurmalısınız. Doktor Ne Yapar? Doktor çocuğu ayrıntılı bir muayeneden geçirir. Bazen muayene bulguları ve sizin verdiğiniz bilgiler tanıya ulaşmada yeterli olur. Bazen de karın filmi, ultrason, gaita incelemesi, idrar testi, bazı kan testlerinin görülmesi gerekebilir. Eğer, ilk muayenede karın bulguları belirgin değilse, doktor çocuğu takibe alıp birkaç saat içinde muayenesini tekrarlamak isteyebilir. Bazen de cerrahi bir nedenden şüphelenirse, çocuğu bir cerrahın da görmesi gerekebilir.  � Details...

Kabakulak Kabakulak, tükürük bezlerinde şişliğe yol açıp yanaklarda dolgun görünüme neden olan bir viral enfeksiyondur. Basit bir çocukluk çağı hastalığı olarak görülse de, nadiren menenjit, ensefalit, işitme kaybı, orşit ( testiste iltihabi şişlik ) gibi ciddi komplikasyonlara da yol açabilir. Özellikle 2-12 yaş arası aşısız çocuklar risk altındadırlar. Bebeğinize ilk olarak 15 ayda yaptıracağınız kızamık ızamıkçık Kabakulak aşısı ile, bu hastalığa karşı koruma sağlayabilirsiniz. Ancak tek doz aşı, ömür boyu koruyucu olmadığından önerilen zamanda tekrarını yaptırmayı da unutmamalısınız!  Hastalık, genellikle ateş, iştahsızlık, halsizlik ile başlar. Ardından tükürük bezinin şişmesiyle yanakta tek veya iki taraflı dolgun bir görünüm ortaya çıkar. Çocuk çene hareketlerinde ağrıdan, yutma güçlüğünden, ağız kuruluğundan yakınır. Bazen başağrısı, karın ağrısı , kusma da olabilir. Mikrobu almış kişilerin 1/3' ü de belirti göstermeden hastalığı geçirirler. Hasta ile yakın temasla, özellikle solunum yoluyla, öpmeyle, aynı bardak, çatal kaşığı kullanmakla çevredekilere de bulaşır. Bulaşıcı dönem, şişliğin başlamasından 1 gün öncesinden 9 gün sonrasına dek sürer. Bu süreçte okul çocuğunun evde izole edilmesi, sık el yıkamaya önem verilmesi gereklidir. Hasta ile temastan 2-3 hafta sonra, mikrobu alan diğer kişide de belirtiler başlar. Hastalık sırasında lüzuma göre doktorun önereceği ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir. Yumuşak, kolay çiğnenen, asitli olmayan gıdalar tercih edilmelidir. Eğer; şiddetli başağrısı, yüksek ateş, ısrarlı kusmalar, uyku hali, testislerde ağrı varsa hemen doktorunuza başvurmalısınız.  � Details...

