MESAİ SAATLERİMİZ

Telefon Numaralarımız;
+90 252 317 05 28
Mesai Saatlerimiz;
Hafta İçi: 09:00-17:00
Cumartesi: 09:00-13:00
Acil Durumlarda 24 Saat GSM' numaralarımızdan Ulaşabilirsiniz...

Haberler

Kızamıkçık Kızamıkçık, çocuk ve erişkinde görülebilen, hafif ateş ve döküntüyle seyreden bulaşıcı bir hastalıktır. Ancak hamile kadın, özellikle ilk aylarda kızamıkçık geçirirse, anne karnındaki bebek etkilenebilir. Aşının kullanıma girmesinden önceki dönemlerde, gebelikte annenin geçirdiği enfeksiyon sonucu; düşükler veya bebekte katarakt, körlük, sağırlık gibi sorunlar ortaya çıkabiliyordu. Kızamıkçık, virüs kaynaklı bir enfeksiyondur. Özellikle kış sonu ve ilkbahar aylarında görülmektedir. Döküntü yüzden başlayıp aşağıya yayılan soluk kırmızı renktedir. 3 gün sürer. Özellikle kulak arkası ve ensede şişmiş lenf bezleri tipiktir. Hafif bir ateş veya boğaz ağrısı olabilir. Nadiren, eklemlerde ağrı, şişlik görülür. Oldukça bulaşıcı bir enfeksiyondur. Hastalık tablosu başlamadan 2 hafta öncesinden 1 hafta sonrasına kadar bulaşıcıdır. Direkt temas veya havayoluyla bulaşır. Genellikle klinik tablo, tanı koydurucudur. Eğer doktor gerekli görürse, kan testleri de yaptırabilir. Viral bir hastalık olduğundan herhangi bir tedavisi yoktur. Gerek olursa, ateş düşürücü, ağrı kesiciler verilebilir. Aşı ile korunulan bir hastalıktır. Aşısı oldukça etkilidir. 1 yaşına gelen çocuk, kızamık kızamıkçık kabakulak aşısı şeklinde kombine bir aşıyla aşılanır. Bunun 4-6 yaştaki tekrarı da ihmal edilmemelidir. Hastalığı geçirmemiş, aşılanmamış, hamilelik planlayan genç kadınların, işi gereği çocuklarla, gebelerle temasta olanların aşılanması uygun olur.  ? Details...