--= NFSP =--

Orta Kulak İltihabı (Akut Otit Media) Özellikle küçük yaşta çocuğu olan aileler için orta kulak iltihabı ( tıbbi adıyla otit ) ne yazık ki, çok tanıdıktır. Küçük çocukları en sık doktora getiren enfeksiyon sebeplerinden biri orta kulak iltihabıdır. Ani ağlamalar, şiddetli kulak ağrısıyla aileyi de çocuğu da üzen bir tablodur. Neden Çocuklarda Orta Kulak İltihabı Sık Görülür? Çocuklarda, özellikle 6 ay- 2 yaş arası, başka bir risk faktörü olmasa da anotomik olarak östaki tüpleri (genizden orta kulağa uzanan tüp), erişkindekine göre daha kısa ve yatay olduğu için, burun veya boğazdaki mikroplar kolayca orta kulağa kadar ilerleyebilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi henüz yeni gelişmekte olduğundan sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirler, bu da orta kulak enfeksiyonuna zemin hazırlar. Diğer Risk Faktörleri Nelerdir? Sigara dumanına maruz kalmak Yatar pozisyonda biberonla beslenmek Yuva, kreş gibi kalabalık ortamlarda bulunmak Allerjik bünye- özellikle inek sütü, ev tozu allerjileri Kulağa Su Kaçması Orta Kulak Enfeksiyonuna Yol Açar mı? Hayır. Mikrop kulağa dışarıdan değil içeriden (boğazdan) gelip enfeksiyona yol açar. Annelerin, banyoda kulağına su kaçırıp kulağının iltihaplanmasına yol açtım diye üzülmesine gerek yoktur! Nasıl Anlaşılır? Derdini anlatabilen yaşta bir çocuksa, zaten kulak ağrısını tarif edecektir. Özellikle gece, yatınca artan veya aniden uykudan uyandıran bir ağrı görülebilir. Daha küçük çocuklarda ise, huzursuzluk, ağlama, uyuyamama kulak ağrısına işaret edebilir. Kulakla oynama, kulağı çekiştirme bebeklerde her zaman kulak iltihabı demek değildir. Çoğu bebek bunu sırf meraktan veya diş çıkarırken yapar. Gerçekten iltihap olduğunda ise, çoğu zaman kulağı ellemeyecek veya elletmek istemeyecektir. Ateş görülebilir. Kusma, ishal görülebilir. Bazen kulaktan kanlı veya iltihaplı akıntı görülebilir. Bu yakınmalarla doktora gittiğinizde, doktorunuz kulak muayenesi ile kesin tanıya ulaşacaktır. Otit Nasıl Tedavi Edilir? Tedavide temel amaç, ağrı kesiciyle çocuğu rahatlatmak ve antibiyotikle enfeksiyonu ortadan kaldırmaktır. Tedavide doktorun önerdiği süre ve doza uymak önemlidir. Korunmak İçin Neler Yapılabilir? Öncelikle dengeli beslenme, uygun aşılama ile çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlü tutmalısınız. Anne sütü alan bebeklerin, diğer pek çok enfeksiyon gibi orta kulak iltihabına karşı da korunaklı olduğunu unutmamalı, ilk 6 ay bebeğinizi sadece anne sütüyle beslemelisiniz. Bebeğe yatar pozisyonda biberon vermemelisiniz. Özellikle yuva gibi kalabalık ortamlarda bulunan çocuğa el yıkama alışkanlığı kazandırmalısınız. Bebek ve çocukları sigara dumanından uzak tutmalısınız.  � Details...

DİL SEÇİMİ

English Arabic Bulgarian Croatian Czech Danish Dutch Finnish French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Norwegian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Swedish Catalan Filipino Hebrew Indonesian Latvian Lithuanian Serbian Slovak Slovenian Ukrainian Vietnamese Albanian Estonian Galician Hungarian Maltese Thai Turkish

İSTATİSTİK

BUGÜN51
DÜN304
BU HAFTA1226
BU AY8454
TOPLAM257879

(C) BilCELL
Doktorun Notları
Yeni Doğan Bebek Bakımı

Göbek Bakımı:

Ortalama olarak bebeklerin göbekleri 4-10 gün arası düşer,nadiren 20-25 günü bulabilir.Göbek düşene kadar reçede yazılı olan % 70’lik alkolden her gün sabah ve akşam göbek kordonunun deri ile birleştiği yere döküp, üzerine herhangi bir bez sarmadan kendi kıyafetlerini giydirmek gerekir.Bebeğin bezinin kordonun üzerine gelmemesi için bezin ön tarafı dışa katlanır ve bantlar katlanan kısma yapıştırılır.Göbek düştükten sonra 2 gün daha aynı ilaçtan dökmek gerekir,göbek düştükten sonra ve düşmeden önce göbekte bir miktar kanama normaldir.Bebeğin banyosu göbek düştükten sonra yapılmalı ve sonrasında hava ısısına göre her gün veya günaşırı yıkanmalıdır.Banyo sonrası bebeğin vücuduna bebe yağı veya bebe losyonu sürülmeli ,kulakların dış kısımları sadece ıslak bezle temizlenmeli
kulak pamuğu kullanılmamalıdır.
Burun Temizliği:
Bebeklerin burunları özellikle ilk 6 ay sık sık tıkanabilir,bunun sebebi burun deliklerinin küçük olup doğal salgılarını kolayca atamamalarıdır.Özellikle emzirmeden önce reçetede yazılı olan damladan, her iki burun deliğine 2 damla damlatılmalı ve her iki günde bir yeni burun damlası tüpü açılmalıdır.Bebeklerin geniz arkasından gelen hırıltı sesinden de tedirgin olunmamalıdır.
Göz Bakımı:
Bebeklerin gözlerinde zaman zaman çapaklanma ve yaşarma olabilir,gözleri ılık su ile ve gazlı bezle her gün silmek
gerekir.Göz kapakları birbirine yapışacak kadar çapak olduğunda doktor tavsiyesi ile damla kullanmak gerekir.
Ancak gözde sürekli akma ve çapaklanma göz kanalı tıkanıklığı sebebiyle olabilir,6 ay beklendiği halde gözde akma devam ediyorsa göz doktoruna gösterilmelidir.
Alt Temizliği:
Bebeklerin altları ılık su ve pamukla temizlenmelidir,hazır ıslak mendiller ne kadar kaliteli olursa olsun ilk 6 ay
kullanıldığında pişiğe sebep olabilirler,bu yüzden en erken 6 aydan sonra kullanılmalıdırlar,pişik pomadı olarak
reçetede yazılı olan pomadı her alt değiştirdikten sonra kullanabilirsiniz.
Cilt rengi:
Birçok bebekte 2 günlükken başlayan ve 10 gün devam eden fizyolojik sarılık dediğimiz bir durum olabilir,bu
sarılık gelip geçicidir ve herhangi bir sorun yaratmadan kendiliğinden geçer.Ancak bazen kan sarılık düzeyi çok yükselir,cilt koyu sarı renk alır ve bu durum bebeğe zarar vermeye başlar,bu yüzden bebek sarardığı zaman renk çok koyu değilse, bebeği sık sık emzirmek ve bol güneş aldırmak yararlı olabilir,ancak renk fazla koyu olduğunda
mutlaka doktor muayenesi gerektirir ve gerekirse hastaneye yatarak fototerapi tedavisine alınır.Sözünü ettiğimiz
sarılığın halk arasında bilinen hepatit b hastalığı ve hepatit b aşısı ile hiçbir ilgisi yoktur.
Beslenme:
Bebekler ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmelidir,ilk 15-20 gün her ağladıkça,20 günden sonra 2.5-3 saat aralıklar ile belli bir düzen içinde beslenmelidir.Bebek her öğünde her iki göğsü de emmeli ve 1 göğüste 10 dk
kalmalıdır,göğüslerde yara olmaması ve bebeğin emerken gaz yutmaması için göğüsün kahverengi kısmı tamamen bebeğin ağzının içinde kalmalıdır,bebek emdikten sonra dik olarak tutularak gazı çıkarılmalı ve sonra yan pozisyonda yastıksız yatmalıdır,tam yan yatabilmesi için sırtına bir destek konulmalıdır,bebekte kusma varsa baş ve omuzun altına ince bir yastık koymakta yarar vardır,her emme öncesi göğüsler ılık suyla silinmelidir.Bebeklere katı gıdalara geçene kadar su verilmez çünkü bebek tüm sıvı ihtiyacını anne sütünden ve mamalardan karşılar.
Fenilketonüri testi ve Guatr taraması:
Fenilketonüri ve guatr testi erken tanı konulmazsa zeka geriliği yapan iki hastalığın erken teşhisi için topuktan alınan
kan testleridir.Bu kanın alınması için bebeğin 48 saatini doldurması gerekir.Bu kanlar sağlık ocağı tarafından alınır,incelenir ve problemli olanlar ailelere bildirilir.Gebelikteki tüm testler normal olsa ve bebek doğduktan sonra normal görünse bile bu kanın alınması şarttır.
Aylık kontroller ve aşılar:
Bebeğiniz taburcu olduktan sonra ilk kontrolü 1 hafta sonra yapılacaktır.Türk toplumunda hepatit b taşıyıcılığı yüksek olduğu için bebek taburcu olmadan önce  1. doz hepatit b aşılaması yapılacaktır,daha sonra aylık muayene
 ve aşılara devam edilecek ve randevu tarihleri verilecektir,aylık muayenelerde boy,kilo,baş çevresi takibi,beslenme durumu,vitaminler,ek gıdalar konuşulacaktır ve aylık beslenme listesi verilecektir, aynı tarihlerde isteyen hastalara aşıları bizzat doktor tarafından yapılacak ve devlet sektöründe yapılmayan özel aşılar hakkında da bilgi verilecektir.Her çocuğun sağlıklı gelişmesi ve herhangi bir hastalık açısından takipte tutulması, için ilk 6 ay, ayda 1 kez,6 ay –2 yaş arası 3 ayda bir,2-6 yaş arası 6 ayda bir muayeneden geçmelidir.
                                                                                                          Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
 
Yeni Doğanda Normal Sayılan Bulgular

  YENİDOĞANDA NORMAL SAYILAN BULGULAR

    Cilt Lekeleri:
Ciltte anneden geçen hormonların etkisi ile sivilceler çıkabilir,alın,yüzde ve gövdede isilik benzeri kırmızı lekeler de aşırı sıcak ve terden oluşabilir, teri silmek ve yıkamak çok iyi gelir,cilt çevreye uyum sağladıkça zamanla geçer.Belde,sırtta,kalçada mor renkli lekeler görülebilir,esmer tenli bebeklerde sıklıkla görülür,bir hastalık belirtisi değildir,2 yaşından sonra çoğunlukla geçer,nadiren geçmeden kalıcı olabilir.Banyoda ve giydirmek için soyduğumuzda cilt mor gibi dalgalı görüntü alabilir,ısı farkına cildin verdiği bir tepkidir,cilt olgunlaştıkça görüntü kaybolur.Göz kapaklar,burun kökü ve ensede kırmızı gül lekesi dediğimiz lekeler de 1 yaşından sonra kaybolur.Başta ve kaşların üzerinde konak dediğimiz kabuklanmalar olabilir,kuru ve allerjik yapılı bebeklerde sık görülür,badem yağı ile yağlayıp 1 gün bekledikten sonra banyo yaptırmak iyi gelir,ayrıca kuru ciltli bebeklerde ciltte soyulmalar olur,nemlendirici kullanılmalıdır. El ve ayaktaki kılcal damarların inceliğinden ve mevcut yağ dokusunun azlığından ötürü bebeklerde bu kısımlar soğuk olur, üşüdüğü anlamına gelmez,özellikle emerken ve uykuda baş,ense ve sırtta terleme normaldir,bazı çocuklarda terleme aşırı olur ancak bu hastalık belirtisi değildir. Bebeklerin çoğunda ,özellikle süt çocukluğu döneminde cilt rengi, büyüme döneminde oluşan fizyolojik anemiye(kansızlık) bağlı olarak soluktur,bu dönemdeki kansızlık özellikle anne sütü alan bebeklerde hızla gelişen boy ve kilo oranlarına kan değerlerinin yeterli ulaşamaması,artan ihtiyaçtan ötürü gıdalardan yeterli demir alamamasına bağlıdır,her çocukta olabilen bu durum kilo gelişimi normal ise test yapmaya ihtiyaç duymadan ilaçla tedavi edilir,renkte düzelme olmayan ve kilo gelişimi yetersiz olan çocuklara gerekli testler yapılmalıdır.
   Burun:
Birçok bebekte burun arkasında hırıltı ve tıkanıklık olabilir,6-8 ayına kadar da yoğun olarak devam eder,bazen daha uzun sürer,burun deliklerinin henüz küçük olmasına ve burun salgılarının geniz arkasında kurumasına bağlıdır,bu hırıltı, muayenede akciğerler dinlendiğinde  normal bulunmuş ise hastalık olarak algılanmamalıdır,serum fizyolojik damlalar veya okyanus suyu kullanılabilir,ancak özellikle allerji mevsimlerinde,sigara içilen ve kömür yakılan ortamlarda burun tıkanıklığı ve öksürük çoğalıyorsa alerjiye bağlı olacağı unutulmamalıdır. Öksürük olmadan sadece geniz ve burun tıkanıklığı şikayetleri 6-8 ayına kadar geçmiyorsa geniz eti büyümesi açısından KBB doktoruna muayenesi gerekmektedir.
    Gözler:
Normal doğum esnasında zorlanmaya bağlı olarak göz bebeklerini etrafında, çizgi şeklinde kırmızı kanamalar görülebilir,bu her 3 doğumda 1 tanesinde olabilir tedavi etmeden kendiliğinden geçer.Gözlerde içe şaşılık 3-4 aya kadar normaldir,bazen de iki göz arası mesafe birbirinden uzak olan bebeklerin gözleri şaşı gibi görünür,göz şaşılığı şüphesinde 1 yaşına kadar beklemek gerekir,düzelmeyenler göz doktoruna gitmelidir.Gözden sürekli göz yaşı gelmesi ve çapaklanması göz kanalı tıkanıklığını şüphelendirir,genelde doğumda açılmamış göz yaşı kanalları en geç 6 ay dolana kadar açılır,bu süre içinde gözün alt iç tarafına parmakla masaj yapılmalıdır,çok çapak göz damlası kullanılabilir,1 yaşından sonra ise göz hekimi görmelidir.
   Kulaklar:
Sarı kahverengi akıntı normaldir,miktarın çokluğu sizi tedirgin etmemeli,akan kir kulak pamuğu kullanılmadan sadece temiz tülbent veya peçete ile silinmelidir.4-5 aylıktan itibaren bebekler ellerini kulaklarına götürebilir,kulakları ile oynanmasından hoşlanabilir,bu durum kulaklarının iltihaplandığı anlamına gelmez,çok zaman bu durum dişlerinin kaşınmasından ileri gelir.
 