ÇOCUKLARDA ATEŞ ve ATEŞLİ HAVALE  Normalin üstündeki vücut ısısı olarak tanımlayabileceğimiz ateş, anne babaları korkutsa da aslında çocuk için zararlı değil hatta yararlıdır. Çocuk hastalıklarında, özellikle enfeksiyonlarda görülen bir bulgudur, kendi başına bir hastalık değildir. Ateş, vücudun enfeksiyon etkeniyle savaşmasını, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Kaç Dereceye Ateş Demeliyiz? Bu, ateşin ölçüldüğü yere göre değişir. Makattan yapılan ölçümlerde 38 derece üzeri, ağızdan 37.5 , koltuk altından 37.2, kulaktan 38 derecenin üstündeki değerler ateş olarak kabul edilmelidir. Ateş Ne Kadar Yükselirse Tehlikeli Olur?  Ateşli bir çocuğu değerlendirirken, ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu yol gösterici olmalıdır. Ateşin ne kadar yüksek olduğu, hastalığın ağırlığının bir göstergesi değildir. Çocuklarda ateşin en sık nedeni olan basit viral enfeksiyonlar, 39-40 derece ateşe neden olabilir. Tam tersine, bazı ciddi hastalıklar da çok yüksek ateşe yol açmayabilir. Ancak 0-3 ay arası bebeklerde, normalin üstünde ölçülen bir vücut ısısı- değer kaç olursa olsun- hemen doktora ulaşmayı gerektirir. Daha büyük çocuklarda, çocuğun genel durumuna dikkat etmek gerekir. Eğer çocuk uyanık, aktifse, oynuyorsa, yiyip içebiliyorsa, uykusu iyiyse, solunumu normalse çok korkmaya gerek yoktur. Ancak eğer; uyku hali, huzursuzluk, solunum zorluğu varsa, yeme içmeyi reddediyorsa, şiddetli başağrısı varsa, ateşi düşse de genel durumu düzelmiyorsa veya ateş 24-48 saatten uzun sürerse yine doktora ulaşmak gerekir. Çoğu anne babanın ateşle birlikte aklına gelen havale geçirme olasılığı ise, ancak bazı ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülmektedir. ( Buna yazının devamında ayrıca değineceğiz) Ateşin Nedenleri Nelerdir?  Virüs veya bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar: Soğuk algınlığı, grip gibi enfeksiyonlar ateşin sık görülen nedenleridir. Soğuk algınlığında ilk 24 saat tek bulgu ateş olabilir, diğer belirtiler arkadan gelir. Anjin, orta kulak iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonu da ateşe yol açar. Nadiren zatürre, menenjit, tüberküloz gibi ciddi enfeksiyonlar da ateşin nedeni olarak saptanabilir. Aşılar: Bazı aşılardan sonra ateş görülebilir, aşıyı yaparken doktorunuz sizi uyaracaktır. Fazla kalın giydirme: Küçük bebekler, özellikle yenidoğanlar sıcak ortamlarda fazla giyimli olurlarsa, vücut ısılarını dengeleyemediklerinden ateşleri çıkacaktır. Romatizmal hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları,lösemi, lenfoma gibi hastalıklar ise uzun süren ateşlerde araştırılması gereken nedenlerdir. Ateşli Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?  Öncelikle, ateşin düşmanımız değil dostumuz olduğunu bilerek hareket etmeliyiz. Ateşin yükselmesiyle, vücut enfeksiyon etkeniyle daha iyi savaşabilmektedir. O halde, ateşli çocukta hemen ateşi düşürmeye çalışmak gereksizdir. Eğer bir enfeksiyon söz konusuysa, ateşi düşürmek enfeksiyonu daha çabuk iyileştirmeyecek, nedeni ortadan kaldırmayacaktır. Ancak çocuk ateşli dönemde kendini kötü hissediyorsa, halsizse ateş düşürücü ilaçların yardımıyla kendini daha iyi hissedecektir. Bu durumda, doktorun önereceği parasetamol veya ibufen grubu ateş düşürücüler kullanılabilir. Ateşli çocuğun, normalden fazla sıvı almasına, susuz kalmamasına dikkat etmek gerekir. Eğer ateş çok yüksek değilse ve çocuk kendini kötü hissetmiyorsa, ilaç vermeden önce üzeri soyulup ılık bir duş aldırılabilir. Bulunduğu oda serin tutulmalı, giysileri mümkün olduğunca ince ve pamuklu olmalıdır. Ateşli Havale Nedir? Ateşli havale, 6 ay- 5 yaş arası ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülen bir havale ( nöbet ) türüdür. Görülme sıklığı yaklaşık yüzde 3 ‘tür. Ateşli havaleye ailesel bir yatkınlık söz konusudur. Ateşli havale geçiren çocukların anne, baba veya yakınlarında çocuklukta ateşli havale geçirme öyküsü saptanabilir. Ateşli Havalede Ne Görülür? Çocuk aniden bilincini kaybeder, vücudu, kol ve bacakları kilitlenir. Ardından kasılmalar başlar, gözleri kayabilir.Altını ıslatabilir. Rengi solar. Genelde birkaç saniyeden 1-2 dakikaya dek sürer ve kendiliğinden geçer. Kasılmaların ardından çocuk derin bir uykuya dalmış gibi görünür. Ateşli Havale Sırasında Ne Yapmak Gerekir? Çocuğunun havale geçirdiğine tanık olmak, anne babalar için korkunç bir deneyimdir. Özellikle ilk defa böyle bir olay yaşanıyorsa, soğukkanlılığını korumak, paniğe kapılmamak pek kolay değildir. Ancak elden geldiğince sakin olmak, çocuğun da yararına olacaktır. Nöbet sırasında boğulma, tıkanmayı önlemek için çocuğun başı yana çevrilir. Ağzını açmaya çalışmak doğru değildir. Üzerinde sıkı giysiler varsa, açılıp gevşetilmesi uygun olur. Nöbet sonrası, ateşi düşürmek için ilaç verilebilir. İlk ateşli havale mutlaka doktor tarafından değerlendirilmeli, ateşe neden olan etken saptanıp buna uygun tedavi başlanmalıdır. Tekrarlayan ateşli havaleler geçiren çocuklarda, aileye nöbet sırasında makattan verilecek, nöbeti durduracak bir ilaç önerilebilir. Ateşli Havalenin Tehlikesi Nedir? Korkutucu görünümüne rağmen, ateşli havale geçirmek çocuklarda kalıcı bir hasara, nörolojik bir bozukluğa neden olmaz. Bir kez ateşli havale geçiren çocuk, ateşli olduğu dönemlerde tekrar havale geçirebilir. Yaşı büyüdükçe bu risk azalacak, 5-6 yaştan sonra ateşli havale görülmeyecektir.  ? Details...