     Ağız:
Yanakların içlerinde  beyaz noktacıklar pamukçuk işaretidir,her beslenme sonrası karbonatlı su
ile temizlemek çok zaman yeterlidir,geçmediği zaman ilaç kullanılmalıdır.2.5-3 aydan itibaren ağzından salya gelmesi ve ellerini ağzına götürmesi diş kaşıntılarından ileri gelir ancak dişlerin hemen çıkacağı anlamına gelmez,ayrıca bu aydaki bebekler tükrük yutmayı bilmediklerinden çok salya akıttıkları gibi,her türü cismi de ağızları ile keşfetmeye çalışırlar.
     Gövde:
Gövde, kollara ve bacaklara göre uzundur,yağ tabakası azlığından dolayı ön göğüs kemiği ve kaburgalar çıkık durur,memelerdeki şişme normaldir,anneden geçen gebelik hormonlarına bağlıdır,bu hormon seviyesi düştükçe kendiliğinden geçer,kesinlikle ovalanmamalı ve sıkılmamalıdır,hem kalp atışları hem de soluk sayısı bize göre fazladır, göğüs solunumu yarine karın solunumu yaparlar,ancak öksürükle birlikte soluk sayısı çok daha hızlanırsa bu hastalık belirtisi olabilir.Kalbi dinleyerek yaptığımız muayeneler esnasında bebeklikten okul çağına kadar çocuklarda basit üfürüm dediğimiz sesler duyulabilir ve normal sınırlar içinde olduğu için aileye söylememiz gerekmez,çoğu zaman da kansızlık bu sesi duymamıza sebep olur,eğer duyduğumuz ses normal saydığımız sınırların üstünde ise aileye bilgi verip gerekli araştırmaları yapmak gerekir.Karın bombe ve gergin durur,bu durum gaz şikayetlerine bağlıdır ve gazdan dolayı devamlı ıkınması ve ayaklarını karnına toplaması normaldir.Bebekler günde 5-6 kere kaka yapabildiği gibi ,3 günde bir de yapabilir,her iki durum da normaldir,bir hastalık belirtisi değildir.15 günden itibaren bebeğin kakası, ilk günlere göre sulanıp ishal şeklini alabilir,bu geçici bir durumdur ve 2 ayna kadar düzelir.Gaz çıkarırken bir miktar kusması normaldir,kilo alışı normal ise ilaç vermeye gerek yoktur,hem aşırı kusuyor, hem de kilo alışı az ise hastalık durumu olabilir.
      Genital bölge:
Kız bebeklerde vaginal bölgeden akıntı ve bir miktar kanama gelebilir,anne sütündeki gebelik hormonlarına bağlıdır,zamanla geçer,erkek bebeklerde ise testislerde su toplanması ile birlikte bir testis daha şiş görünür,1 yaşına kadar geçer ,ancak fıtık ile ayrımı mutlaka yapılmalıdır.Bazen de testisler inmemiş olur ve kese boş görünür,1 yaşından sonra bu durum devam ediyorsa üroloji veya çocuk cerrahisi hekimi görmelidir.Erkek bebeklerin bazılarında penis derisi geriye gitmez,bu durum idrar yapmasında zorluğa ve idrar yolu iltihabı geçirmesine sebep olabilir erken sünnet önerilir, banyo yaparken bu derinin aile bireylerince sürekli geriye ittirilmesi iyi değildir.Bazı bebekler doğuştan sünnetliymiş gibi doğarlar, böyle bir durumda sünnet ettirilmeden önce mutlaka bevliye doktoruna gösterilmelidir.
      Ortopedik Muayene:
Yenidoğan bebeğin  rutin muayenesi esnasında bebek kasları ilk hafta içinde çok gevşek olduğu için ,kalça çıkığı mevcut olsa bile tespit edilmeyebilir,aylık kontroller esnasında tekrar tekrar kalça eklemi muayenesi yapılmalı,aileye bebek için mutlaka hazır bez kullanması söylenmeli
kundak yapmaları önlenmelidir,şüpheli durumlarda da kalça USG çekilmeli ve gerekirse ortopedi doktoru muayenesi istenmelidir.Ancak artık bir çok hastanede hafif kalça çıkıklarının bile atlanmaması için rutin olarak kalça USG yapılmaktadır.Ailede kalça çıkığı olan birey varsa,bebek makat gelişi ise,bazen de ikiz,üçüz doğumlarda bebek 1 ayı geçtikten sonra  mutlaka USG çekilmeli gerekirse ortopedi hekimine muayene ettirilmelidir.Ayrıca bebek 9 ay boyunca anne karnında belli pozisyonda durduğu için ,doğduktan sonra bir süre bu pozisyonunu muhafaza etmesine bağlı olarak ayak bilekleri içe dönük ve bacakları çarpık durabilir,bu durum zamanla düzelir.
      Nörolojik Bulgular:
Bebeğe dokunulması ve ani bir gürültüde kollarını aniden açıp kapama tarzındaki sıçrama  hareketi MORO refleksi dediğimiz sağlıklı bir durumdur.Bazı bebeklerde bu sıçrama hareketi daha abartılı olur,ancak telaşlanılmamalıdır.Refleksleri kuvvetli olan bebeklerin bu hareketleri, uyku esnasında sık uyanmalarına sebep olacağından beşiğinde uyurken battaniye ile kolları sarılabilir.Böyle bebekler daha çok ağlarlar ve sürekli anne kucağını ararlar.
      Uyku Düzeni:
Her bebekte farklı sürelerde günlük uyku düzeni olabilir.Günde kaç saat uyuyacağının kesin bir kriteri yoktur.Bazı bebekler kesintisiz olarak yarım saat bile uyumazlar,gece uykuları genellikle 3 aydan sonra uzamaya başlar,gece uyanınca mümkün olduğunca ışık yakılmamalı ve gece-gündüz farkını anlaması sağlanmalıdır.6 aydan sonra bebeklerde özellikle geceleri anlam verilemeyen ağlamalar olur,bu durum gerek diş sancılarına,gerek gördüğü rüyalara, gerekse yanında o an birine ihtiyaç duymasına bağlıdır,1 yaşından büyük gece ağlayan bebeğe su verilebilir, ancak mama,süt gibi besinler verilmesi bebeklerin bir süre sonra gece beslenmesine alışmalarına ve daha sık uyanmalarına sebep olmaktadır.       
 