Tüberküloz Her ne kadar çocuk hastalıkları başlığı altında ele alsak ta, aslında tüberküloz (verem) tüm dünyada her yaştan kişiyi tehdit eden yaygın bir hastalıktır. Özellikle akciğerleri etkileyen bakteriyel bir enfeksiyondur. Kişi mikropla karşılaştıktan sonra, bağışıklık sistemi onunla savaşır. Üstesinden gelemezse bakteri akciğerlere yerleşir.Bazen de belirti vermeden yıllarca vücutta kalıp yıllar sonra hastalık alevlenebilir. Bağışıklık sistemi henüz zayıf olduğundan bebekler ve kalabalık, pis ortamlarda yaşayan, iyi beslenemeyen çocuklar hastalık için en riskli gruplardır. Belirtiler Nelerdir? Öksürük, kanlı balgam, hafif ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, terleme, göğüs ve sırt ağrısı, parmaklarda çomaklaşma görülebilir. Ayrıca, tüberküloz vücutta farklı bölgeleri etkileyip menenjit, eklem iltihabı da yapabilir. Etkilenen bölgeye göre belirtiler de farklılık gösterir. Tanı koymak için doktorunuz bir cilt testi isteyecek, şüphe varsa akciğer filmi çektirecek, bazı kan testleri yaptıracak, mikrobun varlığını kanıtlayacak testleri görmek isteyecektir. Tüberküloz, hasta kişinin aksırık ve öksürüğünden bulaşır. Çocuklar, genellikle mikrobu erişkinlerden alırlar. Hasta bir çocuğun yaşıtlarına mikrobu bulaştırma riski çok düşüktür. Tedavi başlandıktan sonra 2-4 hafta daha bulaşıcılık sürebilir. Tedavi 1 yıl kadar uzun sürebilir.  BCG aşısıyla tüberkülozdan korunmak mümkündür.  ? Details...

Doğuştan Kalça Çıkığı  Doğuştan Kalça Çıkığı, çocuklarda sık görülen, erken anlaşılıp tedavi edilmezse kalıcı sakatlıklara yol açabilen bir sorundur. Üst bacak kemiğinin başı ile kalça eklemi arasında değişik derecelerde uyumsuzluk vardır. Bebek anne karnında gelişirken oluşan bazı problemler, kalça çıkığına neden olur. Kızlarda, ilk bebeklerde, makat gelişiyle doğan bebeklerde ve ailede kalça çıkığı öyküsü olanlarda daha sık görülmektedir. Genellikle, kalça tek taraflı olarak etkilenir. Hiç belirti vermeyebilir. Bebeğin bir bacağı daha kısa görünebilir, uyluktaki cilt kıvrımları asimetrik olabilir. Bebeğin bacaklarını rahatça yana açamadığı farkedilebilir. Bebeklikte anlaşılmamış vakalarda, yürümeye başladığında yalpalama, topallama, parmak ucunda yürüme görülebilir. Sağlam bebek izleminde, doktorunuz kalça kontrollerini de yapacak, şüphelenirse kalça grafisi veya ultrasonu ile kesin tanıyı koyacaktır. Daha sonra bir ortopedi uzmanına gönderileceksiniz. Özel bazı cihazlar veya alçılar yardımıyla kalça eklemi istenen pozisyona getirilecek, normal gelişim sağlanacaktır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, sonuç o kadar iyi ve tedavi o kadar kolay olacaktır. Geç kalınmış vakalarda, ameliyat gerekli olacaktır. Bebekte tam gelişmemiş bir kalça eklemi mevcutsa, kalça çıkığına meydan vermemek için bebeği sıkıca sarıp kundaklamaktan, hareketini kısıtlayacak sıkı kıyafetler giydirmekten, küçük bez kullanmaktan kaçınmak gerekir.  ? Details...

Orta Kulak İltihabı (Akut Otit Media) Özellikle küçük yaşta çocuğu olan aileler için orta kulak iltihabı ( tıbbi adıyla otit ) ne yazık ki, çok tanıdıktır. Küçük çocukları en sık doktora getiren enfeksiyon sebeplerinden biri orta kulak iltihabıdır. Ani ağlamalar, şiddetli kulak ağrısıyla aileyi de çocuğu da üzen bir tablodur. Neden Çocuklarda Orta Kulak İltihabı Sık Görülür? Çocuklarda, özellikle 6 ay- 2 yaş arası, başka bir risk faktörü olmasa da anotomik olarak östaki tüpleri (genizden orta kulağa uzanan tüp), erişkindekine göre daha kısa ve yatay olduğu için, burun veya boğazdaki mikroplar kolayca orta kulağa kadar ilerleyebilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi henüz yeni gelişmekte olduğundan sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirler, bu da orta kulak enfeksiyonuna zemin hazırlar. Diğer Risk Faktörleri Nelerdir? Sigara dumanına maruz kalmak Yatar pozisyonda biberonla beslenmek Yuva, kreş gibi kalabalık ortamlarda bulunmak Allerjik bünye- özellikle inek sütü, ev tozu allerjileri Kulağa Su Kaçması Orta Kulak Enfeksiyonuna Yol Açar mı? Hayır. Mikrop kulağa dışarıdan değil içeriden (boğazdan) gelip enfeksiyona yol açar. Annelerin, banyoda kulağına su kaçırıp kulağının iltihaplanmasına yol açtım diye üzülmesine gerek yoktur! Nasıl Anlaşılır? Derdini anlatabilen yaşta bir çocuksa, zaten kulak ağrısını tarif edecektir. Özellikle gece, yatınca artan veya aniden uykudan uyandıran bir ağrı görülebilir. Daha küçük çocuklarda ise, huzursuzluk, ağlama, uyuyamama kulak ağrısına işaret edebilir. Kulakla oynama, kulağı çekiştirme bebeklerde her zaman kulak iltihabı demek değildir. Çoğu bebek bunu sırf meraktan veya diş çıkarırken yapar. Gerçekten iltihap olduğunda ise, çoğu zaman kulağı ellemeyecek veya elletmek istemeyecektir. Ateş görülebilir. Kusma, ishal görülebilir. Bazen kulaktan kanlı veya iltihaplı akıntı görülebilir. Bu yakınmalarla doktora gittiğinizde, doktorunuz kulak muayenesi ile kesin tanıya ulaşacaktır. Otit Nasıl Tedavi Edilir? Tedavide temel amaç, ağrı kesiciyle çocuğu rahatlatmak ve antibiyotikle enfeksiyonu ortadan kaldırmaktır. Tedavide doktorun önerdiği süre ve doza uymak önemlidir. Korunmak İçin Neler Yapılabilir? Öncelikle dengeli beslenme, uygun aşılama ile çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlü tutmalısınız. Anne sütü alan bebeklerin, diğer pek çok enfeksiyon gibi orta kulak iltihabına karşı da korunaklı olduğunu unutmamalı, ilk 6 ay bebeğinizi sadece anne sütüyle beslemelisiniz. Bebeğe yatar pozisyonda biberon vermemelisiniz. Özellikle yuva gibi kalabalık ortamlarda bulunan çocuğa el yıkama alışkanlığı kazandırmalısınız. Bebek ve çocukları sigara dumanından uzak tutmalısınız.  ? Details...