                                                                             Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
 
 
Tuvalete Alıştırma

 TUVALETE ALIŞTIRMA

Çocukların tuvalete alıştırma yaşı her çocukta farklı olmakla birlikte ortalama olarak 18-24 ay arasıdır,bunun için çocuk eğitime hazır olmalıdır.
Çocuğun eğitim için hazır olduğunun belirtileri:
1)Bezinden rahatsız olması ve çıkarmak ,iç çamaşırı giyinmek ve lazımlık kullanmak istemesi
2)Günde 2 saat ve uyku sonrasında altını kuru almamız,dışkısını belli saatlerde yapması
3)Motor aktivitenin yeterli olması(söylenen yere kendi başına gidip dönmesi basit işleri başarıyla yapması,oyuncaklarından lego parçalarını kurabilmesi,kule yapabilmesi,yaşına uygun yapbozları yapabilmesi vb,banyoya kendisi gidip,kıyafetlerini çıkarabilmesi)
Çocuğa zamanından erken tuvalet eğitimi verilmeye çalışıldığında :
1)Boş yere zaman kaybı ve başarısızlık
2)İleriki dönemlerde alt ıslatma
3)Tuvaletini gizlemesi ve sonucunda kabızlık olması
4)Psikolojisinin bozulması,hırçın ve inatçı olması mümkündür.
Uygulamaya nasıl geçilmeli?
Başarılı bir eğitim yaklaşık 7-10 gün sürer.
_İlk olarak çocuğa lazımlık alınmalı ve özellikle lazımlığı kendi seçmesi sağlanmalıdır
_Yetişkin tuvalete adaptör alınmalıdır
_Yaz mevsiminde evde alt tamamen açık tutulabilir veya sadece külot giydirilebilir
_Eğitim külotları alınmalı(daha çok ev dışında kullanılmalıdır)
_Pantolon,külot indirme egzersizleri,el yıkama ve temizlik egzersizleri yapılmalı
_İlk günler her 45 dk da bir tuvalet hatırlatılmalıdır
_Çocuk yakından izlenmeli,hareketlerinden tuvaletinin gelip gelmediği anlaşılmalı
   ve lazımlığa oturtulmalıdır,özellikle oyun oynarken altını ıslatabilir,oyunu bölüp
   mutlaka tuvaleti sorulmalı veya lazımlığa oturtulmalıdır ayrıca sabah uyanınca ilk iş olarak
   yemekten sonra ve uykudan önce de lazımlığa oturtulmalıdır.
_Lazımlığa veya tuvalet adaptörüne oturmak istemiyorsa kendimiz bu işlemi
   nasıl yaptığımızı gösterebiliriz veya oyuncak bebeğini tuvaletini yapıyormuş
   gibi gösterebiliriz ve bebeği ödüllendiririz
_Lazımlığa oturturken ona büyüdüğünü,tuvaletini kendinin yapması gerektiğini
 söylemeli, yalnız bezi de kötülememeliyiz(beze alışkın olan çocuk eğitim
 aşamasında kendini kötü hissedebilir),bezini çıkarmak istemiyorsa altında bezi varken de
 lazımlığa oturtulup tuvaletini yaptırarak tuvalete alıştırabiliriz.
_Lazımlığa oturduktan ve tuvaletini yaptıktan sonra sözle,hareketlerimizle hatta
   küçük oyuncaklarla ödüllendirmeliyiz.
_SABIRLI OLMALI VE ALTINI ISLATTIĞI İÇİN ASLA KIZMAMALI
   VE CEZALANDIRMAMALIYIZ
 
Gece Tuvalet Alışkanlığı Elde Etme:
 
1)Genellikle 2.5 yaşına gelmesini beklenmeli
2)Mümkün olduğunca kısa zamanda altından bezi alarak yatırılmalı(çünkü sürekli
   gündüz bez bağlanmaz gece bağlanırsa ilerde gece alt ıslatma sorunu yerleşebilir)
3)3-4 gece boyunca çocuk yatırmadan önce,anne baba yatmadan önce,sabaha
   karşı olmak üzere 3 kere tuvalete kaldırılmalı ve çocuk tuvaletini yaparken tam
   uyanık olması sağlanmalıdır(tuvalete yaptığının farkında olması için).
                                                                               Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
 