Kızıl Kızıl, çocuklarda görülen ateşli ve döküntülü bir hastalıktır. Anjine yol açan streptokok adlı bakterinin bazı türlerinin ürettiği bir toksin, hassas kişilerde kızıl döküntüsüne yol açar. Diğer çocukluk çağı döküntülerinden en önemli farkı antibiyotik tedavisi gerektirmesidir.  Hastalığın başlangıcında boğaz ağrısı ve ateş vardır. Çocuk kendini oldukça kötü hissetmekte, başağrısı, karın ağrısı, bulantıdan şikayet etmektedir. Mikrop, boğaza alındıktan 2 gün sonra döküntü görülür. Döküntü yüz ve enseden başlayıp vücuda yayılır. Kasık ve koltuk altında daha yoğun olabilir. Hafif ciltten kabarık, kaşıntılı bir döküntüdür, dokununca zımpara kağıdı hissi verir. Bu sırada, hastanın dili de beyaz veya kırmızı çileğe benzer bir görünüm alabilir. Kesin tanı, boğazdan alınacak kültürde streptokok bakterisinin gösterilmesiyle konur. Streptokok anjini geçiren biriyle yakın temas, aynı bardak, çatal-kaşığı kullanmakla mikrop bulaşır. Temastan sonra kuluçka dönemi 2-5 gündür. Ancak, kişinin hassasiyetine bağlı olarak aynı mikrobu alan başka biri, cilt döküntüsü olmadan sadece anjin geçirebilir. Hasta kişi, tedavi başlandıktan 24 saat sonra artık bulaşıcı değildir.  Kızılda, en önemli nokta doktorun önerdiği antibiyotik tedavisini uygun şekilde kullanmak, önerilenden önce kesmemektir. Doktorunuz, eğer iğne değil de ağızdan tedaviyi tercih ederse, antibiyotik şurubu 10 gün vermeniz gerekecektir. Bu, boğazdan mikrobun tam olarak silinebilmesi ve romatizmal ateş gibi komplikasyonları önlemek için gereklidir. Çocuğun boğazı acıyacağı için kolay yutabileceği sıvı, yumuşak kıvamlı gıdalar vermek, ılık tuzlu suyla gargara yaptırmak rahatlatıcı olacaktır. Ateş için doktorunuzun önereceği ateş düşürücüyü birkaç gün kullanmanız gerekebilir. Günümüzde kızıl artık korkunç bir hastalık değildir, ancak tedavi edilmesi gereken bir döküntülü hastalık olduğu da unutulmamalıdır.  ? Details...

Menenjit Menenjit, beyni saran zarların iltihaplanmasıyla oluşan, hemen tedavi edilmezse işitme kaybı, beyin hasarı ve ölümle sonuçlanabilen ciddi bir bakteriyel enfeksiyondur. Hastalığa yakalananların %95'i 5 yaş altındaki çocuklardır. Kalabalık ortamlarda bulunan çocuk ve erişkinler daha fazla risk taşırlar. Bazı virüs türleri de daha hafif bir menenjit tablosuna yol açabilirler. Ancak, bakteriyel menenjit tıbbi bir acildir. Belirtiler Nelerdir? Ateş, şiddetli başağrısı,halsizlik, iştahsızlık, ensede ağrı veya ense sertliği, bilinç bulanıklığı, uyku hali, kusma, parlak ışığa bakamama, ciltte basmakla solmayan lekeler, havale geçirme menenjitin belirtileri olabilir. Menenjit, birkaç gün süren bir üst solunum yolu enfeksiyonu veya barsak enfeksiyonu gibi de başlayabilir. Devamında çocuğun tablosu ağırlaşır, diğer belirtiler de ortaya çıkmaya başlar. Bebeklerde belirtiler daha zor anlaşılabilir. Yüksek veya düşük vücut ısısı, huzursuzluk, kucağa alınınca geçmeyen ısrarlı ağlamalar, uyku hali, beslenmede isteksizlik, kafadaki bıngıldağın normalden bombe olduğu farkedilebilir. Nasıl Bulaşır? Mikrop, solunum yoluyla veya ellerle vücuda alınır. Tanı ve Tedavi Nasıl Yapılır? Bakteriyel menenjit, tıbbi bir acildir. Çocuğun durumundan şüphelenirseniz, hemen doktorunuza başvurmalısınız. Doktor, çocuğu muayene edecek, kesin tanı için beyin omurilik sıvısından örnek alacaktır ( Bu işlemin sanılanın aksine çocuğa herhangi bir zararı yoktur, işlemin yapıldığı bölgede sinir dokusu bulunmamaktadır ). Bakteriyel etken söz konusuysa, hemen antibiyotik tedavisine başlanacak, çocuk büyük olasılıkla hastanede izleme alınacaktır. Bazen, hastayla temastaki kişilere de koruyucu ilaç verilebilir. Eğer viral bir menenjit söz konusuysa, antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur. Ağrı kesici, ateş düşürücü, sıvı tedavisi gibi rahatlatıcı yöntemlerle hasta takip edilecektir. Menenjiti Önlemek Mümkün mü? Hijyen kurallarına uymak, sık sık elleri yıkamak tehlikeli mikropların vücudumuza ulaşmasına engel olacaktır. Bu konuda, çocuklarımıza örnek olmalı, küçük yaşta iyi alışkanlıklar kazandırmalıyız. Özellikle çocuklarda önemli menenjit etkenleri olan H.influenza ve Pnömokok adlı bakterilerden aşıyla korunmak mümkündür. Anne sütü almanın, pekçok başka faydaları yanında, bebekleri menenjitten de koruduğu gösterilmiştir.  ? Details...

Katılma Nöbeti Katılma nöbeti, çocukluk çağında, özellikle 2 yaş civarında sık görülen, anne babayı korkutan, ancak neyse ki göründüğü kadar korkunç olmayan nöbetlerdir. Görülme sıklığı yaklaşık % 5 'tir. 6 aydan önce nadirdir, 5 yaş civarında da kaybolur. Nöbet öncesinde çocuğun keyfini kaçıran bir olay olur. Örneğin istediği birşeyin kendine verilmemesi, istediğini yaptıramaması gibi bir olay sonucu yaşadığı hayal kırıklığı veya kızgınlık, korku, canının yanması nöbeti tetikler. Çocuk ağlamaya başlar, ağlama sırasında aniden nefesini tutar, ardından morarır, katılır.Bir diğer türünde ise, rengi bembeyaz olur. Bilincini kaybeder, yaklaşık 30-60 sn içinde kendine gelir. İlk katılma nöbetinde, havale ile giden hastalıklardan ayırt etmek için çocuğun doktor tarafından görülmesi gereklidir. Demir eksikliği bu durumun görülme sıklığını arttıracağı için, tam kan sayımı kontrolü istenecektir. Çok sık tekrarlayan, ciddi nöbetler varsa, ilaç önerilebilir. Katılma nöbeti sırasında fazla ilgi göstermek, nöbetin tekrarlamasını teşvik eder. Bu nedenle; anne babanın çocuğun zarar görmeyecek bir pozisyonda olduğundan emin olduktan sonra, mümkün olduğunca kayıtsız kalması gereklidir  ? Details...