 
Obez 5 Yaş Üstü Çocuğa Diyet

  OBEZ(ŞİŞMAN) 5 YAŞ SONRASI ÇOCUĞA DİYET

Dengeli diyet:
1)Diyetin bileşimi değiştirilmeden toplam kalorinin azaltılmasıdır(alınması gerekli
    kalori % 30-40 azaltılmalıdır
 Alınan enerjiyi azaltmak için uyulması gerekli kurallar
       _Kızarmış ve pişirilirken yağ ilave edilmiş yiyeceklerden kaçınmak
       _Etlerin yağlı kısımlarını ayırıp kullanmamak
       _Yiyecek ve içeceklere şeker ilave edilmesinden kaçınmak
       _Bisküvi,kek,pasta,şeker ve çikolata yemekten kaçınmak
       _Her öğünde sebze ve salata olması
       _Meyve ve düşük kalorili yoğurt tüketmek
       _Tüketilen sütün kaymağı alınmış olmalıdır(günde en fazla 600 ml içilmelidir)
       _Kahvaltıda veya kızarmış ekmek yerken üzerine çok az miktarda tereyağı sürmek
       _Tam yağlı peynir yerine az yağlı peynir tercih etmek
       _Diyabetikler için olan gıdalardan kaçınmak.
2)Diyetten 1 veya daha fazla besinin çıkartılması(karbonhidratlı ve yağlı yiyeceklerin
      tümüyle çıkartılmasıdır),protein kısıtlaması yapılmaz,bu diyetle vücut gerekli enerjiyi
      yağ asitlerini yakarak sağlar ve bol miktarda keton idrarda çıkar ,bu sayede su
      idrarla fazlaca atılırken kilo kaybı da gerçekleşir,bu diyet iştahı da azaltır.
3)Tek besin içeren diyet:Hastaya her öğün aynı besinin verilmesidir,bu sıkıcı diyet
      birkaç gün içinde hastanın kendini kısıtlamasını sağlar.
4)Posalı diyet:Özellikle bol sebze ile sağlanan lifli gıdalar diyetin kalorisini azaltmakta
      yemek yeme süresini uzatmakta ,emilimi ve sindirimi zor olduğu için açlık hissini
      geciktirmektedir.
Egzersiz:
Koşma,tempolu yürüme,aerobik,bisiklet binme,tenis, yüzme önerilir.
          a)Egzersiz sıklığı:Haftada 3-4 kez olmalıdır.
          b)Egzersiz derecesi:Kalp hızı normalin %50-60 ı kadar artacak derecede yapılmalı
          c)Egzersiz süresi:İlk başlangıç 15 dk,sonra artırılır,30-40 dk yapılmalıdır,
          d)Egzersiz tipi:tüm kasları çalıştırmalıdır,yüzme,koşma,bisiklet,tenis,dans vs.
          e)Tüm aktivitelerden çocuk zevk almalı ve eğlenerek yapmalıdır.
Davranış değişiklikleri:
1)Kendisinin ve ailenin takip edeceği şeyler
    _Aldığı gıdaların kaydının tutulması sağlanmalı(ne zaman,ne kadar ve ne yediği)
    _Günlük aktivitenin cinsi,süresi,derecesinin kaydedilmesi.
2)Yemek yemeyi artıracak nedenlerin ortadan kaldırılması
    _yemek yedikten sonra alışveriş yapılmalı,açken yapılmamalı
    _liste yapıp listeye göre alışveriş yapılmalı
    _hazır yiyeceklerin alınmasından kaçınılmalı
    _alışverişte gereğinden fazla para bulundurulmamalı
    _gıda alımının kısıtlanması planlanmalı
    _planlanan zamanlarda ana ve ara öğün yenmesi
    _arkadaş ve yakınların yeme ısrarlarını reddetme
    _yemekte kullanılan tabağın küçük olması
    _evde bisküvi,kurabiye,meyve ve kuruyemişlerin el altında bulunmaması
    _tabaklara yemek konduktan sonra kalan yemeğin sofradan kaldırılması
    _yemek bittikten sonra sofradan hemen kalkılması
    _davetlere gitmeden önce düşük kalorili bir ara öğün alınması.
3)Fazla yemek yemeği önleyen tekniklerin geliştirilmesi:
    _yemeğe başlamadan önce 1 bardak su içilmesi
    _gıdaların iyi çiğnenmesi
    _çiğneme sırasında çatalın tabağa bırakılması
    _yemek esnasında dergi,kitap okunmaması ve televizyon izlenmemesi.
4)Bu değişiklikleri uygulama konusunda tüm aile fertleri ve arkadaşların yardımının
    alınmasının sağlanması.         Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan
 
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 9
BilCELL Bilgisayar letiim - Bodrum Web Tasarm Bilgisayar Cep Telefonu Iphone Notebook Tamiri Sat Kampanyas Bodrum Servis ve Servisi
Copyright © 2010 BilCELL.® All rights Reserved.