Çocuklarda Omurga Eğriliği (Skolyoz) Vücudumuzu dik tutan bel kemiği (omurga) bazan eğrilikler gösterir. Çok genç yaşlarda başlayabilen eğrilikleri ancak dikkatli anneler yakalayabilir. Çocuklar elbiseli iken yeni başlayan ve hafif eğrilikleri fark etmek mümkün değildir. Ama anneler çocukları elbisesiz de görebilirler. Daha çok kız çocuklarda gözlenen omurga eğiriliklerini erken fark etmek ana-baba, öğretmen gibi büyüklere düşmektedir. Omurga silindir yapıda birçok kemiğin, disk denilen kıkırdak yapılarla birleşmesinden oluşur. 7 tane boyun,12 tane sırt, 5 tane bel omur kemiği koksiks adı verilen piramide benzer parça ile birleşip iskeletin esas parçası olan bel kemiğini (omurgayı) oluşturur. Omurga vücudu dik tutan bir destek, omuriliği koruyan bir yapıdır. Omurganın boyun ve bel bölgesi oldukça hareketlidir. Omur kemiklerinin mükemmel bir şekilde birbirine eklem ve bağlarla birleşmesinden oluşan omurga yandan belirli normal eğrilikler gösterir, yandan bakılınca boyun ve bel bölgesinde içeri doğru girintili sırtta ise dışa doğru çıkıntılıdır. Ama omurgaya önden bakılınca dümdüzdür. Önden bakıldığında omurganın bir bölümünün sağa veya sola doğru kavis yapması ve rotasyon (dönme) göstermesi bir bozukluktur. Bu bozukluğa Skolyoz denir. Ancak annelerin bu konuya daha duyarlı olması ile bu rahatsızlık daha erken yakalanabilir. Vakaların çoğunda neden bilinemez. Nedeni bulunmayan eğriliklere idyopatik skolyoz denir. Genetik geçiş özellikleri vardır. Kız çocuklarda daha fazla görülür. Ağır vakalarda eğrilmeler ergenlikte çok hızla ilerler. Araştırmalar çocukların %5'inde skolyoz görüldüğünü bildirmektedir. Eğrilikler çeşitli tiplerde olabilir. Sırtta sağa veya sola belde sağa veya sola veya hem sırt hem belde karşılıklı eğrilikler olabilir. Omurga eğrilikleri çocukluktan sonra da oluşabilir. Erişkinlerde sırt kaslarının dengesizliği, aşırı şişmanlık, osteoporoz (kemik erimesi) gibi durumlarda sonradan skolyoz gelişebilir. Çoğu zaman eşit çalışmayan kaslar sırt kaslarında dengesizliğe neden olur ve omurgada eğrilik gelişir. Bu durum omurgada kalıcı bozukluk yapmadan fark edilebilirse düzeltilebilir. Belirti ve Bulgular Hafif bir eğrilik hiç bir fiziksel aktiviteyi engellemez. Çoğu zaman dikkat edilmeden fark bile edilemez. Bazan tesadüfen röntgen filminde omurgada eğrilik görülür. Ağır eğrilikler ise elbiseli iken bile fark edilebilir. Kötü gidişli skolyozda omurganın giderek eğrilmesi ileri yaşlarda göğüs boşluğunu daraltır. Bu daralma ileride kalp ve akciğer sorunlarına yol açar. Teşhis Basit bir çekül doğrultusu ile omurganın doğruluğuna bakılabilir. Ensenin tam ortasına konulan çekül ipinin omurgadan düz olarak geçip yere tam iki ayak ortasına inmesi gerekir. Ayrıca her iki omuzun aynı seviyede olması, öne doğru eğilince sırtta asimetri veye bir tarafta farklılık olmaması gerekir. En ufak bir şüpheniz varsa doğru teşhis için uzman doktor muayenesi ve radyolojik tetkikleri yaptırın. Gerekli omurga filmlerinde omurgalardaki dönmeler tesbit edilir ve skolyozun açısal ölçümleri yapılır. Skolyozlu hasta belirli aralıklarla mutlaka kontrol edilmelidir çünkü eğrilikler hızla ilerleyebilir. Tedavi Hafif vakalar sadece gözlem altında tutulur, erişkin veya çocuk zaman içinde takip edilir. Bu arada kaslardaki dengesizliğin, sertleşme ve kısalmaların önlenmesi için düzenli egzersizler yapılmalıdır. Kötü gidişli vakalarda eğrilik ve omurgada dönmenin artması ile göğüs boşluğunu zamanla çok daralır. Akciğere giren çıkan hava azalır. Yaş ilerledikçe ve çocuk büyüdükçe akciğerde sık sık problemler çıkabileceği için bu tip vakalarda korse uygulaması ve ameliyat yapılmasını gerektirebilir.  ? Details...

Rotavirüs İshali Rotavirüs, küçük çocuklarda görülen ağır ishallerden sorumlu bir grup virüstür.Yaklaşık 2 gün süren kuluçka döneminin ardından kusma, ateş, karın ağrısı ve sulu ishal başlar. Ateş ve kusma 2-3 günde geçer, ishal ise 1 hafta- 10 gün kadar sürebilir. Bulaşıcı mıdır? Rotavirüs çok bulaşıcıdır. Mikrop bulaşmış su veya gıdayla, mikrobu taşıyan eller yoluyla vücuda alınır. Yuva gibi kalabalık ortamlarda, özellikle çocuklar tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerini yıkamayı unuttuklarında kolayca yayılır. O kadar bulaşıcıdır ki, genel hijyen koşulları ne kadar iyi de olsa, hemen her çocuk 5 yaşını doldurmadan rotavirüs ishali geçirmiş olmaktadır. Ülkemiz gibi ılıman iklim kuşağındaki ülkelerde, kış aylarında görülür. Özellikle 2 yaş altı küçük çocuklar etkilenir. Erişkinde ise, daha hafif seyreder. Nasıl Tanı Konur? Kesin tanı, gaitada virüsün gösterilmesiyle konur. Nasıl Tedavi Edilir? Tedavinin amacı, çocuğun susuz kalmasını önlemektir. Ağızdan sık sık az miktarda sıvı alımı uygun olur. Doktor tuz- şeker karışımından önerebilir. Ağızdan yeterli sıvı alımı sağlanamazsa, özellikle küçük çocukta, hastaneye yatırılıp serum verilmesi gerekebilir. Anne sütü alan bebeğin emzirilmeye devam etmesi çok önemlidir. Antibiyotikler işe yaramaz. Kusma ve ishali durdurucu ilaçlar önerilmez. Önleme: Bu kadar çok görülen bir enfeksiyondan korunmak için ne yazık ki, kullanabileceğimiz bir aşı yoktur. (Not : 2007 öncesi Rotavirüsten korunmak için güvenilir bir aşı mevcut değildi, ancak yapılan çalışmalar sonucunda koruyucu ve güvenilir bir aşı elde edildi. En önemli koruyucu yöntem, el yıkama alışkanlığının kazandırılmasıdır. Hasta çocuğun ishal geçene  ? Details...

--= NFSP =--

Hepatit A Hepatit A, hepatit virüslerinden birinin yol açtığı karaciğerin iltihabi hastalığıdır. Hepatit virüsleri A'dan G'ye dek uzanan geniş bir yelpazede yer alırlar, farklı özellikleri vardır. Hepatit A, ülkemizde sık görülen, zaman zaman okullarda salgınlar yapan bir hepatit türüdür. Hastayla yakın temasla, enfekte su ve gıdayla bulaşır.  Mikrop alındıktan sonra bir kuluçka döneminin ardından; cilt ve göz aklarında sararma, iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma, koyu renkli idrar görülebilir. 6 yaş altı küçük çocuklar, sarılık olmadan, hatta hiç belirti olmadan da hastalığı geçirebilirler. Gençler ve erişkinlerde daha ağır seyredebilir. Hasta kişi, belirtiler görülmeden önceki birkaç haftalık dönemde de bulaşıcıdır. Bulaşıcılık sarılık veya diğer belirtiler görüldükten bir hafta sonrasına kadar sürer. Kesin tanı kan testleriyle konur. Özel bir tedavisi yoktur, hastanın genel durumunu destekleyecek tedaviler verilir.Tedavide antibiyotiğin yeri yoktur.  Hijyen kurallarına dikkat etmek, özellikle el yıkama ile enfeksiyondan korunmak mümkündür. En güvenli yöntem ise, 2 yaştan sonra iki doz halinde yapılan aşıyla korunmaktır.  ? Details...

DİL SEÇİMİ

English Arabic Bulgarian Croatian Czech Danish Dutch Finnish French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Norwegian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Swedish Catalan Filipino Hebrew Indonesian Latvian Lithuanian Serbian Slovak Slovenian Ukrainian Vietnamese Albanian Estonian Galician Hungarian Maltese Thai Turkish

İSTATİSTİK

BUGÜN325
DÜN386
BU HAFTA325
BU AY6198
TOPLAM770028

(C) BilCELL
Bebeği memeden ayırmak için ne zaman uygundur?

 Dünya Sağlık Örgütü, bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesini, 6 aydan itibaren uygun ek gıdalar başlanarak emzirmenin 12-24 ay sürdürülmesini öneriyor. Bu bilginin ışığında, anne ve bebek açısından uygun olan bir zamanda emzirme sonlandırılabilir. Eğer, memeyi bırakmaya karar veren bebek olursa, bu süreç daha kısa sürecek, daha kolayca atlatılacaktır. Ancak, eğer anne memeden ayırma sürecini başlatırsa biraz daha uzun ve zorlu bir süreç yaşanabilir. Bunun ne kadar süreceği bebekten bebeğe değişebilir. İdeal olanı memeden aşamalı olarak ayırmak, hem bebeğe hem de annenin vücuduna yeni duruma alışmak için zaman tanımaktır.

 
BilCELL Bilgisayar letiim - Bodrum Web Tasarm Bilgisayar Cep Telefonu Iphone Notebook Tamiri Sat Kampanyas Bodrum Servis ve Servisi
Copyright © 2010 BilCELL.® All rights Reserved.